Bu günde kavga ettim menekşemle. Bu günde açmadı diye. Küskün olduğundan bana, göstermiyor renklerini. Ellerimdeki günahları dokunarak bulaştırmak istemedim aslında ona. Anlaşıldım mı bilmiyorum, ama hala küs işte bana.
Denizin kenarında mavi, mavi ölüyorken, bencillik ettim. Bensiz solmasını istemedim. Bıraktım artık aklımın savunmasını, her gün önünden geçerken gemici düğümlerini dizip boğazıma, dişlerimi sıkıp direnmek istemiyorum ona. Bu yalan günlerde, yavan hikâyelerde, yürek cehennemleri çekerken ben, o açmamak için direniyordu oysa. Sorarım nasıl bir cenktir bu. Tövbelerim ilmek, ilmek çözülürken, nasıl bir yengidir.
Yorgunum, ölesiye bezginim. Dedim ya bıraktım artık aklımın savunmasını. Esir düştü artık vazgeçmelerim. Anla artık menekşe, dokunmamalıyım bu kirli ellerle…
plakton yazılarını bir solukta okuyorum. hepsi gibi bu da çok güzell... bir masum mor menekşe :)
annem her sabah konuşurdu menekşeleriyle biz uyurken. hatta annemin menekşeyi sevdiğini bilen bir komşumuz geldiğinde kapıdan seslenirdi anneme ayşem ayşem mor menekşem diye...
Son cümlende ders çıkarılması ve düşünülmesi gereken ayrı bir değer var bence,eline sağlık.
Bir sabah çiçeklerimi sularken onlarla konuşup cici kızlarım ne kadar güzelsiniz sizi veren rabbime kurban olurum falan derken benim küçük kız geldi pis çiçekler çirkinler otlar bile sizden daha güzel demeye başladı ne oluyor dediğimde sen sevince güzel konuşunca onlar anlar açarlar demiştin .Bakalım şimdi ne olacak küsüp solacaklar mı demezmi.
Plakton herzamanki gibi ağlattın beni...
Ellerine, aklına, yüreğine sağlık...
Bazen böyle kilitleniyor işte insan karşındakine bir ışık kaynağı gibi ama kendi yarattığın karanlıkların içinden bakmakla yetinebiliyorsun sadece...
Tekrardan yüreğine sağlık...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.