

Kendi bakış açılarından hissettikleri ve düşündükleri ile fotoğrafa bakan başka birinin hissettikleri ve düşündükleri mutlaka farklıdır.
Aslolan tek bir durum vardır, oysa... Eşyanın tek bir tarihi yaşamışlığı... Kimbilir hangi insanlarla, hangi sebepler yüzünden ortam paylaşmışlığı... Eşyanın ruhuna sinen ve onunla birlikte susan anıların ya haykıran ya da sessizce fotoğrafçıya karşı bakmışlığı durumu... bu bir pilli patisözüdür!
Kişiler kalkıp giderler birgün... O sandalye orada öylece durur. İnsanlar ebediyete uğurlanırlar o kapıdan, omuzlar üzerinde... Kapı ağlayamaz yalnızlığına. Anılarında biriktirdiği ayak sesleriyle avunur.
Bu yüzden mi değerlenir eşya? Birgün mezat salonlarına satılmak üzere getirildiğinde? Yoksa, o gün, en büyük utancını mı saklamaya çalışır gözlerden?
En güzeli fotoğraftaki kalmışlıkları mıdır? Sessizce, kadrajla yaptıkları sohbetleri mi? Hangi eşya ister, birgün bir antikacı dükkanına doldurulmayı? Başka eşyaların yığınla taşıdıkları anılar ile boğulmayı?
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.