
Toronto, York Üniversitesi'ndeki uzmanların araştırmasına göre; bunamanın etkilerinden biraz daha uzun süre korunmak için birden fazla dili "bilmek" yetmiyor fakat aktif (konuşarak ve/veya yazarak) ya da pasif (dinleyerek ve/veya okuyarak) o dilleri "kullanmak" gerekiyor.

"Kullandığımız dillerin, bunamayı geciktirme etkisi de nasıl oluyor?" diye soruyorsanız, ona da şöyle yanıt vermişler: Birden fazla dili kullanırken ekstra efor sarfedilmesi hali, beynimize daha fazla kan gitmesini gerektiriyor ve bu durumda sinir hücreleri arasındaki bağlantılar sağlıklı kalıyor.
Araştırmaya konu olan denek grubu ve raporun bunamaya etken başka sebepler (kültürel farklılıklar, eğitim, iş, cinsiyet vb.) hakkında içerdiği detaylı bilgiler yazıda mevcut.
Son olarak, bunama bir gün gelip kapımızı Alzheimer şeklinde çalsa bile yine de bazı şeyleri birlikte başarmak için geç sayılmaz.
Ah bir de unutmadan, Sudoku ve Kakuro çözmeye de devam edin. Go oyununu oynamayı öğrenin.
En önemlisi, her güne gülümseyerek ve pozitif başlayın...
bir de scrabble var sanırım bu konuya yardımcı. benim tanıdığım yaşlı iki arkadaş boş zamanlarında devamlı scrabble oynuyordu ve yararı dokunmamış dersem yalan olur (:
Benim bu konuda kafam çok karışık. Çünkü hafızanın değer yargıları ile olan bağlantısı, anlak ve öğrenim biz insan oğulları için halen araştırılan konular. Örneğin hafızasından gayri müsalla bir tanıdığınız varsa sevdiği her hangi birşeyi ve bunu ona getirenleri hatırlayabildiğini görebilirsiniz kendini unutmuş olsada. Bu konunun kanımca en güzel hayata katılım üstesinden gelebilir. İnsanlar belli yaşlarda gerçekten pek çok şeyi anlamsızlaştırıyorlar "aktif"den "pasif"e geçiş emeklilik ve tek noktaya hipnotik bakış(televizyon), satranç da oynasak sudoku da çözsek bizi bile eblehleştirir.
kendinizi hergün 5 dk. baş aşağı asın.beyine kan gitsin.bunamazsınız ama ölebilirsiniz.yada bol bol televizyon izlemek yerine kitap okuyun.
@Karsinizda Ford Prefect
programlama dilleri de en nihayetinde iletişimde kullandığımız dillerden değil midir? ;)
@wassago2000, tek noktaya bakmakla ilgili söylediklerine katılıyorum fakat beyni çalıştırarak meşgul eden birşeye bakmakla, insanı boş boş bakmaya, oyalamaya iten birşeye bakmak arasında fark olsa gerek diye de düşünüyorum.
Size katılıyorum, ancak nasıl bir fark yaratır ve deliler tımarhaneye kapatılmayı bu farkı algılayanlar için hak eder mi? veya nedir yaratılan fark bu bilgi kirliliğinde. Eğer bu bir derinlikse ki ihtimal budur sadece derinleşir insan, gördüklerini, okuduklarını yorumlayacak ve düşün geliştirebilecek bireyler için ama bu günlerde derinlik kadar ve hatta fazlası genişliktedir diye düşünüyorum ve asıl farkı yaratan sanırım bu, kısaca bilgiyi yaratmak antrenmanla alakalımıdır? Yoksa bu sadece vecd anı ve sonrası hasktir ben ne yaptım şoku mudur?
Birde buna bakın ;)
fazladan ogrenilen dillerin ozellikle genc yaslarda beynin anotomisini degistirdigini duymustum,, bu degisikligin beynin aktifliginin surekliligini sagladigi ile iliskiligdi...
tabi surekliligi saglamadigin zaman yahut beyin cimnastigi yapmadikca unutkanlik ve turevi hastaliklara dek yol aliyor surec...
@erususre, :)) bana @serdarsabri'nin yorumunu hatırlattınız. sağolun.
@lazybohem, önemli olan o dört yılı hayatımızın hangi evresine yerleştirmek istediğimiz ya da yerleştirip yerleştirmeyeceğimiz, değil mi? bunu bize hatırlattığın için sen de sağol.
@illerin hanı, yazının özüne katkısından dolayı eklenti için teşekkürler!
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.