Şimdiden uyarmak lazım, yazı biraz ürkütücü. Korku filmlerinde işlenen "vahşi doğanın kucağında bilinmeyen varlıklarla mücadele eden gençler" temasının gerçek yaşamdaki bir örneğine tanık olacağız. Bir grup kayakçı, Ural Dağları'nda geziye çıkarlar ancak esrarengiz bir dizi olay onları deliliğin sınırlarına ve ölüme sürükler. Gerilim filmi konusu gibi duruyor değil mi? Ama bir zamanlar Rusya'yı çalkalayan ve sonradan unutulan bu olay gerçek.

Yolculukları Kuzey'deki en son yerleşim birimi olan Vizhai'den Otorten Dağı'na kadardı. Rotaları dağcılıkta en zor kategori olarak bilinen "Kategori 3" sınıfındaydı ancak başta liderleri Igor Dyatlov olmak üzere takım kendilerinden çok emindi. Her biri tırmanış ve uzun kayak gezisi tecrübeleri olan yetenekli sporculardı. 2 haftadan fazla bir süre dondurucu soğukla mücadele edecek olmaları ve tehlikeli rotaları gözlerini korkutmuyordu. Takımın deneyimden kaynaklanan bir cesareti vardı ve hiç birisi kolay kolay korkuya kapılacak insanlar değillerdi.

Sporcuların ailelerinin ısrarı üzerine enstitü bir kurtarma ekibi oluşturarak 20 Şubat 1959'da arama çalışmalarına başladı. Polisin ve ordunun da helikopterler ve uçaklarla katıldığı arama 6 gün sonra, grubun varış noktasından 10 km uzaklıktaki Kholat-Syakhl dağında ilk sonucunu verdi; bu aynı zamanda kurtarma ekibinin yaşadığı ilk şoktu.
Ekip kamp çadırını oldukça tahrip olmuş halde buldu. Bir dizi ayak izi yakındaki ağaçlık alana gidiyor ancak 500 metre sonra karla örtülüyordu. Ağaçlık alanda büyük bir çam ağacının altında bir kamp ateşinin kalıntılarıyla birlikte ilk iki ceset bulundu. Cesetlerin üzerinde sadece iç çamaşırları vardı. Daha sonra bulunan üç ceset ateş ve kamp arasındaydı ve durumlarına bakarak kampa geri dönmeye çalıştıkları düşünüldü. Üç ceset arasında yaklaşık 150'şer metre mesafe vardı.
Bulunan cesetlerin incelenmesi sonucu sporcuların hipotermi, yani vücut ısısının aşırı düşmesi sonucu öldükleri saptandı. Bir tanesinde kafatası zedelenmesine rastlandı ancak ölümcül değildi. Diğerlerinde ise hiçbir tahribat yoktu.
Diğer 4 cesedin bulunması biraz uzun sürdü. Araştırma ekibi 4 Mayıs'ta ikinci şokunu yaşadı. Bir nehir yatağında, 4 metre karın altında kalan cesetleri buldular. İlk iki cesede göre daha uzaktaydılar ve diğerlerinden bir farkları vardı. 3 tanesi şiddetli darbe sonucu ölmüşlerdi. Bir tanesinde ölümcül derecede kafatası zedelenmesi vardı, ikisinin ise göğüs kafesleri parçalanmıştı. Uzmanlar bu tür hasarları verebilecek bir gücün, bir araba kazasına eşdeğer olması gerektiğini söylediler. Dikkate değer bir nokta ise cesetlerin hiçbirinde dıştan gelen yaralanma olmamasıydı, yüksek basınç sonucu ezilmiş gibiydiler. Otopside kadınlardan birinin dilinin kayıp olduğu görüldü.
Peki bu talihsiz sporcuların ölümlerine yol açan esrarengiz şey neydi? O karanlık Şubat gecesinde neler yaşanmıştı?

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Dyatlov_pass_accident
http://www.neatorama.com/2008/03/03/the-dyatlov-pass-accident/
http://skeptoid.com/episodes/4108
Meraka şevketti bünyemi. Araba çarpması gücünde ha. Ne tür bir saurus acaba. Etçile benzemiyor pek. Bekliyoruz bakalım.
İlginç. Yazının devamını merak ve heycanla bekliyorum (:
yazının devamında sanırım ortaya atılan hipotezlerden bahsedecek. zira dosya sonuçsuz kapanmış ve belgeler "top secret-çok gizli" konumunda arşivlenmiş.
link şeklinde verilen kaynaklarda bazı bulguları destekleyen tahminler var ama bulguların tamamını destekleyen bir tahmin tabii ki yok. ama yazının konusu birçok yönden (tarih, komplo teorileri, spor, paranormal aktiviteler, nükleer denemeler, adli tıp) iyi seçilmiş. yazarı buradan tebrik ediyorum.
bu olaydan esinlenerek, 1967 yılında gazeteci Yuri Yarovoi "Of the highest rank of complexity" ("Высшей категории трудности") adlı kurgu bir roman yayımlamış. aynı zamanda, söz konusu gazeteci, arama kurtarma çalışmalarında yeralan resmi fotoğrafçı imiş. gazetecinin 1980 yılında ölümünden sonra bütün günlükleri, el yazıları ve fotoğraf arşivi yokolmuş.
radyasyon oranı yüksek elbiseler ve elbiselerin bazılarının makasla kırpılmış gibi olması bu ilk bölüme konulabilesi ayrıntılarmış...
Arkadaşlar ne olabilir. sanki sıradışı bir şey oldu.
Böyle esrarengiz olayları yaşadıklarını söyleyen o kadar çok insan varki . hangisi bilimsel olarak kanıtlandı ki(doğaüstü bir olay olduğu).
çok dikkatli hazırlanmış bir yazı.
xas; tebrik ederim.
bu yazının diğer bölümlerini bende arkadaşlarım gibi merakla bekleyeceğim.
gerçekten merak edilecek bir konu.
bana dedi sanırım :-P
bende okudum geriye kalan hikayeyi, ucu paradox'a çıkıyor.
ama olay gerçekten iyi, ekleyen arkadaşın eline sağlık...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.