Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "meğer robotlarmış!"

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

tuttum
27

Çık Dışarıya Oynayalım!

Eskiden oyunlarımızı, dört-beş çocuk bir daire oluşturup öyle oynardık. Ya da oyuncak bebeklerimizle, arabalarımızla hayal gücümüzü kullanıp gerçek olmayan dünyalarda, gerçek olmayan kişileri canlandırırdık. Ama artık oyunlar bilgisayar başında geçirilen gecelerle, gündüzlerle hayat buluyor. Hele bir de bahsettiğimiz bir internet oyunuysa, durum oyundan öteye geçip ciddiye biniyor.

\

İnternet oyuncuları zamanlarının inanılmaz derecede büyük bir kısmını bilgisayar başında yarattıkları sanal karakterleri geliştirmekle, onlara seviye atlatmakla veya kurdukları ülkeleri savaştırmakla uğraşıyorlar. Bu tip şeyler, eğer daha önce internet oyunlarıyla hiç karşılaşmamışsanız, size garip gelebilir. Ve hatta şöyle bir soru sorabiliriz buradan hareketle; “Bir insan, olmayan bir şey için neden bu kadar emek harcar?”
\

İnternet Oyunlarının Tarihi
Bu tip oyunlara “Multi Massive Online Role Playing Game”(MMORPG) yani “Devasa Oyunculu Çevrimiçi Rol Yapma Oyunu” deniliyor. Bu tür, ilk olarak oyuncuların internet üzerinden metin tabanlı oyunlar oynamasıyla başlamış. Fakat daha sonra gelişen grafik imkanları sayesinde bu oyunlar daha gerçekçi ve çekici olmaya başladılar. Temel olarak bu oyun türü, oyuncuların yapay zekalarla değil de birbirleriyle rekabet etmesine dayanıyor. Bu da rekabeti ve oyunun sürekli olmasını sağlıyor. Oyunun kaderinin insanlar tarafından belirlenmesi, en iyi olma savaşı, bu tip oyunlara ayrı bir çekicilik katıyor.
\

Bu oyunlardaki amaçlar birbirinden farklı olsa da genel olarak oyuncuların amacı bir karakteri ‘en iyi’ yapıp, o sanal dünyada birinci olmaktır. Bunun yapılabilmesi için ise genellikle iki yol izlenir. Birincisi, diğer kullanıcıların karakterleri ile savaşmak ve itibar&seviye kazanmak. Diğeri ise oyun tarafından size verilen görevleri tamamlamak. Tabii bu tip oyunların yarattığı en büyük farklılık gruplaşmadır diyebiliriz. Yani insanlar ittifaklar, klanlar kurup grup halinde savaşabiliyorlar. Bu da kullanıcılara, belki de gerçek dünyada sahip olamadıkları bir yere ait olma duygusunu sağlıyor diyebiliriz.
\

Oyunların yarattığı bağımlılığa Wikipedia şöyle değinmiş.

Bağımlılık
Bu tip oyunlar çok çeşitli fakat hepsinin ortak bir yönü var; bağımlılık yapması. Bu bağımlılığın sebebi olarak da oyunlarda bulunan level atlama, karakter geliştirme gibi oyunu sürekli kılan unsurların, kullanıcının başarı ihtiyacını tatmin etmesi. Yani bir kere elinizi kaptırdınız mı, kolunuzu alamıyorsunuz. Çünkü birkaç level atladıktan sonra, genel sıralamalarda birkaç sıra yükseldikten sonra kullanıcılar “Madem bu kadar uğraştım, e devam edeyim bari.” diye düşünüyorlar. Bu da oyunla kullanıcı arasında zoraki bir bağımlılığa sebep oluyor. Bu konu hakkında Balıklı Rum Hastanesi Bağımlılık Bölümü Şefi Dr. Yasin Genç bahsettiğimiz oyunların ana görevi olan "seviye atlama"nın kişileri mutlu ettiğini ve egolarını yükselttiğini söylemiş. Bu nedenle seviye atlama görevi yapılmadığında kullanıcılarda bir yoksunluk ve ihtiyaç duygusu baş gösteriyor. Oyuncu her seferinde bu yüzden biraz daha fazla oynamak istiyor.

\

Bağımlılığın diğer bir sebebi de bireyin gerçek hayatta arzuladığı şeylerin gerçekleşmemesi, başarısız olması diyebiliriz. Yani evde, okulda, işte gerçekleşmeyen başarılar, kurulamayan veya sağlam olmayan insan ilişkileri nedeniyle kullanıcı bu tip duygularını sanal bir ortamda tatmin etme isteği duyuyor. Böylece gerçek hayattaki sorunlar, dertler yok sayılmış oluyor. Gençlerde aile kavgaları, okulda saygı görememe, yetişkinlerde ise evlilik sorunları insanları bu tip oyunlara itebiliyor. İş bu noktalara gelince doktorlar ebeveynlerin mutlaka bir limit koymasını öneriyorlar: "Sınırlandırma sert bir şekilde yapılmamalı, makul süreler önceden belirlenip, çocukların bu yönde sorumluluk taşımaları sağlanmalı.". Tabii aynı şey evlilikler için de geçerli. Çiftler kendi dünyalarını yaşamak istediğinde bu tip bağımlılıklar nedeniyle zamanla ilişkide kopukluklar yaşanıyor. İpler kopma noktasına gelinceye kadar kimse birbirine karışmayınca, boşanma kaçınılmaz son oluyor.
\

Kadınlar vs. Erkekler
Bahsettiğimiz bu bağımlılıklar ve yarattığı sonuçlar herkes için geçerli değil tabi ki. Herkes için geçerli olmadığı gibi, geçerli olanlar için de farklılık gösteriyor. Örneğin oyun bağımlılığı erkekler ve kadınlar üzerinde çok farklı etkiler yaratıyor. Yapılan araştırmalara göre kadınlar, gerçek dünyayla sanal dünyayı ayırt etmede daha başarılılar erkeklere oranla. Eğer yapmaları gereken bir işleri varsa oyunu terk edebiliyorlar. Bir siber-psikolog olan Dr. Kimberly Young'a göre, kadınlar kişinin gözünden gören oyunları pek tercih etmiyor. Onlar erkekler gibi güç, egemenlik ve şiddet peşinde değiller. Bu nedenle oyunlar da daha çok erkeklerin ilgi alanlarına göre hazırlanıyor.

Peki bu oyunları düzgün şekilde, bağımlı olmadan oynamak mümkün değil mi? Elbette! Ama pek kolay değil. Öncelikle gerçek hayatla sanal hayatı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Yani yapmanız gereken önemli bir işiniz, gitmeniz gereken bir ders, çalışmanız gereken bir sınav varsa oyunun başından kalkmayı bilmeniz gerek. Çoğu öğrencinin bu tip zamanlarda yaptığı şey mevcut karakterlerini dinlenmeye almak, tatile almak olabilir. Şayet oyunda böyle bir seçenek yoksa, o zaman mecburen oyunu bırakmak zorundasınız. Aksi halde gerçek hayatta pek çok şey sizin için iyi gitmeyecektir.


39 ahkam var

Ahkâmlar

tam da bu konuya parmak basan son dönem sinema filmlerinden biri de ben x.

hayatımda bir kez bile oynanamış bir insanım. övünmek mi lazım üzülmek mi bilmiyorum.

opsiyonel dizel dönüştürme kitli motorlu scooter'um nerde lan?

oyun oynamak nedense boş iş olarak algılanıyor genelde oysa hızlı düşünme ve refleksleri kontrol edebilme adına oldukça işlevsel, tabi bokunu çıkarmadığın sürece:) vakit geçirmek için birebir olduğundan bahsetmiyorum bile..

bireyin gerçek hayatta arzuladığı şeylerin gerçekleşmemesi, başarısız olması, yani evde, okulda, işte gerçekleşmeyen başarılar, kurulamayan veya sağlam olmayan insan ilişkileri
şu kalıp yazıda olmasaydı şaşardım.
mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam

mansocuğum üzül bence

bence de üzül.

mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam

ilk resim süpermiş. mc donals çocuk menü.

opsiyonel dizel dönüştürme kitli motorlu scooter'um nerde lan?

harbiden ha, onun ne işi var le orada..

mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam

şöyle bişi koyar insan o ne ole:)

\

MDK ve Doom oynarken kafayı sağa sola eğmekten ( nasıl bir refleks ise o da ) boynum tutulurdu yahu... gençlik işte..peh!

bizim kuzen de river raid oynarken joystikle birlikte dilini de cevirirdi oradan oraya..

- river raid ne yaa? - aha bu.

\
mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam

kara şimşek vardı eskiden çarşamba pazarı deyince aklıma hep o gelir
netten resimini bulamadım ki iliştireyim şuraya arama kriterlerimi mi değiştirsem acaba kara+şimşek+oyuncak+araba+eski+çok eski+çarşamba+pazarı+...:(

ben eski atarilere takılan tabancalar vardı kablosu vardı ama televizyona tutunca çıkan ördekleri vururdu televizyonun altından başlar ördek televizyonun üstüne çıkana kadar onu takip eder televizyon ekranından çıkmasına 3 4 cm kala çatadanank diye basardım bir aşağı bir yukarı geçerdi günlerim o zamanlar :)

Bu mmprog oyunlardan bir yıl kadar bende oynamıştım şifremi gözlerim kapalı bir şekilde değiştirdim de allahtan oyundan kurtulabildim... :)

Portakal'dan naneler. Mayhoş bir blog www.kulturportakali.blogspot.com

wizard of war u tek geçerim.

one..CaO

mmprog ne ya :)

Portakal'dan naneler. Mayhoş bir blog www.kulturportakali.blogspot.com
işte bu
işte bu
one..CaO

hey gidi..gözlerimden yaş geldi.

mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam

bir de bunlar vardı. birincisi arabaların gectigi yoldan karşıya geçmeye çalışan tavşan/tavuk, ikincisi de iplere tutuna tutuna cukurların uzerinden atlayan tarzanımsı ibiş..

\
mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam

birde Street Fighter vardı retro oyunlardan..şimdi taksimde Joker diye bir yer var oraya oyun makinesini koymuşlar jeton atıp oynuyorsun, çok manidar çoook:)

O kahve bardağını ağzına diken adamın ensesine bi tane indiresim geldi

river raid bir numaradır. falcon petrol vardı bir de, salak bir helikopter. yakıt alırken, ekranın altından radara görünmeyen uçaklar geçerdi, illet.

keyifle okudum. güzel bir yazı olmuş.. ama bu oyun oynamak için harcadığım zamanı etkileyemeyecek ne yazık ki:)

arro buradan C64 emülatörü, buradan da wizard of war oyununu bulabilirsin.
ikisini indirdikten sonra emülatörü aç, load and run dan oyunu başlatabilirsin.
buradan ise 1000 den fazla C64 oyunu bulmak mümkün..

one..CaO
.We're not alone there's someone else, too from the mirror's other side.

kutu kutu pense oynardık, aptalca çocuk oyunlarından biri işte, kim bulmuş niye bulmuş neden öğretirler çocuklara bilmem, çocuktum zorla yuvaya vermişlerdi beni, yuvada öğretmen zoruyla oynardık, yaptığımız resimlerin asılı olduğu camlı panoyu yere indirince kreş maceram iki üç ay gibi bişi sürmüştü. Babamı çağırıp eve yollamışlardı beni. Komşu kızıyla evcilik oynamak daha zevkliydi en azından sahici anne olup donunu indiriyordu.
Ayrı bir ırk hatta cinsi incelemenin merakı farklı oluyordu, daha ilkokula başlamamıştık.
Sonra misket oynamaya başladık, gazoz kapakları biriktirip bunlardan çeşit çeşit oyun oynayan mahalle çocuklarıydık. Mahalle maçları yapıp ebelemece oynayan akşam ezanından önce eve gelmesi gereken teknolojiyle atari salonlarında tanışmış çocuklardık.
Jeton alıp street fighter oynayan aduket çekip aşağı mahalleyle sahici kavgalar yapan veletlerdik.
Sonra büyüdük, karne hediyesi olarak baba eve bilgisayar getirdi, daha da büyüdük ve kirlendi dünya.
Reel dünyayı kirletirken bilgisayarlara dalıp sanal güzel bir dünya yaratmaya çalıştık. Bilgisayar oyunları icat ettik, ilgilenecek bişiler bulduk, interneti keşfettik, buraları da kirletip hayatımıza devam ediyoruz.

ser-hus, benim psikoloğun numarasını not et. kum torbası da aynı işi görüyor. iki dene öneri, seç işte birini.. :)

bu arada yazıyla ilgili olarak , red alert ilk çıktığında bi hafta başından kalkmamıştım. yemeği bile pc başında geçiştiriyordum. zamanımız çokmuş, ne yapacağımızı bilemiyormuşuz galiba.
geçen bi arkadaş süper bi oyun keşfettim dedi, daha görmedim. ama bizden geçti o çağ onu biliorum.

pallida mors aeguo pulsat pede pauperum tabernas, regumgue turres..

onnupro eyvallah..

mp3 playerinin pili çabuk bitmesin diye slow muzik dinleyen adam
sedaflora DİYOR Kİ, (12 Eylül 2008 12:21)

MDK ve Doom oynarken kafayı sağa sola eğmekten ( nasıl bir refleks ise o da ) boynum tutulurdu yahu... gençlik işte..peh

bir de mortal combat da klavye kırma kısmını eklemeyi unutmuşsun.

ayrıca arrogante tam nostalji yapmışsın. çukurların üzerinden atlayan tarzanımsı ibiş oyununda oyunun en heyecanlı yerinde joy sidik iki parçaya ayrılırdı genelde.

ipi tam zamanında bırakmazdı bir türlü.

eskiden bizim gibi çocuklara zıpır ya da yaramaz derlerdi şimdi ise hiperaktif deyip hasta teşhisi koyuyorlar, dikkat bozukluğu, algılama noktasında sümbansiyonda çıkan yalama bilmemnesi diye hastalık uydurup çocuk yaşta adamları koca psikologların önüne oturtuyorlar. Psikologun elinde değişik resimler evladım bu sana neyi anımsatıyor hadi söyle bakalımlar...
amca ben çok sıkıldım bahçeye çıkıp oynamak istiyorumlar...
olmaz evladımlar hadi söyle evladımlar, sanki hayatın gerçeği benim elimde ben söyleyince iyileşecem dünyayı ben mi kurtaracam eve gitmek istiyorumlar... Geçen gün oturmuşuz arkadaşlarla internetten indirdiğimiz rus mafya dizisi Brigadayı izliyoruz, lan bi sahnesinde mafyanın sekreter kızı, disket oyunlarından olan doksanların meşhur prince oyununu oynadığını görünce havaya fırladım, vay be dedim o zamanlar pederin olum bu dünyada çok ünlüymüş bak bakayım şu oyuna dediği princeyi doksanlarda her millet oynamış, tuttum ecnebileri sıkıştırdım köşeye biliyonuz mu lan bu oyunu dedim delikanlı gibi söyleyin seksen kuşağından olupta oynamayan var mı? bizim gibi oynayan çocuklar çıktı vay be dedim hepimiz adem ve havvadan türemişiz..
Delta forceyi keşfedip multiplayer çevirdiğimiz zamanlar pc başında allah allah diye yan masadaki arkadaşa saldırıyorduk, bir zamanlar misket oynamaktan bilgisayarda counter strike oynamaya doğru evrimleşen nesillerin hazin öyküsünü hatırlatan oyunlardır bunlar.
prince,gta1,commandos ilk aklıma gelenler.

Mendilimi getirin ağlamak istiyorum.

bi oyun oynadınmıydı sonu olacak kardeşim. başka türlü tat alınmazki.

dünyada müslümanları öldür oyununa bağımlı olmuş..adı müslüman kıyımı.tabii ki kahramanı da amerikan askeri..

pallida mors aeguo pulsat pede pauperum tabernas, regumgue turres..

gereksiz yere büyütülmüş bir olay. az biraz tasarımdan anlayan biri de abd yi öldür diye oyun yapar olur biter.

o zaman mesele kalmayacak diyorsun.

olaylar bakış açılarına göre farklılık gösterebiliyor demek ki !
mesela neye göre gereksiz ?

pallida mors aeguo pulsat pede pauperum tabernas, regumgue turres..

gerekli olduğu sanılan şeye göre gereksiz.

gerekli olduğu sanılan şey ne ?

çok açıklayıcı olmuş ta neyse..

pallida mors aeguo pulsat pede pauperum tabernas, regumgue turres..

Mörfik medieval oyna o zaman. Al türkleri cihad ilan et ver papanın eline. Her çıkışın bir inişi de ölecektir lakin. Timur gibi mesela ;)

.We're not alone there's someone else, too from the mirror's other side.

işte avalianch, bak:) bu yorumunda o yorumlardan biri yani...!

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu