bulutlardan kime ne
göğsümdeki gönyeden size ne
yatağında akan bir nehir
kristal bir jilet ağu
istanbul bir labirent de
size ne
istanbul'da kaşarlanmış bir melek mi
ellerime sürtünürek önce
istanbul bir kahpe
bir aşk için çok geç, ikile!
kahpe istanbulun
fahişe gönüllerde yaşattığı aşkımı
ciğerlerim parçalanıp
boğazım yırtılırcasına
kusarak,
içimden söküp atmak istiyorum...
bir gevher-i yek pâre iki bahr arasında
hurşîd-i cihân-ı tâb tartılsa sezâdır.
sehr-i harabemdir
bu "şey"i ara dinkjian'ın an armenian in america
cd'sindeki invisible lover eserini dinlerken yazmıştım.
özeleştiri: "tut kal" düzeyinde bulmadığımı rahat rahat söyleyebilirim.
8.39 dakikalık eserin uzun intro'sundan sonra;
yani 4.09'dan sonraki bölümde yazmaya başladığım
bu "şey" için kafanızı takmayın.
bu cd'yi bulun ve o eseri dinlerken bir de siz bir şeyler yazmayı deneyin, daha iyisini yazacağınıza
eminim.
tabii bir de bu a. dinkjian bestesinde bir sürpriz bekliyor sizi.
söylemiicem, bulun, dinleyin :)
puştluk ve labirent.
bir kaç gundur yaşadıgım şeyleri anımsattı site içerisinde.
güzek kelimeler.
okkasız ve şiddetli.
Önceki yazı: En Yaratıcı Sex Pozisyonları
Sonraki yazı: En Yaratıcı Sex Pozisyonları
bunlar bizle alay mı ediyor,
yazıyı okuma sevkim gitti:)
yildirim sen ahlak polisimisin, gel yazi git yazi bekcilik yapiyon, sevkin mi kirildi..rahatsiz mi oldun
B arada mevzu bahis adamin sesi cok hostur, kullandigi ansturumanlarda ayri bir hava ya sokar insani ara nin sesiyle 1likte
Önceki yazı: En Yaratıcı Sex Pozisyonları
Sonraki yazı: En Yaratıcı Sex Pozisyonları
biz o kadar ciddi link veriyoruz hicbiri kabul edilmiyor, ama bunlar kabul ediliyor,
moderatorden ikna edici bir acıklama bekliyorum
ciddi sana gore, bana gore hava civa..nassi olacak
Allahım ajdarı görmüş gibi oluyorum içim çekiliyor, tüylerim diken diken.
Yeter artık bari bu yazıyı kirletmeyin
hadi yazı hakkında konusalım artık,
benim amacım moderatorun dikkatini cekmekti ,
buradaki yorumcuların degil
birde sey vardı,simdi aklıma gelmedi ,sonra soylerim
al site,
seviyeden bahseden insanlar bunlar,
sizin seviyeliginizi sevsinler
İnsan kelimelerin arasında boşluk bırakır üstad
İş mi bu yaptığın.. Tek solukta, az ve yoğun dokunuşta bitmiş herşey
ve ben İstanbul; seninle yaşamaya gücüm var mı..
simdi objektif bir elestiri,
kristal bir jiletti fıtratındaki ağrı
bu mısra beni etkiledi, fıtratındaki agrı,insan bu cumlecige her sey yukleyebilir, aslında bu mısradan sonra yazı daha anlam kazandı,sanki bu cumlecik sonraki mısralar icin rehberlik yaptı
bu da mohendis bakıs acısı:)
elestiri -II
istanbul bir rahle kahpeliğine dönüşünce
bir aşk için çok geçti
bu mısralar da vurucu, "ask icin cok gecti" yasam tecrubesi acıyla yogrulmus birinin ruh hali,
insan yazıyı okuduktan sonra ah hayat ah diyor
ama bence bu kadar karamsar olmamalıydı yazı,umutsuzlukla umut bir arada olmalı,
eger kalemim kuvvetli olsa, yazdıgım yazıda buna dikkat ederdim
her yazının yorumlarını okurken 5 ten fazla ahkam varsa senin kimle tartıstığını hayal etmekten sıkıldım artıkAvalianch ne zaman yanlış dedi ki zaten
kac yorum yaptım ki:
7 mi,
bunların 2 si moderator icin,
2 si tartısma desek,
3 tanede elestiri,
bence fena degil,
Avalianch,
en azından biz arada ciddi elestiriler de yapıyoruz,
sen de tık yok,
senin tum yorumların geyik
Saol eleştirin için, bildiğim bi konu müsait bir ortam gördüğüm bir eksik olursa bende elbet eleştiri yaparım. 4-5 kişi birbirlerine hakaret yağdırırken benim o inci tanesi! yorumumun kaynamasını istemem yıld müsait ortamdan kasıt o. Bu yüzden sana sus diyorum yoksa dediğin gibi aptal der gecerim.
5 te 7 valla elestiri yuzdem oldukca iyi,
istatislikler oyle diyor,
kardes ben senin o inci yorumlarına hic rastlamadım,yazarsan bana haber ver,ayıyla ilgili yorum yapan sen miydin,
ama o inci sayılmaz:)))))
sen bırakmıyormuydun blogu ya :)
! attım boşuna atmamışımdır diye düşünüyorum
Ayıya gelince simdi nabıor acaba
ayı olayını sana acıklamıstım,tesekkur bile etmedin:))
o inci yorumunu fark edip,doyurucu bir cevap vermistim,ama sen tesekkur bile etmedin:)))
senin inci yorumlarını tek ben fark ediyorum,
ama tepkin ortada iste:))
Ayıların yüzmeyi bildiğini söylediğin için sana teşekkür etmediğim için özür dilerim o zaman
nankor!! yalnızca onumu soyledim,bir suru acıklama yaptım,git tekrar oku,o ayıya bir sey olmaz dedik,bunu gerekcelendirdim,o ayı sende daha guvende dedik,gerekcelerini yazdım,
iyilik de yaramıyor:))
şiiri yeni okuyorum ufakufak işte neyini eleştircem tutmaktan başka bir şey gelmiyor elden
bu kadar g.zekalısını hiç görmemiştim.
bir insan bunu zorla başaramaz.
yaradılış hatası.
dedik zamanında.
tanrılar yaratırken dikkat edin diye.
Bahâr mevsimidir hemdem-i sabâ olalım
Gül ile dost kohusuyle âşinâ olalım
Çü devr-i lâledir ihlâs ile kadeh tutalım
Niteki nerkis olur mest-i bîriyâ olalım
Zamâne sırrını ko gonce gibi ser-beste
Çemen safâsına gül gibi dil-küşâ olalım
Cihan fütûhuna Cem câmdır demiş miftâh
Gelin mülâzim-i câm-i cihan-nümâ olalım
Amelde ücret umunca gurûr-i tâat ile
Günehte muntazır-i rahmet-i Hudâ olalım
Bahâr-i tevbeye Şeyhî cünû demiş âkil
Bugün muvâfakat et irte pârsâ olalım.
Şeyhi
Anladın mı?
Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.
Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.
Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın ,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.
Kabe'den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır'ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.
Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.
Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.
Neyzen Tevfik
Mecnun
ben bu dünyanın devr-i devranını,izzet-i nefsini s..k..yim,
yansın bu ibneler su veren itfayenin hortumunu s..k..yim,
ben delimiyim mecnun gibi bir .m için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leylayı da s..k..yim.
Neyzen Tevfik
Sahne-i Ömrümden Nefs-i Emmareye Hitabım
Âlemin bağ-zârını s.keyim
Sünbül ü verd ü nârını s.keyim
Andelib-i nizârını s.keyim
Hâsılı nev-baharını s.keyim !
Bana yoktur lüzumu gülşeninin,
Şeb-i tarîk ü rûz-ı rûşeninin
Ne gulâmının ne de zenninin
Hepsinin tâ mezarını s.keyim !
Ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
Hayli güçtür bana cefâ etmek,
Minnet etmem bu ömre de felek,
Atını al, tımarını s.keyim !
Güççedir bu fakiri aldatmak,
Yüzdürüp sonra kündeden atmak,
Gözünü aç da sen bana bir bak,
Ben senin i'tibarını s.keyim !
Saki-i mâh-rûyına s.çayım,
Gülünün reng ü bûyuna s.çayım,
Mutrîbin hâyâ-hûyuna s.çayım,
Sâgar-ı neşvedârını s.keyim !
Yok sâfâsı hezâr-ı dem-gerinin,
Gül-sitanda şükûfe-i terinin,
Bezm-i sahbâ-yı rûh-perverinin
Neşvesiyle hümârını s.keyim !
Feleğin uğradımsa vartasına,
Sıçayım ağzının ta ortasına,
Bunu yazsın cihan da hartasına,
Kıta'at ü bihârını s.keyim
Neyzen Tevfik
xNicox DİYOR Kİ, (21 Temmuz 2008 22:33)abi bu laflar size yakısıyor mu?
Mecnun
ben bu dünyanın devr-i devranını,izzet-i nefsini s..k..yim,
yansın bu ibneler su veren itfayenin hortumunu s..k..yim,
ben delimiyim mecnun gibi bir .m için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leylayı da s..k..yim.
Neyzen Tevfik
ISIGA DOGRU kitabimi burdan siparis ede bilirsiniz. Gündüz kitapevi Antoloji sayfam
Evvel adam sanır idim isminden
Sonra tanıdım dostundan hasmından
Bir de meymenetsiz maymun resminden
Bir Nur görünmeyen tipe sıçayım !!!
Yezid Führer, zulmü eyler mi ibka ?
Gitti sarık ve kalpak, geldi şapka
Mücahid Atıf Hoca'yı asıp da
Sizi sallamayan ipe sıçayım !!!
Ademe de Aleme de sövmüşsün
Yağlı kapı ataputu övmüşsün
Asri Yezid'i Haccac'ı sevmişsin;
Şapkaya, papyona, kepe sıçayım !!!
Sidik gölde, saman çöpte sinek
"Aha derya aha gemi" diyerek..
Öyle gemiye böyle kaptan gerek !
İçki boklandığın küpe sıçayım !!!
Size mi kalmış tasavvuf, ney, ezan
Asıl çaldığın Kemalist borazan !
Akıncı der: lan Sabatayist sazan ;
Türediğin soya sopa sıçayım !!!
Neyzen Tevfik
ahkamlar arası ne ötekine "göre" ne de ona buna şuna "rağmen" değil, aşağıdaki yazıyı hatırladım yazılanları okuyunca.
(yazıya) objektif yaklaşılamayış kullanilan ifadelerde degil zihnimizde…
rivayet: padisah Sumbulzade Vehbi efendi'ye "bana oyle bir beyit yaz ki, ilk satirini okudugumda icimden seni oldurmek, ikinci satirini okudugumda ise seni odullendirmek gecsin". bu mubarek kisi "rücu" denilen siir turunde bir eser getirmiş vucuda:
"bezm-i hamam edelim sürtürem ben sana
kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
lal-u sarap içirem ve ıslatup geçirem
parmağina yüzüğü, hatem-i zer drahsan.
eyil eyil sokayım iki tutam az mıdır?
lale ile sümbülü kakulune nevcivan.
diz çökerek önüne ilik ilik akıtam,
bir gümüş ibrik ile destine ab-i revan.
salınarak giderken, arkandan ben sokayım,
ard eteğin beline, olmasın camur aman.
kulaklarindan tutup dibine kadar sokam,
sahtiyanden çizmeyi, olasın yola revan.
öyle bir sokayım ki kalmasın dışarda hiç,
düşmanının bağrına hançerimi nagihan.
herkese vermektesin, bir de bana veresen
avuç avuç altını, olsun kulun saduman.
eger arzu edersen ben ağzına vereyim,
yeter ki, sen kulundan lokum iste her zaman.
sen her sabah gelesin, ben vehbi'ye veresin,
esselamun aleyküm ve aleykümesselam."
Nerede Buranin Ahlak polisi,, Sana sesleniyorum Bekci nerdeeeesiin
cümleten geceniz hayırlı sabahlara varsın.
sayın thing özür dilerim. hızlıca kopyalayıverdim. ne zaman geberecem şimdi ben:)
yildirimyild DİYOR Kİ, (21 Temmuz 2008 21:42)
evet simdi sahneye dejavu cıkıyor,
ve dejavunun yorumu:
thing:)
:))))
sen çok yaşa ama beni öldürüyordun
bir şeyler atıştırıp bir yandan sırasıyla okuyordum bu yorumunu görünce ağzımdaki kurabiye parçacıklarını püstürtmemeye uğraşırken tıkandım.
ardımdan niye kopyaladın diyecek olan olursa eğer bu espri olduğu gibi görünmeseydi anlamını yitirirdi.
ayrıca kopyalama aparatı konmuşsa kullanılsın diye konmuş ben kullanırım isteyen kullanmasın.
kimseye neden kullanmıyorsun diyerek kendimi komik duruma da düşürmem :)
Bundan komik olamazsınız telaş olmasın. Sizi de bir yere saklasak da ulaşamasak..
ibrikçiyle soytarının maceraları seri 4
değerli kardeşim şiir yazmış eline yüreğine sağlık.eleştiri yapmak haddimize deil elbette ama,benimde gördüğüm bi gerçek var;son zamanlarda toplumcu sanattan uzaklaşıp bireyselciliğe sığınma gibi bi yöneliş var ne dersiniz?hatta bu durum bi takım sanat dergilerinde biilem habire pompanıyor esbab-ı mucibesini az çok biliriz de sizden dinlemeyi isteriz.Sankim her yerde sözcüklere yüklenerek yoğun sölemeye yönelik bir algılama var gibi geliyor bilemem yanılıyo da olabilirim.duygu potası bir kenara itilmiş de ham sözcüklere dayanma gibi bi çaba sezdim.yanılgılarım varsa düzeltiniz mirim.
son dönemde toplumsal hiciv, siyasal hiciv, aktüalite analizleri yaparken güldürebilme isteği, hâli yok kimselerde, bence...
ivedik ivedik bir şeyler izliyor ülke, gişe rekoru sığınılan liman olmuş, herkes bu limanda...
yalnızım sanırım,
o limandan uzak bir koydayım,
gülmeyi de bekliyorum,
ağlatıldığım kadar...
pardon tutmuşuz ya biz hala avatarımızdaki ata bağlamışız malı ondanmış neyse.ne at kalmış ne avrat.
@Graftoncun orda bende yarıldım
Verdim gazı gidiyordum ilköce ayrı bir yorum zannettim içimden allah allah thing en son ne yazmıstıki diye düşündüm (genelde yaptığım gibi :P) yıldırımın yazdığını görünce burnumdan geldi akciğerlerim
İnşallah bu ekşin benide ibrikçiylen soytarı arasına 3. bir karakter olarak sokmayacaktır :)
karafatmalar da beyin varmıdır acaba ?
karafatmaları insanlar içinde sosyal yaşama ne kadar entegre etmeliyiz.
karafatmalar tekmidir, gruplar halindemidir,
bir kara fatma gerçeği varmdırı ?
hıhı şimdi baktım koloniler halinde yaşıyorlarmış
Bu akşam yine dertlerimle başbaşa kaldım.
Sen gençliğimin katilisin , ÇOK GEÇ anladım
Ağlayan gözlerindeki gözlere daldım.
Sen gençliğimin katilisin, ÇOK GEÇ anladım.
S. Sayın
dönülmez akşamın ufkundayız, vakit ÇOK GEÇ
bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
avunmak istemeyiz, böyle bir teselli ile
geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
geçince başlayacak, bitmeyen sükûnlu gece
guruba karşı bu son bahçelerde keyfince
ya aşk icinde harab ol ye şevk icinde gönül
ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
ah dönülmez akşamın ufkundayız vakit ÇOK GEÇ.
mirim koza 68,
zihin açıcı poetik hasbıhal bu blog altında "ağır" kaçmaz mı pek karar veremedim ama madem
işaret fişeği devrede, deve değiliz ya cevap vermekten memnun oluruz haddimiz olmayarak...
hakkınız var. bir vakitler ikinci yeni için de
aynı damga olanca heybetiyle arz-ı endam eylemiştir: apolitik.
oysa, başta "papaz" ece ayhan olmak üzere yazdığı şiir dibine kadar "politik"ti.
"aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler" dizesi
bence aşılamadı.
dönemin baskısından sıyrılmak için "anlamsız" bir şiire yelken açtılar diye eleştirilen ikinci yeni'nin her dem yeni şairleri üstü kapalı da, ajitasyon kokmayan dizelerle de siyasal mesaj verilebileceğinin zengin ürünlerini vermişlerdir bence.
doğrudur. "yoğun söyleyiş", "yoğun bir eda" egemendir son dönem şiirinde.
hayatın pratiğinde "siyaset" halkın unutması gereken bir mefhum olarak görüldüğü içindir ki,
amiral battı, roman star, meslek star, o star bu star dünya kadar beyni mıncıklayan, kokain etkisi yapan envai şaklabanlıklar dolaşımda...
yeter ki, birey kendisini ilgilendirecek mevzuularda
sus pus kalsın...
zaten bu halk devlete rağmen vardı/r.
devlet halk için olmadı ki!
sandığa git, futbol takımı tutar gibi oyunu at ve demokrasicilik oyna...
neyse.
hasan hüseyin ya da nevzat çelik gibi ya da ajitatif
söylemlerle şiir yazma, "bilinçlendirme" devri geçti...
politik şiir yine yazılıyor ama bildik anlamda;
idealist "devrim/ci" motiflerin kör parmağım gözüne
türü bir şiir yok.
reşitliğe bir kala "devrimci heyecan" içindeki gençlerin bu tür sloganist şiire meyletmeleri bir vakıa olsa da, has şiir (o neyse?) yoğun imgesellikten geçiyor.
darbelerin darb eylediği bir kuşağın ve 80 sonrası liberal ve "banneci" chat gençliğinin dünya şeyinde değil...
nasıl olsun ki!
şiir yüksek burjuva kültüründe de "elit" bir zihin
cilalama işlevine sahiptir aslen...
bizdeki şiir de köke ara sıra takılan, dönemsel modalarla ve karakteristik akımlara meyleden genç ve eski kuşağın poetik çatışmasında şeklilleniyor.
uzun mesele. tespitlerinize katılıyorum.
bendeniz ise "slogan şiiri"ne pek yüz vermedim.
ne var ki, 17-20 yaş arasında "sol"a meyleden
pek çok slogan şiiri yazmıştım.
tabii, o vakitler internet nerde!...
şimdi o şiirimsilere bakıyorum da...
demokrasisi topallayan güzelim ülkemizde değişen
bir şey yok!
batı cephesi giderek azmanlaşmış, iştahı azmış...
ortadoğu yemeklerine yalanıyor...
global sermayenin medya eliyle sürdürdüğü
sömürü düzeni tıkır tıkır...
halkımız ise bazen ekran karşısında fıkır fıkır,
sokakta sapır sapır...
benim tercihim şudur olsa olsa: politik aktiviteteyi
şiire sokmadan, stk aracılığıyla hakkımızı aramak...
lisedeyken, bizim edebiyat hocamız ikinci yeniden bahsedip dururdu, dersler de siir okurdu,dersler hocamızın okudugu siirleri analiz etmekle gecerdi, ara sıra ayıp olmasın diye mufredatı takip ederdi, derslere bazen sarhos gelirdi, emperyalismden girer kapitalismden cıkardı,
kendisi eski komunistlerdendi, devrimcilerdendi,
eskiden meslegin nedir diye sorsalar, profesyonel devrimciyim dermis,
o adamın yuzunden siirden nefret ettik, o da zaten bu genclikte is yok derdi,
her derste illaki amerika bizim en buyuk dusmanımız derdi,
ama derse sarhos gelince fena doktururdu,
gur sesiyle bagırarak siir okurdu,
dersin sonuna dogru:
" turkiyenin en buyuk dusmanı kim??,
tabi ki amerika ,gencler bunu unutmayın,her isin arkasında amerika var"
adamın kafasına tas dusse amerikadan bilecek,
:))
ne var ki, 17-20 yaş arasında "sol"a meyleden
pek çok slogan şiiri yazmıştım.
tabii, o vakitler internet nerde!...
şimdi o şiirimsilere bakıyorum da...
demokrasisi topallayan güzelim ülkemizde değişen
bir şey yok!
batı cephesi giderek azmanlaşmış, iştahı azmış...
ortadoğu yemeklerine yalanıyor...
global sermayenin medya eliyle sürdürdüğü
sömürü düzeni tıkır tıkır...
halkımız ise bazen ekran karşısında fıkır fıkır,
sokakta sapır sapır...
benim tercihim şudur olsa olsa: politik aktiviteteyi
şiire sokmadan, stk aracılığıyla hakkımızı aramak...
sevgili kardeşim.yukarıdaki sözlerinizden 70'li yılların şiirinden bir serüvenin uzantısı olarak bahsediyorsunuz. haklısınız artık o öfkeli gençlik yok. şu dizelere bugün kim itibar eder;
Devriyeler her gece pusuda
karanfiller taranıyor bir yandan,
suların çağıldayıp gittiği gibi
eylül de geçecektir gülüm
ayak izlerini silmeden ömrümüzden..
m.güçlü.
sözlerinizi endüstri/kapital mantığıyla değerlendirdiğimde elbette haklısınız.tekelci edebiyat anlayışının giderek daha da küreselleştiği bir dönemi reddetmesi elbetteki beklenemez haklısınız.sözlerinizden "şiirin bir sanat ürünü olduğunu unutmamak gerekir" tarzında bir izlenim edindim.burdan o meşhur klasik tartışmaya geçiveririz diye endişe ediyorum.ediyorum çünkü sanat'ın ne için kimin için yapılacağı gibi o meşum mesele gündeme gelecektir ki o vakit benim uzamam gerekir izninizle.rahatsızlığım şu mir'im; elbetteki ,mantığın ve öğretinin bulunduğu yerde ya da bunun tutsağı olunarak şiiri kurtaramazsınız,çünkü duygu potasında işlenmemiştir hamdır demi?Aklımın ermediği ise başta nazım olmak üzere pek çok ustanın bu açmazı nası aştıklarıdır. sağlıcakla kalınız.
patetik poetikaya devam...
şiir, son tahlilde insan zihninden sudur eden bir sanat ürünüdür.
şiir, toplumsal projeler önerebilir alttan alta...
halkı aydınlatma, bilinçlendirme "baş öğretmenliği"
yapmamalıdır göstere göstere...
bilinç farkındalığı, "sınıf bilinci" uyanıklığı için kandil olabilir belki rafine bir şekilde.
haydin yürüyelim arkadaşlar, militanlığında şiir
yazılsa da etkisi ve ayağa kaldırıcı gücü ne ola...
kim kıpırdaya ve de kim okuya?...
bireyin içinde bulunduğu durumdan haberdar edilmesi için yol gösterici bir işlevi olabilir şiirin.
şiiri "didaktik" bir role indirgemek de yanlış bence.
şiir, bir üst-dildir esasen.
bu üst-dilden anlamak için de epey bir edebiyat birikimi gereklidir ve kaçınılmazdır.
metinlerarasılık olarak adlandırılan bir yapıyı
çözemedikten sonra neye yarar okumak...
"profesyonel okur" olarak nitelemekten kendimi alamadığım bir okur profili gerekir enis batur, ece ayhan, ahmet oktay, ahmet güntan, hilmi yavuz, edip cansever şiirini alımlayabilmek için...
benim gerçeğim: şiir, bireyin kendini aşma isteğidir.
bir hayatı, bir insanı, bir toplumu, bir öğretiyi...
aşıp yeni bir gerçek inşa etme projesidir şiir.
bu aşma isteği içinde toplumsal, felsefi, siyasi
veriler, mesajlar verdır ve bu temel dünyevî
kaygılar şiire yansıdığı ölçüde her şiir politiktir
alt metni deşilerek d/okunduğunda...
belirtmem gerekir: şiirde ve genel anlamıyla sanatta "sağ" ve "sol" ayrımını da utanç karası olarak görürüm.
necip fazıl da edip cansever de birdir bana...
cahit zarifoğlu ya da ziya osman saba neyse,
cemal süreya da, turgut uyar da uyar bana!
ve birdir...
ne yani koskoca sezai karakoç'u yok mu sayacağız!
maruzatım budur.
belirtmem gerekir: şiirde ve genel anlamıyla sanatta "sağ" ve "sol" ayrımını da utanç karası olarak görürüm.
necip fazıl da edip cansever de birdir bana...
cahit zarifoğlu ya da ziya osman saba neyse,
cemal süreya da, turgut uyar da uyar bana!
ve birdir...
ne yani koskoca sezai karakoç'u yok mu sayacağız!
maruzatım budur.
bak bu yorum cok guzel,
zaten boyle yaparak bizi siirden soguttular
Dejavuu88 DİYOR Kİ, (22 Temmuz 2008 07:44)
Bundan komik olamazsınız telaş olmasın. Sizi de bir yere saklasak da ulaşamasak..
ibrikçiyle soytarının maceraları seri 4
Dejavuu88 benim yorumunda nickiniz bile geçmiyor ben yorumları okurken ne yaşadığımı aktardım,sizinle ilgili bir yorum yapmadım,saldırganlığınız,ironiye alışınızla ben ve siz değil başkaları karar verir kimin komik olduğuna,
zorla gerginlik yapıyorsunuz.
Yönetime verdiğim sözden ötürü bazı kişileri görmezden gelecekmişim Linet sende öyle yap
Sonra çok güzel bir süpriz olacak çünkü:)
yazıyı kirleten sizlersiniz,yorumlarınızı tekrar okuyun isterseniz,
ben iftiracılar kadar haysiyetsiz degilim
böyle bir platformda olmayı hak etmiyorsun.
insanları gererek, tahrik ederek,
suçlamalarda bulunarak,
alışmış olduğun seviyesiz ortamlarla bir tutmaya çalışıyorsun.
hafif.org çocuksu halleri kaldıracak ve taşıyacak bir site değil.
kusura bakma.
sen benımle tartışacak sevıyede değilsin.
ne zamanki seni o seviyede görürün.
o zaman tartışırım.
postaneme gelen mesaja cevabım: HAYIR !
Rahatsız edilmek istemiyorum ve bunu son defa buradan söylüyorum. Lütfen postanemi bana kapattırmayın !
sabah erken uyan,
gözlerindeki hayel gitmemiş olsun,
saçların dağınık, yüzünde gölgeler olsun.
sabah erken uyan,
çok geç olmadan gidelim.
en dağınık halimizle karışalım kalabalığa,
en biz halimizle onlar olalım.
senin ne haddine denebilir belki ama yazmadan
duramayacağım:
tamam, yazdığıma poetik yaklaşımlar yapmayın,
ki yıldırımyıld yapmış eline sağlık, beğenin, beğenmeyin, edebiyle yazın, eleştirin...
başımın üstüne ama herhangi bir blog altında (benim yazı söz konusu değil, bunu hemen hemen her yazıda görüyorum) itişip kakışmak
bizim gibi koca adamlara, sizin gibi koca hanımlara
yakışıyor mu allah aşkına?!
ben yakıştıramıyorum, siz yakıştırıyorsanız sözüm biter.
önerimdir: bir "hır gür" köşesi açılsın hafif'te ve kim kime diş biliyorsa, orada versinler veriştirsinler birbirlerine şişme havuzda çamur güreşi kıvamında...
Çok haklısınız sayın ufakufak kendi adıma buna sebebiyet verdiğim için kusura bakmayın ama tutamadım kendimi, bana hak vereceğinizi umuyorum..
Saygılarımla...