Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "keith loutit"

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

tuttum
0

Düşmek üzerine

"Sonunda uçabiliyordu... ve bunun doğru olduğuna yere çakılana dek tüm kalbiyle inandı."

Yerçekiminin iyileştirici bir özelliği var mıdır bilmem ama bu doğa gerçeğinin yan tesirleri olduğu kesin. Bu etkinin bugüne kadar literatürde görmezlikten gelinmesi, atlayarak veya düşerek hayatını kaybedenlere yapılan bir saygısızlıktır. Bu kısa yazıyı bu insanlara ithaf ediyorum.




Eğer çok yüksekten atlıyorsanız: Kulaklarınıza rüzgarın şiddeti dolar. Teniniz düşüşün şiddetini hisseder. Gözleriniz sürekli ve önceleri yavaş ama gitgide hızlanarak yaklaşmakta olan zemini beyninize haber geçmekteyken ayaklarınız bu zemini algılayamadığından başınız döner. (henüz algılayamadığından demek belki daha doğru olurdu. Ama şu da var ki algılamaya başladığında beyniniz bununla ilgilenecek durumda olmayacaktır.) Bütün bu 'doğal denge' bozucular sayesinde ya kalp krizi geçirirsiniz (-ki makul olanı budur), ya da korkudan ve/veya yüzünüze çarpan havanın şiddetinden nefessiz kalarak bayılırsınız. Bu sizin çarpmayı tüm hücrelerinizle ve bilincinizle hissetmenizi engelleyen, sinemada önünüze oturan koca kafalı biri gibidir. Düşüşün şiddetine gelince; bu sizin hatırlayabileceğiniz bir şey olmayacak ama tatlı niyetine iştahla ağzınıza attığınız bir tatlı kaşığı siyanür gibi bir etkisi var denebilir. Ya da bir uyanış hali. Çarpma anıyla, o ana kadar taşıdığınız organların tüm ağırlığı kendini gösterecek. Bu da hiç iç açıcı bir şey değildir.



Eğer alçak bir yerden düşüyorsanız: Hemen bitecekmiş ya da bitmesi gerekiyormuş gibi hissedersiniz. Fakat düşüş sinir bozucu bir sürede uzar. Bu sizi biraz endişelendirecektir. Sakın kararınızı değiştirmeyin ve düşmekte olduğunuzu hatırınızdan çıkarmayın. Kurtulmaya çalışırsanız veya çırpınırsanız düşerken şeklinizi değiştirdiğinizden, vücudunuzun çarpma anında altınıza aldığınız parçaları değişecektir. Bu da kalıcı şekil bozukluklarına yol açabilir. Çarpma anı yüksek düşüşlere nazaran daha açık hissedilir ama organlarınızın birbirine çarpması ile inanılmaz bir yorgunluk hissedeceksiniz. Bu durum sizin acı duyum eşiğinizin üzerinde olduğundan, bir acıdan ziyade kesif bir yorgunluk hissine benzetilebilir. Komaya girerseniz bu yorgunluk hissinizi aklınızdan atmalısınız. Çünkü komada dinlenme fikrine kapılırsanız ebedi bir istirahat sizi bekliyor olacaktır.


18 ahkam var

Ahkâmlar

bu, bu çok tuhaf bi yazı.

peki neye dayanarak? bir köprüden daha önce atlamışsın gibi anlatıyorsun,..

bir de bu durumda bütün bungee atlayıcılarının kalp krizi geçirip ölmeleri gerekmez mi?

vic vega ya katılıyorum. ayrıca gökyüzü akrobatları (o sporun adı neydi?) neredeyse kilometrelerce yukarıda paraşütsüz atlıyorlar (yani paraşüt var da açmadan atlıyorlar :) ) ee adam ne havasızlıktan bayılır ne de kalp kirizi geçiriyor? bence burada yazar (!) varsayımlardan yola çıkmış olabilesi şeyleri aktarmış belki teoride evet ama pratikte hayır.

3ten fazla ZIPlar

diye bir olay hatırlıyorum. Yere çakılmaya 60mt kala insan betona çarpmış gibi olup havada ölürmüş diye bişiylerdi...

PHP'si iyi olan web2.0'cı (nasıl oluyorsa) aranıyor. Başvuralar özel mesaj ile.

parasutle atlamak bambaska ama... egitimli olmalisin bunun icin. "hadeeee! tak parasutu abdullah agabey! surdan ativerelim kendimizi. hobareeeey!" seklinde olmuo bu isler. bungee jumpinge gelince; onda, kafa ustu yere cakilma ya da slaaap die betonlama denizin sularina yapisiverme ihtimalinin az olduunu bilerek atlion, "ben bi' cilginlik yapiom! amanin, cok heyecanliyim!" filan modundasin mesela. ama imzani da aliolar, oluverirsen "biz karismayik! kendi atladi!" diebilmek icin.

keditasmasi, mon cul...

duymuştum, ancak emin değilim. Sanırım, ne paraşüt var ne de beni tutan bir halat korkusuyla kalp krizi geçiriveriyorsun. Parasailing yapan yaşlı bir amca ölmüştü mesela; bunun farkına varmayan su sporları koyu iki üç posta turlamışlar. Cul'un da dediği gibi baştan ölüm riskini göze alıyorum belgesi imzalıyorsun. Bungee Jumping başka bi de, onda ölen olmuş mu bilmiyorum. Ben wind surf yaparken ölüyordum, siz ne diyorsunuz? :)

Konu istem dışı olarak düşmekse, bendeniz bu konuda tam bir felaketimdir, en alçak mekanlardan düştükten sonra en çok yara bere nasıl alınır şeklinde (kesin rekorlarım vardır, mesela 60 cm'lik duvardan düşüp kafamı koruyacam diye kolumu kırmam, kafamında yara almasını engellememiştir, basamaktan düşüp çenemi dağıtmam, koltuktan düşüp kaşımı yarmam gibi (küçükken oldu bunlar)). Ama isteyerek biryerden atlamak ve yere doğru yönelmekse durum, yani kontrolum altındaysa düşüşüm eh işte orada durum biraz farklıdır. Mesela inşaatların ikinci katından kum tepesine atlayan bebeler yerine, inşaatın üçüncü katından atlamak her yiğidin harcı değildir, bi de gezi teknelerinin ikinci katından atlarım bazen. Paraşütle atlamayı isterdim ama hiç zamanım olmadı, valla korkmam, ama tabi ki biraz heyecanlanırım herhalde, o da normaldir tabi, yok belki de korkarım, neyse zamanım yok zaten öyle atlamaya falan bi de nedensiz niye atlıyım ki inecek uçak zaten yere, beklerim.

yuksek bi yerden civileme ayaklarin ustune dusuldugunde,alttan vucuda uygulanan siddetli basincin, bazi kemiklerin kirilip omuzdan cikmasina sebep oldugunu okumustum bi yerlerde...

Her Otostopçunun Galaksi Rehberi'nde "Uçmak için yeryüzünü ıskalamak gerekir." diye bir tanım vardır. Aynı adlı kitabın kahramanı birgün bilmemne gezegenine düşerken yerde, bilmemne havaalanında kaybettiği bavulunu görür. O kadar şaşırır ki, bu şaşkınlık sonunda yeryüzüne kendini isabet ettirmeyi beceremez ve uçar. Yukarıdaki arkadaşa bir düşme halinde böyle bir durumla karşılaşmasını dilerim.

Belki yaşamış, belki duymuş, belki görmüş, belki de öyle sanılmasını istemiş. Bilemezük, bu duyguyu tatmak isterük.


Hayat çizik film gibi olsaydı yaa...

hayat çizgi film gibi olsa hakkaten. Gidiceksin empire state den atlicaksın, asfalta çakılmak yerine o asfalt MATRIX filminde olduğu gibi aşşağıya doğru esnicek felan.. yada nebliim araba çarpıcak 120 km hızla gözleriniz pörtlicek yerine gelicek.. Ama yine de sınır var.. sadece bir hayal demekten öteye geçemicez...

bu konuda LSD deneyebilirler. Gerçekten uçabileceğinizi düşünerek atladığınızda, siz gerçekten uçtuğunuzu ve hatta asfaltın çok yumuşak bir yatak gibi büküldüğünü göreceksiniz. Ancak arkanızdakiler sizin cenazenizi kaldırıyor olabilirler tabi aynı anda. Ama ne önemi var di mi?

PHP'si iyi olan web2.0'cı (nasıl oluyorsa) aranıyor. Başvuralar özel mesaj ile.

siyanür tadi mi??


hadiii hadiiii...

konu tom ve jerry'den LSD'ye uzanmis. Enteresan. Hayal etmek LSD demek mi olmus? Ben cakilmayi isterdim, hele bir de yer esnese, cakilmanin tadina doyum olmaz derim ben.

benim bir arkadaşım gece rüyasında yüksek bir yerden atladığını ve yere çarptığı zaman kafanın patladığını, hiç kıpırdayamadığını, akan kanları görebildiğini fakat bişey yapamadığını anlatmıştı. Onun için pek hoş bir rüya değildi anlaşılan.


Ya da sanal gerçeklik aletlerinin biraz daha gelişmesini bekleyeceğiz bu tarz düşler için. en temkinlisi bunlar olacak galiba. Kontrol edilebilir hayallerin mutluluğu olacaklar.


"_Abi bana ordan bir hazerfen zamazingosu versene, akşam takılayım biraz evde, paraşütçü arkadaşlarım geliyor, eminim çok severler"

PHP'si iyi olan web2.0'cı (nasıl oluyorsa) aranıyor. Başvuralar özel mesaj ile.

sanal da olsa gerçek olunca, hayat daha bir keyifli olacak sanırım. Çakılmadan çakılmak, ölüm provası yapmak, kanat takmadan uçmak, yürümeden ulaşmak, ıslanmadan yüzmek güzel olsa gerek. Herşey o kadar gerçek olabilir mi ki?

olabilirliği ne acaba?

o sebeple en heyecanlı olayımız motor kiralamaktı. öle motor değil bea. o zaman kız milleti o kadar çekici gelmiyodu (tüh kesin yanlış anlaşılacak şimdi) içi içine sığmayan hetero delikanlılardık lakin heteroluğumuzun icaplarından ziyade heyecanlı işler ile uğraşırdık. ayaklarım yere yetişmezdi koltuğa oturduğumda. eğer frene basıyorsa elim, korna düğmesine ulaşamazdı. bileğimden itibaren elimi geriye doğru bükerdim. pedalların üstünde ayağa kalkardım. gaz kolunu en dibinden kavrayıp önce vücüdumu sonra elimi geriye bükerdim. böylece sonuna kolu kadar çevirmeyi becermiş olurdum. illaki karşıda ya bi duvar yada bi viraj gibi hız kesilesi bi gıcık şey olurdu. her seferinde elimi hiç bırakmadan ne kadar yaklaşabilirim diye merak ederdim. hiç uçaktan atlamadım ama bi sürü arabayla motorla yaptığımın katlarca fazlasını yaptığım halde o heyecenı yaşayamadım. tutku güzel şeydi...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu