benim rıhtım'a karşı bir sempatim var. sempati de güzel. sempati sempati. arada sırada avolokitesvara demeyi severim. ama hâlâ ingilizce schizophrenic'i telaffuz edemem. o da iyi.
sympathy yi mi diyorsun, bilmem ki..:)
değil. ama ben türkçe'lerden sempati de olur demedim ki sayın kopanisti. sempati de güzel dedim hani fonetik olarak.
iyi de konu en güzel türkçe sözcük diil m?,
bende amore yi beğenirim, ama yazdım mı? hayır, neden yazmadım peki? çünkü türkçe deil. di mi? o bakımdan
bilmem. konu en güzel türkçe sözcük mü. yarışmaya 60 ülkeden bir dolu kelime katılmış. hoş ben biraz da yarışmanın beyhude, beyhudeyi de severim, olduğu kanaatindeydim ve yorumum da aynı şekilde şaçma oldu. ama tartışılcak şey mi bu diyorum kendime, ayrıca. ben kendi sevdiklerimi yazdım olay budur. yarışma saçmadır, yorumum saçmadır, her şey saçmadır sayın kopanisti.
hımmm bak bu açıklaman olaya farklı bi boyut kazandırdı, ben farklı bakmışım demek ki, ben geri adım atıyom o zaman
velhasıl güzeldir Türkçe'miz. İngiliz'e gidip "can" kelimesini adam gibi anlatmak istersin. ama ne kadar da uğraşsan tam karşılığını bulamazsın. içini bir sıkıntı basar ama sonra Türkçe'nin içinde yer alan bu güzelim kelimeyi anlayabildiğin için de şükredersin.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
değil mi efendim ne gerek var ho ho. almanlar efendim, bazen böyle abesle iştigal edebiliyorlar ne yaparsınız. ne var ki içlerinden biri var ki onu pek severim. hele ki bu şarkısı. buyrun dinleyelim huşu içinde:)
yahu ben de göre kelimesini almancaya bir türlü ceviremedim. ne yapsam ayni anlam olmuyor. mesela "bana göre bir ceket" derken olmuyor iste. hep onu söyleyebilmek icin uzun uzun anlatmak zorunda kaliyorum. nicoooo nicoooo ay bir yardim etsen de söyleyiversen belki senin almancan benden iyidir.
bir de biz kıymetini bilsek dilimizin...
yakamoz kelimesini çok severim. Nedense bende hep yoğun bir duygu uyandırır..Hoş...
bir kelime olarak haketmiş birinciliği:)
karınca, paçavra, payidar severim ben. ilk aklıma gelenler, daha cok var tabii.
evet arapça kökenliymiş. ama türk dil kurumu sözlüğünde geçiyor. yazmadan açıp baktım mütevellite birinden sopa yememek adına.
"tevellütten mütevellit" diye bi laf vardır hatta aynı kökten gelen iki sözcükle oluşturulmuş.. "mü" "mu" ile başlayan sözcüklerin çoğu ve içerisinde çift ünlü çift ünsüz bulunduran sözcüklerin hepsi yabancı kökenlidir(genelde arapça). yakamoz da yunanca kökenli bir kelime(diakamosis sanırım orijinali).
Bu linki sabah okula gitmeden, haberlere bakarken gördüm.dün bütün akşam İngilizce sınavım için çalıştığımdan dolayı haberi görür görmez büyük bir şevk ve kendi dilimi beğenmişliğin verdiği o erişilmez hazla ekledim.çok da mutlu oldum.
Bu bir skandaldır. Yakamoz yunancadan dilimize geçen bir sözcüktür.
yakamoz
isim Rumca
1 . Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı:
"Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim / Çifte sandal, yüzüyorduk; o yüzer, ben yüzerim."- M. A. Ersoy.
2 . Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı.
bir dilin sadece kendi üretimi kelimelerden ibaret olması imkansız. dünyanın en arı dilinde bile eminim sözcüklerin %30'undan fazlası yabancı kökenlidir. dolayısı ile sözcüklerin bir dile ait olduğunu söyleyebilmek için sözcüklerin etimolojik kökenlerinden çok onların dilde yeni bir anlama sahip olup olmadığı, onlara yeni bir söyleyiş şeklinin kazandırılıp kazandırılmadığı önemlidir. yoksa öz-türkçe sözcükler arayacaksak, işimiz var..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.