Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "nikon ve microsoft patent konusunda anlaştı"

Mim'ler gösteriliyor. (Ön Sayfa yazılarını, tüm yazıları ya da çok tutulan yazıları göster)


114 ahkam var

Ahkâmlar

Bu tür haberleri okudukça bu yobazlarla aynı ülkede yaşadığım için utanıyorum

Adam belli ki sözde müslüman. Domuz satabilir yiyebilir. Buna engel olunması gerekmez. He "bu ülkeye katkı yapayım diye b.k mu yedircen" diyerek karşı çıkmak daha bir akılcı olur. Zaten üzerinde "bunlar domuz etidir" yazan et'i harbi müslüman almaz. Adam yurtdışına ihraç yapmazsa tesisi kısa sürede batar o başka. Ha birde adama gelen mektuplardan birinde yazmışlar bu da karşıt görüşün fikrini geçerli kılmasada düşündürücü hale getiriyor "Ülkeye ekonomik katkı yapacak diye domuz satmayı mubah gören bir insan aile ekonomisine katkı yapsın diye acaba karısını ve kızını satmayı mubah görebilmeli mi?".

Adam zaten sözde müslümansa ikisininde de mahsuru yoktur onun için. Fakat mektubu yazan farkında değil ki...

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

domuz eti yemekle fuhusa tesviki karsilastiranin akli dengesinden suphe etmeli. Sanki musluman diye gecinen adam hic kadin satmiyor.

Ayrica Turkler haric cogu muslumanin (Arap, Kosovali, Ozbek, Turkmen, Iranli) domuz etiyedigini ve icki icitigini gordu,m. Bu tabu sadece Vahhabist arap ve Turklerde mi var?

Adam Müslüman değil Ermeni zaten ama bence bu konuda en doğru olan adamın yapmak istediği. Çünkü bu konuda önceki senelerde Uğur Dündar'ın Arena programında ve Deşifre gibi araştırma programlarında çok iğrenç görüntüler izlemiştim. Mesela bu dağlardaki domuzları vuran avcılar bu hayvanları getirip el altından Turistik bölgelerdeki restoran, lokanta gibi yerlere satıyorlardı. Bu aşağılık restoran sahipleri ise kilosu 2 milyon gibi ucuz bir fiyata malolan bu etleri sığır eti diye kebap döner yaparak hem turistlere hemde Türklere yediriyorlardı. Ben de hep merak ederdim, bu şerefsiz avcıların dağdaki domuzla ne işi var. Ne halt etmeye bu dağlardaki hayvanları öldürüyorlar derdim.

Aslında bu şekilde denetimi sıkı ve kontrollü üretim yapılırsa bu hayvanı yemekte beis görmeyenler yerler. Ama yemek istemeyen insanlara da yedirilmesinin ve şerefsizce bir üçkağıt yapılmasının önüne geçilebilir. Kayıtdışı ekonomi olduğu sürece bu gibi şeyler devam edecek. Saaedet Partisi başkanı o el altından satılan etler konusunda bir çalışma yapmış mı acaba. Ucuz şovenistlik gibi görüyorum ben bunları. Ben o görüntüleri izledikten sonra turistik bölgelerde bilindik olmayan restoranlardan ve özellikle ucuz yemek satan yerlerden bir şey yiyemez oldum.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

Bir de ek yapayım. Bu konuda klasik anti-islamcı arkadaşlar ahkam kesmeden önce bir an empati yaparak başka bir kimlik ve ruhla bakmayı da denemeliler. Şayet Çin'li insanlar da Türkiye'de yada Amerika'da veya Brezilya'da sokak köpeklerini toplayıp et üretmek üzere tesis kuracağım dese yine aynı şekilde tepki görecektir. Bu, dini yada sağlık gerekçelerinin de ötesinde kültürel bir soğukluktur. Aynen hiç de İslam karşıtı olmadığı halde bir Avrupalının Müslümanların kurban kesmelerini anlamakta güçlük çekmesi gibi. Toplumsal kültürü dikkate almadan bu konuda tatmin edici fikir üretemeyiz.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

@elektron, domuzla fuhuşu bir tutabildin ya helal olsun, yoksa şakirtlerden birinin " domuzda bir protein vardır yiyenleri araştırmışlar, bu protein yüzünden eşinin başkaları ile yatması artık onları kıskandırtmıyor, o yüzden alman bilimadamları artık domuz yemiyor" sözleri mi etkili oldu düşüncende, ha bu arada her ışık evinde bilemedin ayda bir tekrarlanır bu laf, dayanakları da alman bilimadamları araştırmış bulmuş; türk milleti müslüman olmadan önce domuz yiyordu, göktürkler, hunlar şimdi eşlerinin başkaları ile yatmasına ses çıkarmıyordu ha güldüm çok :) !!!

Türkiye şeyhler, dervişler, müritler devleti olamaz.

sokak kopeklerini toplayip uzakdoguya satabiliriz, vergisi neyse veririz. Uzakdogulu bir arkadas daha cok yahnisini yediklerini soylemisdi. Ben ona kebabini onermistim. (kopek ciftligimi kursak ne yapsak )

@agentforistanbul, gülüm o lafı ben demiyorum. O lafı söyleyen bir mantık çıkarımı yapmış. Adamın savunduğu şey "Ülke ekonomisine katkı" imiş. Karşıt savunma ise "Aile ekonomisine katkı" benzetmesi ile gelmiş. Benzetme'de dayanak "katkı" üzerinden alınmış ve "katkı yapayım derken iyi bir iş mi yapıyorsun" diye sorulmuş. Mantık çıkarımı yapmayı öğrenmişsindir umarım.

Işık evleriyle de işim yok daha önce belirttiğim gibi ara sıra nesil'in sohbetlerine takılıyorum.

Bahsettiğin bilimsel araştırmadan hiç haberim yok fakat müslümana domuz eti yemek haram. Bilimsel olarak tezatlıklarını biliyorum fakat tertemiz olsa hatta sağlığa yararlıdır dense bile yemem elbette.

Bu arada gülmeye devam et. Bunun gibi haberler sürekli karşımıza çıkıyor.

@ser-hus, beni bulaştırma hocam. Yarın öbürgün benim maviş sibirya kurdumuda yemeye kalkarlar fena bozulurum.

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

Off. Ben yerim walla senin o sibirya kurdunu elektron. Ne de tatlı gözleri vardır kimbilir. Sıkı koru onu.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

Bu ülkede yaşayan yabancıları da düşünmek lazım, bir sürü tatil köyleri var, turistler geliyor..Pek tabii satılabilir, yemeyen yemez..

Domuzeti kokusunu her yerden alırım..Şu bir gerçek ki diğer etlere nazaran kötü bir kokusu var..

bu harbi müslümanların, bir zamanlar da domuz kılından yapılma diş fırçası fobileri vardı. ortalığı ayağa kaldırmışlardı. bu ülkenin harbi müslümanlara ihtiyacı var gerçekten, yoksa gülecek hiç birşey olmayacak etrafımızda.

başın açık olması haram, domuz eti haram, faiz haram (sıcak para için ülke trilyonlarca faiz ödüyor olsun bu arada) o haram bu haram derken gazı kaçmış gazoz gibi oluyor islamiyet hayırlı olsun...

cumhuriyetin temel ilkelerine karşı olanlar sözde sivil anayasa yapamazlar. demokrasi kullanılarak demokrasi yok edilemez.

gazi kacmis Bush imalati ilimonlu islami zemzem gazozu...

@pillibebekkuyuda'ya katılıyorum ve bende bunu ifade etmeye çalışıyorum. Avrupa'nın bir çok ülkesinde müslümanlar için kontrolleri yapılan et kesim yerleri vardır. Ya olmasaydı ?

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

ne olur olmazsa bi dusun bakalim.

hic bir sey.

bu dunyanin donusu ne bir aptal bez parcasina, ne domuz etine, ne saraba, ne de inanca bagli degil.
evren allahsiz da isliyor jesus suz da . problem sizofreniye yatkin insanlarin peygamber yerine koyduklari insanlarin hayatla alakasi olmayan kurallarini fazla yuzeysel algilayip herkesi hayattan bezdirmesi.

et yiyen, o hayvanı da yer, o hayvandaki tüm bileşimleri yer, hayvanın özelliklerini de yer, kanını yer, dokularını yer genlerini yer, kromozomlarını yer, yedikçe kanına karışır, etine karışır, beynine, dokularına karışır, koyun yiyen koyun gibi olur, dana yiyen dana gibi olur, domuz yiyen domuz gibi olur, geyik yiyen geyik gibi olur da kapılardan keçemez, öküz yiyen de öküz gibi olur, bu kadar açık yani...

ben onlarca yil vejetaryandim, sebze oldum mesela.

beni soracak olursan devamlı deniz mahsülü yemekten kalamar gibi oldum, içim dışım karides, ahtapot, kızdım mı mürekkep bile atabiliyom...

Nası yani? Şu onun bunun inancına bok atanlar ne yemiş oluyo o zaman.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

inançlılar aslında inançsızdırlar, bu nedenle bar bar bağarırlar inançlı olduklarını

Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz demiyolar ona hayret ediyorum.

Burada bir kavram kargaşası yaşanıyor. Ben demokratik bir hak olduğunu savunur iken Clicia girdi araya inançsızlığını insanlara empoze etmeye çalıştı. Bırak artık şu misyonerliğini Clicia. Çok ayıp..

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

Dinen haramdır. bu tartışılmaz. He; -adam yapsın yiyen yer-yemeyen yemez, alan alır-almayan almaz müslümanı var olmayanı var, fikrini maarifet eyleyen fanilerinde bilmedikleri aşikâr. Fikiri müslüman olan olmayan şeklinde değil de herkesi insan olarak görerek savunulursa daha bi faydalı olacağı düşüncesindeyim.

Domuz eti yiyen kişiler de safra kesesi iltihabı, bağrsak iltihabı, damar sertliği apandisiti, tansiyon yüksekliği gibi rahatsızlıklar gözükmekte iken, etteki büyüme hormonu kansere sebebiyet verdiği ve tedavisi pek olmayan trişinoz hastalığı da domuz etinden insanlığa bulaştığı bilinmektedir( belliki bilinmemektedir.)

Bunlardan sonra isteyen insan yer isteyen insan yemez. Kaldı ki bunlar bilinmese de bokunu yediği herkes tarafından bilinmekte. Ticareti yapılacak bir o mu kalmış. Git de Cevizin ticaretini yap. İnsanlığa bi faydan olsun.

Perdeler Kalkar Perdeler İner Azrail'e "hoşgeldin" Diyebilmekte Hüner
Domuz eti yiyen kişiler de safra kesesi iltihabı, bağrsak iltihabı, damar sertliği apandisiti, tansiyon yüksekliği gibi rahatsızlıklar gözükmekte iken, etteki büyüme hormonu kansere sebebiyet verdiği ve tedavisi pek olmayan trişinoz hastalığı da domuz etinden insanlığa bulaştığı bilinmektedir( belliki bilinmemektedir.)

Çok talihsiz ve mesnetsiz bi yorum.
tamamen safsata ve saçma
böle olsa dünyada hristiyan kalmaz hepsi telef olur gider,

tavuk da bokunu yiyo, onu yiyon ama
aha ha ha ha diyorum

Domuz etinden kaynaklanan bazı hastalıklar

Halam bir dönem Bakırköy'de başhemşirelik yapmıştı. O da bu konuda aynı şeyleri söylüyor. Herhangi hümanist bir doktor'a danış bu konularda kopanisti. İnançtan gelen herşeye ambargo koyuşun sağlığını etkilemesin.

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

inançla olmuyo bu işler elektron, bilimle oluyo, araştırmayla oluyo, bu hıristiyanlar da hiç bilimden çakmıyolar de mi sana göre...
ba ba ba baaa!

EfgaN DİYOR Kİ "safra kesesi iltihabı, bağrsak iltihabı, damar sertliği apandisiti, tansiyon yüksekliği gibi rahatsızlıklar "

bunlarin hepsi muslumanlarda da gorunuyor; acaba gizli gizli domuz eti yiyorlar, ondan midir?
etteki büyüme hormonundan bahsetmissin, onu sen sutten de aliyorsunm, domuz olmayan etten de!

elektron DİYOR Kİ,

Bırak artık şu misyonerliğini Clicia. Çok ayıp..

ne misyonerligi? olmayan bir seyin nasil reklamini yapabilirim acaba ?:-D

kopanisti;

inançla olmuyo bu işler elektron, bilimle oluyo, araştırmayla oluyo

vay canına sayın seyirciler ! vay canına !

Domuz etinden kaynaklanan bazı hastalıklar !

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

ööle deme misyoner clicia, sırf domuz eti yemedikleri için çok sağlıkdır müslümanlar, misal ben her sabah işe giderken yolumun üzerindeki 2tane hastenenin önünden geçerken akın akın insanların girdiğini görürüm hastaneye, kapının önünde park eden 10larca arabada uyuklayan refakatçıları görürürüm hepside sağlıklı insanlar, neden? domuz eti yemiyolar çünkü, ne yüksek tansiyonları var, ne safra kesesi iltihapları var ne damar sertlikleri var, yaaa öyle işte

vay canına sayın seyirciler ! vay canına !

noldu, çok mu heyecanlandın?

Oh oh ne güzel ailemde birsürü yabancı var, hepsi de domuzeti yiyorlar, ölecekler..

Tek müslüman benim, miraslar da bana kalacak, çünkü ben ölümsüzüm..

valla sen yeme pbk, ölürsün mölürsün, damarın mamarın sertleşir, allah korusun
sen al bunu dinne, gerçi bunnar da domuz yiyo hepsinde damar serttliği var ama iyi müzik yapıyolar

Ben yemem, sen ye Kop,
Seni eleştirmem..

@EfgaN , demek ki n'oluyormuş ideolojik fikir ambargosu insana zarar verecek her türlü pisliği yaptırabiliyormuş ve bir doktor'a gidip gerçekten böylemi diye soramayacak kadar tırsıyorlarmış. Bakınız domuz eti kanserin gelişimini hızlandırıyor diyor. Oysa laf anlatmaya çalıştığın Avrupa'da kimsenin domuz etinden ölmediğini iddia ediyor ! Garip değil mi...

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini annat pbk, ban ne demiş manolis lidakis abimiz; astro krifo yani gizli yıldız, hikâyesini de bi ara annatırım

rakı içen öldü de su içen ölmedi mİ?

bak o gösterdiğin sayfayı avrupalı okusaydı kesinlikle domuz eti yemezdi, senin zekâ yaşın, IQ numaran, lise bitirme derecen, ayakkabı numaran falan kaç bilader??

@KOP , dedim ya şakirtleri oturur anlatır bunlara, birde cümle sonunda susra bakar sana -malmıyım ne diyeceğim- tabi hemen diğer şakirt atılır ortaya "ya ya ne kadar kötü bir şey almanlar bile kabul etmiş artık" diğer vatandaşalrda izler artık... Yahu bize nasıl köpek yemek ters ise şeklinde giriş yapsalar anlarım, ama bu şekil işte yalan yanlış referanslarla birşeyleri doğru olarak göstermek en büyük amaçlarıdır, böylece beyinleri çok güzel etkilerler. Yalanlar yalanlar ve psikolojik harp teknikleri, astek eğitimi alanlar acemilikte örneklerini görmüşlerdir.
Osmanlı zamanı yaşanan bir olay aklımda şimdi , gelir gelir gülerim :)

Domuz meselesi Türkiye'nin gündeminden aslında hiçbir zaman eksik olmamış, konu defalarca gündeme gelmiş, hattá sadece dini değil, askeri çevrelerde bile tartışılmıştı.

Bu tartışmalardan birini Üçüncü Mustafa'nın saltanat yıllarında, 1770'lerde yaşamıştık. Türk ordusunu, özellikle de topçu birliklerini modernize etmesi için Fransa'dan getirilen François de Tott adındaki Macar asıllı bir Baron, topların namlularını temizlemek için domuz kılından yapılma fırçalar kullanınca kıyamet kopmuş, modernleşmenin karşısında olanlar bu fırçaları bahane edip Baron'u geri göndertmeye çalışmışlar ama hemen herkesi şaşırtan bir savunmayla karşılaşınca susmak zorunda kalmışlardı. Baron de Tott 'Camilerin badanası da domuz kılından fırçalarla yapılıyor, hatta fırçanın kılları duvarlara yapışıyor. İbadethanelerin kutsallığını bozmayan domuz kılını düşmanlarınıza karşı kullanmanızda hiçbir sakınca yoktur' deyince 'Mü'minlerin şánı ve selámeti için' domuz kılından yapılma fırçaların kullanılmasına devam edilmişti.

İşte, kahramanlığını Baron de Tott'un yaptığı 1770'lerdeki domuz tartışmamız ve 1900'lerin başında yaşadığımız domuzlu bir şantaj öyküsü...

Vatan savunmasında domuz çok işe yarar

MACAR asıllı bir Fransız topçu generali olan Baron François de Tott, 1733 ile 1793 yılları arasında yaşadı. 1757'de İstanbul'a geldi ve Osmanlı Devleti'nin hizmetine girdi. Bir ara Kırım'da bulundu, daha sonra Çanakkale Boğazı'nı tahkim etti ve Osmanlı topçu birliklerini modernleştirmeye çalıştı. Haliç'te bir Mühendishane mektebi açan ve 'Sür'at Topçuları Ocağı'nı da kuran Baron de Tott, daha sonda Macaristan'a döndü ve Türkiye hatıralarını dört cilt halinde yayınladı.

Baron, İstanbul'da 1770'lerde yaşanan 'domuz kılından fırça' tartışmalarını hatıralarında şöyle nakledecekti:

'...İstanbul'da domuz kılının kullanıldığı bütün malzemeleri Yahudiler yapıyorlardı ve top fırçası ihtiyacımı da yeterince karşıladılar.

...Başdefterdar, endişeli bir tavırla, 'Hazırladığınız toplar nerede?' diye sordu. 'İşte, şurada gördüğünüz kalabalığın ortasında' dedim. Binlerce kişi, yeni top atış usullerini görmek maksadı ile sabahtan itibaren Káğıthane'ye gelmişti. Başdefterdar, domuz kılından hazırlanmış fırçaları göstererek 'Bunlar nedir?' diye sordu. Sorunun nereye varacağını anlamamış gibi davrandım, 'Top fırçaları' dedim. 'Onu ben de görüyorum, size sormak istediğim, bu fırçaları yapmak için kullandığınız malzemenin ne olduğu' diye cevap verdi.

Ben 'Sordunuz, söyleyeyim: Bu işe yarayan tek malzeme olan domuz kılından yapılmışlardır' deyince Başdefterdar 'İşte, bunları kullanmamıza engel olan sebep!' karşılığını verdi...'

Baron'un top fırçlarının domuz kılından yapılmış olduğunu söylemesi, top atışlarını seyretmek için gelmiş olan halkın arasında galeyan yaratmış ve halk 'Allah bizi korusun' diye haykırmaya başlamıştı. Baron de Tott, bunun üzerine Başdefterdar'a hitaben 'Bu meseleyi çözmelisiniz. Çözüm için Şeyhülislam'dan fetva alınması gerekiyorsa, bunu elde etmek için elimden geleni yaparım' demiş ama fırçaları parçalayıp yok etmesi rica edilince çileden çıkmış ve 'Bütün camiler domuz kılı ile dolu iken, bu fırçalar için neden bu kadar patırtı ediyorsunuz?' diye bağırmıştı. Sonra bir top arabasının üzerine çıkmış, kalabalığa hitaben 'Aranızda badanacı var mı? Varsa ortaya çıksın!' diye sormuştu.

Sonrasını, yine Baron'un hatıralarından okuyalım:

'...Bir ihtiyar sesini yükselterek 'Ben badanacıyım, ne istiyorsunuz?' dedi.

- 'Eğer iyi bir Müslümansanız, soracağım sorulara doğru cevaplar vermenizi istiyorum' dedim ve sordum: 'Hiç cami boyadınız mı?'

- Pek çok, hem de en önemlilerini.

- Bu iş için hangi áletleri kullandınız?

- Değişik boyalar kullandım.

- Siz iyi bir Müslümansınız ve doğru olmak zorundasınız. Neden dolambaçlı yollara sapıyorsunuz? Boya álet değil, araçtır. Mutlaka bir fırçanız vardı. Söyleyin bakalım, bu fırçalar hangi maddeden yapılmıştı?

- Beyaz kıldan yapılmıştı. Biz onları hazır halde satın alırız, imal etmeyiz.

- Ama fırçalardaki kılın hangi hayvana ait olduğunu bilirsiniz. Bana bunu söyleyin.

- Madem bu kadar istiyorsunuz, söyleyeyim. Bütün fırçalarımız domuz kılındandır.

- Çok doğru söylediniz ama bu bu kadarı yetmez. Kullandıktan sonra fırçalarınızın kıllarına ne olur? Caminin boyanması bittikten sonra, elinizde ne kalır?

- Fırçaların sapından başka birşey kalmaz. Kıllar duvarlara yapışır.

Ben, bunun üzerine 'Demek ki, camilerinizin kutsallığını bozmayan domuz kılını düşmanlarınıza karşı kullanmanızda hiçbir sakınca yoktur' deyince halk hep bir ağızdan, 'Allah'a şükür' diye bağırdı. Endişelerinden kurtulan Başdefterdar da sırtındaki ağır samur kürkü çıkarttı ve fırçalardan birini büyük bir şevkle alarak 'Haydi bakalım, mü'minlerin şánı ve selámeti için bu yeni icattan faydalanalım' diye haykırdı' (Mehmet R. Uzmen'in 'Türkler ve Tatarlara Dair Hatıralar' isimli tercümesinden).

Şantajın álásı domuzla yapılır

Mehmed Tahir Bey geçen yüzyılda yaşamış olan çok önemli bir gazeteciydi ve gazeteciliğinin yanısıra bir başka özelliğiyle de meşhurdu: Şantajcılığıyla. Terkos Gölü'nden İstanbul'a su verme hakkını elinde tutan Fransız şirketinden düzenli olarak her ay aldığı rüşvet kesilince ''Göle domuz düştü'' diye yazıp İstanbul'u birbirine sokmuş, parası ödenince de ''Domuz vurulmuş ama meğer göle düşmemiş, hemen sahilde gebermiş'' demişti.

İZMİR'de yaşanan domuz eti hadisesinin bir benzerine, 1900'lü yılların başında İstanbul'da şahit olmuştuk. Hadisenin şimdiki kahramanı olan çiğköfteci Nusret Ermaner'in yerinde de, Tahir Bey adında bir gazeteci vardı.

Tahir Bey 1864'te İstanbul'da doğmuş, 20'li yaşlarından itibaren zamanının önde gelen gazetecilerinden kabul edilmişti. 1895'te haftalık 'Málumat' dergisini yayınlamaya başladı. 'Málumat' sekiz yıl boyunca çıktı ve basın tarihimizde önemli yer edindi. Yazarları arasında Ahmed Rasim, Rıza Tevfik, Faik Ali ve Ali Kemal gibi o dönemin en ünlü kalem sahipleri vardı.

'Baba' ve 'Málumatçı' diye anılan Tahir Bey basın tarihimize sadece yayıncılığıyla değil, bir başka özelliğiyle de geçti: Şantajcılığıyla... Dergisinin başarısıyla yetinmedi ve Málumat'ı şantaj vasıtası haline getirdi. Aleyhlerine yazmak tehdidiyle çok kişiden para sızdırdı, sızdıramadıklarını da yerden yere vurdu.

Tahir Bey'in marifetleri zamanın hükümdarı Abdülhamid'in kulağına ánında gidiyordu ama sultanın eli, iktidarına hiçbir şekilde muhalefet etmeyen ve derginin hemen her sayısına hükümdarın áfiyeti için mutlaka bir dua koyan böyle sadık bir yayıncıyı cezalandırmaya varmıyordu. Abdülhamid, Tahir Bey'i saraya bağlılığından dolayı ödüllendirmiş ve 'aferin' aylığı bile bağlamıştı.

İstanbul, Málumat dergisi ve Baba Tahir Bey sayesinde işte o günlerde bir 'domuz' tartışmasının içine girdi.

Şehrin içme suyunun sağlandığı Terkos Gölü'ndeki arıtma tesislerini o senelerde bir Fransız şirketi işletiyordu. Şirket, arada bir kendileri hakkında hoş haberler yazması için Tahir Bey'i aylığa bağlamıştı.

Gün geldi, şirketin Tahir Bey'e aylık veren Fransız müdürü memleketine döndü ve Paris'ten gelen yeni müdür 'Hiç kimseye 'bana ilişmesin' diye aylık ödeyemem' deyip Baba Tahir'in maaşını kesiverdi. Kesti ve bu işi yapmakla hata ettiğini Málumat'ın birkaç gün sonra çıkan yeni sayısından öğrendi: Tahir Bey 'Avcıların yaraladığı bir domuz Terkos Gölü'ne düştü ve boğuldu' diye yazıyordu. İstanbul birbirine girdi, halk haram edilmiş olan hınzırın sebep olduğu maddi ve manevi pisliğin boyutlarını öğrenebilmek için şirketin binasına akın edince, Tahir Bey'in kesilmiş olan aylığı hemen o gün yeniden bağlandı. Hadise, Málumat'ın bir sonraki sayısında 'Aldığımız son istihbarata nazaran domuz hakikaten vurulmuş ama göle düşmemiş, sahilin gerisinde gebermiş ve leşi de bulunmuş' diye noktalanacaktı.

Baba Tahir'in taktiğine sonraki yıllarda sayıları az olmakla beraber başka gazeteciler de uydu. Meselá İstanbul basınının 1940'lardaki çok önemli bir başyazarı, yeni taşındığı eve zamanın Sular İdaresi su borusu döşemekte gecikince Terkos siláhına sarılıp 'Pis bir öküz Terkos Gölü'ne düşüp boğuldu' diye yazacak, ortalık birbirine girecek, evine hemen o gün su getirilen yazar bir sonraki gün 'Gölde öküz zannettiğimiz karaltı meğerse kuru bir ağaç gövdesiymiş' diyecekti.

-

Türkiye şeyhler, dervişler, müritler devleti olamaz.

allahım ne diyeyim daha. allah beni davul etsin emi!) niye link vermesin Efgan adamı bilmeyen insanlara birşeyler gösterirken bööööylleee gözlerine gözlerine sokmazsın. adam sonra kıçının kenarıyla güler sana haklı tabi. dötünden element uyduruyosun..
Elektron demek ki neymiş. bu nankör insanoğluna kaynak versen de çaldığım düdük havasında zurna üflemeye devam edecekleri şüphesiz. fakat lakin ancak kopikopun kıçının kenarıyla yolladığı kahkaha hecelerine tebessüm ederek. bir kaç linki gözlerine sokmak istiyorum.
gerçi bunların da zaman aşımına uğradığını iddia edeceklerdir ancak bu iddia ile beraber bu haberlerden sonra tüketilen domuz eti miktarını da onlar araştırsın artıkın hep ben hep ben nereye kadar.
şimdikk. Bu Şu O vs vs

kopikop onu de işte domuz eti yiyen öldüde yemeyen ölmedimi de. de de böyle de. sonra da otur dersine çalış. okuduklarında kaynak yok diye talihsizlik olarak değerlendiren mümtaz şahsiyet ne kadar talihsiz bi yorum yaptığını görmesinin zor olmayacağını düşünüyorum..

Cıllızia sen müslüman doktorumusun da böyle bi tez atıyosun ortaya. onların hepsi insan olan her canlıda görülebilecek hastalıklar çaresiz et yığını.
pbk inşallah seninde dileğin olur. bi domuz entegre tesisi de sen açarsın o zaman. ee sülale gidiyo domuz etinden. gelsin paralar.
Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmak ne kolaydır gelir insana..

bahsettiğiniz hastalıkların da öyle otururken anlaşılmayacağını bilcek kadar herkes kendinin doktorudur. bi tabibe gözüksün derim ben etrafınızda yiyen varsa. gerçi onlar için endişeye gerek yok. Tıb onlara çare bulucaktır da siz gibi beyin zararlılarına neçare bulur bilmiyorum. Efgan ne kadar biliyosun otur kıçının üstüne. şimdi diyicem kopikopa tavuk bokunu yemez bokun içindeki solucanı yer diye ona da kaynak gerekicek en iyisi tebessüm eyle sen fanilere..
şu okuduklarına inanmayıpta( okuduğunuzu sanmıyorum) gelipte burda domuz etini savunma taaruzuna geçen şahsi muhteremler domuzdan tek farkınız bokunuzu yemiyo olmanız biliyomusunz..

Perdeler Kalkar Perdeler İner Azrail'e "hoşgeldin" Diyebilmekte Hüner

Elektron; bunların doktora danışmamalarının nedeni ittifakı vasıfsız bedenlerinin taşıdığı tırsak ruhlar değil. doktorun kimliğinde dini kısmında yazan tek kelam. Doktor der bunlara hastalığını neye yolaçtığını falan da -anam bu doktor müslüman ne saçmalıyo böyle- -diniyle işini karıştırıyo bu domuz- derler.. derler anam derler.. gidin de yahudi hristiyan bi doktora gidin.. o da size doğruyu söylicektir. ne de olsa o bi insan canlarım.. hadiyin çalışın biraz tarih sosyoloji sağlık bilgisi..

Perdeler Kalkar Perdeler İner Azrail'e "hoşgeldin" Diyebilmekte Hüner

Cıllızia sen müslüman doktorumusun da böyle bi tez atıyosun ortaya. onların hepsi insan olan her canlıda görülebilecek hastalıklar çaresiz et yığını.

Hay kalinkafali, biz ne diyoruz orada? bu saydiklarinin hepsi her toplumda mevcut hastaliklar diyoruz.

@EfgaN hocam. menopozlu Clicia x'e cevap vermeni tavsiye etmem. Bu aralar biraz problemleri var da. Yazdıklarında ki saçmalıkların kendi bile farkında değil. Ona laf anlatmak sarhoş'a laf anlatmak kadar zordur.

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

Ben yokken acaip bilimsel bir sohbet süregitmiş. Kaçırmışım şamatayı. Acaba Türkiye Bilimler Akademisinde de bu denli bilimsel dehaya sahip insanlar mı vazife ifa etmekteler. Hani şu Şerif Mardin gibi dünya çapında sosyoloğumuzun üyelik başvurusunu üç kez reddeden kuruluş. Hani şu dünya bilim çevrelerinde kale alınmayan topluluk. Yazıları okuyunca birazdan domuz etinin insan sağlığına en fazla faydası dokunan besin olduğuna inanacaktım. Yahu, domuzu geçtim. Kırmızı etin ihtiyaçtan fazla tüketilmesinin dahi insan sağlığı için risk olduğunun idrakinden de mi yoksunsunuz. Bu konuda bilimsel makaleyi geçtim, gazete haberi bile mi okumadınız da muhteşem bir bilmsel çıkarım yapıyorsunuz. "Domuz yiyen öldü de somon yiyen ölmedi mi." gibi tüylerimi diken diken eden muhteşem bir bilimsel çıkarımda bulunuyorsunuz.

Müslümanlıkta helal kabul edilen kırmızı etlerin de fazla tüketilmesi mahsurludur. Domuz eti ise külliyen haramdır.

Koşer mutfağında ise İslami kuralları bile haram kabul eden çok daha sıkı bir kural silsilesi vardır. Domuzu bırak, sığırın dahi arka bacaklarını yemek haramdır. Çünkü o bölgede kirli kan daha fazla bulunur. Bu dahi sakıncalı addedilir. Etin içindeki sinirler ve bazı yenilmesi sakıncalı kısımlar titizlikle ayrılır. Normalde 10 dakikada parçalanacak bir et bu titiz çalışma ile 1 saate yakın ameliyat gibi bir temizleme ile tamamlanır. (utube'da bunla alakalı bir video bulabilirsem eklerim) Üstelik bunu herhangi bir insan da yapamaz. Bu konuda eğitim almış bir hahamın bunu yapması gerekir. İşte İslamın da ötesinde sıkı ve katı bir titizlikle kesim yapıldığı, islamın müsamaha ettiği kriterleri de aşan bir kurallar silsilesi olduğu için de İslami inanç koşer mutfağına müsade eder.

Sonuçta kötü mü olur. Esas itibar ile bütün dinler sağlıklı beslenmeyi tavsiye eder. Ama inananlar sağlık için değil bu emre ve emri verene sevgi ve itaati sebebiyle buna uyarlar. Sonucunda ise daha sağlıklı yaşam sürerler.

Hristiyan ülkelerde sağlık durumu bizden kötü mü gibi bir soru sormak aptalca bir yaklaşım. Bilimsel diyorsunuz ve bilimsel bir sonucu sadece bir nedene bağlayarak çözümlemeye çalışıyorsunuz. Ortalıkta uzun yaşam testleri var. Mesela alkol kullanmama ömrü (atıyorum) 5 sene, diş fırçalamak 2 sene, diş ipi kullanmak 1,5 sene, sigara kullanmamak 15 sene vs gibi hesaplar yapılıyor. Sonuç olarak hepsinin totalini alırsınız. Şayet hakikaten bilimselim diyorsanız. Sonuç olarakta domuz eti yememek, mümkünse kırmızı eti de azaltmak insan sağlığını korur.

Komik çıkarımlarda bulunmayalım lütfen.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

Anthro, omrunun buyuk bir kismi vejetaryan, bir kismi da vegan gecirmis bir insan olarak et yemenin gereksizligini, hatta zararlarini burada herkesten daha iyi savunabilirim.

Anlasilmayan sey, milyonlarca yildir evrimini toplayici- avci likla yapmis homo sapiens, belli hayvanlari yenir-yenmez diye ayirim yapmiyordu da, birkac bin yil once kendini peygamber olarak tanitan sahislarin dediklerini dinleyerek, modern insanin bu tuhaf ayirimi yapmasini kafam almiyor dogrusu.

Et hangi hayvandan gelirse gelsin buyuk risk tasir, bu tartismayi influenza'dan tut parazitlere, cevreye verdigi muthis zarardan tut hayvan haklarimna kadar tasiyabilirsin. iptidai caglarda ciddiye alinan birkac sizofrenin tuhaf diyet emirlerini simdi, bugun ciddiye almam gerektigini anlamakta cok zorlaniyorum. Bir ideolojinin "emrettigi" yasam bicimi nasil bilimle bagdasmak zorunda onu da anlamiyorum. Dogmalarla bilim bagdasir mi?

Domuz eti uretiminin de belli sihhi sorumluluklari var, internette FDA standartlari mevcut, acip bakarsan domuz eti uretenlerininne kadar sert kurallara uymak zorunda oldugunu gorebilirsin. Sonucta AB ve ABD sinirlari icind euretilen her cesit yiyecegin analizini yapip, belli kalite ve hijyen standardtlari icinde olmasini saglamak icin devamli kontrol altinda tutuyorlar. Ellerinde yeterince bilimsel bulgu olsaydi, domuz etini sagliksiz ilan edip yasaklarlardi. Domuz da diger hayvanlar gibi hastaliklara maruz bir hayvan, ama uretim hijyen standardtlari yuksek tutulursa tibbi olarak ne gibi tuketiminde ne gibi sakinca vardir sence?

Uzun hayat istatistikleri Japonya ve KAfkasya halklarina isaret ediyor; iki grup da etcil ve Okinawa domuz etli Nakami corbasi yorenin populer yemeklerinden, adamlar 90 + yasina kadar yasiyorlar. Demek ki domuz eti hayati kisaltmiyormus.

Elektron denen korkak, yanina taraftar toplayacak kadar aciz, baskalarini gay veya yasli diye ayiracak kadar asagilik bir insan musvettesisin.

Ulan menopozlu karı Clicia X ben kimin Gaylığına karşı çıktım. Gay olana gay denir elbet. İyice sinirimi bozdun ulan bunak. Sen bana embesil dersin, ona buna kalın kafalı dersinde gerçek olan morukluğunu mu kabul etmezsin. Al burdakilerde bunlarda sana son sözlerim.

Tanrı eğri çizgilerle, doğru yazar... - Portekiz Atasözü -

Totale bak diyorum Clicia totale. Bildiğin halde bu iki milletin genetik durumlarını görmezden geliyorsun. Beslenmenin de insan ömür süresine çok ciddi etki ettiğini. Yada japonların balık tüketimlerini veya -şu an gerilemekte olsa da- 1950'li yıllarda oluşturulmaya başlanmış yüksek kalitedeki sağlık sistemlerini. Ve hepsinin toplamında uzun bir yaşam ömrü çıkıyor. Homo sapiens diyosun da onların yaşam sürelerini neden görmezden geliyosun. İnsanların yedikleri içtiklerine dikkat ettikçe yaşam sürelerinin artığını neden görmezden geliyosun.

Kısacası insan ömrünün uzamasında dinlerin katkısı hiç şüphesiz çok önemlidir. İstediğin ye, yeme, senin bileceğin iş. Ama bilimsel değilsin. Sadece saplantılı bir şekilde islam karşıtı yaklaşmayı yeğliyosun. O da benim sorunum değil. Ah keşke sen de başkasının dertleri ver tercihleri ile dertlenmekten vazgeçsen.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

Yahu Anthro, soyleidiklerim Islam karsiti degil ki, hayatin gercekleri ! :-D

Ac bak orada sayfa sayfa Okinawa yemeklerinin arasinda domuz eti tarifleri var, bagirsaklarindan tut kulagina kadar yiyorlar . Peki neden domuz eti yemek uzun yasamalarina engel olmuyor? Neden bu gercekle yuzlesemedigini anlamak mumkun degil. Ben uzun yillar et yemenin zararlarini dusunerek vejetaryan olmus bir insan olarak bunu gorebiliyorsam, sen neden goremiyorsun? ve Japon olmanin, uzun yasamanin Islamla veya karsitligiyla uzaktan yakindan ne alakasi var?

Hayret ediyorum yazdiklarina!

Okinawa menu alintisi

afuti -- chunks of pork stewed in awamori, soy sauce and miso

sooki -- pork stewed with bone sookibuni-- spareribs, usually flavored with salt, lemon, and/or ginger

minudaru-- pork stewed and flavored with sesame

nakami-jiru or nakami no suimono -- pork tripe soup

ashi-tibichi -- stewed pig's feet

mimigaa -- pig's ear in vinegar

!!!!

Sana doktora yaptıran üniversitenin denkliğinin iptalini talep ediyorum. Harikasın Clicia. Okinawa adasından menü listesi temelli bilimsel yaklaşım. Kabul ettim, pes :-)

Hem o adada bir amerikan üssü yok muydu. Ara sıra japon kızlarını tecavüz edip dururlar o küçük adadaki azgın coniler. Haberlere konu olur sürekli ordaki askeri üs. Acaba bu tecavüzler bu menüden mi oluyor diye meraklanmaya başladım şimdi.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

Bu yazilari okuyor, kendime ve sizlere sabir hosgörü ve metanet diliyorum. Her firsatta Islama catan Clicia x'i siddetle kiniyorum...

Istiyorum ki" her sey ölcülü tartisilsin. Kimseyi üzmek kirmakta istemiyorum. Neyse en iyisi ben daha fazla bir sey yazmayayim...

efkan oğlum, senin beynin palûze olmuş, bırak bu kopikop melûnunu ne isterse yesin, bi an önce geberip gidesice de bu dünya sana kalasıca,
kızma ollum, heyecnlanma kopikop demen beni kopikop yapmaz, dilediğini söyle sefil yaratık, bırak ben rakımı da içeyim domuzumu da yiyeyim, karnım doyup kafam da kıyak olunca bi de güzel seveyim...
yüce tanrım bu kendini bilmezleri affet, onlar ne söylediklerinin farkında değiller...

Bırakın yahu, dinen yasak deyip çıkın , yok sağlığa zararlıymış yok bilim adamları araştırmış mış mış... Yahu köpek yemek, sansar yemek sana nasıl ters geliyorsa domuz da öyle de bitsin işte. Taylandlılar cinsel gücü artırmak için köpeklerin erkeklik organını yerler, japonlar canlı canlı yavru ahtapot yerler, eskimolar fok ile ayı balığı yerler, yakut türkleri pişirmeden avladıkları geyiği yerler. Her yerin yiyeceği farklı, bilimsel açıklaması yok, örfi açıklaması var; o ülkelerde ki insanlara yok benim örfüm uymuyor diyerek mal satmamak saçma...

Türkiye şeyhler, dervişler, müritler devleti olamaz.

Bakın ya şuna, kızmayın abileri, nasıl yenilebilir ki, ancak sevilebilir, sanki doğuştan burunları duvara çarpmış bunların.

Allah neler yaratmış..

ay ne şeker şeyleerr!

Anthro, konuyu uzun hayattan Okinawa'daki ABD uslerinde olup bitenlere nasil getirdin ve hatta, dinin hayati uzattirdigini nasil iddia edebildin cok sasiyorum. Evet Okinawalilar cok cilekes bir halkti, WW2'de tecavuz edilip kesilmektense kayaliklardan toplu intihar edecek kadar serefli insanlardir.

Verdigim ornekler sadece "domuz eti hastalikli ve hayati kisalttirir" iddiasina cevap icindi. Menuyu online takeaway yapasin diye degil, 100 yasina kadar yasayan Okinawalailarin diyet aliskanlarini size gostermek icin, kendim vejetaryan oldugum halde, Okinawa Prefectural Government resmi sitesinden indirdim.

Bir insanin beynindeki tabulara carpip orada kalmasi cok aci bir sey biliyor musun. Insanin kendi tarafindan konunan sansurun orada gecit vermedigini gormek. Tipki Toyra'nin transseksuel oldugunu anlayinca hissettigin korku gibi.

domuz eti dinen haramdır. bitti. islam dinini benimsemiş hayatını müslüman olarak yaşayan bir insan bunu böyle kabul eder. sağlıklı olsa da yemez. çünkü dini bunu yasaklar. islamı kabul edersin etmezsin ayrı. onu nasıl yaşadığın da sana bağlı. olayın bilimselliğini tartışmak ta çok mantıklı değil. müslümanlık kuranın hükümlerini kayıtsız şartsız kabul gerektirir çünkü. alkol haramdır. sağlıklı ya da değil tartışmaya gerek yok. günde bir kadeh kırmızı şarap tüketiminin kalp krizi riskini azalltığına dair çalışmalar var. yayınlanmış. kabul görmüş. bu durumda faydalı diye şarap içelim dersek evet belki kalp krizi riskini azaltırız ama müslümanlığın şartını yerine getirmeyiz. kısacası domuz eti sağlıklı ya da sağlıksız haram olduğundan yenmez. dolaylı anlatımlara gerek yok. zaten ispata da gerek yok. isteyen yer. dini hükümleri kabul etmek durumunda değil kimse. gereksiz savunma yapmanın manası yok bence.

bence de sence sayın manson

Aynen. Islam geregini bilimsel diye savunmaya kalkmak iste boyle yuzunuze gozunuze bulastirmaniz aneden olur. Demek ki neymis, bu bir INANC geregiymis, domuz etinin zararli veya omru kisalttigina dair hic bir bilimsel bulgu yok, domuz eti diger etler ne kadar zararli ise o kadar zararli; sen Islam gelenegi geregi domuz eti yemiyorsun, yoksa zararli oldugu icin degil.

insanlarımızı anlayamıyorum. sen yeme, başkasından sana ne? dinen yasak ya, onlar yiyince hemen dinsiz oluyorlar.

ne kadar çok kriptoermeni, göttenkendılyemişWASPelton, bilimkevaşesitanrıçadingili var imiş yaw, yiyin afiyet ossun! yalağuz "patlayıncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin", aşağısı kurtarmaz sizi!

Ozz abi, böle konuştuğun için, kafana şu küçük domuzu atasım var..

pbksister, böle yazdığın için, kafana şu küçük samarayı musallat edesim var.

Allahhhh korusun..:)

amin.

Ulayn ben ne diyorum bar bar tekrar edip. (ulayn'ı sert tepki olaraktan algılamayınız, ankara ağzı olarak şeediyorum) Benin bugüne kadar söylediğim şeyler "kim ne yaparsa yapsın" değil mi allah aşkına. Zaten Manson'ın da belirttiği gibi demişim ben yukarda, yemeyen dini inancı gereği hiç bir zararı olmasa dahi yemez. Çünkü haram ve tanrı inancı esastır onun için. Ama muhterem Clicia'm ve avenesi birkaç kişi yukarıda tartışırlarken öyle bir bilimsel çıkarımda bulunur gibi yapmış ki; batı dünyası domuz yiyor. Ortalama ömür süresi orada uzun. Demek ki domuz eti yemek sağlıklıdır, insan ömrünü uzatır gibi bir durum ortaya çıkmış. Ben de diyorum ki, geçtim domuzu, kırmızı et bile insan sağlığına zararlı iken böyle saçma bir çıkarımda nasıl bulunuabilirsin.

O kadder! Sonuç olarakta bizim burda, Esat'ta bir meşhur "Tavacı Recep Usta"nın yeri var. Oradan bir menü listesi çıkarsakta Ankara ahalisinin ortalama yaşam süresi raporunu alsak.

Yani sonuçta ben kimsenin ne yiyip ne yememesi gerektiğinde değilim. Tartışmaya da şu absürd bilimsel çıkarımlar nedeniyle girme gereği hissettim. Clicia'nın beni yanlış anlamayacağını bilmesem ona da girişmezdim ama benim fikrim de bu işte.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

bu kadar neden kıvırıyorsunuz? bir soru soruyorum duyan yok. isteyen istediğini yesin tabi. ama bu habere ne diyeceksiniz. adamın başına gelmeyen kalmamış. bunu eleştirmek yerine konunun çevreisnde dolaşıp duruyorsunuz.
sayın anthro sizde aynısını yapıyosunuz.

Okumazsan tozla dumanı seyredersin gürültülü suskunluk kardeşim. Dedim ben teee yokarda.

Orayı bi okuyuveeesen ya.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

pardon anthro sen söylemişsin. özür dilerim.

Önemli değil canım. Dediğimi anla ki yeter ki. Sorun değil.

~~~ Logos spermatikus ●~~§~~● laissez faire, laissez passer ~~~ ~~~ Khaled, Taha, Faudel ●~~§~~● Khalliouni (instrumental) ~~~

Anthro ben

"batı dünyası domuz yiyor. Ortalama ömür süresi orada uzun. "

demedim!

Ben Okinawa'da (Bati degil, bir dogu ulkesi olan Japonya'da, dikkatini cekerim) domuz eti yenmesine ragmen, dunyanin en uzun omurlu insan olmalarini nasil aciklayacaksiniz, domuz etinin omur kisaltici ve zarali oldugunu iddia ederken, onu sordum. Lutfen soylenenleri saptirma.

Şimdi ben anlamadım bu adamın çiftliğini açıyomuyuz açmıyomuyuz?

Domuz etini sığır etine karıştırmayacaksa, domuz yağını diğer yağlara karıştırmayacaksa sorun yok.

Malesef yediğimiz şeylerin ne olduğundan emin olamıyoruz. Eğer bunlardan emin olabileceğimiz bir düzen getirirlerse, isteyen istediğini yesin, kimsenin domuz yemesine karışmayız. Ama domuzluk yapıp domuzu sığır diye yutturuyolar. Domuz yağını helal diye yutturuyorlar.

Şarap içene şarapçılı yapana karışılıyor mu? Neden domuza karşı hareket var?

Domuz etini sığır etine karıştırmayacaksa, domuz yağını diğer yağlara karıştırmayacaksa sorun yok.

Malesef yediğimiz şeylerin ne olduğundan emin olamıyoruz. Eğer bunlardan emin olabileceğimiz bir düzen getirirlerse, isteyen istediğini yesin, kimsenin domuz yemesine karışmayız. Ama domuzluk yapıp domuzu sığır diye yutturuyolar. Domuz yağını helal diye yutturuyorlar.

Şarap içene şarapçılı yapana karışılıyor mu? Neden domuza karşı hareket var?

Bilmeden yersen haram olmaz, karışımdaki yüzde önemli, helal kısmı fazla ise, problem yook, sen ne yersen iyi niyetinle ye..

pbksister, seni hürriyet kazatasına yazar olaraktan tavsiye edicem, olmazsa chp ye genel sekreter filan. çok güzel fetva viriyosun yane, şeyhülislam deniz hocaefendi hazretleri ilen bütün zürriyetsiz hürriyet fetvacı hoca tayfası gelse eline su bilem dökemez yane! yanlış anlama olmasın, derin vede yüksek ilmine hayranlık açısından şeyettiyidim yane!

sen de yazı işleri müdürü ol malı götür

Ozz abi vatan kazatasını okudun mu ters basmışlar, kafan karıştı demii..

falla benkendimşahsenbizzat vatansatan kazatasına ve interinet köyündeki perili şatosuna çok nadir bakmaktayım. ne olmuşki kazurata, matbaadan çıkarırkene yanlışlıkla kendi kafaları kibin tersmi basmışlar?