Uyandım.. buz gibiydi... Henüz erimeye başlamış belki 4 cm kar kalınlığı. Geceye eşlik etmiş ve ben bitmeden önce bitmemiş şişeden bir fırt kanyaq aldım. Bir nevi taşıyıcıydım daha sonra müsait bir lavabo ya teslim edicektim belki de açık hava lavabolarına... Okula yürüdüm.. Soğuktum.. Sarhoştum.. İçeri girdim.. Gözlerimin yabancılamadığı bir sürü lavuk gördüm.. Bina içi sıcaktı neyse ki.. erkeklerin geğirmeleri, kızların parfümleri ve sayfaların terleri ısıtmıstı sanırım... Doğalgaz da olabilir düşük ihtimalle..
İki kulağımın yanından uzanan günün en sıcak nesnesi örttü gözlerimi.. Bir yorgan düşleyin işte... Şubatta düşlenebilcek en ghusel düştür yorgan düşlemek..
- Naber aşkım..(Ve dudağımın soğuğunda eriyen sıcak bir kütle we yankılandı )Mujxx
- İyiyim hayatım sen?
- Yine içki kokuyorsun lanet olsun...
Lanetlemek için sıraya dizilmiş o kadar neden varken? Ne alıp veremediği var insanların içkilerle ?
- Dersten sonra bulusalım.. Okula uğradığın yok 1 haftadır.. özledim seni. Kızlarla doğum günü planı yapıyoruz.Sarhoş olabilmen için iyi bir fırsat for you?
- (İngiliz etiketlerine sokayım ve hediye etiketlerine) Hastayım bebeğim imza atıp eve gitcem.
Ve ofladı ve pufladı ve doğum günü yakındı ve şubattı ve param yoktu ve istediği Prada ya verebilcek param... Siyah bir ayakkabıydı.. Çaktırmadan bana bunu alıcaksın diye bağırmıştı bir kere... Onu almamı istediğini hiç anlamamıştım zaten.. Ama tarihi verilen gun yaklasınca anlıyordu insan bir çok şeyi.. Kredi kartını.. ev kirasını.. elektiriğin suyun neden icat edildiğini anlıyordu insan. Ve sevgililerin neden doğduğunu..
Tuvalete gittim işemem gerekli olan alçıpana kustum. Dışarı çıktım.. Neden geldiğimi düşünerek geri yürüyüş yolunu tutturdum. ikinci denemem de... İmzalanması gerekli hiç bir döküman imzalamadım. Paraya ihtiyacım vardı. para'nın iş'e , iş'in güc'e , güc'ün insan'a... Arthur'u aradım eşcinsel erkek , kadın fordcusu , fordlanmaktan rahatsız olmayan hatta zevk alan kadınların fordcusu...
- İş'e ihtiyacım var !!
- Anlıyorum
- Anlıyamazsın...!
- Tamam Seko gel bu akşam halledicez.. Sana bir iyi aile kızım var..
Girdim kuafore... pahalı sigaralardan içtim; dumansız olanlarından... Nerde kaçta olmam gerektiği dısında duymadığım bir sürü ıvır zıvır dinledim Arthur'dan.. Çıktım
- İyi şanslar demem gerek ama nasıl olsa buna ihtiyacın olmaz. Güldü .pne
Çok cigaralığı çok saatte çektiğimiz bir gece yatmıştım onla.. Çoğu kadından iyi tatmin ediyordu erkekleri belki benide.. Ama sonradan orgazm zevkine paylaşılmayacak acıda pişman olmuştum.. Ve sürekli istedi.. Ve sürekli vermedim.. Ve sürekli kavga ettik.. Onun deyimiyle en azından bir kaç kelime için çağırırdı evine.. Bende bedava içki için katlanırdım ama hiç kelimelerle yetinmedi...
Bindim araba'ya.. Klima ne doğaüstü şey.. Isındı içim.. Erken menopozu gecikmiş kadın çok iyiydi. Gece onu düzmeyeceğimi bilsem anne bile derdim.. Bunu söyleyememek içimde kaldığından her cümle'nin sonuna efendim ekledim.
Daha önce de satın aldı bi kaç kez beni.. Depozito'lu genç erkeklerdik...kuaför'de satılır, .pne kasiyerimiz tarafından kasadan geçirilirdik.. Depozito ruhumdu.. Ruhumdan vücüdumu boşaltır. Tekrar doldurulmak üzere sokaklara geri gönderirlerdi. Baştan eğlenceli gelsede iş , sonraları depozitoma zarar verdi.. Ve bırakmıstım yada öyle sanmıştım.. Ara vermişim doğrusu. Eve girdik.. İnsanı ayakkabılarımı çıkarmalımıyım yoksa kalmalı mı çelişkisiyle boğan bir girişi vardı. Pek konuşmuyor ,pek susmuyor vermem gereken cevapları vererek kadını dinliyordum. Gece bitsin istiyordum sadece ve gidip bok siyahı ayakkabıları alıp huzurlu votkamla uyuyayım.. çok huzur az votka 8 saatlik bir bardağa... Kadının yaşıtı kocası ondan ayrılıp yaşıtı olmayan bir kısrak'la düzüşmeye başladığından beri yanlız yaşıyordu kadın. Yüklü bir nafaka alıyordu herhalde ; evi iyiydi, giysileri iyiydi , viskileri iyiydi , ruhu iyiydi , bedenini biraz sonra öğreneceğim ve sabahına unutmuş olacağım...
Yemek masasına geçtik.. Özenle yemek hazırlamış kadın.. Pahalı viskilere doyabilsem bende yemek yiyebilcektim. Nezaketen bir kaç bişey yedim... Ama içkilerde nezaketin 'n'si yoktu. Yemek faslı sona ererken bir şeyler içmek istermisin? diye sormayacaktı kadın.. Biraz daha içersem bir bok yapamayacağımı düşünüyordu.. Haklı mıydı..? Haklıydı.. Nedense artık daha fazla içme diyemiyordu nezaketen...
Kapı çaldı.. Aynı cep telefonu gibi.. Telefonuma baktım mesaj alındı ve cevapsız arama'ları görmezden gelerek saate baktım.. Bir misafir gelmiş olmalıydı.. O an ihtiyacım olan en son şeydi misafir... kadının da... Alkol ağırlıktı ve başımı kaldırabilecek kadar ağırlık çalışmamıştım.. Oda kapısı açıldı..Yemek odası kapısı mı demeliydim? Herneyse... Kaldıramadığım başımı kapıya çevirdim.. Sadece etek hizası görebiliyordum.. Bacak yoktu.. şubat'ta bacak olmazdı. Ayakkabı vardı siyah.. İtalyan.. Almam gerekli olan Prada... Anladım.. Yüzümü kaldırmadım.. Gözlerim mecburiyetten gözlerine baktı.. Yağmur gördüm.. Gökgürültüsü...
- Defol git buradan..!!! ve hıçkırık
Çıktım dışarı.. Söyleyebilcek bir şeyim olsa eminim söylerdim.. Yoktu. Hava soğuktu. Nerede olduğumu bilmiyordum ve bunun heyecanlı olduğunu düşündüm. Taksici aynı düşüncede değildi.. Heyecan yoktu.müşteriydim.. Taksim'e gittim.. Taksici'ye Arthur'dan yarın iade etmek üzere aldığım ve edemeyeceğim için bedelini farklı şekillerde ödemek zorunda kalacağım 20'liği verdim.. Giysilerimin para üstünü tamamiyle alıcağımı iyi anlattığından taksici üstünü ödemek için fazla beklemedi.. 7 milyonluk küçük cep ısıtıcılarından aldım.. Yağmur gökgürültüsünden yarım saat sonra başladı.. İstiklal'de süründüm.. Sıcak barlardan içki ve müzik koku-sesi taşıyordu. " Birden çıktım birahane den koşa koşa indim kumsala acı acı sövdüm sonra yüzümü kırbaçlayan rüzgara"
Galatasaray lisesinin önünde bir orospu çıktı yoluma.. Morarmıştı bedeni soğuktan ve ısırıktan.. Bir bacak gördüm şubatta.. Orospu'nun bacakları vardı.. şubatta...
- Heyy yakışıklı paran varsa güzel bir gece yaşatırım sana.?
O kdar bağırmıştı ki... Benim dışımda bütün yakışıklılar baktı ona...
- Sana diyorum genç sana...
Bir adım mesafedeydi , bakışları omuzumdan tutup sarstı beni.. Küfür edecik gibi açtım ağzımı 'öğrenciyim' diyebildim sadece... Bu da bir küfürdü orospu için...
Oturdum buz gibi yere kanyağımdan bir yudum aldım... Düşüncelerim gözyaşlarına dönüşüyordu ve yağmur kara... Ve gözyaşlarım kar'ı seyrediyordu...Olanları , olmuşları ve en kötüsü olabilecekleri biliyordum. Tüm bu çöplükten nefret ediyordum. Gözyaşlarının bile sonu vardı..Herşey sonsuz olsun istiyordum. Kar'da , gözyaşları'da, bende herseferinde olduğum yerden defolup geldiğim yere gidiyordum.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.