
Koca bir meşe ağacının gövdesine sarılmayalı?...
Yağmurun alnımızdan başlayıp, bir macera gibi yüzümüzden göğsümüze döküldüğünü görmeyeli?…
“Aman batmadan yetişelim!” diye günbatımına yetişmenin o komik gayretiyle…. çeşme otobanında gaza kapaklanmayalı?... Rüzgar gülleri Alaçatı’nın tepelerinde görününce...balıkçı Hasan ağbiyi arayıp “At bakalım çupraları mangala! Rakı bardaklarının demleneceği keyif havuzlarının buzunu kır, geliyoruz” demeyeli? Allı, morlu, güllü kıyafetlere bezenmiş bir Assos’lu köylü kadının yüzündeki derin çizgilerinde güneşin suratına yaptığı dövmeyi izlemeyeli? Yeşilin gövde gösterisi yaptığı Kazdağları’ndan ”Zeus’un Altarı”na çıkıp...yeşille mavinin birbirine kavuştuğu o uzun çizgiyi saatlerce izlemeyeli??? Köylü çocuklarının acemi ve şaşkın bakışlarında ellerimde gözleme yiyip bilmediğim köylerin sokaklarında gezmeyeli? Şirince’de şarap içmeyeli?… Evlerin ışıklarının tek tek yanışını...izlemeyeli?… Koca memeleri olan baklavacı teyzenin “Aaa kara kızım gelmiş!… Tam da yeni baklavamı şerbetlemişken” diyişini duymayalı…
Gökte bir kartalın asil konukluğuna şahit olmayalı?… Bir salyangozun kırılgan ve inatçı kabuğunun başına dikilip, yağmurun altında… onun usul usul yaşama asılışını…
Yorgun bir geceden .. şehrimi, İzmir’imi izlerken… bir baykuşun sesiyle yırtmayalı zamanı?… Hüzünlenmeyeli dostlarla?……… Sırlar kapısından geçmek için sarhoş olmayalı?………
Bilmiyorummmm!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Boktan boktan insanlar ve onlarla dolup taşan….. boktan bir dünyanın esirleriyiz….
Boynumuzda yaşam denen pranga………….
(2004 iş hayatına elveda)
lalalalalalalalalalallalla :-))
zez;
haklısın,
verdiğin tüm o hayatın O ANLARI örneklerini hep kaçırıyoruz,
hem de göz göre göre, bile bile...
bir sisteme dahil olmuş gidiyoruz köşeden köşeden,
cüzdan mı bulacağız ne? :))
hatırlattığın için sağol,
bu gün günbatımını seni de yanıma alarak izleyeceğim:))

Karşıki kıyılardan sürükler öper rüzgarlar
Çeşme'nin sahiline koşarak gelir dalgalar
Sarı meçli dilberi andırır deniz uzakta
Çeşme'nin sahiline koşarak gelir dalgalar
İnsanı büyülerken bu sahil,deniz kumsallar
Çeşme'nin üç güzeli gezinir durur,aşk arar,meşk arar
Yeşil,mavi,lacivert sanki bir resim sularda
Renklerin şarkısını çalıyor bakın dalgalar
Uzaklarda bembeyaz köpükler,halkalar
Sahillerde,kumlarda canlanır sevdalar
Ayayorgi,Çiftlikköy,Ilıca ile Şifne'ler
Ildırı,Boyalık,Dalyan cennetten seçmeler
Zez cim bunlar yapılamayacak şeyler değil.Biraz istek biraz da geyret.Her nerede çalışıyorsan mutlaka yılda enaz 20 gün izinin vardır 3 , 5 gününü bunları yapmak için harcayabilirsin.
yazının genel işleyişi Darwin i düşünmeme sebep oldu.
yıldızlı bir gecede kumsaldaki ateşin yanında arkamızdaki ormandaki vahşi yaşamdan korunmuş olduğumu düşünmemin verdiği huzurla türdeşlerimle etkileşime girmişken, birden o ateşin üzerinde, kumsalın balıkçısıyla rakı balık yaparken buldum kendimi.
yeni rakı vs.
sonra işin içine Tekel girdi tabii.
herneyse...
en nihayetinde korkularımızın kaynağı: biyolojik acziyetimiz in sonucu olan kalabalıklaşma dürtümüz, bizi korktuğumuz doğadan uzaklaştırdı.
çünkü kanalizasyonlar ve otoyollar gerekti.
şimdi herkezde aynı özlem söz konusu: doğaya geri dönmek.
'alışkanlık yarı tabiaattır' şeklinde bir cümle hatırlıyorum.
sanırım ilköğretimdeki bir türkçe kitabından aklımda kalmış.
doğduğu günden beri hergün, bir inek yavrusunu kucaklayıp kaldıran bir köylü kadınla ilgiliydi. O inek kocaman bir kütleye sahipken bile onu kaldırabiliyordu artık.
alışkanlık.
bu cümle paralelinde, insan canlısının babadan oğula aktarılan alışkanlıklarının, insan bireyinin alışkanlıklarını binlerce yıldır nasıl belirlediğini görebiliriz.
tabiatımız la ilgili (dışarıdan mudahaleler hariç) bir değişiklik yapamayacağımız aşikar.
tabiatımızı belirleyen alışkanlıklarımız la iligili de birşeyler
yapamayacak kadar acizsek eğer; en uygun fikir
kamuflaj fikridir.
ben böyle düşünüyorum.
yazdığım yorum gitmedi ve ben sinir oldum.
"Yavaş yavaş delirdi kimse farketmedi" yazıp intihar eden bir kadın geçen kış uzun süre aklımdan çıkmamıştı.
Farkedilmenizi ve hayatı farkedilmek yerine farkederek yaşamanızı diliyorum...
Bu arada yıldızları seyredin arada...
yasami fark ederek yasamak dilegi ile.......herkesin hayalerine ulsamasini dilerim.....ahkamlar icin cok mersi arkadaslar...
yanliz kop insani...bu ayayorgi olayi adama cinnet gecirtir..hele hele de bu gün ....ooff oofff :-(((
ma chahell...ahkamin cok iyi....tsk.
zez, bugün mutlu yıllar dilerim sana, burada olsaydın ayayorgide mavi gözlünle romantik bir akşam iventi ayarlardım size, şöyle istakozlu şampanyalı tarzı
kopanisti evet süper olurdu...:-(((((((( ayayorgide raki balik,sonra aquada sicak suda(pasa limaninda) geceyarisi....carpirinyo...yildizlarin altinda....cafe delmarrrrrr ve circir böcekleri......anladiniz beni siz sayin ivent ten sorumlu bakanim.
bayan zez. .. doğa gören gözler için bir şeyler sunar... sizin gözleriniz körse doğanın ne suçu olabilir ki?????????
hangi makam' ı zikredersiniz???????? gönül kapınız zat'ı keşfetmiş anladığım budur...komik olmayın bayan zez...sizler alışkanlıklarınızdan doğan bir rahatlıkla bu muhteşem organizasyonu boş gözlerle izleme devam edeceksiniz...girdiğiniz kapının ne önemi var gönül kapınız zilin sesini duymadıktan sonra.........
Yaratan'ın her yarattığını sevebildiğin kadar erersin. Sevmek; sadece diğer insanları değil doğadaki canlı cansız herşeyi, kainattaki tüm yaratılmışları da içine alacak şekilde olmalı. Böyle sevebildiğin zaman merteben yükselir demis HZ.Mevlana....
Evet ,Gönül kapim Zat`i kesfettiii......sükürler olsun.Zilin sesini duymasam gönül kapim esaretini ruhuna sindiremezdi.....
Ruh .....
maddesel esaretten kurtulmus,
bende baska esarete girmistir...
siz kimin zil sesini daha iyi duydugunu yada duymadigini bilemezsiniz!!!!Zangoc zili calar...fakat herkes duymaz....duyanda duydum demez ......
hımmm... daha fazla gıcıklık yapmıycam sözüm var....zaten söylenecek her şeyi demişsiniz...dedittirenle aranız iyi görünüyor...bize susmak düşer!!!...
sükürler olsun...dedittirenle aram cok iyi :-))))) susmak size yakisiyor ayriyetten..sessizlik erktir sayin koza.
sayın eren bayan( ören bayan farklı bişi) susmaya karar vermiştim ancak merak ettiğim bazı hususlar var sormak ve aydınlanmak isterim...
malumunuz olduğu veçhile,mutasavvıf mertebesine erişmenin bazı yolları vardır.bunlardan biride melamilik yolundaki makamlardır...benim bildiğim kadarıyla( cehaletimi bağışlayın,bilgilerim kulaktan dolmadır) bu makamların sırası şöyle olmalı;
1. zikir
2.ef'al
3.sıfat
4.zat
5.cem
6cem'ül-cem
7.ahaddiyet
bildiğim kadarıyle bu makamlardan sadece ahaddiyet olanı peygamberlere mahsusmuş...siz bu makamların neresindesiniz???
duygusal çilek ruhlu kadınlarakarşı olan dayanışmamız devamediyor...@koza yanındayız..durmak yok yola devam:)
yunusum der ki,
ayaktan basa baksan yerden geldim sanirsin
bastan ayaga baksan gökten indim sanirsin
ya nerden geldim bilirsin
ne yerden ne gökten
gelisim sadece haktan ol diyenden defterimi elime verenden
bunun farkinda ve bulundugu yerin farkinda edebi ve niyazi ile sade bir kulum.Hasaaa!! yerimi ve ne kadar kücük oldugumu bilecek kadarda saygiylim.belki halen yolun basinda...belki daha yola ayak basmamis....ama gönlüne düsmüs bir kulum.
canim makalecim, akli sira bana erenler muabbeti yapyior sayin koza..
ama kasigindaki kim bilmiyor!!!!!!!!!!!!!..
hos bende bilmiyorum yaa!!!!!¨
sahindenim derki : var ola biz bişey anlamıya bu yorumdan..hakkı hukuktur yazarın manası açıklanmalıdır her yazının
YUNUS EMRE
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.