Dostoyevski’nin 1870 yılında yazdığı ünlü Ecinniler romanında bir yerlerde karakterlerden biri “Dünya’nın daha fazla ilerlemeye ihtiyacı yok. İnsanlığa gereken bütün ilerlemeyi yaptık zaten,” der.
İlk bakışta insanın gülüp geçtiği şu gelecekle ilgili yanlış tahminlerden biriymiş gibi görünse de, büyük ustanın bu önermesini söz konusu yanlış tahminlerden ayıran önemli bir özellik var; o da doğru olması.
Bilgisayar başında sohbet ederek sabahlamayı hayat tarzı haline getiren bir nesil için henüz elektriğin bile icat edilmediği bir dönemi teknolojik açıdan yeterli görmek çok saçma gelse de bir düşünün: teknolojik ilerleme bugün duracak olsa, bundan sonra hiçbir yeni icatla karşılaşmasak bile hayatımızı bugün olduğu gibi sürdürebiliriz. Ama bizden değil 150 yıl sonra, sadece 10 yıl sonra yaşayacak olanlar bile onların sahip olduğu imkanlar olmaksızın nasıl olup da yaşadığımıza şaşacaktır. Tıpkı, daha on yıl önce ilk çıktığında zenginlerin yeni oyuncağı olmaktan başka bir işlevi yokmuş gibi görünen cep telefonlarının bugün hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, zamanında nasıl olup da cep telefonsuz idare edebildiğimize kendimizin bile şaşması gibi.
Ama teknoloji hep gelişiyor. Teknolojik ilerlemeyi zenginleşme, üretim sürecindeki değişim, ve en nihayetinde sanayi devrimiyle açıklayan teoriler kendi bağlamları için de su götürmez bir şekilde doğru olsa bilse, teknoloji aslında insanoğlunun karşılayamadığı tek ihtiyacı yüzünden gelişiyor: değişim ihtiyacı.
Mevcut olandan daha iyisine sahip olma ihtiyacı hiçbir zaman yok olmadığı ve yok olmayacağı için teknoloji sürekli gelişiyor, geliştikçe de hayat tarzımızı değiştiriyor. Teknolojinin zorladığı yeni hayat tarzını bazen farkında bile olmadan içimize sindiriyoruz. Bazen cep telefonu örneğinde olduğu gibi başlangıçta burun kıvırdığımız halde bir süre sonra hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geliveriyor. Bazen de, sabaha kadar sohbet etmek gibi yeni nesillere bırakmayı tercih ettiğimiz alışkanlıklara sebep oluyor.
Teknolojiyi takip etmek son çıkan ürünleri satın almak, ya da bilgisayarınızda hep en güncel programları bulundurmak demek değildir. Teknolojiyi takip etmek demek yeni teknolojilerin yaratılmasında itici gücü oluşturan değişim ihtiyacının hangi noktalardan kaynaklandığını, ve meydana gelen değişimin hem kendi bireysel hayatımızı hem de genel olarak toplumu ne şekilde etkileyeceğini anlamak demektir. Bu değişikliği önceden görüp, gerekli hallerde kendi değişimimizi yaratacak şekilde hazırlıklı olmadığımız takdirde hep başkalarının verdiğini tüketen, dolayısıyla da hep başkaları tarafından konulmuş kurallara ayak uydurmaya çalışan bireyler olarak kalırız.
Bir zamanlar teknolojik aletler evlere girdiğinde insanlar onların ne işe yaradığını, tüm özelliklerini, az ya da çok malzemesinin ne olduğunu bilirlerdi. Şimdiyse daha aldığımız aletin ne işe yaradığını tam kavrayamadan bırakıp hemen bir üst modeline ulaşmaya çalışıyoruz. Bir çeşit teknolojik doyumsuzluk noktasındayız. Evimde şu an bir çamaşır makinem yok, ama 15 dakikada çamaşır yıkayanından istiyorum. Neden? Çok mu yoğunum? Vaktim mi yok? Hayır. Ama istiyorum, tıpkı kameralı cep telefonları, plazmalar,lap-toplar gibi...Çoğunun gerekliliğinden şüpheliyim. Ama kendime engel olamıyorum ve istiyorum... Sanırım bu uzun bir süre daha bir çoğumuz için böyle sürüp gidecek. Sonrasına dair ise çok ama çok karışık düşüncelerim var. Ben bile emin değilim tam olarak ne düşündüğümden.
Hazımsızlık kötüdür. Yersiniz, fakat sindiremediğiniz için olası faydaları edinemezsiniz, ihtiyacınız devam etmektedir, daha fazla yersiniz, yine sindiremezsiniz böyle devam eder. Bugün, belki de sanayi toplumuna geçişten itibaren, insanlığın ihtiyacının ötesinde üretim yapıldığı görülebilir. Pazarlama, reklam gibi alanların ortaya çıkış sebeplerinden biridir bu. Birşeyler üretilir, akabinde o ürünü yada servisi satın alacakların peşine düşülür, bombardıman devam eder. Bu ürün ve servislerin teknolojisini oluşturmayan tüketici konumundaki siz, neye gerçekten ne kadar ihtiyacınız olduğunu belirleyemiyorsanız, size sunulanı kayıtsız kabul edersiniz. "Daha" kelimesi bu açıdan algılama üzerinde etkilidir. Aradığımız, bir üründen alınacak ortalama fayda olmaktan çıkmaktadır. Aksi halde işlevini yerine getiren bir ürüne, bize ek olarak nasıl fayda sağlayabileceği hakkında fikrimizin olmadığı fakat teknolojik açıdan "daha" yeni ürünü tercih etmezdik sanırım. Gariptir ki bunun sonu yoktur. Ekonomik kısıtlardan kurtulduğumuz vakit, birbirimizle yarışırasına tüketmeye olan eğilimimiz canlı tutulur ki birilerinin ürettiklerini koşulsuz tüketmeye devam edelim.
Önemli olan teknolojinin ne kadar hızlı değişime uğradığı değil, bizim bu değişimi ne kadar anladığımız, buna karşılık ihtiyaçlarımızın tespitini iyi yapıp yapmadığımızdır. Ayrıca ne yazıktır ki, 13 yaşındaki bir çocuğun iletişim aracı basit bir cep telefonu için annesini bıçaklamasına sebep olan şey insanların araçlara, ürünlere yükledikleri hastalıklı anlamdır.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.