Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Üç Çalışma Birden"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz


Euueeaağğhhh!
Selaamm mileaayytt :)))
Naaabersiniz leaann :)) ğühehehehe

hehühühühü

heyooo :)) haha haa

Bi espiri yapıcam hazır olun leen

he hühüh hee :)))

***

Oturmuş leziz çorbamı içiyordum.
Doğal olanın tadı başka.

Gözüm karşıdaki "hızlı tüket" gıda
lokantalarına ilişti.
Nefrete büründü bakışım.

Elbette ki hamburgerin, kolanın,
kızarmış patatesin tadı başka.
Elbette ki onların yeri ayrı.

Ama bir yaşam biçimine dönüşmesine,
gereğinden fazla tüketilmesine karşıyım.

Yapay, katkılı, sağlıksız.
tadları gerçekten güzel fakat düzenli tüketildiğinde
çok şey kaybettirir bu yapay lezzetler.

***

Mizah da böyle işte!
Yapmacıklısı, hormonlusu, yavanı,
bol yağlısı...
Seviyoruz, beğeniyoruz, ama bıktırıyor hassas bünyeleri.

Avrupa Yakası'nın muhteşem (!) espirilerine
kahkahalarla gülmesine bir şey dememiştim.

Bu kez dayanamadım.
"Maskeli Beşler Irak" filmi gösteriliyordu televizyonda.
Ben de başladım homurdanmaya.

Sonra da...
Aldım ağzımın payını!

"Hayalci, senin hiç espiri anlayışın yok!"

Yaa, işte böyle.

***

Alıştık hormonlu domateslere.
Tatsız tuzsuz sarımsağa, karabibere, pulbibere...

Alıştık kahkaha efektlerine.
Olur ya, espiri yapılır da anlayamayız!

Özenle paketlenmiş duygular itina ile servis edilir.
"Siz zahmet etmeyin efendim, biz tıkarız!"
"Pardon efendim, burada gülmeniz gerekiyordu!"
"Efendim, biraz daha hüzün ister miydiniz?"
"Göz damlası ister misiniz,
burada biraz hüzünlenmeniz erekiyor!"

Salağım, salaksın, salak...
Olmasan da adaysın.
Duyguların, düşüncelerin, aklın tayile gönderiliyor.
Herşey hazır, herşey sentetik.
özenle paketlenmiş, çifte kavrulmuş.

Sanat mı insanı etkiliyor?
İnsan mı sanatı?
Yumurta tavuk paradoksu...

Bir etkileşim var, o kesin!
Ve her film,
her karikatür,
her fıkra,
her şiir bizi biraz değiştiriyor.

Bir şeyler alıp yeni birşeyler veriyor.

***

Irak'ta insanlar öldürülüyor, tecavüze uğruyor...

Bizler sabahtan akşama kadar çalışıyoruz,
akşam üzeri dinlenmek, keyif yapmak hakkımz!

Oturup televizyon karşısına,
bizim için hazırananları tüketiyoruz.

Hazır mizah,
hazır duygu,
hazır düşünce,
hazır hüzün...

Kafanı yormana gerek yok,
zaten yeterince yorulmuşsun.
Hayal gücünü vestiyere as.
Duygularını rafa diz.

"Biz sana herşeyi sunacağız!"

Kahkaha efekti!
"Espiri yaptım hadi gül!"

***

Irak'ta insanlar öldürülüyor, tecavüze uğruyor...

Oturmuş "Maskeli Beşler Irak"ı izliyorum.

Jöleli saçlar,
yavşak tavırlar,
laubali laflar,
gevşek, sırıtkan, soytarı!

Ne anlatır, ne kazandırır, neyin mesajını verir?
Kime ne katkı sağlar?

Irak'ta kardeşin tecavüze uğrarken, sen burada
bu soytarıların oynaşmasını izleyip eğleneceksin!

Benim hiç espiri anlayışım yok, kusuruma bakmayın.


7 ahkam var

Ahkâmlar

herkesin var bişeyi, seni de böle kabul etmek lâzım

Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az. Başarılı bir yazı tebrikler

Kelimelerin kuvvetini bilmeyen insanlarla esaslı bir konuyu konuşmak mümkün değildir.

Yazıyı beğendim ama hep dert , hep tasa kaygı.Ruh sağlıgımız tehlike zilleri çalıyor.Bunun tedavisi de espiri.Zaman zaman bir porsiyon almakta fayda var.

haberx3

kopanisti, arseli, haberhaberhaber,
Hepinize teşekkürler.
Elbette ki biraz gülmeye de hakkımız var.
Fakat bu kadar da -düzey kaygısızı- olmamalıyız
diye düşünüyorum.

Biraz da,
-bizim de gülemeyeceğimiz günlerin
gelebileceğini düşünererek-
dünyayı takip etmeliyiz.

"Dinsiz ve namussuz olmalıyız !"

(Biraz da,
-bizim de gülemeyeceğimiz günlerin
gelebileceğini düşünererek-
dünyayı takip etmeliyiz.)

Önemli olan ne biliyormusun? Gülemeyecegimiz günlerde gülebilmemizdir,buna da şükür diyerek.Tıpkı benim gibi.Gülünebilecek günlerde herkez güler.Aslına bakacak olacak olursan senin neler demek istediğini çok iyi anladım.Ben konuyu biraz saptırdım galiba.

haberx3

bilemedim...
gülmeli mi gülmemeli mi?
sanırım tüm pisliğine rağmen hayata gülümsemek gerek...başka türlü nasıl ayakta kalır ki insan?
her geçen gün daha da rezilleşiyor dünya, kabul ediyorum. iki seçeneğimiz var:
gülümse ve sakin ol.
öfkelen ve ömrünü tüket canını acıtarak.
hangisi doğrusu, hangisi iyisi, bilemedim.
ahkam kesemeyeceğim.
ama ben sanırım birinci seçeneği kendime daha yakın buluyorum.

gülerken düşündürüp düşündürürken kafa kaşıttırıp kafa kaşırken pire ve sirkeleri dışarı atıp onların da tekrar burnumuza girip bizi hapşurtan çıkan sümük salyayı ekrandan silmek için cafe sahibinden mendil istettiren birde üstüne iğrenç bir espri yaptırtan ardından tuvaletimi getirten ve gereğinden fazla geğirten birşey oldum ....pardon birde unutkan oldum bu yazı ile diyecektim sonunda.

ne olduğunu anlayamadığım anladığımda okumaya sıkıldığım o sırada da yorumlara takıldığım bir yazı da diyebilirm.

ama ne dediğimi anlayamadığım ve gerçekten saçmaladığım da mantıklı açıkçası.

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu