
—Neyi mesela?
—Ne bileyim her şeyimi. Kimden kaçtığımı, nerelere sığındığımı, kimlere ihanet ettiğimi...
—Peki, sence neden buradasın?
—Onu da siz bilirsiniz. Ben bilmem.
(…)
—Devam edebilecek misin? İstersen biraz dinlen sonra anlatırsın olup biteni.
—Yoo, iyiyim. Ben çaylağın tekiydim aslında. Ama O, çok şey biliyordu. Öbür yandan onun en yakınında yer alan kişi de bendim. Bu yüzden ikimizi aynı hücreye tıktılar. Günlerce hiçbir şey konuşmadık onunla. Sadece sustuk. Merak dahi etmedim olacakları. Sadece kitaplarımı düşündüm. Okuyamadığım kitapları.
(…)
—O’nun şeyine elektrik bağladıkları an korkunun tüm damarlarımda aktığını hissettim. Çığlıklar, çığlıklar… Hala kulaklarımda. Kâbuslarım bu çığlıklarla başladı yıllarca. Çırılçıplaktık. Ellerimiz ayaklarımız bağlıydı. Döktükleri soğuk su acıyı hissedebilmek için bizi uyanık tutuyordu hep.
İri olanı demir bir çubuk aldı eline. Bana nefretle baktı. Ellerimi çözdü. Ellerimi masaya koydu. Kollarımı bağladı.
“Bu parmaklarla mı yazdın?” dedi söverek. “Kırayım da parmaklarını gör sen yazı yazmak neymiş?”
(…)
Gözlerini sokağa dikti. Bir süre öylece kaldı. Eğri büğrü parmaklarını ovuşturup, çayından bir yudum daha aldı. “Daha neyi duymak istiyorsun?” der gibi baktı bana. Evet, çirkindi parmakları. Hatta dünyanın en çirkin parmakları onun olabilirdi. O kemikler kaynamak için çok acele etmiş olmalıydılar.
(…)
—Peki, sence neden buradasın?
—Onu da siz bilirsiniz. Ben bilmem.
—Ne yani hiçbir fikrin yok mu?
—Yok… Benim hiçbir fikrim yok. Ne varsa boşaltınız.
(acı kahkahalar)
(…)
—Aslında onlar da kendilerine işkence etmişti. Sonrasında gelen intiharlar bunu gösteriyordu. Hepimiz iğrenç bir yalanın kurbanlarıydık. Şimdi de yeni yalanlar memleketin insanlarının ruhunu sokmuyor mu sanki! Yapma düşmanlar için yapma kurtarıcılar beklenmiyor mu?
—Ya O? Ona ne oldu?
—…………………….!
12 Eylül Bilançosu
Sevgili kardesim, yazin ve koydugun resimler her seyi anlatiyor zaten. Anlayana sivri sinek saz misali. Insaallah anlayanlar olur da provakatörlerin verdikleri gaza gelmezler. Cekilen bunca aciyi insaallah görürler tekrari yasanmaz. Allah O, günleri ülkemize, ülkemiz insanina bir daha yasatmasin. Chattagush kardesim tesekkür ediyorum. Cekilen bu aciyi bize tekrar hatirlattigin icin...
Cekilen bunca aciyi insaallah görürler tekrari yasanmaz. Allah o günleri ülkemize, ülkemiz insanina bir daha yasatmasin
Bu temennilerine katılmamak elde mi?
Teşekkürler xNicox...
İsmini bile burada yazmak istemediğim bu adam, insanlık nasip dağıtırken çok uzaklardaymış... Ona "adam" demek bile yanlış aslında...
şimdi bile nelerin yaşandığı az çok bilinen cezaevleri, sorgu evleri; ülkenin zaten kapkaranlık olduğu o günlerde sanki başka bir gezegende kurgulanmış birer cehennem olmalı. bildiğim kadarıyla sonrasında yıllarca devam etti o zulm. bugün ne durumdayız? akılsız insanların elinde akıllı bombalar var. acil şifa, çok acil..
Bugün, birileri darbe yapıp insan öldürmüyor... Bu ülke kurulduğunda bile aydınlık olması engellenmiş zaten... Cumhuriyet'imizin başlangıcından süre gelen ve günümüze kadar varan bir süreç bu(engellendiklerimizi bilmeyen yok!) ... Bugün, ressam gibi görünen (k.evren) insanların dünkü vurdum duymazlıkları bunama dönemlerini hastane odalarında geçirmeleriyle sınırlı kalacaktır... Mamak C-5 işkencehanelerini düşünmeye mecali olsun kafi... 80 li yılların acımasız aktörleriyle bir daha karşılaşmaktansa bugünüme saygı duyarım...
"ne zaman hangi ara insanlığımız elimizden alınmaya başlandı bilmiyorum. hangi zaman aralığında gerçekten bakmayı unuttuk ve duyurduklarımızın duyurulması konusunda ikna edilirken, bir yalanı kaç defa tekrar ettik ve kendimizi kaç defa katlettik. savunduklarımızı bizim sayarken, savunmamızı isteyenlerin umurunda bile değildi. bedenlerimizden önce ruhlarımız acı çekti. gerçekleri görmeyecek kadar gözleri kapatılmış, yalanı farkedemeyecek kadar masumluğumuzla bütünleşmiştik. tek isteğimiz bütünde bir olmak, birlik olmaktı. yaşadığımız topraklarda insanlığımızı layık görmeyenlere insan olduğumuzu haykırmak istedik. bazılarıda öyle istediklerini sayıklıyordu, ama onların düşündeki kabus bile olamadığımızı, sadece kabuslarını izledikten sonra, alkışçılar olmamız için orda tutulduğumuzu, çok sonra anladık. anladık ki biz onların gözünde hiçten de önemsizlikteydik. ruhlarındaki karanlığa devriye diye bizi tutarken, bizi tüketen karanlığı farkedemedik. anladık ki biz kendimiz kalarak ve kendimize benzeyenleri dinleyip, duyurarak, başkalaşmadan var olmalıydık. başkalarıyla, başkalığın yoruculuğu yeterince vardı bu topraklarda. biz İNSAN olduğumuz için onların da İNSAN olduğuna inandık ve yanıldık."
okuduğum, izlediğim ve dinlediğim bu yaşamlardan sonra hepsinin dillendirdiği ortak yankı bu oluyor. dileğim bu yankıya sahip başka insanların olmaması.
kendini atatürkle perdelemeye çalışan nasyonalsosyalistfaşistlerin söylemlerine bakıyorumda aynı şeyleri tekrar etmek istermiş gibi davranıyorlar. kan içmekten doymadılar, hala kana kana kan içmek için her tarafı karanlığa boğmaya çalışıyorlar. sonra vampirliklerini çok pis şekilde göstermeyi düşünüyolar.
bu tür, atatürkü istismar eden, nasyonalsosyalistfaşistlerin gücü sadece 17 yaşındaki çocuklara yeter, guguk yoluyla yaşını büyütür, öldürürler. sonrada hiçbişi olmamış gibi kan içme ayinlerine devam ederler.
Kenan Evren nasıl canını teslim eeder bilemem yatacak yeri olmayacak onun
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.