
bunu haber7 de okuduğumda 160 küsur yorum var idi. istisnasız tamamı yolun açık olsun diyor idi. enteresan.
devlet sanatçıları içinde onlarca fazıl say vardır. bi fazıl say bi idil biret sanki bu memleketin sanatçıları!
bunların ardında destek verenleri var da bu kadar medyatik oldular ve sağda solda konsere çıkartılıyorlar. her zaman dedim yine aynı şeyi söyleyeceğim: bizde millet olarak pazarlama yeteneği yok! ne hikmetse bu memleketin sanatçısı(!) hep bir şekilde bu memleketten kaçmanın peşinde! büyük yazarımız kaçtı, kaliforniya da keyif çatıyor. bir de büyük piyanistimiz giderse halimiz nice olur?
gidene kal; kalana, git dememek gerek! veya giden gider kalan sağlar bizimdir de diyebiliriz :)
kıymetli kültür bakanımız da açıklama yapmış: değerli sanatçımız ülkemiz geleceği konusunda ümitli olsun bu ülkeye güvensin.
pardon hande çok güzel bir kadın mı? (göreceli bir kavram da olsa, bu yorumuna istinaden merak ettim)
@ser-hus, siz eziklerinizi biriktirdinizde öfkeye mi dönüştürdünüz..neyin nesi bu yorum, sizin yerinize ben utandım.
gitme sebebini bağladığı yer garip!
şöyle deseydi daha mantıklı olurdu " Ülkemde yaptığım müziği anlayacak kültürel birikim daha oluşmamış , ee benim kalıp eğitecek zamanım yok bi gideyim yine dönerim" :)
maksat bu olmadığına göre "vur türbanlıya"
huaryu küfür etmesek diyordum, ser-hus sen de küfürsüz eleştirebilirdin...
(aman ha! benim; sakın küfretme ağzına acı biber sürerim diyen ukala bir tavır içinde sizi eleştirmiş olduğumu düşünmeyin, sadece küfür etmeden de eleştirilebileceği fikri de bir fikirdir, ben de bu fikri savunuyorum, beyan ettim)
ben kufretmedim, argo bir deyim kullandim. Fazil kufretmeye degecek bir adam degil, onun icin kufretmem.
ser-hus, iddialaşmaya, inatlaşmaya karşıyım lâkin, konuyla ilgili ilk yorumunda böyle bir şey okudum, neyse...sana göre argo ise diyecek bir şey yok!
ben küfür ettim. rahatsız olanlardan özür dilerim. ama silmicem, kalıcak. zaten türkçede; "sit" diye bir kelime yok. sorun olmaz.
güle güle diyorum fazıl say arkadaşımıza.bir tercihtir tabi bu ama gidip de avrupa'da yaşayacağı günler için burdan bu röportajla hazırlık yapması talihsiz bir açıklama...
fazıl say'ın sözleri aklımı karıştırdı. akp iktidara gelmeden önce herkes klasik müzik dinleyip coşuyor, klasik müzik konserleri dolup taşıyor muydu? klasik müziği zorla sevdirme politikası 1930'larda denendi ve tutmadı. devlet de ondan sonra politikasını gevşetti, 1950'lerden sonra da türk islam sentezi yükselmeye, devlet nezdinde batılı kültüre hafiften burun kıvrılmaya başladı.
Türbanlılar da piyano resitali dinler ayrıca. Mesela Tuluyhan Uğurlu'nun konserlerine gidiyorlar.
Fazıl Say ;''Türkiye'de klasik müzik dinlenmiyor,ben artık gideyim ''demiyor ki..Türkiye'nin şu an içinde olduğu durumu adeta KRAL ÇIPLAK dercesine dile getiriyor.Neden rahatsız oldunuz ki?
Galiba hepiniz içinde bulunduğumuz durumdan memnunsunuz...Pes doğrusu....
"Amerika yanlışlıkla 3-5 tane kız çocuğunu öldürdü belki. Ama milyonlarca kız çocuğunu diriltti." Fazıl Say
kral gerçekten çıplak.
"O GÜZEL İNSANLAR, O GÜZEL ATLARA BİNİP GİTTİLER"
yazık, çok yazık...
huaryu özrün için teşekkür ederim...
gkaraarslan, be bunu anlamıyorum, kimin için talihsiz bir açıklama?? hani demokrasi? nasıl hissediyorsa onu söylemiş, katılırım katılmam ama fikrini söylemiş
ikonoklast, sanatçının derdi, klasik müzik dinlenmesindeki irtifa kaybı falan değil, farklı dertleri var galiba, değil mi?
hennas, evet!
oğuzkağan, yine tek bir kelime, bir cümleyle kararı vermişsin
tachyon, bilemiyorum
brokenlady, evet güzel insan!
mesele olarak kabul ettikleriyle savaşmak yerine neden gider anlamış değilim.... bahane ve sanki reklam... ileriye dönük yatırım gibi geliyor bana... yani bahsettiği konu üzerine hepimizin terk_i diyar eylemesi gerek o zaman... iyi bir müzisyen ama akıllı değil... güle güle git ve güle güle gel Fazıl Say (nasıl olsa döneceksin)
ben reklam olarak bakmıyorum lorienn, dün yalçın Küçük' ü izledim; Fazıl Say' ın babasını tanırmış, o da eski solculardanmış, işçi partisinde iken Küçük, evdeki yemek davetlerinde bulunmuş,yani reklam kaygısı ile hareket edecek bir aileye pek benzemiyorlar
babası sıkı adam ama Fazıl Say bana basiretsiz görünüyor. o zaman hepimiz yılıp meydanı birilerine bırakalım. üstelik söylediği islam kazandı sözleri hoşuma gitmedi. kimse hiç bir şeyi kazanmadı... topluma verdiği umutsuzluk mesajı yerine daha yapıcı ve yüreklendirici şeyler beklerim, herkes pes edip çekilirse işimiz iş mak... bilmem anlatabiliyor muyum?
anlıyorum seni lor' cim, seni anlamamak imkansız:) Öyle yalın bir üslubun var ki, ben sadece şuradayım: hepimiz insanız, duygularımız nasıl tezahür ediyorsa o şekilde yaşıyoruz aslında, bu adam bence sadece çok duygusal bir sanatçı olduğundan içindekileri politize etmeden hissettiği gibi söylemiş, demokrasi varsa söyleyecek tabii! Aldığı karar yanlış mı doğru mu, kendi bilir, hayırlısı olsun, en azından şunu yapmadı gibime geldi ; solcu geçinen bir çok sinemacı veya sanatçı bir çok parti ile bir araya gelip poz verip, valla halk bu partilere oy veriyor, biz de el sıkışıp objektiflere poz veririz deyip, birlikte yapılan nice organizasyona katılıp hatta icraatlar hakkında övgülerde bulunuyorlar...En azından Say, ben öyle düşünüyorum, gidiyorum dedi yani (katıldığımı asla söylemedim) ama özgürdür fikrini söylemekte.
aaaaaaaaaaahhhhh ah! işte o solcu yobazların sayesinde birileri atını oynatıyor... yobazın sağı da bir solu da bir... memlekete verdikleri zararın bir nebze farkında olabilseydiler keşke... Fazıl sessiz gitseydi keşke... sarfettiği lafa takıntılıyım... öptüm seni mak... :)
Bu ülkenin sanatçılarını anlamaya ihtiyacı var. Ayrıca kaprisli bir insandan değil, türk pasaportu ve vize işkencelerine sırf bağlılığı yüzünden hayatının yarısından çoğunu yurt dışında konser vererek harcıyan bir insanı bu site olsun bu kadar kolay harcamamalı!
Birde şöyle bir durum var 1940'lı yıllarda ülkemize gelen değerli bilim adamları, önemli bir kuşağı yetiştirdi ve hemen ardından gittiler... hadi onları tutamadık kimi tutuyoruz allah aşkına?
Hemen sinirler geriliyor?
Konservatuvarların piyano bölümüne 1 (yazı ile bir) öğrenci alınıyor! Ne kadar zor yetişen bir değer ülkemiz için farkedin lütfen...
anladım lori, o konuda haklı olabilirsin, kelimeler daha özenli seçilebilirdi...sevgiler:)
wassago; çok ama çok haklısın! teşekkür ederim
süleymanoğlu türkiyeye, aslıtürk londraya, uzan büyük okyanusta bi adaya, sosyete köye, köylü istanbula, zengin dubaiye, kaçan kaçana..
hande ataizi faciasındanb sonra fazıl fazıl sayamaıyor paralrını. konserleri kesildi.
kendını bır bok sana şaşalı kesim konserlerini ti ye almaya başladı.
para kesılınce de say say yerıne yas yas oldu.
sahinden, çok pardon ama, klasik müzik bir kaç entel-dantel' in veya bir üç beş cemiyet insanının sahipleneceği kısır bir kategori değil ki müzik alanında...Yüzyılların mirası, tarifsiz, çok nefis bir noktada bir kategori. Ne bir popülist yaklaşım mahvedebildi ne de dediğin bir kaç ye kürküm ye' ciler benim diyebildi. Burada kızgınlık bu adamın klasik müzik icra etmesine mi?
Hayata bakışını, insanlara yardımlarını, dünya için, toplumlar için hayallerini biliyor muyuz bu kişinin?
Bu kişi senin tarif ettiğin o üç beş kişinin yaşam tarzı gibi mi yaşıyor, yoksa onlarla taban tabana zıt bir ortamımı var? Bu bilgilere hakim olmadan onun hakkında suçlama yapmak acı...
sahinden, çok pardon ama, klasik müzik bir kaç entel-dantel' in veya bir üç beş cemiyet insanının sahipleneceği kısır bir kategori değil ki müzik alanında...Yüzyılların mirası, tarifsiz, çok nefis bir noktada bir kategori. Ne bir popülist yaklaşım mahvedebildi ne de dediğin bir kaç ye kürküm ye' ciler benim diyebildi. Burada kızgınlık bu adamın klasik müzik icra etmesine mi?
Hayata bakışını, insanlara yardımlarını, dünya için, toplumlar için hayallerini biliyor muyuz bu kişinin?
Bu kişi senin tarif ettiğin o üç beş kişinin yaşam tarzı gibi mi yaşıyor, yoksa onlarla taban tabana zıt bir ortamımı var? Bu bilgilere hakim olmadan onun hakkında suçlama yapmak acı...
halk yobaz akımı değil, bebnımden cebımdekı parayı çalan puştlar benım paramla klasık muzık dınlıyor havalarına gırmesın dıyor halk.
halk dıyorkı adamsanız aloın terı ıle çalışıpo kazanın ondan sonra bu kulturu benımseyın.
bu kulturun oluşumunu fakırler saglıyor. bestelerı afkırler yapıyor. ancak akımı devam ettıren dolandırıclar.
ya ben sınırlenıyorum. bu konuyu ıgonore edıp yorumlara bakmayayım
gerçekten birşeyler yapıpta sahip çıkması gerekenlerin devamlı sahip çıkacak yerleri ağrıyor :)
sahinden evet ben de bilmiyorum yaşantısını ama sen de bilmiyorsun....Benim dediğim işte tam da bu! Bilmeden neden tukaka bu adama?
ana! şerefsiz demiş, hakarete girer, internet suçu işledi, siteyi kapatırlar, sürümsürümsürünürsün bak demedi deme...
cliciax, Ankara örneğine kesinlikle katılıyorum, yaşadım çünkü, aynen öyle....
sahinden, nereden biliyorsun o kadar detay hakikaten merakıma mucip oldu.
klasik müzik dinlememek cehalet göstergesi deildir. cahil olduğumu sanmamakla birlikte klasik müziği sevmem. bu bir tercih meselesi. bir fazılsay gider bin fazılsay gelir ayrıca.
manson; klasik müzik dinlemek ile ilgili görüşüne tamamen katılıyorum, ama diğerine değil....
serhus; bakalım ne görüşecekler?
Ne olur gitme Fazıl Say. Hem aşkta, hem konforda, hem şöhrette kazanıp hem de siyasette kazanmamışsın, ne gam. Hep kaybetmiş ‘onlar’ da bir kez kazanmış, ne çıkar? Ama Aziz Nesin’in o her fırsatta kullandığımız bilge sözünü hatırlasana; onlar çok, ama aptal. Biz ise azız ama kurnazız. Aklın o yüceliğinin izinde, Atatürkümün açtığı nurlu ufuklarda yürüyoruz, akılla, bilimle, aydınlıkla, gönençle.
Ne olur gitme Fazıl Say. Daha klasik müzik konseri verilip işkence edilecek çok Anadolu köyü var. Alkışlamazlarsa, beğenmezlerse bombalayabiliriz de o köyleri. Sen dememişmiydin "Amerika Afganistan’da yanlışlıkla 3-5 tane kız çocuğunu öldürdü belki. Ama milyonlarca kız çocuğunu diriltti" diye. Aynen öyle. Üç beş köy haritadan yok olur ama bundan sonra bin yıl daha Anadolu köylerinde düğünlerde Bach çalınır, vals edilir.
Sen küçüktün hatırlamazsın. 12 Eylül’den hemen sonraydı. Özdemir İnce Amcan bir gün size gelmişti. “Nasıl oldu da bizim askerler değil, onların askerleri yaptı darbeyi” diye dağlanırken babanla, birden “Fazıl nerde” diye sordu?. Baban “Maç yapıyor, kaleci olmak istiyor” demişti. Çok kızmıştı ve çok telaşlanmıştı Özdemir Amcan, “Piyanist yapılacak bir çocuğun kalecilik yapmasına izin verilir mi” diye çıkışmıştı babana. İşte sen böyle gerçek olduğuna inanmadığımız bir acayip iklimde, aşkın diyaloglar dünyasında özenle yetiştirilmiş bir orkidesin Fazıl. Terk etme bizi.
Gitme Fazıl! Fazlalık yapan fakirleri, cahilleri Almanya’ya postaladık. Fazla akılları, Halide Edipleri, Mehmet Akifleri, Muzaffer Şerifleri kaçırttık. Darbeler oldu. Senin gibi “gidiyorum bak” diye tehdit edemeden, hiç istemeden buraları terk edenler oldu. Bir daha ülkelerine dönemeyenler oldu. Başörtüsü yüzünden okuldan attığımız küçücük kızları yurtdışlarına kadar kovaladık. Gürültüsüz, patırtısız gittiler. %70’i gözünde büyütme.
Yeter ki sen gitme Fazıl! Söz bundan sonra bir cep telefonu daha çalarsa sen konser verirken tüm baz istasyonlarını kundaklayacak ‘iyi çocuklar’. Gitme Fazıl! Bu konçerto burada böyle bitmesin. Türkiye rüyamızı düşün; Milli Demokratik Devrim olmuş bir gün ve sen televizyonda piyanonla bir Türkiyem şarkısını çalıyorsun bir 10. yıl marşını. Gitme Fazıl! Yıldıray Oğur/ Taraf
evet küfür etmeden dertlerimiz anlatabiliriz, anlatabilmeliyiz...bu konudaki fikrim böyle kop,aynen devam ediyor düşüncem yani
manson merak etme, o lafın niye edildiğini biliyorum, bu sayfadaki diğer katılımcı arkadaşlara küfürleri hakkında uyarıda bulunmuştum da nazikçe, o hatırlatıldı bana da...
efendim ben rapor ettim ondan silinmiştir. makaleci pardon. sen alındıysan alınma diye açıklama yapma gereği duymuş idim.
alakası yok mak, ben o yorumu sana yazmadım, wassago2000 e yazdım, manson'a küfür ettiği için yazdım, neden alınganlık yapiosun ki...
Nitekim silinen yorumuma istinaden,
Küfür değil silinen hafızamız diyerek neden kafasına yahut yapısına aldırış ettiğimi (sirayet eden bok manasında) açıklama hatta daha ağır giydirme tedarikimi hazırda bulundurarak;
Çıldırış gerçekten bir sanatçının gidip gelebilir olduğunu aklında tutup insanlara haykırmak eylemidir en tabi hali ile. nasıl?
Şöyle ki, bre densiz şu yaptığını aklın alabiliyor mu? Kaç Komet var, kaçı gitti de ülkemize bize değer olarak döndü, ayrıca gidenin aidiyet problemi olur bu onu ilgilendirir. ancak pasoportunu dahi değiştirmeyen ve zorluklarını kabul ederek sineye çeken önemli hatta dahi sayılabilecek (dünyada da azdır efendim gelmez öyle bini) sanatçıların duruşlarını anlamak şöyle dursun "run Fazıl..." gibi akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bir ifadeye denyo dememişim çok bulunmuş silinmiş... Alın buradan yakın daha büyük hakaret mi var? Senin (mansonilized, sahinden) şu alçaltıcı hatta alçak yorumun yaşadığımız gündemi, sorunları çözecek bir aydınlanmacı tavır mı güdüyor. Hadi sahinden diyor ki fiyatlar ekonomi-halk gözardı edilenler ve bunun gibi... Ki evveliyatında bu arkadaşımıza denyo demişliğim vardır uzatmayacağım...
Sen nereye dem vurdun da benim naçiz yorumum yumuşak /hassas yerlerini nazikçe kızartarak başka iletişim bilmez bu adama getiriyorsun?
Bu arada bakışın ve duruşun, anlayışının buna idrak etmesi dahilinde kafana göndermişim çok mu? Soruyorum!
Hayır benim bir derdim yok ne halimiz varsa görelim, fantezi dünyasında seyredelim "camoka" tadında yazılar gülüşler eyleyelim diyorsan benim yorumum rahatsız etmeyecek arkadaş! Çünkü ben bu tutumun ardında yatanları az çok konservatuvar içini bilen biri olarak görüyorum. Ne ızdıraplar içinde balerinlerimiz "Hepsi" gruplarını kuruyor, klasik müzik denince bazılarının aklına konser salonu sanılan Cemal Reşit Rey geliyor... Nereye koşuyor bu vatandaş?
Yazıklar olsun yorumumu silene sildirene diyor, kopanistiye neden beni eleştirdiğini sormak istiyorum.
eleştiri deil wassago2000, küfür yazıyor/ediyor diye bu siteden yazarlar atıldı, eğer sen edeceksen/yazacaksan atılanlar neden atıldı? onu düşündüm...
Meraba ben geldim:)
Yurt dışında iyi bir orkestradan teklif almıştır. Ayak yapıyordur.
Bence Fazıl Say çok iyi bir müzisyen ama adı saçma sapan yerlerde anıldıkça kariyerinin içine ediyor.(çünkü burası Türkiye)
Müzisyenlik açısından bakacak olursak bence koşa koşa gitsin derim çünkü ancak yurt dışında yaşayışıyla değil yaptığı işle değerlendirilir... Ve daha tatmin edici bir kitleye müzik yapar...
Türkiyede klasik müzik icra etmek başlı başına bir savaş ve misyonerliktir zaten,fazıl bu işe geçen sene başlamadı yıllardır bu savaşı zaten veriyor.Türkiyede tüm opera ve senfonilerin konser biletleri 3 milyon ve 5 milyondur,Sibel Can'a gecelik 100 milyon verip dinlenebiliniyorsa bu fiyatın sözünü bile etmek ayıptır arkadaşlar;)Ayrıca Fazıl sadece bu ülkenin değil dünyanın sayılı piyanistlerindendir,kaçmak gibi bir düşüncesi olsaydı kaçmasına gerek kalmazdı bundan emin olabilirsiniz.Fazıl dünyanın en iyi orkestralarından biri kabul edilen New York filarmoninin solist piyanistidir ayrıca eserleriyle batıda türk kültürünü çok sesliliğe uyarlayıp başarı ile temsil etmiş bir sanatçıdır.Ülkesini terk etmek niyetinde olsaydı şu an değil,bundan on sene önce istediği ülkede müziğini icra edebilirdi,kısacası o üzerine düşeni yaptı bunun dışında popilist olaylara yada işin magazin kısmına girmeye gerek yok.Zaten bizim ruhumuzda var güllü dallı magazin olayları,bırakın adam handeyimi kaldırır fatmayı mı indirir:)Bu adamın kazandığı para gözünüze batmasın zira kazandığı para yaptığı icraatlerle eşit orantıdadır,dünyada fazıl ayarında hiç bir piyanist ondan az kazanmıyor,kaldı ki ülkemizdeki senfoni ve opera sanatçıları memur statüsünde maaş alan ve halkın içinde aynı statüde yaşamını sürdüren insanlardır.Yanlış yerlere takılıyoruz gibime geldi;)
Ayrıca konuyu saptırmamak gerekiyor burada fazılın sanatını mı tartışıyoruz,kişiliğini mi,siyasi görüşünü mü?Yoksa magazin programlarından gördüğümüz ilişkisini mi?El ile tutulur bir iddianız yada paylaşmak istediğiniz bir şey varsa ben buradayım;)
ulan ne adammis be, yakinda fislere ismi gecer; fazil ilik sut ic, fazil misir ye beste yap, otur fazil otur.
Muslum Gurses de yurt disina cikinca yoksa babada mi terkedecek bizi diye korkarken megersem Zurihe tatile gittigi haberini aldik da rahatladik (yakisir be baba, biraz genc olsaydin beraber snowboard yapardik oralarda) ve ayaginin tozuyla herkesin bidi bidi konustugu konuda aciklama yapmis, gerci Muslum babanin umrunda degildir Fazil ama gazeteciler israr ettiyse kiramaz kimseleri cevaplandirir, baba yuregi iste konserlerinde semt cocuklari kendisini jiletlerken yapmayin evladim diyen biridir o, fazil icin tirnak kesen var midir acaba? bu ulkenin en buyuk sanatcilarindan biri olan Muslum Gurses ki topu fazilin sagindan atip kendini solundan gecirir,ki beslik arasi calim atar da kaleci fazil topu tutamaz, ki Muslum baba 70 lik raki devirir de 30luk fazilin kalesine catalina catalina doksanina golu takar da Fazil topun gidisini goremez,ki Fazil Muslum babanin tirnagi olamaz, ki Muslum Gurses varken Fazil kim oluyor...
yani; bu konuda Muslum Gurses de konusmus.
ser-hus ciddi olmadığını, yaptığının abesle iştigal olduğunu söyle, yoksa senin ironi anlayışına osurmak lazım gelir ferahlar kendine gelirsin üjbej!
wassa;kizinca daha anlamli yaziyorsun, insan boyle iste, kizinca anlamlandirir dusuncelerini , ironisiz dusuncelerim cok yukarda belli... ama nesnel olarak bana Fazil Say`in Muslum Gurses den daha buyuk bir sanatci oldugunu nasil ispatlarsin? sadece medyadan ve internetten takip edilen birinin varligi baska bir ulkeye gitse ne olur gitmese ne olur? baska ulkelerin medya ve internetlerinde ciksa ayni zamanda senin icin hala anlamliysa onun varligi, bu haz yasadigin topraklara kadar ulasacaktir, sana bir seyler katacaksa ha burada ha orada gene katacaktir ne katacaksa...
evet ironi yapiyorum, dalga geciyorum komik buluyorum, kos fazil kos yazan adami anliyor oturdugum sandalyede kopuyorum; bu adama kimse ya sev ya terket demedigi halde sanki boyle bir hava varmis gibi verin topumu ben oynamiyorum diyen mahallenin simarik cocugunu, ezik goruyorum...mucadele et fazil diyenlere guluyorum, hayati boyunca isci, koylu,fabrika, alin teri gormemis burokrat cocugu adamin solculuguna guluyor, simdiden gundeme oturunca kendini bir b.. zannedip dotunun kalkisini goruyorum, otur fazil otur. Acimaz lan otur...
Tamam bir de şöyle gül madem,
Burada yahut orada olması değil sistemin çarpıklığı ve yokedilen modern kavramı yahut hiç anlaşılamayan "Klasisim" bizdeki tabiri ile neo-barok osmanlı yorumu. Havada kalıyor değil mi?
Neden? Şuradan ilave buradan göçertme al takke ver külah bir batılılaşma süreci içerisinde sol kavramı havada kalıyor tabi. Şimdi işçi kavramı, proleteryanın üstünlüğü gibi kavramları ortaya atan "Dahi" düşünürlerin nasıl bir toplumsal yapılandırma içerisinde/toplum mimarisi olduğunu yahut sosyolojinin kurucusu Comte'un 1789 fransız ihtilaline binayil ortaya attığı bilimsel toplum örnekleri öncesinde aristocu diyelim nasıl kötüye kullanılır ve el değiştirir?
Pek tabi hafızanın silinmesi ile! Nobel ödülleri tarihine göz atarsan yaşanan siyasi ve ekonomik kırılmaların bilgi ile kesin bağlantısını kurabilir ve görece günümüze izdüşümünü alabilirsin...
Anlam şurada bu adamlar sanatçı, velev ki bilgiyi yorumlayan ve dünya ölçeğinde yaratan bir sanatçı ise tıpkı 1940'larda savaştan kaçarak modern türkiye hayali ile ülkemize gelen değerli bilim adamı, mimar, sanatçılar gibi...
Tutamadık ne oldu? Nedir akademilerin konservatuvarların hali?
Neden çok açık, bizim gösterdiğimiz fedakarlkları ayrı şartların insalarından beklemek abesle iştigal de ondan. Konfor sadece para değil bir mesleki haz, desteklendiği bilincini yaşamak yaşatmak aynı zamanda. Bu dışlanmışlık psikolojisi içerisinde amerikada ki doktorlarımız ve bilim adamı, sanatçılarımızla (beyin göçü) övünmemiz ancak yine bir sol kavramı olarak artı değeri kendi neslimize takipçi duruş olarak importasyon mu edeceğiz?
Sahip çıkmak çoğunluk ile kıyas değil mikyasa tabi tutulmalıdır, metodolojik ayırıma tabi tutarak değil üretime bağıl kalarak... Bu son cümle duygusal toplumumuz için biraz sarsak ancak çok önemli!
yoktum, geldim... bu muhabbet iyiymiş, buradan dalayım...
seda sayan'la fazıl'ı kıyaslamaya yaklaşmışlar bazı arkadaşlar burada sanki, di mi?
seda'ya, bülent'e hergün katlanırken, kıçınızı kaldırmazken, fazıl'a fikrini söyledi diye "defol" çığlıkları atmalarınız nedir?
gayet saçma sapan bir şey söylemiş olabilir, hatta yüzdeler vererek demokrasi bilincinin elit sanat icracısı olmakla bile edinelemeyeceğini göstermiş olabilir, hitler de ressamdı.
yine de söylemek istediğini söylemesini savunacaksın! demokrasi dediğin budur...
evinde karısına, sevgilisine kızıp evi terketmek ruh hallerine gelirken her biriniz, sevgili dediği vatanına kızarak terketmek istemiş olunabileceğini anlayacaksınız...
cumhuriyet mitinglerinde sebahattin ali'nin aldırma gönül'ünü gümbür gümbür söylemekteki ironiyi sindireceksiniz...
fazıl say, fikirlerini hiç beğenmediğim, yaşamını umursamadığım, piyanosunu dinlemediğim bir adam... fikrini söylemiş... sonuna kadar yanındayım... defol demeden, ne dediğini tartışın! belki o zaman bir işimize yarar...
Hoşgeldin NuMB,
bunu diyeceğim günleri de görecekmişim ne diyeyim, tek kelime ile bravo!
shaika; sana inanmıyorum:) yurt dışından şeflik teklifi mi almıştır??? sadece bunu mu düşünebildin rica edeceğim, bu gerekçene (!) ben bir şey demeyeyim.
onurtuyan, çok haklısın, bu adam dünyadaki enlerden...onun sanat anlayışını tartışırken bayi toplantılarında gecede büyük rakamlar alan sanatçıları dediğin gibi konuşmak yok, varsa yoksa; aaa! bu adam klasik müzik yapıyor zaten, azınlığıa hitap ediyor deyip bir müzisyene uzaylı muamelesi yapmak var...
wassago ve numb, yorumlarınız için teşekkür ederim...
serhus;ben oynamıyorum diye mızıkçılık yapmıyor bence bu sanatçımız. O da bir insan sonuçta ve kendince duygusal bir tepki veriyor olamaz mı, belki şahsen ben katılmıyorum yaptığı veya yapmayı düşündüğü fiilie, ama bu adamdan robot gibi olmasını beklemek niye? İnsan değil mi? Demokrasi yok mu?
demokrasi dedikleri emperyalizmin oyuncağı,
havarileri sürekli bir yerlere götürür hınzırı,
ama bürokrasi diktasında, sanatperest dıngıllarca ezilmektense,
özgürlükçü demokrasi tercihimdir, peki faşistler nerede?
fazıl say, şemdinli mahkumlarının salıverilip işbaşı yapmasından, askeri yargının hayatımızın ümüğüne çökmüşlüğünden, işçi ve emekçi haklarının her gün gasp edilmesinden, çocukların sokaklarda ölmesinden, kışkırtılan ırkçılıktan, polisin istediğini vurup öldürüvermesinden, işkencenin yeniden artmasından değil, bakan eşlerinin türbanından, cumhurbaşkanı nın davetiyesini özel kuryeyle yollamamasından, azınlıkta kalmış olmaktan bezerek gönüllü bir sürgünlüğe adım atacağını açıklıyor. ölüm tehdidi aldığından değil, kendisine mahkeme kapısında katiller "akıllı ol" diye parmak salladığından değil, "islamcılar" iktidara geldiği için gitmek istiyor. sözlerinin aldığı tepkilere bakıp tufan türenç ve diğer inandığı aydınlarla görüştükten sonra dün, laikliğe şükür, gitmeyeceğini, mücadeleye devam edeceğini açıkladı. saya saya bitiremediğimiz fazıl ın mücadelesine ne zaman tanıklık etmişliğimiz var?
bu konunun tartışılması gereken yönü artık fazıl say ın sözleri değil, bu sözlerin gündeme oturabilmesi olmalı. zira fazıl say ın bakış açısı başta hürriyet kazatası korosu olmak üzere pek çok kemalist yazar tarafından zaten uzun süredir dile getiriliyor. o zaman aynı sözleri fazıl say tekrar edince değişen ne? bu duruma gerekçe olarak, fazıl say ın alanında saygıdeğer bir konum edinmiş bir sanatçı olması gösteriliyor. sanki biri tutup da bach ı daha iyi yorumlayacak olursa o andan itibaren türk siyasi hayatı konusunda say dan daha yetkin olurmuş gibi. buda cumhuriyet dönemi ezberlerinden birinin yansıması: "sanatçı toplumun öncüsüdür". öncü olduğuna görede tehlikenin farkına daha erken varıyor olması doğal kabul ediliyor olmalı. bu türden ezberlerle hareket edenlerin sanatı "çağdaş olma"(!) adına araçlaştırıyor olmaları işin bir yanı. burada yapılan, sanatçının öncülük etmesi düşüncesinin felsefe eksenli gerçek anlamının dışına taşınarak, konunun aptalca bir "çünkü öyledir" basitliğine indirgenmesi.
insanlar çeşitli nedenlerle ülkelerinden ayrılmak isteyebilirler, hiç kimseyi beraber olmak istemediği insanlarla birlikte yaşamaya zorlama hakkımız yoktur. onun için, gidişatından hoşlanmadığı türkiye den "taşınmak" fazıl say ın elbette hakkıdır. sorun bir vatandaşımızın türkiye den ayrılmak istemesinde değil, fakat bunun için gösterdiği gerekçededir. bu gerekçenin ifade ediliş tarzı problemli: "bizim türkiye rüyalarımız biraz öldü. tüm bakan eşleri türban takıyor. islamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70. başka yere taşınmayı düşünüyorum." bu sözlerde sadece sanatçının kendi türkiye tasavvurunun gerçekleşmeyeceğine dair hayal kırıklığı dile getirilmiyor. ayrıca anlaşılıyorki fazıl kendisininkinden farklı bir hayat tarzına müsamaha göstermeyede hazır değildir.
tükürdüğünü yalamak erdem midir, erdemli tarhana mıdır bilmem,
tek bilirim: fazıl ağzından yanlışlıkla kaçırmış, itiraf etti bilirim,
senide kullandılar fazıl, ah bi bilseydin,
bu doğan medyası yangına körükle gider,bi anlasaydın.
ama iyi oldu, bütün mallar döküldü meydana,
anladık alemde kimin ne mal olduğunu bi daha,
afferim boyalı medyaya böle devam etsinler,
kredilerini kendi elleriyle tükettiler, mezar taşlarınıda kendileri yazsınlar.
kimlerin ne taşı döküldü pardon? bu arada fazıl say böyle birşeyi ağzından mı kaçırdı? niçin bu adamın 'kazara' 'hata' ile böyle birşeyi söylediğini düşünüyorsunuz ki? niye yaramaz bir çocuk yakıştırması yapmaya çalışıyorsunuz ki? bu adamın sırf istediği için, aklından geçenleri paylaştığını düşünüvermek niçin bu kadar zor?