Sipirutualizm bıçak sırtında yürüme sanatıdır aslında. Bu işlerle
uğraşanların büyük çoğunluğu farkında olmasada, bıçak sırtındadırlar.
Özellikle enerjilerle, oynayanlar, enerji alışverişleri yapanlar,
bazı enerjilere uyumlananlar, her zaman bir riskle beraberdirler.
Mesela Reiki'ye uyumlanan bir insanı düşünelim. Bu insan bu
uyumlamayla aurasını ve enerjisini diğer boyutlara açmış olmaktadır.
Bu kişi çevremizde, bizi kapsayan sayısız boyutlar içinden,
yükselerek beslenebilirde, düşerek pislenebilirde.
İlk önce bilmemiz gereken, insanın ilk varolduğu kadim dönemlerde,
geldiği kaynakla tam bir uyum içindeyken, daha sonra ezoterik
bilgilerde Kali Yuga denilen, demir çağına geçerek düşüşü başlamıştır.
Bu düşüş KURAN'da şöyle anlatılır.
95-TİN:
1 - Tîn'e ve Zeytun'a,
2 - Sina dağına
3 - Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,
4 - Biz insanı en güzel biçimde yarattık.
5 - Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.
6 - Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz
bir ecir vardır.
7 - O halde sana dini ne yalanlatır?
8 - Allah, hakimlerin hakimi değil mi?
Yani mükemmel yaratılan insan, çevrilip aşağıların aşağısına
atılmıştır. Bu mükemmellik, bahsettiğimiz gibi, insanın bütün
kapasitelerini kullanabildiği gerçek İNSAN halidir, ki bunun
karşılığını Mansur, EN EL HAK olarak vermiş, sipirutuel söylemlerdede
BEN TANRIYIM denilerek bu hale atıfta bulunulmuştur. Ama burada
kaçırılan şey, bana göre Ben tanrıyım demek yerine, ben Tanrı
olabilme potansiyeline sahibim demek gerektiğidir. Çünkü ondan
geldik, ona döneriz.
Bu düşmüş insanın, aşağıların aşağılarında olan insanın dünyayı (GAİA)
getirdiği bu hal, hepimizin malumudur. Bu çağın insanının ruhsal ve
enerjisel çalışmalar yapması bu yüzden herzaman risk almaktırda aynı
zamanda.
Bu riskin sebebi şudur, bu çağda alt benliklerimiz ön plandadır, ve
bilinçaltımız dünyada sürmekte olan bütün kötü şeylerin kayıtlarıyla
doludur. Bu ruh hali içinde, diğer boyutlara kendini açmak, o
boyutlardan beslenebilmekten çok, sizin düşük boyutların enerji emici
varlıklarına yem yapabilir. Bence ruhsal bilgilerle uğraşanların, bu
zamanda yoğun olarak yaşadıkları sıkıntıların kaynağı budur. Siz
kendinizi ne kadar pozitif biri olarak tanımlasanızda, bir anda içine
düşebileceğiniz, kızgınlık, öfke, nefret, kıskançlık, ego vb. haller,
sizi en yüksekten bir anda en aşağı titreşime çeker, ve siz kendini
diğer boyutlara açmış biriyseniz, bu alt titreşim varlıklarının
üzerinizde etkisi olmasıda kaçınılmaz olur.
Peki ne yapmalıda korunmalı:
Aslında kuran aynı surede bunun cevabınıda vermiş, iman edip, iyi
işler yapanlar başka diyor, onlar için kesintisiz bir yükseliş vardır
diyor.
Bunu tam olarak şöyle açıklayabilirim :
İman etmek, yada katıksız inanç, olmassa olmaz kuraldır. Yaradana
duyulan sarsılmaz inanç, varoluştaki, bütün iniş çıkışların ve iyi
kötü dediğimiz her kavramın, onun ilahi planının bir parçası olduğunu
kabul etmektir. Bunu içselleştirebilirseniz, ve Yunus'un vurguladığı
gibi YARADILANI, YARADAN'dan ötürü hoşgörebilirseniz, yaşamınızın her
alanına pozitif düşünceyi yerleştirebilirseniz, ve yapmacıksız,
yürekten, hani bebeğinizi kucağınıza aldığınızda, onu kokladığınızda,
duyduğunuz sevgiyi, genele yaymayı başarabilirseniz, o zaman
yükselmekten korkmayın. Ve yükseldikçe, o boyutların yüksek
yardımlarıda hep yanınızda olur. Ama hele böyle bir yükseklikte, bir
tek kalp bile kırsanız, düşüşünüz çok daha ağır olur. Bu yüzdendir
bıçak sırtında yürümek deyişim.
Bu hal sizin gerçek insan potansiyelinizi hergün daha çok
kullanabilme olanağı sağlar. Soru şudurki, bunu gerçekten
başarabilirmiyiz? Hiç bir insana, politikacıya, arsıza, hırsıza, ve
yüzlerce insanın yarattığı olumsuz sebebe, kızmadan, yargılamadan,
kötü olan herşeydede Tanrının planını görüp, içtenlikle
bağışlayabilirmiyiz. EVET diyorsanız, yolunuz açık olsun, hayırlı
yükselişler. Ama HAYIR diyorsanız, size tek tavsiyem, enerjilerle
fazla oynamayın, kendinizi fazla açmayın, meditasyonlarınızda zırt
pırt şu varlığı bu varlığı çağırmayın. Eğer gerçekten bu pozitif
halin sizlerde olduğuna inanmıyorsanız, inanana kadar gidip, reiki,
yada başka enerjilere uyumlanmayın. Ve reiki masterler, yada diğer
enerji uyumlayıcıları, bu iş kazanç kapısı değildir, hazır olduğuna
inanmadığınız hiç kimseyi bu enerjilere uyumlamayınız, karması çok
büyüktür. EL vermek, el vereceğin kişiyi çok iyi tanımayı ve ona
kendin kadar güvenmeyi ve bu ELin gereğini hakkıyla yerine
getirebileceğine inanmayı gerektirir. Üstadlarınızı hatırlayın,
onların nasıl el verdiklerini hatırlayın, sonra elinizi vicdanınıza
koyun, ve eminseniz bu insanların auralarında delik açarak, onların
diğer boyutlara açılabilmelerini sağlayın.
Bu yazılar benim şahsi görüşlerimdir, benden başka kimseyi bağlamaz,
olumlu yada olumsuz bütün eleştirilerinize açıktır, ve ayrıca bütün
katkılarınızada açıktır.
Sevgim CAN laradır.
Görüyor musun sayın kendim bize cevap vermiyorlar sonra kendi sorumuzu kendimiz cevaplamak zorunda kalıyoruz tövbe tövbe...
Herkes görür aynadaki yansımasını ve inceler bedenini sonra biri gelir yanına ona bakar aynadan, hem kendine hem ona bakmaya başlar aynadan ne geniş bir bakış açısına sahip olduğunu düşünür. Sonra geliştirir gün gelir bakışını ve aynanın içinden bedenini izlemeye başlar ve yanındakini bir yerlere ulaştığını sanır sanki mistik bir tüneldedir bilinmez bir şey keşfetmiştir her zaman kendini istediği yerden izleyebildiği için. Ya dervişler bir aynanın karşısına bir ayna daha koyanlar. Sonsuz yansıma içinde sonsuz tezahülde kaybolanlar, hala ben denilen şeyden bahsetmeyenler kaldı mı acaba onlar?. Hz. ömer halifeyken ülkede birinin kuzusunu kartal kaçırsa uyuyamazken, tanımadığımız apartman komşularımızın ne yediğini bilmezken, dünyanın her yerinde yüzlerce insan başka insanların keyfiyeti için ölürken nasıl saflığımızdan, mistikliğimizden, dinimizden, imanımızdan bahsedebiliriz. Neyse konumuz aynalar mesela kır sen karşındaki aynayı bölünsün parçalara yine bir çok görüntü. Ne gerek varki insan aynayı sokup bir çerçeveye, kırılması yıllarca uğursuzluk sayılırken neyse ben sinirlendim biraz sakinleşince yazarım....
Kuranda Allah derki, hiçbirşey benim iznim olmadan yapılamaz. Bunu bir düşün istersen dostumcum. Sonrada savaşları, ölen çocukları vs. düşün. Ve kuranda dünyanın bir oyun alanı olduğuda söylenir. Burada herkes kendi rolünü oynar, katilide oynayan var, kahramanıda, perde kapanınca hepsi bir. Olan herşey büyük bir planın işlemesi olamazmı sence. Ben mistizmi seviyorum, tasavvufu seviyorum, sipirutualizmi seviyorum, onlarda kendimi buluyorum. Sevgimle
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.