
insanların bdsm'ye ilgilerinin açıklamalarından biri endorfindir. adrenalin bağımlılığının açıklamalarından biri de adrenalin süreci bitince salgılanan endorfine bağımlılıktır. kanaatimce türkiye'de dayağın bu kadar yaygın olmasının tek nedeni yalnızca kadına uygulanan şiddet olamaz. bu tür uygulamalar ne olursa olsun kişilerin rızası olmadan yapılmamalı. hatta uzmanı olmayan kişiler tarafından yapılmamalı. acı eşiğinin ileri gitmesi, çok yükselmesi geri dönüşsüz psikolojik ve fiziksel etkileri olabilir.
bende diyorum neden o kötü kadınların oynadığı filmlerde erkekler icraat üzerinde iken popolarına tokat atıyorlar... içgüdü desene :)
bende diyorum neden o kötü kadınların oynadığı filmlerde erkekler icraat üzerinde iken popolarına tokat atıyorlar...
bir de bu "şaplaklama" esnasında "who's your daddy?!" (baban kim) diye yinelenir. hadi popoya şaplak tahrik edici diyelim, ama işin içine babayı karıştırınca etkisi daha mı fazla oluyor ki?
@EUQON, olabilir. şahsen bir kadına en son babasıyla alakalı detayları sormayı tercih ederdim galiba... :) baba olayı ilginç ve bir o kadarda tiksindirici....
birde şöyle birşey var, kız çocuk ilerde seçeceği erkeği babasının profiline uygun bir şekilde seçermiş diye bir fikir var. belki popo şaplaklama ve babasının hatırlatılması etkiyi gerçekten artırıyor olabilir :S
Onu bunu bilmem ben. Benim kızımın poposuna şaplak atacak adamın kalbini kaşıkla oyarım!
Biz arada sırada ev arkadaşımla sınav zamanı deşarj olmak için birbirimize dalarız. Kıça şaplatma olayı ufkumuzu genişlettii sağol:) Bundan sonraki ilk vizede, vize sonucuna göre sonuçları aktarırım.
öyle bir kültür var bizim millette; bir haber okumuştum bayağı bir önce, eşleri yazlığa giden 4 akraba (bunlar bacanak, enişte falanlardı galiba) birinin evinde buluşup rakı-mangal alemi yapmışlar, sonra da "birbirine tokat atmaca" oynamışlar. Evden sadece bir tanesi sağ çıkabilmişti habere göre. Bizim elimizin ayarı yok ki kardeşim! umarım bu şaplak işini de abartmayız. "Hanfendüü, bi şaplakh atiim mi, iyi gelirr" e gelirse olay, işimiz var.
büyük bir olasılıkla olan tekrar eden davranış durumu. Tekrar eden hareketlerin insana huzur vermesi, hemen hemen tüm doğu tabanlı egzersizlerin temelini oluşturur, vakti zamanıyla chi-qoung diye bir şeyin workshopına katılmıştım, daha sonra elbette ki hareketlerin çoğunu unuttum, amma velakin hareketleri doğru yapmasam da, bazı belli kurallara uydukça aynı etkiyi sağladığını farkettim.
1- hareket yavaş olacak
2- kesintisiz olacak
3- belli bir noktada durup geri gelmek yerine parabol çizip geri gelecek.
denemesi bedava :)
oldukça ilgi çekici bir öykü ama şu "sokakta birine sataşma" fikrine pek katılmıyorum doğrusu..
herşeyin bi ölçüsü var, neme lazım adam hıncını alamaz hastanelik eder senide sonra deşarj olacam diye büsbütün sakat sakat kallırsın :)
euqon senin kızının poposuna tokat atacaklar ve senin haberin bile olmayacak veya kaşığı tutamayacak bir halde olacaksın sonra söylemedi deme
sonra bir de jargon söylemleri birebir kelimesi kelimesine türkçeye çevirerek anlayamazsın.
yapma be_goodie kıllandırma beni şimdi giderayak :)
Üniversite yıllarında bir kız arkadaşım vardı, ailecek uzun zaman önce hollandaya göçmüşler, unlarını eleyip eleklerini astıktan sonra TR ye gelip ege sahillerinde bir yerde yerleşmişler. Bunun etkisi midir bilinmez, biraz tuhaflardı, sağolsunlar.
Vesselam, biz beraber olmaya başladığımızda, modern bir aile olarak hemen olaya el attılar, beni kızlarıyla birlikte bu güneydeki evlerine davet ettiler kalmak için. Her ne kadar ailemin işi gereği sıklıkla yurt dışında bulunmuş olsam ve bir türk gencine göre çok "ferah" ve "cömertce" yetiştirilmiş olsam da, bende (hatta hala diyebilirim) manasız bir "kız arkadaşın ailesi fobisi" vardır. Önce haliyle itiraz ettim tabii, ama sevgilim, sevgili babasının çok üzüleceği konusunda ısrar edince kıramadım, kelleyi aldım koltuğa, düştük yollara.
Eve gelince çok sıcak karşılandık. Hiç beklediğim gibi değil. Annesinin dolunaya karşı arya söylemesi ve babasının ara-sıra, durduk yerde "HEEEYYT BRE" diye bağırması dışında (buna benzer şeyler, ama her ihtimale karşı kimliğini açık etmemek adına biraz değiştirdim) sevgilimin beni önceden uyardığı kadar anormal de değillerdi.
Bir gece, hep beraber rakı içiliyor, şarkılar söyleniyor. Altımızda egenin yakamozları. Keyfin rehaveti anne-kıza erken çöktü, yatmaya gittiler. Tospağanın sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş; ben kaldım babayla baş başa. İkimiz de çakırkeyifiz. Herhalde 2 ya da 3. gecemiz, muhabbeti de hayli ilerletmişiz. Hanımların ayrılmasına mukabil, konuşulacak bişi kalmadığına ya da önemli bir konuya giriş yapılacağına işaret "şu manzaranın güzelliğine bak" bölümünü geçtikten hemen sonra, baba rakısından bir yudum çekti, ve nispeten kısık sesle, bozuk türkçesiyle, o hep bir gün muhattap olabileceğim ihtimalinden korktuğum soruyu sordu:
-"Euqon, siktin mi sen hiç kızımı?"
Bunu çok doğal sordu. "Türkçesi bozuk ondan öyle dedi", "Kesin kafayı buldu", "Ahanda sıçtık" gibi ışıklardan oluşan bozuk bir trafik lambası gibi oldum. Dışardan görenler için eminim ki renklerim de tutuyordu.
-"Aman efendim estağfurullah"
diyebildim sadece, son derece anlamsız, bir yere varamayacak, soruya cevap asla olamayacak bir cümle kılığında. Hiç bir şey demeden önündeki karagözü didiklemeye devam etti. Herhalde bir yarım saat kadar hiç konuşmadık, ya da bana o kadar uzun geldi; ama hatırlıyorum; bu sessiz sürede ben rakımı bitirmiş, nezaketten onun da bitirmesini beklemem gerktiğini kendime telkin ederek rakı şişesini susuz kafaya dikmemi engellemeye çalışıyordum.
Neden sonra çatalla bıçağı tabağa çapraz bıraktı, kendine rakı doldurdu (bana koymadı), ve sandalyesini biraz geri çekip az sonra kalkacağını belli ederek:
-"Hayvan gibi adamsın da haa! Oğlum bak; ben bu yaşımda seni dövemem belki ama, kızımı üz, AHİRETTE İKİ ELİM YAKANDADIR"
dedi ve rakısını da alıp yukarı çıktı. Cümleyi daha demin söylenmiş gibi net hatırlıyorum. Hayatım boyunca da unutmayacağım. Ne o adamın çaresizliğini, ne kafasından geçtiğini düşündüğüm binlerce fikri ve resmi. Şimdi senin yukarıda yazığını da okuyunca aklıma geldi. Kendime biraz rakı koydum, yazmaya koyuldum. Sana içiyorum HEEEYT BRE amca, her neredeysen yerin bol olsun :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.