Patlamak üzere.. İçi mor ve kırmızı, kan toplamış, derisi soyulmuş.. Ona kalkan bir elin ŞAKASI sonucu yaşamış tüm bunları DUDAK. Halbuki o, sevilmeye, dokunulmaya ve en önemlisi öpülmeye alışıktı. Şöyle bir düşündü DUDAK. İnsanoğlu için hayat bu kadar zor ve acımasızken, insanoğlu kendiyle bu kadar mutlu değilken o değilmiydi vücuda giren her besinin ilk dokunduğu yer? O değilmiydi insanoğlu duygusallaşınca öpüşülen yer? O değilmiydi insanın güzelliğine güzellik katan, biçimiyle..?
Öyle böyle değildi. İnsana hayat veren bir organ değildi belki de ama önemsiz de değildi.
Kendini ve değerini düşündü.
Sonra ağladı, ağladı DUDAK.. Gözyaşları döküldü yere, halı kırmızı oldu, sahibi yıkıldı, çöktü olduğu yere..
Sevgili arkadaşlarım,
burada yazılan şeyler özellikle duygusalsa hemen yazana yapıştırılıyor. Ben ise çok fazla hayal kurup kurup yazabiliyorum böyle şeyleri.
Takmayın kafanıza.Yazılan çoğu şeyin gerçekçiliği olmuyor ama öyle hissediliyorsa bende 'ehh edebiyatım iyiymiş be' diyebilirim :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.