Bir adam var. Bir cafeyi işletiyor. ben o cafeyi çok sevdiğimden zırt pırt gidiyordum. iki ortaklar. ikisi de dibimden ayrılmıyordu.
geçen bu habire bana birşeyler ikram ediyor, yeni lezzetler keşfediyor. hangisi güzel diyor. böyle bir günde sana fal bakayım dedi, o zaman ben de sana bakayım dedim. ben o denli ayrıntılı baktım ki bana bakmaktan vazgeçti.
dibime düşse de ne ışık yaktım, ne tlf verdim.
ertesi gün işten 22' de çıktım sokağa girdiğimde aman allahım sokakta dahası yan komşumun düğünü yapılmakta. kıyamet. davul zurna. kimin medeni olduğu ortaya çıkıyor.
tanrım kaçmam lazım dedim, bir yalnızlık izdihamı duymaktaydım son saatlerde zaten.
cafenin kartı elimde bakıp duruyorum. 'ne olacak, ara. varsın, bozulup kapatırsun en fazla' dedim.
dışarı çıkalım dediğimde karşımdaki ses 'gerçekten mi!!!! ' dedi.
çıktık. içtik. sohbet derin, geldi yanıma oturdu. öptü. tanrım içim acımasın dedim içimden. içtik.
dudaklarını istedim, seviştik. hayaller kurmaktan korkarken hayaller kuruyorum. arkadaşlarıyla tanıştırsa ciddi olsa az biraz sorumluluk da alsa, yaşı yaşıma boyu boyuma uygun diyorum...
düşünüyor mu diye tedirginlikler arasında mesaj attım. aklımdasın dedi. gel o zaman dedi.
sanırım duyumsandığında yaşanmalı yarına ertelenmeden. kaybettiklerimin ardından öğrendiğim birşey...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.