
Şaşıyordu, bir ilçeden köyüne gidebilmek için bir hafta otellerde beklediğine. Köy uzak, gelen giden yok. Hatta ilçede köyün adını bilmeyenler var. Birkaç tanıdık edindi; otelci ,
bakkal, lokantacı... Yakın bir beldenin insanlarını buldular O'na. Köyün yolunu öğrendi; yaya sekiz on saat... Razıydı. Valizi, kitapları, yatağı vardı...
Bazen umutsuzluk sardığı da olmuştu. Dön geri derdi bir yanı,hayır yılmak yok derdi öbür yanı.
idealist yetişmişti...
yaşlı bir amca hareketiyle kazımıştı beynine...
Bir gün evvine vardığında; yaşlı amca, bastonuna dayanarak zorlanarak ayğa kalkıyordu. Ne olur amca rahatsız olma dediğinde:
_ Evlat, ben senin için ayağa kalkmıyorum, öğretmenliğin için ayağa kalkıyorum demişti. Yanıt çarpıcıydı...Eğildi, elini öptü, o da yanaklarını...
Sustular, susarak herşeyi anlatmışlardı...
Hep öyle konuşurlardı ikisi. Seninle bir işimiz var dedi. Başım gözüm üstüne dedi, İlyas Amca. Resimleri gösterdi, planını anlattı. Tamam dedi İlyas Amca. Eli de işe yakışırdı. Çok bir malzeme de gerek miyordu. Duvarda asılı eski kalbur kasnağını aldılar. Araba tekeri haline getirdiler. Ortasından bir mil ile kolay dönmesini sağladılar. İki dikey bir yatay ayak üzerine sabitladiler. Yatay ayakta iğ takılacak yer ayarladılar. İğ ile kasnak arasına anası kiriş bağlardı. Kiriş olmadığından
sağlam bir ip o görevi yaptı.
İşte bir sanat eseri, ortadaydı çıkrık. İlk denemeyi yaptı, süper dedi. Hatice Abla heyecanlıydı. Bir iki acemilikten sonra oturduğu yerden ip bükmenin keyfine varmıştı. Köyün kadınları çıkrığı kullanmaya başladılar. Kürtçe birşeyler söylüyorlardı bana. Teşekkür ediyorlar dedi İlyas amca. Yaşlılar ve kadınlar türkçe zor konuşurlardı.
Yıllar öncesinden kullanılmış, bilinmiş de olsa
köye çıkrığı hediye etmek mucit havasına soktu onu. Mutluydu; iyiki ilçeden dönüp git memişti.
Heee! Köyün adı mı? UMUTLU ...
hiç karşılaşma şansını elde edemesem de, bir yerlerde böyle öğretmenlerin olabileceğini bilmek bile güzel.
evet iyi ki ilçeden dönüp gitmemiş.. hala var mı böyle mesleğinin hakkını tümüyle veren öğretmenler..
yaratıcı, özverili, iyi niyetli öğretmenlerimizin var olduğunu unutmayalım. Geçmiş dönemlerde yetişme şartlarını bilmek gerek.
Ben, yıldızlı 10 veriyorum, süper inanılmaz güzel. Hep öğretmenler not vermez ya bizde veririz..
teşekkür ederim @akoni. Şimdi notlar 5 üzerinden veriliyor... ben iki sınıf birden mi geçmiş
oluyorum şimdi.:)
@teacher sizin takdirinize kalmış. Bütün öğretmenlerin çok değerli olduklarına katılıyorum, zaten İlyas amca da ne güzel söylemiş..
size birkaç ilginç nokta daha aktarayım:
Rüyada ; dokuma çıkrığı görmek, helal kazanca işaretmiş, çıkrıkçı görmek,işlerini düzebazlıkla halleden insana işaretmiş. Çıkrıkta iplik yaptığını gören kadın hamile ise, kızı olacak demekmiş. Erkeğin rüyada çıkrık kullanması keder demekmiş.
Ne öğretmenler eski öğretmenler ne öğrenciler eski öğrenciler...
Ama kafayı kaldırır da dikkatli bakarsak ben beyle idealist çok öğretmen, içinde bulunduğu koşullara sımsıkı sarılan öğrenciler de tanıyorum.
Sadece büyük şehir odaklı düşünüyoruz dolayısı ile aklımıza bıçaklanan, yemeğine fare zehri karıştırılan, dövülen, tehdit ve taciz edilen öğretmenler ve bu eylemlere imza atan öğrenciler geliyor göz önüne..
Ama okula gidebilmek için karda bata çıka plastik pabuçlarla yürüyen, yardımla edindiği 3 ortalı defterinden tek bir yaprağı bile boşa harcamayan, kalemini dibine kadar kullanan, anasına bacısına yardımdan sonra gaz lambasıyla ders çalışmaya çalışan öğrenciler ve bu fedakarlığı gören batılı gözleriyle onları anlayıp ayak uyduran, bir şeyleri değiştirmeye çalışan, sınıfında öğrencilerine günaydın dedikten sonra beraberce soba yakmaya çalışan öğretmenler de var.
Bilindik şeyler aslında ama bence büyük cesaret!
Takdir edilmesi gerekir.
O gidilmek istenmeyen yerlerde öğretmene hürmet ederler, el üstünde tutarlar.
Varlığının hep olacağını bildiğimiz, hep sahip olduğumuz ve asla elimizden kayıp gideceğini düşünmediğimiz şartların doğurduğu bir şiddet bu. Nasıl olsa 3 ortalı defterin Allahı her köşe başında bir kırtasiyede var, nasıl olsa o okul olmazsa başka bir okul var, nasıl olsa başında onu koruyacak ana-baba var, var oğlu var...
@LESORCIER, yeni nesil öğretmenlerimiz de aynı şartlarda görev yapıyor inan. Köyokulaarının durumu pek de değişik değil...Hem öğretmen,hem
müdür, hemde hizmetli olarak çalışan yüzlerce öğretmen var hala... şehirlerde durum biraz değişmiş olabilir. köyler aynı köy. Velilerin durumu
içler acısı ; defter kalem almayan veli, pek ala eğlencelerde, kafası estiğinde silahından bilmem kaç liralık mermiyi havaya sıkabilmekte...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.