dualite, insanın "dişi" cinsinin türlü çeşitli çaputla (ki "çaput" very moderen bir desenle kreativite edilmiştir helal süt emmiş, mümin ve mümine desinatörlerce) başını bir çene altından, bir de başın tamamını çevirecek şekilde örtmesidir.
"dostum" adorno demiş ki: "sadece kendini anlamayan düşünceler doğrudur."
türban "cenereyşın" in, tahammül sosayti out! ok busty "törki" karakuşi!
İnancığım senin benimle ne alıp veremediğin var anlamadım. Sığırcandan sonra yeni gözden ben mi oldum???
Hayat aslında anlamsız bir bulanıklıktır(dualite heryerimizde) ama ona anlam katabilmek gerekir. mutlaka bir tercihiniz olmalı ona dayanmalı onun için mücadele etmelisiniz...hoscakal naylon vicdan...:-))))
bence dualite insanın kendine yakışanı giymesidir.
eline, diline sağlık üstad, yazıyı okuyup banda kaydettim, steryo sterio dinliyorum allah seni (mono) inandırsın :)
Allah varsan beni çarp! Bu kadar gerzekçe bir lafı bırak Allah'ı anaokulundaki bebeler bile sikine takmaz.
Hocam İmam-ı Azam Gazali'nin her sebebe fail, her sebeplenmişe meful demiyoruz, böyle olsaydı ateşin fiili olurdu sözünü demesinin sebebi her sebebe fail dersek, o zaman alemin sebebi olan Allah'ı da alemin faili kabul etmemiz ve Allah ile Alem arasından bir sebep sonuç ilişkisi var dememiz gerekir ki, bu doğru değildir dediğini de saygılarımla hatırlatırım.
akıl defterime yazdım.
ama benim aklıma ""esbab-müsebbeb" döngüsünde hareket etmiş gibi geldi gavs-ı azam.
zaten ateşin yakması allah'a bağlı olduğu için değilmidir ki, ibrahim(as)'ı yakmamıştır. galiba bütün sebebler allah'a bağlı olmuş oluyor.
likten alıntı;
Bu olaydaki başka bir dikkat çekici nokta Cenab-ı Hakk'ın ateşi söndürmeyip ateşi İbrahim için serin ve selametli kılmasıdır. O isteseydi kulu İbrahim için o çok büyük ateş yığınlarını da söndürebilirdi. Oysa O ateşi söndürmemiş, İbrahim için serin ve selametli kılmıştır. Böylelikle 'ateş yakar' şeklindeki zihinlerimizdeki bir önerme yanlışlanarak ateşin O'nun emriyle yandığı gerçekliği vurgulanmış, bir yandan da ateşin her zaman yakmayacağı gösterilerek kendi kişisel hayatlarımızda karşılaştığımız sorunlar için bir çözüm modeli oluşturulmuştur.
sevgili @internet;
değinmiş olduğun söz üzerine bir kaç araştırma yaparak kendi adıma faydalandım.
faili siz olduğunuz için mefulünüz teşekkür eder...
Mefkut'un, her zaman ki gibi, sira disi bir yazisi. Tebrik ediyorum.
Asil dikkatimi ceken konu ise, hemen hemen her yazi da olayin bir sekil de devsirilmesi ve kendimi, mecburi din dersi dinlemek zorunda birakilan lise talebesi gibi hissetmemdir.
Yeter yahu.
Gidip biraz da evrim teorisine bakalim.
Biraz da farkli yazilar okuyalim lutfen, yani tepeden bakmaya calisalim biraz da.
Hatta farkli seyler okumayi adet haline getirelim :)
böyle bir yazı ancak "fazla düşünceden doğar" diyorum ben...
mefkud, yazın bana, üniversitede anlamak için defalarca okumak zorunda kaldığımız ama an gelip de "dur lan anladım ben! bak ne demiş adam!" derken feci bir haz aldığımız eserleri hatırlattı...ki aslında anlamadığımız ve bu yüzden belki de haz almaya devam ettiğimiz...
mübalağa değildir yazdığım.
emily dickinson şiirleri okumak gibi birşeydi bu şimdi benim için...
"intihar burcunda soluk alıp verenlerin şiirle olan yakınlığına tanık olanlar var mıdır ki, mi ki?"
"ayıma sarılırken pikemde yalnızlığıma pike üstüne pike yaparken..."
ne yaptın sen mefkud?
kalemine sağlık.
Aslında ateşe Hz. İbrahimi yaktırmamasıyla, onu büsbütün suya çevirmesinin arasında ulaşılmak istenen nokta açısından sıfır fark vardır. (Bu kısmı lisedeki din derslerinden nefret eden ap okumayabilir.) Hz. İbrahimin halilullah olduğu düşünülürse ateş ister suya dönüşsün ister dönüşmesin Hz. İbrahimi yakmayacaktır. Veya şöyle de düşünübeliriz: Yaksa da Hz. İbrahim bunu duymayacaktır. Hatta duysa da bunu önemsemeyecektir.
Hatta en başa dön. Ateş su olacaktır. Ulaşılan nokta açısından sıfır fark vardır.
ateşin zıddını su olarak düşünürsen o noktaya varırsın.
fakat burada ki ilahi espri şu;
ateş mahiyetini yitirmeden de yakmaması. yani yukarıda da söylenmiş. eğer istese allah ateşi söndürür veya başka birşeye çevirirdi ama öyle olmadı.
ey ateş serin ve selametli ol
ayetinde de anlatıldığı gibi ateş mahiyetini yitirmeden serin ve selametli oldu.
burada tefsirciler yorumlarken, eğer allahu teala serin ol diye emretse ateşe, ibrahim aleyhisselam'ın ateş içinde donarak ölebileceğini söylerler. "serin" kelimesinin arkasında "selametli" kelimesinin gelme esprisi de buymuş
not: din dersi(böyle denirse) verdiğim için rahatsız olan @ap adlı kullanıcı arkadaştan özür diliyorum. ama mevzu açıldıkça da söyliyeceğimi bildiriyorum.
Sevgili zulcenaheyn, serin kelimesinin o şekilde tercüme edilmesinde (dikkat et! tefsir değil tercüme) herhangi bir sonradan ek yapamazsın. Zira bu ingilizce cold sözcüğünün türkçe serin diye tercüme yapılmasından farksızdır. Ayette önce serin sonra selametli denmiş. Burada yorum ekleyemezsin zira mesele bir kelimenin arapçadan türkçeye çevirisidir.
dediklerinden birşey anlamadım. kapasitem bu kadar galiba.
yani serin i ben tercüme etmedim. meal zaten öyle. tefsir edilense, mealdeki selametli ol lafzı. yani o "selametli" ol kelimesini tefsirciler böyle anlamlandırmış. çünkü "selametli" kelimesi yaşam standartları, normal koşullar gibi manalandırılıyor.
Selametli kelimesinden önce ayette serin kelimesi geçiyor. Hem zaten dediğin gibi serin kelimesi tek başına kullanılsaydı gene İbrahim a.s.'nin donmayacağını fark ederdik. Allah kendi dostunu dondurmaz. Bu bakımdan tefsircilerin görüşü tutarsızdır. Diğer sözcük Kur'an-ı Kerim'in belagatindeki kusursuzluktur.
To Mister İnan:)
Karşılaştırmadan hiçbir şeyi öğrenemiyoruz, aklımız almıyor belki de. Hep karşıtı olan bişeyle kavramaya çalışıyoruz. Örnekse, siyah-beyaz, mutluluk-ızdırap, doğru-yanlış, sevgi-nefret... ne öyle ne de böyle.
teorisini teknik terimlerini bilmem, kabaca anladığım budur dualiteden.
yanlış ise doğrusunu söyleyerek konuya da referans yapmış olursunuz.
@doruk
sen mi anlamak istemiyon ben zaten anlatamıyom.
çok uzadı bu ahkamım son olsun dicem.
zaten dondurmayacağı için "berden" kelimesinden sonra "selamen" i kullanmış. yani allahın kendisi'de esbab ölçüsünde hareket ediyor. herhalde hiç bir şey demeden de kurtarırdı. o mancınığı alır nemrud'un bir yerine.......
Çünkü her peygamber hayatı sonra gelenlere ibret ve dersler içerir.
bir de tefsircilerin görüşlerine tutarsız demişsin ki; çok yanlış. tutarsız dediğin adamlar kadar ilmin yoksa ofsayttasın. varsa da kul hakkındasın.
not: size gereksiz gelen ahkamlar için kusura bakmayınız...
zulcenaheyn buraya istedi: İnsan bir düşünceye tutarsız demekle onun ne kul hakkına girer ne de ofsayta taça düşer. Bunu böyle bilerek gevezelemeysin. Tabiatıyla herifin mapusta dediği için çürütüldüğü memlekette yaşadığın için bu tür önyargıların olmasını doğal karşılıyorum ve seni anlamaya çabalıyorum ki yoksa salak lan bu deyip çıkacağım.
başlık güzel...
"ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün" mealindeki mevlana'nın sözü de bize dualiteyi anlamamız için bir ip ucu verdiği kanaati acizane içerisindeyim.
bütün yazılarını tek tek okurken, keşke okumadığım bir tane kalmış olsa diye iç geçirmiyor değilim..ama biliyorum, sen yazmaya devam ediyorsun, ve benim kalbim o yazıları kendisine çekmeye yetecek kadar bağlı yazdıklarına...dualite benim sol ayağım olsun!:)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.