Büyük bayrak dikicisi ve "laikçi" gericilerle, ılıman kuşak İslam'ı kullanarak ve avantaları büyüterek sebeplenen “bizde her yol var abi”ci liberaller arasındaki mücadeleyi ikinciler kazandı. Bu arada Türklükle herhangi bir ilgisi bulunmayan reaksiyon tüccarları ile PKK'nın yan kuruluşu olarak faaliyet gösteren terorist millliyetçiler de konumlarını resmi alanda güçlendirdi.
Kısacası, içinde yaşadığımız kepazelikler coğrafyasını tam anlamıyla yansıtan bir seçim tablosu ortaya çıktı. Biz işte buyuz.
Kendini bulamamış ve giderek namussuzlaşmış cumhuriyet kuşağının bön ve Batıcıl torunlarının, bir an evvel copy-paste hayatlarını terkederek; küf, soğan-sarımsak, margarin, makarna kokan evlere konulup, zehirli bir müzik eşliğinde ciddi bir terapiye sokulmalarında sonsuz faydalar görüyorum. Tabii bu yeterli gelmeyecektir.
Peki ne yapmak gerekir? Tabii ki önce bir sıralama ve sonrasında çeşitli tercihler. Sıralamada veri olan durumlar yazılır, tercihlerde de gidilecek yollar. Aslında yol demek daha doğrudur; zira "bir insanın önünde birden fazla gidilebilir yol varsa, o insan kaybolmuş demektir."
1. Öncelikle bizim bu tablonun bir parçası olduğumuz ve kimsenin bundan daha farklı veya daha fazla bir şey olmadığı gerçeğini sindirmek gerekir. Sindirmek de kafi gelmez; doku ve DNA olarak bu kodların kendi vicdanımızın iç siperlerine sıvaşmış ve beyin sularımıza katışmış olduğunu kabul, ilan ve açık etmemiz şarttır. Bunu yapmakta zorlanan veya kendini "bir başka" sayan her sersem Türk bireyinin, yine sırasıyla a. Bu sıcaklarda bombeli türban, uzun entari kuşanıp dolaşması b. "Türkiye layiktir layik kalacak" bağırarak tempo tutması c. Kurt işareti yaparak bir kaç linç hareketine dahil olması d. "Biji Kurdistan, Apo Başkan" zılgıtları atarak Diyarbakır veya Taksim taraflarında polise taş atma eylemlerine katılması, bu şizoid hallerin hakiki anlamda kavranmasını sağlayacaktır. Bunlara burun kıvıran her türden "okumuş, entelektüel, aydın, solcumsu, ilericimsi, Baskıncı, Urasçı, çevreci, vesaireci veya nihilist, anarşist, sosyalist" yan türlerin ise, yukarıdaki prosesi bir kaç sefer tekrarlamaları elzemdir.
2. Böylelikle kendimize geldikten, kendimizi bildikten, idrakimizi maksimize ettikten sonra; bu aslında farklı görünmelerine rağmen aynı kaptan beslenen ve aynı kaba s..an milletimizin bir üyesi olarak, ağzına kadar b.. içindeyken nasıl kurtulup kendimizi temizleyebiliriz ve torunlarımızın torunlarının torunları için nasıl bir işe yarayabiliriz diye düşünmeye başlayabiliriz.
3. Düşünmeye vakti olanlar, yani sağlam parası-pulu olanlar, derhal ülkeyle tüm bağlantılarını keserek Güney Kutup dairesi taraflarına yerleşmeli ve burada kuracakları koloni hayatıyla bir iki yüzyıl sonrası için insan-ürün yetiştirme, envanter oluşturma, araştırma yapma işlerine girişmelidir.
4. Diğer köleler ve serfler ise kendilerini feda edecek, ileride anılmayı haketmeye çalışarak, kutupta bulunanlara her türlü bilgi ve veriyi sağlamakla yükümlü olacaktır. Ne yapalım, sert ve acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Bu kardeşlerimiz düzenli olarak günlük tutacak ve içinde yiyerek yaşadıkları b..ları tarif edecek, anlatacak ve bunları ibret-i alem anlamında belgelemiş olacaklardır. Böylelikle bu ilk elden malzemeye bakılarak, "nasıl yapılmaması, nasıl davranılmaması, nasıl olunmaması" gerektiği kayda geçirilecektir
5. Meselelere mümkün mertebe dışardan, tepeden ve hatta buzlu ve ses ve kurşun geçirmeyen cam arkasından bakan ve kendisine malum olan bazı özel, seçilmiş, baby700vari bir kısım şahsiyet ise Seyşel, Maldiv veya kendi belirleyecekleri bir başka adalar memleketinden bu süreci yönetecek ve makul bir ücret karşılığı vatana, millete hizmet edeceklerdir. Bu durum kimilerine bir ayrıcalık veya bir tür haksızlık gibi gelse de, buna katlanılacaktır. Zira ülkede bu nadir türdekilerden başka, metodoloji, teori, tarih, arazi, sekstant, harita, eski ve yeni Türkçe, Latin dilleri, Arabi, Farsi, Türkik diller ve lehçeleri, yol-yordam, sashimi, lakerda, Titicaca Gölü, Patagonya, Mançurya, Kronstadt, K-9, Başkırdistan, Philip K. Dick, elini-ayağını ve her türlü şeyini nereye koyacağını ve kendini bilen insan kalmamıştır.
benim de bu simülasyonda (çok tozuttuğum vakitler) android olup elektrikli koyun düşleyesim geliyor.
Her yemek yenmeyeceği gibi sindirmek pekmümkün olmayabilir bünyede ki zehir etkisi olmadan azar katık etmek gerek bazı sert durumları. Kaldı ki "Yönetim" ve "Yönetilmek" insanı sinir eder. Nasıl bırakır kendini bir kucağa insan güvenimi kazandı diyerek yahut nasıl ait hisseder ona kattığı bir şey yoksa? Bugün yaşanan kayma budur fazlası değil! Dünyadan muaf bir noktada olmadığımız gibi buralar da dahil yapılan planların yürümesi pek çok ana etmene bağlı sizin üzerinizden bunlar yaşatılıyorsa bu yerel düşünce ile değil kutba aya çıksan kafi gelmez-gelemez... Sindirmek için anlamak lazım savaşmak değil!
bir kez daha türkiye'de yaşıyor olmanın haklı gururunu paylaştığım halkıma nezdinizde geçikmiş teşekkürlerimi sunuyorum. "kullandığınız tüm oylar için teşekkürler halkım!".
sayın baby700, değerli ahkamınızı okurken aklıma şöyle bir sual geldi: "herhangi bir alanda uzmanlaşan ya da daha basitinden belli bir başarısı olan 550 Türk kişisi sayabiliyor muyum?"; "hadi 100 tane?"; "50 bile mi yok?". diyeceksiniz ki, sen sayamıyorsun ama ben sayabilirim, tamam cahilim, tamam türk halkı olarak cahiliz.
sadede geleyim. gerek çevremden gerekse öteden, cahilliğimi önemsemeyerek, aklıma gelen isimleri bir araya getirmeye başladım. sonunda sadece g.t'lük, hırsızlık ve dönmelik (Sayın Halaçoğlu'nun katkılarıyla) alanında 550 isim sayabileceğimi buldum. Hal böyle iken doğru dürüst 550 miletvekili aramamın da pek uygun olmayacağına, en doğru kararın salla gitsin bu sefer belki tutar oyu olduğuna karar verdim. yani 70 milyon arasında 550 iyi adamı bile bir araya getiremezken, nasıl 550 iyi adamı meclise sokabilmemiz beklenir ki? işte bu can alıcı noktada halkımın salla gitsin, baykal gibi cumhuriyetçiye girsin modu beni yeterince tatmin etmiştir. dileğim; böyle muhalefet devam edecekse bir sonraki seçimde ak partinin %85 ile iktidara gelmesi, %15'i de bağımsızların almasıdır. beceriksiz, kifayetsiz politikacıları gördükçe sinirlenen ben, en azından ak partinin logosunu gördüğümde gerçekleşen olanaksız bir evrim komedisine gülüyorum.
en kısa zamanda siyasete atılmanız dileğiyle.
İsmet Özel'in bir röportajından alıntıdır;
Peki seçimlerde yeni bir yöneliş olur mu?
Asla olmaz. Bu yapı içinde imkansız. Türkiye’de gerçekten tercih alanın doğması lazım.
Bu alanı Türkler kendileri mi yaratacak?
Tabii ki evet. İnsanlar şu anda karar verme kalitesinde değiller. Ancak karara uyma kalitesindeler.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.