Feminizm kavramını ilk kullanan kişi, Alexander Dumas’dır. Dumas bu kavramı, kadın haklarını savunan bir akım için kullanmıştır. Kavramın bu anlamı, zaman içinde yüklenmiş anlamların yanında basit kalmıştır. Tarihsel süreç içinde feminizm birçok boyut değiştirdi. Dolayısıyla da birçok anlama sahip olmuş ve çok farklı tanımlamalarla da anlatılmaya çalışılmıştır. Süheyla Kırca Schroeder’e göre yalnızca feminizm değil, ‘kadın hareketi’, ‘ataerkil yapı’, ‘post feminizm’ gibi kavramlar da birçok anlamı olan, sabit olmayan kavramlardır. Bu kavramların sabit bir yapısının olmaması, tarihsel süreç içinde farklı akımlarla, farklı bakış açılarıyla ve farklı biçimlerde şekillenmiş olmasından kaynaklanır. Buradaki farklılık, kavramın çok farklı ya da zıt anlamlar içerdiği manasında değildir. Genel olarak aynı çerçeve çizilse de, farklı bakış açıları farklı yorumlamaları getirir. Birçok tanımlamaya rağmen konuyu ele alış biçimime uygun ve de çeşitli akımların dışında bir tanımlama olduğunu düşündüğüm için, burada Necla Arat’ın tanımını uygun gördüm. Feminizm’in ABC’si adlı kitabında Arat feminizmi şöyle tanımlamaktadır: “ Feminizm, geleneksel siyasal ideolojinin cinsiyetçi-ayrımcı, kadını ikincil konumda gören, kamusal yaşamdan dışlayan ve bunu büyük bir kadınlar çoğunluğuna da içselleştirerek kabul ettiren tutumuna karşı çıkan, 20. yüzyılın en önemli ve en etkin siyasal ideolojilerinden biridir. Yani feminizm, öne sürülmeye çalışıldığı gibi, “boş bir slogan” olmayıp kadınların konumlarını değiştirmeyi isteyen bir toplumsal akımdır.”
Öyleyse diyebiliriz ki; feminizm, geleneksel siyaset ideolojisinin kadına bakış açısını belirleyen düşüncelerini eleştirmektedir. Buradaki temel vurgu, kadın-erkek arasındaki yani cinsler arasındaki ayrımcılıktır. Çağlar boyunca yöneten-yönetilen arasındaki ayrımın en belirgin olduğu ve ilk olarak ortaya çıktığı alan kadın ile erkek arasında olmuştur. Fiziksel-ruhsal tüm farklılıklarımız, cinsler arasında bir hiyerarşiye neden olmuş, dolayısıyla ezen-ezilen, üst-alt gibi ayrımlar toplumsal hayatımıza işlenmiştir. Bu durum siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlara yansımış, nitekim ilk patlama eğitim alanında ortaya çıkmıştır. Sonrasında oy hakkı ve eşit ücret talebinde bulunmuşlardır. İnsanlık tarihine baktığımızda kadınların vatandaş bile sayılmadıkları, tamamen siyasal alandan soyutlanmış olduğu uzun bir dönem görüyoruz. Öyle ki; temel ilkesi ‘eşitlik’ olan demokraside bile kadınların hak durumu göz ardı ediliyordu. Nitekim kadınlar vatandaşlığın temel haklarından oy kullanma hakkını, 1. dünya savaşından sonra kazanabilmişlerdir. Gerçekte kadın haklarının savaşı, insan hakları için mücadele ile başlamıştır. İnsan hakları ilk olarak 18 yy. da Fransız devrimiyle gündeme geldi. Kadınlar Fransız devriminde etkin bir rol oynadılar. Devrim kadınların kurtuluşunu da simgeliyordu. Ancak devrimle gelen hiçbir şeyden kadınlar yararlanamadı.19 yy. da ise bireysel özgürlük ve eşitliliği temele koyan liberalizm ortaya çıktı. Ancak genede, özgürlükçü bu sistem dahi, oy kullanma ve siyasal alanda eşitlik gibi konularda çok az ilerleme kaydetmiştir. Kadına siyasal hakları verilmemesinin temelinde belli başlı savlar yatıyordu. Bu savların en önemli niteliği, kadınlara belli bir açıdan bakmalarıdır. Bu açı da kadınların zayıf bir doğalarının olduğu iddiasıdır. Erkekten biyolojik yapısı itibariyle güçsüz olan kadın, ruhsal olarak ta duygusal, usdışı, boyun eğen olarak nitelendiriliyordu. Bu sava göre; bu nitelikler kadının kamusal ve siyasal alanda geri planda kalmasının gerekliliğini ortaya koyuyordu. Kadın ev içine hapsediliyor, aileden başka alan verilmiyor ve geleceğin vatandaşlarını yetiştirmesi bekleniyordu. “ Kadının kendisi gibi aile de doğal bir şey gibi görünür, oysa aile kültürel bir yaratıktır. Doğallık atfedilerek savunulmak istenen bu rol, verili toplumsal tipleri doğanın kendi veçheleriymiş gibi gösteren ideolojinin işlevidir.” İşte cinsiyetçi ayrımcılık(geleneksel ideolojinin bu yanı) kadın-erkek arasındaki ayrımın biyolojik temelli olduğunu öne sürer. Buna göre doğal olanda; böyle bir ayrım, karşıtlık zaten vardır. Bizim ilişkilerimiz bu karşıtlığa göre oluşur. Feminizm, bu savları reddeder. Bu ayrım doğal olandan kaynaklanmamaktadır. Bu ayrımın kaynağı, toplumsal ilişkilerimizde kadın ve erkek arasındaki çarpık ilişkidir. Sonuç olarak feminizme göre; ataerkil ideoloji, kadının evdeki konumunu doğallaştırmakta ve kadınların kamusal alanda faydasız olduğunu ileri sürmektedir. Kadınlara yalnızca özel alanı bırakmak, kamusal alanın da sınırlarını daraltmaktadır. Biz bu noktada diyebiliriz ki; temel sorun kadının statüsünün toplum içerisinde “ikinci sınıf” konumunda bulunduğudur. İnsanlığın yarısının bu konumda olduğu iddiasını ele alırsak, önemli bir sorun olduğunun da farkına varırız. Sorunun insanlığın bir yarısının konumu ve diğer yarısının da egemenliğine dair bir sav içermesi, meselenin özünün insan haklarına dayandığını kanıtlar. Kadın hakları savaşımının, insan hakları savaşı ile başladığını daha önce belirtmiştik. Her nekadar kadın sorununu ilk insanlara ve ilk insanlar arasındaki iş bölümüne dayandıranlar olsa da feminizm manasında kadın hareketi 17. yüzyılın İngiltere’sinde kapitalizmin gelişimi ile başlamıştır. Orta sınıf kadınların özgürlük ve eşitlik talepleri, bu savaşın ilk adımları olmuştur. Daha sonra bu savaş, özgürlük ve eşitlik taleplerinden farklı taleplere yönelmiştir. Tarihsel süreç içinde feminizmin yönelimlerine bakacak olursak, iki ayrı bölüm altında inceleyebiliriz. Öncelikle İngiltere’nin orta sınıf kadınlarının hareketi ile başlayan dönem söz konusudur. 1. dünya savaşına kadar sayabileceğimiz bu dönem, 1. dalga feminizmi olarak adlandırılır. Daha sonraki dönemin başlangıç noktası, 1968 olarak sayılmaktadır. Bu dönemin adı da 2. dalga feminizmdir. Birinci dalga feminizmi, aydınlanmacı (eşitlikçi) liberal feminizm’den oluşmaktadır. Liberal feminizmin öncüsü sayılan Mary Wallstonecraft


DOXA; yazın anlatım ve konu seçimi bakımından çok güzel. Ben bir erkek olarak, (çoğu kadından daha çok) kadın hakları ve tabi insan hakları savunucusu olarak görürüm kendimi. İşlenmesi gereken bir konu.
Ancak blog yazın hakkında birşeyler söylemek istiyorum. Böyle bir konu, bir blogda bu kadar bilgiye boğulmasa iyi ourdu sanırım. Parçalara ayırabilirdin.
Çok fazla link koyarak, konu daha da sıkılmış gördüm. Okuyucu nasıl davranır bilemem ama, ben linkler arasında yoruldum.
Çok sevdiğim bir konu olmasına rağmen okuyup özümsemekte zorlandım. Başarılar dilerim.
tavsiyeler için teşekkür ederim teacher07 bundan sonra kesinlikle dikkate alacağım. belki bu konu hakkında çok şey anlatmak istedim ondan çok yoğun olmuş olabilir:)
kadın haklarını kadınlardan daha fazla savunmanın çok çok çok çok çok çok çok çok anlamlı olduğunu sanmıyorum. bu ırkçılığın körüklenmesine sebep olur. sırf cinsiyeti kadın olduğu için değer gören bir insan diğer insanları çok rahat kullanabilir. aynısı erkek için de geçerli.
neden insanlara hakedeni vermek yerine böyle şoven işlere kalkışılır anlamam...
öte yandan feminizm, kadın haklarını savunmaktan daha çok erkeklere saldırı ve erkek egemen toplumu dejenere etmek amaçlı yaşıyor sanki. kurucusu bile bir erkek... :s
UFOPİLOTU, Irkçılık ile cinsiyeti karıştırdın arkadaşım. Sadece kadın haklarını savunmuyorum. Dikkat edersen insan haklarını es geçmedim. İnsan haklarını savunmak kadın haklarını savunmakla başlar. İnsan toplumunun temeli kadındır. Her canlı topluluğunun temeli dişidir aslında. Ben temeli savunuyorum. Anamızı, bacımızı, eşimizi savunuyorum. Irkçılıkla , kafa tasçılıkla ilgi kurman çok yanlış.
Şovenizm: Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslararasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım.
İnsan hakları ve kadın haklarıyla ne ilgisi var ? Anlamış değilim...
sizler bilgiçlik taslamayı çok seviyorsunuz..
ırkçılığın temeli cinsiyet ayrımıdır. bilip bilmeden konuşmayı ne kadar çok seviyorsunuz ya... yazın yazın, ben eksik bırakıyorum kasıtlı olarak, hata yapın da hatalarınızı görün..
ayrıca şovenizmin tanımına biraz daha bakın bir zahmet..
ben feminizim ne için olduğunu anlamıyorum.Kadınlara zulüm yapılıyorsa yapan kim ben sen o biz insanlar üçüncü bir tür değil herhalde kaldıki kadına yapılan zulüm toplumun gelişmişlik ve çağdaşlığıyla doğru orantılı geri kalmış her toplumda kadına zulüm var.Çağdaşlaştıkça her sorun yavaş yavaş çözlür.Bu iş bu kadar
krolock, peki o zaman sana şunu sorayım, çağdaşlaştıkça kadına madem şiddet azalıyor, neden avrupanın hemen hemen her ülkesinde kadını koruyan kanunlar var? hiç düşündün mü? dünyanın en refah ülkelerinden isveçte kadın inanılmaz derecede korunuyor. bunun sebebi geçmişte ve hala devam etmekte olan şiddet. azalmış olsa da hala devam ediyor!
cinsel istismar başta olmak üzere daha farklı bir çok şiddet türü de avrupada kadınlara uygulanıyor! geçen gün almanya da bir otoparkta geri geri gelirken çocuğunun pusetini geri çeken bir kadına arabadan inip tekme tokat dayak attılar.
avrupalılar haklarını mahkemede arayabilir haldeler. yasaları işliyor. bu diğer yasaların işlemesiyle beraber oluyor. aradaki en önemli fark bu belkide. bu ülkede kadınlar yaşadıkları şiddeti kanun yoluyla daha yeni yeni aramaya başladı.
demek ki kadına olan şiddet toplumun çağdaşlaşmasıyla direkt olarak ilişkili görünüyorsa da tam olarak öyle değil. amerikaya hiç değinmiyorum dakikada kaç tecavüz vakası, ölüm vakası olduğunu konuşmak bile tiksinç geliyor..
önemli olan varolan şeylerin açığa çıkması, açığa çıkan sorunların çözüme kavuşturulacak kanunların işletilebiliyor olmasıdır.
doğu avrupa ülkelerine bakın, rusyaya bakın, kadınlarını satıyorlar hırsızlık yaptırıyorlar. bu gibi bir konuyu nasıl olur da sadece cinsiyetle sınırlandırabilirsiniz!
benim açıklamam biraz eksik olmuş benim söylemek istediğim toplumsal çağdaşlık ve bu gelir düzeyiyle, nüfüs, eğitim hep doğru orantılı amerika ileri bir ülke olabilir fakat eğitim düzeyi ne düzeyde o tartışılır.kaldıki bu ap açık humanizm bunu feminizim maskulinizm diye çeşitlendirmek ayrı bir bölücülük.
Ufopilotu, söylediklerinle kadın haklarını savunduğunu, önemsediğini bilmiyorsun. Farkında değilsin. tebrikler...
Arkadaslar bu tarismanin seviyesini yuksek tuttugunuz icin sagolun. Eskiden bu konulari tartismaya baslar baslamaz parazitler sahsa hakarete baslarlardi; demek ki son goc olaylari hafif'te yeni dengeler yaratmis.
Daft olacak ama hepinize katiliyorum. Feminizm kadin haklari icin savasiyor ama, daha cok erkege karsi bir cesit sovenizm gosterisi yapiyor diye bile dusunuyorum (Feminazism). Bu cok gereksiz cunku, kadin zaten biyolojik olarak dusuk enerjiyle ama uzun yasayan, hastaliklara direncli, cok karmasik ve saglam bir gen secme makinasidir. Eger evlilik olmasaydi, eski usul matriars ile ureme olsaydi, yeryuzunde yasayan insnalarin sekli semali cok farkli olacakti cunku, genetik secim isini dogada disi yapar, erkek degil. Kadin cinsi bir kere, cok bencil bir cinstir. Bu bencilligi kendisine bahsedilen ureme fonksiyonu ile alakali muhtemelen. Dunya kaynaklarini korumak istiyorsan, kadini bilinclendireceksin. Beslenme, enerji ve barinmanin dunyaya olan maliyetini kadinlarda bilinclendirmedikce bu dunyanin sonu gelmis demektir. Cunku kadin urer de urer, bunun sonu yok.
Yani sonucta: Dogum kontrolu ve kadin istihdami dunya dengesi icin cok onemli. Eger kadin bir isle mesgul olursa daha az urer ve hem yetistirdigi insan kaliteli hem de enerji kaynaklari kullanimi daha verimli olur. Kadinin is gucune katilmasi sadece bir kadin problemi degil, yukarida soylendigi gibi insanlik problemi olmalidir.
Bilime inanmak ve doğayı tanımak önemlidir. Görülür ki:
İnsan ve hayvanlarda üretici gücün dişi olduğu açıktır.
İnsan ve hayvanlarda, erkekler , dişinin bir dönüşümüdür. Her yönüyle (dişi ve erkek) benzerdir. Erkeğin de memesi olmasına rağmen, körelmiştir. Yani üreticiliğini yitirmiştir. Üretici, kadındır, dişidir doğada.
Toplumsal yaşama geçişte erkek dıştadır aslında. Yavru ana tarafından yetiştirilir. Kadın , dişi karnında taşır, kuluçkaya yatar, besler büyütür. Dişi aslanın avlanarak hem yavrusunu hem erkeği beslmesi....
Tenik ve sanayinin temeli üretici kadınlar tarafından atılmıştır. Çiftçiliği kadınlar yapmıştır başlangıçta. Üreticidir. Sabanı, çanak çömleği kadın yaratmıştır. Erkek, fiziksel üstünlükleri sebebi ile, egemenliklerini kurup, kadını bir kenera atmıştır. Kadının üretici gücü hiçe sayılmıştır.
Kadının toplumda hak ettiği yeri istemesi doğaldır. Şunu eklemek isterim; Kadın hakları insan haklrından ayrı düşünülemez. Ve feminizm bir erkek düşmanlığı değildir, olmamalıdır.
Bir antropolog arkadasim Guinea'da sempanzelerin alet yapma yetenekleri ile insnalarin urettigi aletler arasinda baglanti kuran bir arastirma yapiyor. Buldugu sonuclar o kadar dusundurucu ki, hem insanlarda hem hayvanlarda disilerin yeni alet yapma ve kullanma yeteneklerinin cok onde oldugunu gozlemis.
tüm bu yazılanlara ne demeliyim bilmiyorum. teacher07'ye teşekkür ederim. yazıyı okuyan tek arkadaş gibi görünüyor ya neyse:)
öncelikle ırkçılıkla feminizmi birleştirmek! gerçekten feminizme hiç bu kadar büyük suçlama yapılmamıştı. yani temelde 'ırk' kavramı bile yook arkadaşım yani sen nasılda şovenizme kapı açarsın. bunu tamamıyla bakış açısı ile ilgili olduğunu düşünmeye başladm. geniş düşünememekle ilgili. çünkü feminizm,ırk kavramının, şovenizmin gayet de üstünde bir konu. şöyle ki, ben çok yüzeysel bir tanım yapayım anlayın:
feminizm, insan haklarının kadınlar için uygulanmadığını görüp, biz insan değil miyiz der!!!!!!!!!! ki 'BİZ İNSAN DEĞİL MİYİZ?' 19 yüzyılın sloganı haline gelir. ki temelinde doğal haklar doktrini vardır. yani insan hakları! hem ayrıca biri kurucusu bile erkek demiş:)))HAYIR KURUCUSU ERKEK DEĞİL EFENDİM. HEM ÖYLE BİLE OLSA NE GÜZEL OLURDU. BAZI ERKEKLERİN KADINLARIN DURUMU İÇİN SAVAŞ VERMESİ , BİR ŞEYLERİN YANLIŞ OLDUĞUNU GÖSTEREBİLİRDİ BELKİ. ŞÖYLE Kİ VAR OLAN BİR KADIN HAREKATINA SADECE AD VERMİŞTİR, DUMAS. HAREKETİ KURMAMIŞTIR. UZAKTAN, OTURDUĞU KÖŞESİNDEN BİR AD VERMİŞ SADECE:)
CLICA X arkadaş benim çok ilgimi çekti. çünkü yazdıklarında BÜYÜK ÇELİŞKİLER var. bilmem farkındamısn? öncelkle bahsettiği kavramların anlamlarını tekrar düşünmeni isterim. demişsin ki;
"feminizm kadin haklari icin savasiyor ama, daha cok erkege karsi bir cesit sovenizm gosterisi yapiyor diye bile dusunuyorum (Feminazism). Bu cok gereksiz cunku, kadin zaten biyolojik olarak dusuk enerjiyle ama uzun yasayan, hastaliklara direncli, cok karmasik ve saglam bir gen secme makinasidir." şimdi sana sadece bir başka arkadaşın verdiği tanımı tekrar yazıcam:
Şovenizm: Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslararasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım.
evet! şimdi. şovenizm de mesele ırk ve uluslararası bir mesele olduğu açık. feminizmde mesele insanlık! muattap olduğu şey de insanlık. yani kadınlar insanlığın bir yarısını oluşturuyoruz ama niye diğer yarısı kadar hakkımızı alamıyoruz.!
tamam şimdi, gelgelim şu erkek düşmanlığına! bazı feminist akımlar örneğin radikal feminizm, kadınları savunurken erkeklere karşı suçlama eğilimi göstermişler bunun sonucunda taraflar arasında nefret oluşmuş. yalnızca kadınlarda değil tabi.
ancak radikal feminizmin aksine diğer feminizm türleri bu noktadan hiç bakmazlar. raikal feminizm feminizmin yanlış anlaşılmasına sebep olmuş. ancak feminizm erkek düşmanlığı değldir.
çOOk güzel bir yazı ....
senin olaylara bakış açını herzaman taktir etmişimdir .. yazılarının devamını büyük merakla bekliyorum canm ......
Sanirim bir yanlis anlama oldu. Ingilizcede sovenizm "erkek sovenizmi" seklinde de kullaniliyor da, belki Turkice'deki terim farklidir, benim kullanimim farkli olabilir, ondandir.
ISlam' da ilimlisi, radikali diye ekolleri yok, gorduk ilimli islamin ne demek oldugunu. hicbir ideolijinin siyah-beyaz cizgileri yoktur, insanlar gibi gridir hersey, o yuzden bir gun ilimli olan yarin radikal olabilir.
Yanlis anlama, ben meclisin Turkiye deki kadin nufusu oraninda temsil edilmesini savunurum, yani %50 den fazlasi kadin olmalidir. Ama bu bir demokrasi geregiyse, feminizm gibi ideolojilere basvurulmadan gerceklesmesi gereken bir sarttir.
hocam durumu öyle bir yer soktunuz ki kadınlar ezildi bitti mahvoldu bir kerre şu untmamalıdır dünyada 3 şey için rekabet edilir
1para
2bilgi
3kadın
kdın isterse dünyayı elinde çevirir bu bağlamda
özlü söz yeniden aklımıza geliyor eğitim şart
Ne zaman feminizm bahsi açılsa tanımından başlayarak derin tartışmalara girilir. Yok kadın üstünlüğüdür, yok eşitlikçidir, yok şovendir, yok değildir vs. Kesinlikle kadın arkadaşlara katılıyorum. Kadınlar ne yazık ki uygarlık tarihi boyunca kısa bir dönem haricinde 2. planda kalmış, ezilmiş, "adam"dan sayılmamış bir topluluk. Gelişmiş ülkelerde de hala devam eden bir gerçeklik. Örneğin kadın işçilerin ücretleri, üniversitelerede kadın akademisyen oranları. Tabii ki bu duruma karşı çıkmak gerekir. Elbet sistem içinde palyatif çözümler üretmek gerekir. Şu anda çoğu feministin savunduğu "pozitif ayrımcılık" gibi. Fakat işi "kadın" penceresinden biraz uzaklaştırıp ezen-ezilen ekseninde düşündüğümüzde bu çözüm önerilerinin çok da anlamlı olmadığını görürüz. Bunlar adı üzerinde "palyatif" çözümlerdir. Mevcut durumu biraz daha düzeltmek için kısa vadede yapılması gerekenlerdir. Bu kısa vadeli çözüm önerileri (yani araçlarımız) amaç haline geldiğinde ise feminizm asıl amacından uzaklaşmaktatır. CLICIA X arakadaşın dediği gibi;
- "Yanlis anlama, ben meclisin Turkiye deki kadin nufusu oraninda temsil edilmesini savunurum, yani %50 den fazlasi kadin olmalidir." durumuna dönüşmektedir.
Bu dünya çok kadın başbakan, milletvekili, "yönetici" görmüştür. Meşhur gafçımız Çiller hanımefendiyi hatırlarsak ne demek istediğimi anlarsınız.
Başka bir örnek de ünlü "Pazartesi" gazetesinden vereyim. 2002-2003 falandı sanırım pazartesi gazetesi vardı. Arada elime geçtiğinde göz gezdirdiğim "güzel" bir gazeteydi. Ta ki yüzbaşılığa terfi eden bir "kadın" subayın övgü dolu haberini okuyana kadar... Yani demek istediğim kesinlikle katılıyorum ki feminizm insanlığın eşitliğini savunan bir harekettir. Fakat ne yazık ki günümüzde içi boşaltılıp erki ele geçirme, erke sahip olma düşüncesine indirgenmiştir...
(yanlışlıkla entera basınca yorum ikiye bölündü) düzeltemeden yayınlamış oldum. belki daha derli toplu olacaktı ama; şans işte...)
90lara kadar bahsettiğiniz durm geçerliydi canersen, ancak 90lardan sonra durm çok fazla değişmekte... ha tabi gündemin bu hali duygu asenamıza da bağlı. sağolsun feminizm erkek düşmalığı oldu
Yazı da yorumlar da güzel, yalnız bana daha çok işin teorisi konuşuluyormuş gibi geldi. Oysa kadın hakları istismarına sebep olan insanların (kadın -erkek) ortak özellikleri ya cahil olmaları ya da erkeklerin kadınlardan üstün olduğu anlayışıyla yetiştirilip bilinçaltlarına bunun böylece işlendiği insanlar olmaları. Eğitimsize zaten feminizm şudur, adını falanca vermiştir, kuramcısı budur, şöyle de türleri vardır demek boşa kürek çekmek olur. Çünkü bu insanlar kuramla değil pratikte yaşananlarla etkilenebilirler. Şöyle bir örnek vereyim: Aile çevremde lise okuyan tek kız bendim, üniversitede okumam söz konusu olunca annem dahil ailenin kadınları üniversitede okuyan hele bunun için başka bir şehre giden kızların kötü yolla düşecekleri konusunda hem fikirdiler . Allahtan rahmetli babam onları dinlemedi de , bana güvendi, üniversiteyi bitirdim, meslek sahibi oldum. Şimdi aile çevresinde kadınlar arasında yerimin diğerlerinden farklı olduğunu görüyorum, bu onların gözünde de böyle üstelik. Anneannem bile ikna olmuş durumda :) Yani demem o ki, biz kadınlar olarak fırsatları değerlendirip hatta zorlayıp neler yapabileceğimizi bazı kişilere bizzat yaşadıklarımızla göstermemiz gerekiyor anlamaları için. Konuşmakla tartışmakla olmuyor.
Bir de eğitimli ama iş yerinde ya da dışarıda kadına hala ikinci sınıf gözüyle bakanlar var. İşte bu da anne babaların hatası diye düşünüyorum. Çocukları yetiştirirken erkek ve kız çocuk arasında cinsiyetçi bir tutum sergilemezsek, ikisinin de birey olarak aynı hak ve sorumluluklara sahip olduklarını BİLİNÇALTLARINA işleyebilirsek bu sorunu da bir ölçüde çözebiliriz bence. Bilinçaltı sözcüğünü özellikle vurgulamak istiyorum, çünkü eğitimle insan olgunluğa erişse, doğruyla yanlışı bulsa bile, yetiştirilme biçimimizin, içselleştirdiğimiz edinimlerin etkisinde kalıyoruz hâlâ. Evde ya da dışarıda kendimize biçtiğimiz roller biz farkında olmadan toplumda genel kabul gören roller oluyor. Kendimi bu rollerden birini oynarken buluyorum çoğu zaman. Aklımla, nerden geldiğini bilmediğim bir ses yapmam gerekenler hakkında beni çelişkiye düşürüyor. O zaman farkediyorum ki, yetiştiğim çevremin etkisi onlardan kilometrelerce uzakta olsam da peşimi bırakmıyor. Evet, bilinçaltı ya da içselleştirme , her neyse, öyle bir duruma gelmeliyiz ki kadın haklarını konuşmak abes gelmeli.
KADINSAL SANRILAR
"sen mutsuz bir kadın olacaksın."
kıt kanaat duygular sinmiş duvarlarıma
yarısı yenmiş bir elma hüznüyle kararmakta
akşam...
çıplak dallara konmuş bir serçe kanadında
kederden solmuş patiskalarım.
Çengelköy açıklarında bir şilep
ucuz şaraplara katık ettiğim
o hüzzam beste.
kırık bir tebessüm
eskilerden yadigar
dünde kaldı aynalara gülümsediğim fotoğraflar
salkım saçak bir unutuluş benimki
yine de
içime sinmiyor bu sinsi yalnızlık.
Yasemin Kemaloğlu
peki arkadaşım kadın erkek eşitse benim otobüste bir kadına yer vermem neden nezaket,bayanlar önden lafı neden bir klişe ve ben bayanım yapamam neden bir bahane
@Krolock, eşitlik mi varmış? külliyen yalan...
Bebekli annelere, yasli ve hasta insanlara, agir tasiyanlara yer vermek mantiklidir. Avrupa'd aotobuslerin en on kismi bukislere ayrilmistir, burada oturanlar otmatik olarak kalkip yer verirler. Saglikli kadinlara yer vermek sadece bir nezaket geregidir, aslinda temelinde belki de o kadinin bir kac aylik hamile olabilecegi yatmasi olasiligi olabilir. Gercekte ise, Ingiliz adabina gore kadinlarin "zayif cins" oldugu uzerine kurulmustur. E kardesim sen o vucudu egitmez spor yapip gelistirmez eve kapatip sebzeye donmesine izin verirsen tabii ki zayif olur!
yazıları eleştiriyorum, sonra vicdan yapıyorum. boşver karışma diye. hele böyle bir tartışmada allahın bir kulunun kalkıp da kardeşim kadınların haklar noktasında erkeklerle eşit olmasından bahsediyoruz. fiziksel özellik olarak elbetteki eşit değiller demsini bekliyorum. ama yok yok. bunun yerine hâlâ otobüste kadına yer verilir mi verilmez mi muhabbeti var.
yazıyla ilgili olarak da yazan arkadaş copy paste yöntemiyle (kopyalamak değil, ezberlemek anlamında) ordan burdan yazmış. cümleler arası geçiş yok, Dumas'tan bahsederken (ki, verdiğiniz linkte ilk dumas kullanmıştı diye bir cümle yok.) bir anda Kırca'ya geçiyor ordan da post feminizme geçiyorsunuz. iyi hoş yazmışsınız, bolca emek de harcamışsınız; ama kral yine çıplak. yazı karışık ve anlaşılmıyor.
feminizm konusu hem çok basit, hem de çok ağırdır. bir linkle bunu anlatabilirsiniz. ancak kimse bir şey anlamaz. çünkü kavramın değişmesi, ülkelere göre farklı algılanması ve her ülkede tarihi farklıdır. bizim ülkemiz daha feminizmin f siyle bile tanışmamıştır. bu yüzden de gördüğü her bıyıklı kadını feminist ve erkek düşmanı sanır.
velhasıl öyle işte! türkiye'de feminist hareketin ve hadi hep korkulan cümleyle söyleyeyim örgütlenmenin gerçekleşmesi imkansızdır. alt yapı üst yapı ilişkisindeki sakatlık, haklar noktasında da ortaya çıkar. mesela nedir hak? şimdi bu hakları anayasal güvence altına almak sorunu çözer mi? ya toplumsal yapıyı nasıl değiştireceksiniz? diyelim kadınlara kota uygulaması geldi. ve meclise 100 kadın girdi, bir şey değişir mi sanıyorsunuz? hayır! çünkü bizim siyasetimiz erkek- erk diliyle konuşur. bu kadınlarda erekekleşirler. bir meral akşenerimiz vardı, ne oldu sahi?
Simone De Beauvoir diyor ki: "Kadın doğulmaz, kadın olunur. Kadın artık erkeği köleleştirmektedir, ikinci cins olan kadın iktidara, erkeğin yerine oynamak istemektedir."
belki bu cümle neyi anlatmaya çalıştığı karşılar.
ben ise bütün sınıflara, iktidara karşı biri olarak elbette ki eşitliği, kadın olmak isteyen erkekleri ve erkekleşmeyen kadınları savunuyorum.
yazıdaki kaynaklarım kitaplardı.internetteki linkleri artı kaynak olarak koydum. illaki kaynak istenirse, kitap adlarını verebilirim. linklerde anlatılanlarla ben farklı şeylerden bahsediyorum. kopyalama yapıştırma değil. linklerden dolayı karışık olmuş olabilir,evet
Ben anlamiyorum. Anatominin dikte ettigi cinsimizin disinda, karscinslesmek nasil oluyor? "erkeklesmek""kadinlasmak" ne demek?
Anlamiyorum gercekten.
Ozellikle neden %50si kadin olan bir meclisin farkli olamayacagini soylemeni HIC anlamiyorum. Iskandinavya'da gordugum esitlik ortami cok etkileyici idi. Ve onlarin meclisinde %50'ye yakin kadin var. Ac bak gzetelerde huzurlu ulkeler arsinda iskandinavlar top 10 arasinda. Neden hala olamaz diyorsun? Gecerli bir sebebin varsa merak ediyorum.
siyasetin eril bir dili olduğundan bahsetmiş,nevdalist. ki çok haklı. kadınların gerçekten istediklerinin gerçekleşmesi kültürel bir dönüşümde yatıyor bence. %50lisi kadın olan meclis tabikide çok farklı olacak ve kültürel dönüşüme büyük faydası olacaktır diye düşünüyorum bende.
doxa teşekkkür ederim, ifade etmeye çalıştığım şeyi anlamışsın.
geçerli sebebim elbetteki var. bu ülkede yaşıyorum ve ülkmede siyaset yapan kadınları görüyorum. devlet bakanı aileden sorumlu bir bakanımız var mesele. nimet çubukçu isminde. yaptıklarını takip ediyorum, bir kadın derneğinde çalışıyorum. kadın ve iktidar üzerine kafa patlatıyorum. siyasetin dilini anlamak içinde çok uzağa gitmeye gerek yok. ananı da al git, bekara karı boşamak vs. cümleleri göstergeler bunu ispatlıyor. kim daha çok erkeksi ve erkek diliyle konuşursa, böyle davarnırsa (fiziksel özelliklere ve halka hitaplarına bakın) kazanıyor. çünkü toplumun kafasındaki erkek ve kadın imgesi de böyle.
kadınlar elbetteki meclisi doldursun. ancak kadın olmasından ziyade kadın sorunlarına ne kadar duyarlı olduğudur buradaki kilit soru? meclisi doldurup sadece iktidar için çalışabilir. çünkü kadın sorunu toplumla çatışmayı gerektirir. tecavüze uğrayan, enseste maruz kalan kadını ailenin elinden almak kolay mıdır? veya kadına biçilen melek şeytan rollerini değiştirmek kezâ.
feministlerin kadının karşısına erkeği koymaları, erkek dşmanı olmaları elbetteki yanlış ama doğallığında gerçekleşen bir süreçtir. çünkü kadının dönüşümü kadar erkeğinde dönüşmesi toplumsal cinsiyeti sorgulaması gerekir. yoksa ne kadar konuşsak boş.
doğru cevap toplumsal cinsiyetlerimizin üzerimizdeki ağır yüküdür.
şimdi anlaşılır oldu mu? yoksa yine olmadı mı?
Anlasilir oldu. Ancak bu "eril" kulturu degistirmek hic de zor degil. Bu gun degismeye baslandimi birkac yil icinde herkes alisir. Bak Turkiyeye "turban" adi altinda son derece alien bir kiyafete burunme adeti getirildi, herkesin gozunu alistirmak icin "sayi" yapmalari yetti. Ayni teknikle sen insanlara Godzilla kiyafeti de giydirebilirsin, ciplak da gezdirebilirsin, medeni kadinlari meclise de gonderebilirsin. Sonuncusu icin Turkiye'de yeteri kadar "bilincli" kadin mevcut, ancak hareket yok! Kadin mudahelesinin, hareketin "gunah" oldugunu, ses cikarmanin "kadinsal" olmadigi o kadar kafamiza cekiclenmis ki, hic bir harekette bulunmuyoruz. Dikkat edersen en cesur sozler nerede kariyeri icin soyunan kadin varsa ondan geliyor: Mujde Ar, Aysun Kayaci. Demet Akalin. Bu kadinlar "erkek " mi de siyasi goruslerini cesurca soyleyebiliyor? Demek ki kafalarinda bir kere bir tabu kirilinca kendilerini daha ozgur hissediyorlar. Demek ki problem bizim kendi kafamizdaki tabularda. Ama bir kadinin degil, tum kadinlarin ayni anda tabu yikmasi lazim ki bir degisiklik olsun! Su anda "turban" denen kiyafeti savunanlar da aynen oyle yaptilar ama, bu onlarin yaptigi "kadinlar arasi" bir ozgurluk hareketi degil, erkeklere hizmet eden bir duzeni kurma hareketi ! Tamamen nohut, komur icin seytana ruh satmanin getirdigi bir sonuc. Bu haraketin icnde kadinlarin cokpis bir hiyerarsisi var, hepsi o kadar bencil ve cirkefce ouynuyor ki , maksat kendi erkegini at gibi yaristirip sayede en tepeye kurulmak (bakiniz first "lady" alienlarin kapismasi).
E kardesim sen bu erkek milleti icin hem soyunuyor hem giyiniyorsan, KENDIN icin neden hakkini aramiyorsun? Aa iste orada dur. Cunku kadin kadina guvenmez, neden guvenmedigi de cokdogal bir "beslenme alanipaylasmasi" durumudur. Bezle mumyalanirsan veya anadan dogma soyunursan mukafat ayni: PARA. Hakkini aradiginda gelecek mukafat hem bazen maddi degil, hem de hemen degil. Iswte o zaman anliyoruz bu APTAL kadin milletinin problemi kisa mesafe goruslu bencilliginden kaynaklaniyor. Bununla bas acikmanin tek yolu da, 1) kendi kendini bilinclendirmek, 2) bunun ancak "topluca" yapildiginda daha vurucu bir eylem oldugunu anlamak ve 3) hakkini arayan kadinlarla isbirligi yapmak. Bu sartlari yerine getirirsek yer yerinden oynar, bundan eminim.
Clicia x DİYOR Kİ, (22 Mayıs 2008 18:22)
''Dikkat edersen en cesur sozler nerede kariyeri icin soyunan kadin varsa ondan geliyor: Mujde Ar, Aysun Kayaci. Demet Akalin. Bu kadinlar "erkek " mi de siyasi goruslerini cesurca soyleyebiliyor? Demek ki kafalarinda bir kere bir tabu kirilinca kendilerini daha ozgur hissediyorlar. Demek ki problem bizim kendi kafamizdaki tabularda.''
Bu kadınları muhatab kabul etmiyorum..Soyunan kadının fikrine ihtiyacı yok Türkiye nin..Akıllı kadına ihtiyacı var..Türkiye de bir kesim var ki, tam anlamıyla Atatürk kadını.. Diplomaları ellerinde..Konuşmaları düzgün..Bu hafif te bile hissedilebiliyor..Bunlardan başlayıp dalga boyunun en alttaki kadına ulaşması lazım..Bilinci yerinde olan kadınla bu işe başlamak en hayırlısı olur.
Iyi de Pillibebekkuyuda, bahsettigin "duzgun" grupta cumhuriyet mitinglerine posh kirmizi tirnak boyalariyla katilma disinda zerre bilincli aktivite yok! Neden ? cunku acikladim, kafasindaki tabulari yikamiyor Cumhuriyet kadini! gelismesini tamamlamamis! "Hak aramak erkeksidir" de sayiyor! Bu mentaliteyi ustunden atacak cesaret ve yirticilik yok ki Cumhuriyetin evcil kadinlarinda! Iste bizim batmamizin nedeni bu!
Ancak Kayaci ve Akalin gibilere akademik kesimden destek var! Profesorler Kayaci'ya destek verdiler! Profesorler eglence sektorunde goruntuleriyle calisan uc kadin kadar cesur ve ozgur degiller. olmalari icin yerlerinin saglam olmasi gerekir.Ama bak rektorler degisiyor, artik uniler tamamen kadrolasiyor. Tum sesler susturulacak.
Hayat ideal degil, hic bir sey siyah-beyaz degil, bize ogretilen kaliplarda degil. Anlatmaya calistigim sey TUM kadinlarin bilinclenmesi. Bak bu orta kesimkadin, koyden gelen garibani esir yapmis temizlikte,tarlada calistiriyor. Bu hiyerarside diger kadini ezmekten vaz gecirtebilir misin? Isvecte herkes,cok zengin olmadikca, kendi temizligini yapar. Bu buyuk "luks"unden vaz gecer mi bencil orta sinif Turk kadini? Bakiniz yukaridaki "pis hiyerarsi" yazisi...
yorumların mantık düzeyinde ilerlemesi beni memnun etti açıkçası. pillibebek kuyuda'ya katılıyorum. tabularla bastırılyoruz. ancak şöyle bir durum var. kadın, erkek düşmanlığı ile de bastırılıyor. şöyle ki kadın haklarından bahseden bir kadın, hemen erkek düşmanı sayılır. hafif'te görmedim (şimdilik) ama bir yerde feminizmden bahsedilince, ya erkeklerden darbe almış erkek düşmanı ya çirkin ya da lezbiyen oluyor. şimdi kadın hakkını savunmalı hepsi hemde diyorsunuz da, eğitimli kadın tabularını yıksa da anlattığından çok ona konulan sıfatlarla başa çıkmak zorunda kalıyor ilk olarak. toplum olarak yaftalamaya, hemen bir sınıfa sokmaya bayıldığımız için anlatılanların bile önemi kalmıyor. zaten tabularını yıkamamış kadın bu tartışmanın yanından bile geçmiyor. anlatmak derdinde olanlarda susturuluyor. eee nasıl bilinçleneceğiz ki biz kadınlar?
kadının soyunması, kırmızı tırnakları değil, anlatılanlar önemli işte. bir kısım hakketten bilinçsizce bu eylemlerin içinde yer alıyor olabilir. ama bilinçli olanlar hiçe sayılamaz. onca kadın derneği, onca kadın... bu eylemler anlatmak istediklerinin başlığını duyursa, bu başlık başka kadınları düşünmeye itse, oradaki kırmızı tırnaklı kadın(bilinçsiz saydığımız) kadınlar için doğru bir şey yapmamış mı oluyor. bilinçlenmek evet ama şıp diye olacak bir şey değil sonuçta. dinlememiz lazım önce birbriimizi. yaftalamk yerine. ne diyormuş bu insan demek lazım..
dinlememiz lazım önce birbriimizi. yaftalamk yerine. ne diyormuş bu insan demek lazım..
aynen katiliyorum.ancak yukaridaki bahsettigim gibi, elindeki ekonomik ayricaligi olan kadin olmayani ezmemeyi nasil basaracak? anahtar soru orada iste.
ekonomik özgürlüğü olan kadın bilinçliyse, yapmaz yapamaz diye düşünüyorum .ama evet haklısın böyle bir durumda söz konusu!
@Clicia x yaptığınız yorumlardan genetikle ilgili bir işte uğraştığınızı anlıyorum. doğadaki akrabalarımızdan gözlemlediğimiz çoğu "içgüdüsel" davranış bilinçaltımızdan şimdiki "uygar" dünyamıza değişik şekillerde yansıyabiliyor. fakat bilimin atladığı bir nokta var sanki orada. biz doğayı yaşadığımız toplumdaki önyargılarımıza göre değerlendiriyoruz. bir aslanın ceylanı yemesini güç ilişkisi olarak değerlendiriyoruz. ya da alet yapmanın bir üstünlük olduğunu baştan kabul edip dişi şempanzelerin (ya da bir hayvan cinsinin) erkeklerinden daha "üstün" olduğu kanaatine varıyoruz. kendi adıma doğada üst-alt ilişkisi olmadığını düşünüyorum. karşılıklı yardımlaşmanın doğası bana daha yakın görünüyor.
doğruluğu elbet de tartışılır ama değişik bir bakış açısı olarak bunu da göz önünüze almanızı öneriyorum.
belki bu şekilde "gözlemlemeyi" bırakırsak yukarıda dediğiniz "ekonomik ayrıcalığı olan kadının olmayanı ezmesi/ezmemesi" sorununda çözüme bir adım daha yaklaşabiliriz. (yolun 5000 km olduğunu varsayarsak.)
Cansersen, genetikle ugrasmiyorum ama cevremde her yonden ugrasan arastirmacilar var.
Anlattiklarim bir guc iliskisi degil, gercek. Disi maymunlarin alet yapim ve kullanimi erkeklere gore farkli oldugunu arkadasim gozlemis; bana aktariyor. Uzgunum ama Turkiye'de bir "ezen/ezilen" sinif farki mevcut. Sehirli kadin kendini koylu kadina gore "superior" goruyor; bu da tamamen ekonomik ve sosyal bir siniflasmanin sonucu. Senin esit gormek istemen farkli, gercekler farkli seyler. Ama o ekonomik fark oldukca ezen-ezilen kadin siniflari oldukca, kendi aramizda esitlik saglanmadikca, ulke capinda kadin haklarini nasil savunacagimizi dusunuyorsun?
Rekabet insanın kendi cinsleri arasında da vardır..Bu olmalıdır da, ama bizim yaptığımız yanlış, örnek almak yerine yermeği, kötülemeyi tercih etmemizdir..
Ezilen kadın eksiktir..Bu eksikliğini sadece bilgi ve ne istediğini belirlemek ve kendi hayatını eline almakla giderebilir.
Ezik Kadına;
Zamanın nasıl akıp geçtiğini görmüyor musun, kendini geride hissetmiyor musun..Geceleri başını yastığa koyduğunda böyle amaçsızca yaşadığın günün sonraki sabahında yaşayacağın güne amaçsız başlamak seni kahretmiyor mu..Dünya dönüyor ve sen yerinde sayıyorsun..Tüketilmiş sevgin, yükün ağır..
@pbk, ezilen sadece kadınlar değil yanlış düşünüyorsunuz.. erkek de ezilebiliyor çocuk da kadında..aslında güçlü olan her zaman güçsüz olanı rahatlıkla ezebiliyorr ..
''Sehirli kadin kendini koylu kadina gore "superior" goruyor; bu da tamamen ekonomik ve sosyal bir siniflasmanin sonucu.''
Bu cümlelere istinaden düşünüyorum şu an..
Ama konumuz ezilen kadındı Akoni, psikolojinin farklı konularından biri zaten ''özgüven'', temelinin ben de bu olduğunu düşünüyorum..
Yani öncelikle, kadının kadını ezmesini ele alırsak karşı cinse karşı daha kuvvetli oluruz diyorum ben de..
@kop, insanlar öyleyiz herhalde.. genlerimiz de olmalı güçsüzü ezmekten zevk almak
süperr, böyle erkeklerimiz de var işte... onun için benim umutlarım varrr ..hepsine tu kaakaa dersek olmaz.
Hayat ideal degil, hic bir sey siyah-beyaz degil, bize ogretilen kaliplarda degil. Anlatmaya calistigim sey TUM kadinlarin bilinclenmesi.
Aysun Kayaci. Demet Akalin. Bu kadinlar "erkek " mi de siyasi goruslerini cesurca soyleyebiliyor? Demek ki kafalarinda bir kere bir tabu kirilinca kendilerini daha ozgur hissediyorlar. Demek ki problem bizim kendi kafamizdaki tabularda. Ama bir kadinin degil, tum kadinlarin ayni anda tabu yikmasi lazim ki bir degisiklik olsun!
o zaman ilk önce ne yapıyoruz? kendi tabularımızı yıkıyoruz. başörtülü kadına da açık diye tarif edilen kadına da tabuyla yaklaşmıyoruz. herkes kendi yolunu ve doğrusunu yaşayacaktır. meselemiz hep insanları özellikle kadınları sınıflandırmaktır.
duygu asena'nın kadının adı yok kitabını okuyanlar bilir. türkiye'deki temel problemlerimizden biri de budur. birilerinin eşi, kardeşi, komşusu vs. oluruz. bir türlü nevdalist x isimlerimizle hayatta, toplumsal yaşamda yer alamıyoruz. çünkü her şeyden önce birey olmamıza izin verilmiyor.
üstte verilen isimler kötü örnekler. sorunumuz popüler kültürle ünlü olmuş, özgürce hayatını yaşayan insanlar değildir. onlar bir şekilde kendini kurtarır. sorunumuz sokaktaki insanın bakış açısını değiştirmek, kendi hayatını seçme şansı olmayan, okutulamayan kızlardır. hani şu cümle içinde ezik denilen. bu eziklik bir ruh durumu mudur mesela diye sorasım var. konu iyice dallanıp budaklanmasın diye vazgeçiyorum:)
velhasıl bunların hiçbiri kolay aşamalar değil. öyle istersek olur hiç değil. toplumsal bir katmanın, yapının değişmesi gerekiyor. bunun için bir 100 yıl falan lâzım. toplum hâlâ kocasından dayak yiyen kadın için haketmiştir diyorsa, ya da erkektir aladatır da severde gibi daha çok basit aşamaları bile geçememişsek ne desek boş. işte tam burada devreye stk- sivil toplum kuruluşlarının ve devlet kurumlarının girmesi gerekir. kadın hayatını değiştirmek isterken sığınacak bir yer bulmak yerindedir. tekrarlıyorum sorun kadın olması değil, kadın sorununa nasıl yaklaştığıdır.
şu 100 yıl doluncaya kadar sağ kalmaya çalışın. herşey güzel olacak:)
Nevdalist, küçüklüğümden beri duyarım 100 yıl geçmesi lazım diye, 30 u aştım bir türlü bu 100 yılın ilk yılı bile geçmedi..
Bizim çocuklarımız da , 0 beklenen yüzyıla hasret mi ölecek..
@Clicia x 'ın aday olması lazım .bizim toplum başka türlü uyanamaz..
pillibebekkuyuda DİYOR Kİ, (23 Mayıs 2008 11:32)Nevdalist, küçüklüğümden beri duyarım 100 yıl geçmesi lazım diye, 30 u aştım bir türlü
Cop, bana bunlarla gelme, özelliklerime baktığında, doğum tarihini çakan nadir yazarlardan olduğumu göreceksin..
Mutluluklar pbk...
Yuksle Aytug (who the fuck is he??) feministerden tirsmismis.
'Başta kadınlar olmak üzere herkes bu sohbeti elini vicdanına koyarak, tekrar gözden geçirsin'
Biz kadinlar "elimizi vicdanimiza koymaliymisiz". Sen kim oluyorsun da bize nasil dusunecegimzi dikte ediyorsun ha dumbuk. Cinsiyet ucurumund 121. olmus bir ulkenin kadinlarin sikintilari hakkinda sana fikrini soran mi oldu. Yoksa sadece dizi hakkinda konusmayan ilkel bir sekilde bilinclenme kipirtilari gosteren bir kadin nesli turedi diye korkuyor musun ?
"Ekranda feminist terör" diye baslamis utanmadan. Sanki Turk kadininin her gun yasadigi trajediler ipi kopuk ERKEK TERORUnden degil!
Clicia x DİYOR Kİ, (25 Mayıs 2008 16:08)Yuksle Aytug (who the fuck is he??) feministerden tirsmismis.
'Başta kadınlar olmak üzere herkes bu sohbeti elini vicdanına koyarak, tekrar gözden geçirsin'
Biz kadinlar "elimizi vicdanimiza koymaliymisiz". Sen kim oluyorsun da bize nasil dusunecegimzi dikte ediyorsun ha dumbuk. Cinsiyet ucurumund 121. olmus bir ulkenin kadinlarin sikintilari hakkinda sana fikrini soran mi oldu. Yoksa sadece dizi hakkinda konusmayan ilkel bir sekilde bilinclenme kipirtilari gosteren bir kadin nesli turedi diye korkuyor musun ?
Sailor Moon S.A.F. Remix
feminizmi terör olarak görmek da nası mantıktır yaf.. aytuğ kendi elini kendi vaicadanına koysun..
DOXSA, senin yazın için, fazla link koymuşsun dedim ama , benimkine de çok link geldi. Hepsini ben koymadım.(Yörükler yazımda) Editörlerimiz uygun görmüş birazını da. Sen bana sormadan ben sana söyleyim dedim.:))
Doxa yanlış olmuş özür..
farklı bir bakış açısı öneriyorum sizlere:
"kadın & erkek eşit midir?" sorusu "elma armut mudur?" sorusu gibi anlamsızdır. her ikisinin de "meyva" olduğu belli değil mi? demokrasi farklılıkları asgari müşterekte birleştirmek demekse -ki öyledir- "insan" paydası kimin nesine yetmez?
kadın - erkek ayrımı yapmak niyetiniz ne olursa olsun "ayrımcılıktır", haklar ve hukuk temelinde anlamsızdır. ayrıca pratik bir yararı da, yoktur. toplumsal enerjinin verimli kullanılmasına engel olmaktadır.
ayırırarak, sadece kadını bilinçlendirmek sorunu çözemez. insanları, yurttaşları, "insan" olmaya hazırlarsanız, kişisel haklar ve özgürlükler konularında donatırsanız, toplum içerisinde yaşamayı öğretebilirseniz bu sorunu yaşamazsınız.
doğada insan dışında her şey yapısı gereği zamanla kendisi olur, başka bir etkiye ihtiyaç duymaz. insan ise insanlaşabilmek için eğitilmelidir. insan var ve kendi olabilmek için diğer "insanlara" ihtiyaç duyar ki biz buna uygarlık adı vermekteyiz.
uygarlık kültür işidir, kültür kelimesinin türkçesi ekindir efendim, ekmek fiilinden gelir. kültür, insanı ekmeden, yani vermeden alabileceğiniz bir olgu değildir.
peki insana ne ekeceğiz? tehlikeli bir yanlış var yorumlarda gördüğüm. "eğitimli insan" lafı geçti yukarılarda. eğitimden kasıt nedir? akademik eğitim? diplomalı kişiler? lütfen dikkat buyurunuz, "tahsil cehaleti giderir, eşşekilk ebedidir" diye atasözü var bu toprakların. dünyanın hiç bir üniversitesinde "adam olma" enstitüsü yoktur; insan felsefe ile "kişi" olur. kişi olabilmiş insanlar ise şekilci değil içerikçi olurlar ve o dakikada karşınızdakine (fikren karşınızdakine bile) kıyafeti böyle tırnağında kırmızı vs yaklaşımı sergilemezsiniz. insan olmaktan hakkı olan "var ise" ve "ifade özgürlüğünü" kabul buyurursunuz.
felsefeyi zorunlu ders olmaktan çıkarmayın, insanları güç kavganız için insan olmaktan men etmeyin. “Bindiğim eşeğin benden akıllı olmasını istemem ben” diyen milletvekilleri seçmeyin. ve lütfen çözümü dışarıda aramayın. bu işi kendi evinizde başlatın, çocuğunuzu "birey" olarak yetiştirmek için zaten eşinize ihtiyacınız olacak, kadınsanız erkeğinize, erkekseniz kadınınıza hak ettiği değeri verin, kadındır demeyin erkektir demeyin, insandır deyin; insana layık tavrı sergileyin; ama bunun için önce düşünün, sonra okuyun, bilgi sahibi olun sonra fikir sahibi olun lütfen.
uzun sürdü, kusuruma bakmayın, metindeki ikinci tekil şahsı üzerinize, lütfen alınmayın; pek yorgunum, çok geç oldu lakin bu sayfayı okumak çok da keyifli oldu, teşekkürlerimi kabul buyurun.
saygılarımla
mat
:)