Kazım Koyuncu'nun 3. solo albümünün adıymış bu:
DÜNYA'DA BİR YERDEYİM...
Ölümünden önce yaptığı ama daha önce yayınlanmamış 12 besteden oluşuyormuş bu albüm...
Kazım Koyuncu kimdi?...
Kuşkusuz o bir sanat adamıydı; ama Türkiye'nin gündemine sanatıyla mı geldi?...Elbetteki bu sorunun yanıtı olumsuz; tek bir sözcükle HAYIR...O ülkemizin gündemine sanatıyla/besteleriyle/ezgileriyle gelmedi, pekçok seveni, ezgilerini dinleyeni olsa da...
Çünkü Kazım Koyuncu;Karadenizli'ydi...
Çünkü Kazım Koyuncu; kanserliydi...
Çünkü Kazım Koyuncu; Karadeniz'in karşı kıyılarında, Ukrayna'nın Chernobil kentinde yaşanan Nükleer Santral kazası sonucunda çevreye yayılan olumsuz dışsallıkların ( ki "radyasyon" yayılmasının) kurbanıydı...
Çünkü Kazım Koyuncu; RTE iktidarının ülkemizin pekçok yerine kondurmak istediği ölüm tuzağı NÜKLEER SANTRAL patlaması sonucunda kanser sayrılığına yenik düşen pekçok Türk yurtdaşından birisiydi.
Ve şimdi O; ölümünden önce ürettiği ezgileriyle kulaklarımızda...Ama dudaklardan NÜKLEER SANTRAL sözcükleri düştüğünde hep usumuzda, hep anılarımızda; hem de dipdiri olarak...Radyasyon yayılması sonucu kansere, dolayısıyla Ölüm Meleği'ne yenik düşen pekçok Karadenizli, Trakyalı yurtdaşımız gibi...
Ve 17 Kasım 2007 günü; TBMM Çevre Komisyonu toplanmış...
Gündemde; NÜKLEER SANTRAL konusu varmış...
AKP'li Komisyon Başkanı; oturumun basına kapalı olmasını istemiş, kameraların dışarı çıkmasını söylemiş/buyurmuş...
CHP'liler bu "gizli oturum" istemine karşı çıktıklarından, kameraların da toplantı süresince bulunmasını, gündemin halka birebir yansıtılmasının doğru olacağını belirtmişler, kameraların dışarı çıkarılmasına sözlü tepki göstermişler...
İktidar partisinden AKP'li komisyon başkanı, muhalefet partisinden CHP'li komisyon üyelerinin tepkilerine aldırmadan, birkez daha kameraların dışarı çıkmasını istemiş/buyurmuş...Bunun üzerine CHP'li üyeler de kameralarla/kameramanlarla birlikte oturumu terketmişler...
*Kaynak; "Kuşkusuz pekçok kişinin izlemiş olabileceği gibi" Kanal D, Saat:19.00 Anahaberler
Anlaşılan; RTE, "halka rağmen" NÜKLEER SANTRAL yapımlarını/kurulumlarını gerçekleştirmekte kesin kararlı...
-Olası bir Ortadoğu Savaşı...
-Günlük sıradan işlerden sayılan trafik kazaları/katliamları...
-Ve sırada NÜKLEER SANTRAL'lı bir gelecek...
*Sonuç: En kolayından "nüfus planlaması"...
Henüz rayında giden trenlerin bile kazaya neden olduğu ülkemizde, potansiyel/gizil tehlike olarak sırada NÜKLEER SANTRAL'lı yaşam???...
Ülkemizde nüfus planlaması; doğumların, doktor önerileri ve öğretileriyle denetlenmesi yerine, kazaların denetiminde...
Bilindiği gibi 21.yüzyıl; bilişim çağı, küreselleşme çağı olarak tanımlanmakla birlikte, RİSK TOPLUMU/RİSK ÇAĞI olarak da tanımlanmaktadır. RTE yönetimiyle birlikte, ülkemiz tam anlamıyla çağın tanımlamasına uymakta, 21.yüzyılın ülkesi olma ünvanını edinmede önsırada bulunmaktadır; RİSK ÇAĞI'nın gereklerini/koşullarını bütünüyle içeren/yerine getiren bir ülke olarak, RİSK ÜLKESİ olarak...Bu çağdaşlığı yakalamamızda enson gelişme, enson aşama; NÜKLEER SANTRALLAR'a bulaşma...
*RTE'den bir kulu olarak beklentim, istemim; ivedilikle bir ALLAH KORUSUN BAKANLIĞI oluşturması, şeyhlerini/şıhlarını/müritlerini bu bakanlığa ataması,"Tanrı ülkemizi, ulusumuzu NÜKLEER SANTRAL kazalarından korusun" diye dua etme işlevi görmekle görevlendirmesi...
Sayın Selma; 1985 de Samsunda yaşıyordum günlerce camları açmadan henüz bebek olan kızımla ev hapsi yaşamak sorunda kalmıştım hala çok korkuyorum sonuçlarından.
Şiddetle karşı olduğumu belirtir bu konuya olan duyarlılığınızı tebrik ederim. Saygılarımla...
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=6&ArsivAnaID=32834
www.nukleerehayir.org
http://www.sozumuzvar.com/
siyau
Bugünlerde pekçok Doğadostu/çevredostu/Dünyadostu/insandostu sorumlu bireyler; "nükleer lobisi"nin yeniden işbaşında olduğuna ilişkin kaygılar taşımaktadırlar ki "nükleer lobisi"nin işbaşında olduğuna ilişkin, kentimiz Bursa'dan bile örnek verebilirim.Bursa yerel basınından Cavit ÇAĞLAR'ın OLAY gazetesinin internet sitesinde, 2006 yılında bir anket yayınlanmıştı "nükleer santral" konusuna ilişkin...Sorulan soru şuydu:
-Sizce Türkiye'de "nükleer santral" yapılmalı mı?...
Soruya verilen yanıtlar da;
"Evet, yapılmalı" seçeneğine verilen yanıt yüzde 28
"Hayır, yapılmamalı" seçeneğine verilen yanıt yüzde 22 olarak yansıtılıyordu.
*Bugünlerde de aynı adresde yapılan anketin sorusu da şu: Türkiye K.Irak'a asker göndermeli mi?...İlgilenenler için adres:http://www2.olay.com.tr/
Daha önce DSP-ANAP Koalisyonu döneminde, o günlerdeki Enerji Bakanlığı danışmanı kimliği olan (Ülkemizde Yerel Gündem 21'in öncüsü, Bursa Anakent Yerel Yönetim Eski Başkanı demokrat bir kişi olarak tanıdığımız) Sayın Erdem SAKER'in söyleminden, "nükleer santral" konusu yine ÇAĞLAR'ın OLAY televizyonunun 24 Aralık 1999 günlü yayınından yansılarımıza düşümüşdü.
Kuşkusuz DSP-ANAP dönemindeki ya da günümüzdeki nükleer santral yapımına ilişkin lobi çalışmaları ilk değil, bu girişimlerin daha bir öncesi de var. Anımsanacağı gibi; Tansu ÇİLLER, başbakanlığı döneminde Almanya gezisi sırasında "nükleer santral" söylemiyle kamuoyunun karşısına çıkmış, "Zonguldak'a nükleer santral" yapılacağından sözetmişti. Ukrayna'nın tam karşı kıyılarına, sanki onlardan Chernobil'in rövanşını almak istercesine...
Günümüze dönersek; yönetenler değişse de, "nükleer lobisi"nin girişimlerinde bir değişme, bir gerileme olmuyor, onlar tüm yaşananlara karşın bugünlerde yine işbaşındalar, TBMM'de gizli oturumlarla, ülkemizin başına "nükleer santral" sorununu sardırma uğraşı içindeler. Oysa ülkemizde değil ama, ülkemizin Karadeniz kıyılarının karşısında, Ukrayna'da yaşanan Chernobil Nükleer Santral patlamasının/dehşetinin izleri, acıları ülkemizden silinmedi, silinmek şöyle dursun; Trabzon'da yıllardır tartışılan ve adına dernekler kurulan "kanser vakaları" tırmanmakta...Sağlık Bakanlığı'nın görmezden geldiği kanser tırmanışı 2005 yılında ürküten bir düzeye ulaşmış...Binlerce Trabzonlu kadınımıza(meme kanseri) ve erkeğimize ( karaciğer kanseri) teşhisi konmuş...
Bilindiği gibi; nükleer santralların patlamasıyla çevreye yayılan radyasyonun etkisi, "Trabzon'da ve Trakya Bölgemiz'de de görüldüğü gibi" yıllar sonra ortaya çıkmakta, kazanın olumsuz dışsallıkları yalnızca nükleer santralın bulunduğu bölgeyle sınırlı kalmayıp, geniş bir alanda olumsuz etkisi/sonuçları görülmektedir.
Karadeniz'de artan kanser hastalığıyla ilgili olarak "KARADENİZ KANSERDEN ÖLÜYOR, DURDURUN" başlıklı bir imza kampanyası var...Destekleriniz için adresler aşağıdadır:
Kampanyanın amacını açıklayan basın açıklaması için link:
http://www.kfk-platformu.org/index.php?option=com_conten&task=view&id=581&Itemid=32
Türkçe e-dilekçe için:
http://www.kfk-platformu.org/dilekce
İngilizce e-dilekçe için:
http://www.kfk-platformu.org/dilekce/petition/
17 kasim 2007 gunu ; TBMM cevre komisyonu toplanmis mi ne olmus
benim farkedemedigim fakat baska insanlarin yasadigi bi gelecek zaman dilimi mi ? var yoksam;
Yıllar geçti eskiden sormayı akıl edemediğimiz soruları temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp beyin firtinasi yapmanin amlamsizligini yasiyoruz su an … En doğru cevabı versen ne olur ki?
KARADENIZ SIZLERE RAHMET!!! kansey yayildi yayilacagi kadar
Yine de nükleer santrallar kurmaya kalkışıyorlar; düşünülen yer de Sinop...
Yoksa duyarsız kalalım da; ölen olur, kalan sağlar bizimdir mi diyelim?...
nukleer santraal isi yeni olan bi olay degil,ezelden beri TR nukleer santral pesinde
ayrica kimse duyarsiz kalmasin tabi ki, gec kalindi insanlarin bi cogu oldu, 2.nesillere aktardilar buyukleri o kansenli hucreli, gec kalinmis bi eylemin onemini bayram gelmis neyime gelmemis neyime vecizesi ile tamamlayalim en iyisi
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.