Geçinemiyorum!
Geçinemiyorum arkadaşlar..!
İstanbul zor, İstanbul dar, İstanbul büyük, İstanbul boğucu..
İstanbul parası olana güzel şehir.
Kimse o yüzden benim karşıma geçip te 'ahhh ne güzel İstanbul be' demesin..
Parası olan bu şehrin tüm nimetlerinden faydalanır ve ne hikmetse şehri beğenmeye başlar.
Ben de beğenirdim bu şehri eğer 3-4 milyar para kazansaydım.
Kabul edin para herşey değil ama bir şehri sevebilmeniz için bile çok şey..
üzüldüm darjeling şehir falan değiştir olabılıyorsa ,bende sevmem ıstanbulu guzel muzel hıkaye, ıner ınmez ağlayasım gelır hep içimi garip bı yanlızlık depresyon halı sarar...
Kim ne derse desin parası olan yada olmayan, İstanbul dünyanın en güzel şehri o kadar ! Geçinemiyorsan bunun suçlusu istanbul değil. Ekonomi kimin elinde ise onu suçlayacaksın.
18 milyon aclik sinirinda yasiyormus ülkemizde arkadaslar ...darjeling istanbulda yasamak aynen tokyo ,ny,london,zürih,paris gibi dostum pahali sehirlerden...ne diimm....fena ...:-(((
"Ol şehr-i Istanbul ki bir mülk-ü edadır. Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır" demiş Selim; şimdi gelse de görse... neresi güzel kardeşim istabul'un? Ben bir sürü şehir gördüm. "Jungle" tabir ettikleri NewYork bile burası kadar kozmopolit değil. herkes her yerde. paran da olsa, ne denizin, ne havanın ne toprağın tadını çıkartabiliyorsun. Kimseyi aşşağılamak adına demiyorum, yanlış anlamayın; ama her horoz kendi çöğlüğünde öter. ben ankaralıyım. orada ben çinçine gitmem, gidemem; ama oradaki adam da kavaklıya gelmez, bana bulaşmaz. burası öyle değil. kendimi hiç güvende hissetmiyorum. gittiğim yerde sarhoş olup koparamıyorum. arabanın içine çantamı-montumu bırakıp gidemiyorum. daha bi sürü şey var beni kısıtlayan burada.
"e denizi var istanbul'un, şahane" yaa her tarafı deniz olsa ne olur? Deniz dediğine girersin. saat 5 gibi bir-iki çapari sallarsın biraz açılıp. insanın yarı ömrü yolda geçer mi? hadi diyelim yol parasını ekleyip kiraya yakında bir yere taşınalım. aldığın gibi götür ver evsahibine maaşı, ondan sonra 2 kuruşun hesabını yap. Ondan da geçtim, "ev" dedikleri yerlere köpek bağlasan durmaz. benim alıştığım standartta evler de 2000 dolardan falan başlıyomuş alıştığım derken de, öyle sarayda falan büyümedim; normal, iyi bir çevrede çekirdek ailenin oturabileceği mazbut bir evden benim bahsettiğim. Sonra? emirgana gidip şekerli yoğurtla çay içebilirsin anca kalan paraya, o da çocukları gül satın almak istemediğine ikna etmekten arta kalan zamanlarında... Eeee? deniz? "var abi işte, ayağa kalkıp biraz dikelince şu beyaz blokların arasından mavisi görünüyor".
hadi diyelim ben geniş mizaçlıyım, kalender meşrebim, gönül adamıyım. koymaz bana. E herif "kroyum ama para bende" yazıyo, geziyo arabasının arkasına??! Ne şevk bırakıyo, ne 2 satırlık sefa! Yahu insan bunla övünür mü? tabii amerikan modeli, ronald reagan başkan olduysa şarkıcı-manken neden milletvekili olmasın di mi? ne eksiğimiz var bizim?
bir de öğrendim ki burada ankaralıların dostlukları dillere destanmış. "ankaralıdan iyi dost olur" şeklinde bir repütasyon hakim. gayet normal. burada herkes bibirini 2 dakkada satıveriyor, nasıl osa tercih bol. bir çevreyle aran bozulursa, bihaber bir diğerine giriverirsin. küçük yerde öyle değildir. bir kere "usturupsuz" bellendin mi, bi daha hiç bir meclis almaz seni kolay kolay.
vesselam değmiyor istanbulun bütün güzellikleri katlandığın bunca sıkıntıya...
izmir; dışarı(out)
antalya; içeri(in)
çok şehir gezdim diye başlamıyacağım.
bence antalya en güzel şehir. deniz mi istiyon, kıralı.
dağ mı istiyon babası, mağaralar, şelaleler, antik kentler, falezler, ışıklar, piknik alanları, trafik hariç herşeyi güzel...
ha birde; kiralar pahalı ona göre.(400-?)
benim biraz kafam karışık bu konuda...
istanbul'a geleli daha 1 yıl oldu ama 10 yıl gitti sanırım ömrümden. ev tutarken yedim ilk darbeleri, sağlı sollu. adamlarda emlakçılık bile bambaşka!İzmirde, Ankarada, Bursada yaşadım son yıllarda ve hiçbirinde emlakçıya ev kiralarken yıllık kira bedelinin yüzde 12sini vermem gerekmedi. Bir kira bedeli ödersin, evi tutarsın. Ama burada adamlar senden çatır çatır alıyorlar %12! Hadi evi tuttuk, borç harç (bu arada tuttuğum eve verdiğim kirayla İzmirde denize nazır yepyeni dairede yaşardım, burada 35 yıllık bir daireye sığıştım ancak o parayla). İşe başladım. Yol ömrümü tüketti. Trafik canıma okudu. Her gün "Aha şimdi ölüyoruz!" dediğim anlar atlatıyorum trafikte. Kendi trafik kuralları var bu memleketin. Burnunu her bulduğun araya sokacaksın mesela! Öyle yol vermek, ışık beklemek, ne gerek var!
Ve gerçekten de çok pahalı, haklısın darjeeling...
ben İzmirde haftada en az 1 kere dışarıda yemek yiyebilirdim. Burada ayda 1'e düştü neredeyse! Gelen hesaplara ağzın açık bakıyorsun çünkü.
Zor bir şehir burası.
Ama ne bileyim işte, dedim ya kafam karışık. Bazen de karşıya geçerken boğaza bakıp, çok güzelsin be İstanbul, diyorum.
yeter mi mutlu olmaya? hayır...o kadar hırpalıyor ki insanı, arada sana sunduğu güzelliğe de bakasın gelmiyor.
bak yine depreştim...İzmir'in kavakları, dökülür yaprakları, bize de derler çakıcı, yar fidan boylum, yakarız konakları!!!
Olay keşke geçim derdi olsa..
Bu İstanbul'ki boğazıyla,tarihiyle içimdeki tüm hüzün ve edebi duyguları ortaya çıkarması gereken şehir, tam tersi etki yapıyor bende.Yaşam kavgasına öyle bir düşüyorsun ki, vay haline..
Ben İzmir'deki anasının kuzusu içine kapanık darjeeling'i ve Ankara'da kendini ve edebiyatı keşfeden üniversite öğrencisi darjeeling'i özlüyorum..Bulamıyorum.Kozmopolit yapıyı sevmiyorum.Terk etme muhabbeti yapmak değil amacım, kendini acındırmakta değil ama biliyorum bir gün terk edeceğim buraları..
hep beraber terkedelim buraları!
darjeeling, o kadar iyi anlıyorum ki ne demek istediğini ve hatta anladığım ve aynı şeyleri hissettiğim için de üzülüyorum. İzmir'de muhteşem bir gençlik, Ankara'da bir o kadar muhteşem bir üniversite hayatı, sonra tekrar İzmir'de sain, huzurlu ama bir o kadar da keyifli bir hayattan sonra ben de kendimi burada çok bocalıyor hissediyorum.
yoruluyorum...
dün serviste bir an o kadar daraldım ki, içiçmden ve aklımdan o anda geçen tek şey, toplayıp bavulumu, Bodrum'da sakin bir koya yerleşmek, hayatımın geri kalanını bembeyaz bir Bodrum evinde, huzur içinde devam ettirmek hayaliydi. ya da foça'da, ya da Kaş'ta...hani sınıra gelirsin ya bazen, toplanıp kapıyı çekip gidersin, umrunda olmaz arkanda bıraktıkların! cinnet anı yani..evet, resmen kendimi o ana çok yakın hissettim.
kendimize kötü davranıyoruz galiba buralarda debelenerek.
Ben dee....darjeeling Ankara'da seni mutlu eden bişiler yaşamış olman ne güzel...Ben de hayatımın büyük bölümünü Ankara'da geçirip, ailesini, arkadaşlarını orda bırakıp da İstanbul'a yerleşen bir insan olarak...Ben de bir gün gideceğim burdan!!
evet var bir mazoşizm kanımızda ama çözemedim nedendir:)
5 yıl sonra yaş 30 olur, terk eylerim. Su olan bir yere, Samsun mesela. Malum felaket tellallığı, önümüz susuzluk. Yalnız değnekle koşmayın üstüme şimdi: İşe yürüyerek gidiyorum. İşten sonra spora yürüyerek gidiyorum. Haftaiçi hayatım 1km2'den küçük bir alanda geçiyor.
insanin karninin doydugu ve mutlu oldugu sehirde yasamasini israrla tavsiye ediyorum....sehrin güzelligi degil sizin güzel yasamaniz önemli....diyorum..hayat kisa...zaten mutluysaniz her anlamda o sehir cennet oluyor gözünüzede yüreginizede....
Yarabandy herkes izmir'e gelirse o zaman da izmir için iyi düşüneceğini sanmıyorum. Ben her şeyi ile istanbul'u seviyorum. Bence zez'in dediği gibi insanlar sorunlarının üstünden gelmesini bilmeli. Her şeyi problem olarak görüp, sonra da nereye gidersen git aynı sorunları peşi sıra seninle gelir.
tamam sen istanbulda kal :) ama izmire alışmış, izmiri bilen, izmir geçmişli biri için istanbul ÇOK GÜZEL BİR ŞEHİR olmaktan öteye gidemez. istanbul yaşam şartları ve istanbul insanı doyurmaz izmirliyi. istanbul insanının gülüşü bile izmir insanının gülümsemesi kadar kesmez. şahsen ben kendim öyle düşünüyorum ne bileyim. altı üstü depresyonda bir yarabandıyım işte, ötesi çıkmaz benden bu kadar düşünebilirim şu anda... gelsin izmire :)))
@darjeelin bozmuşsun sen kendini görmiyeli! iyi paylaşmişsın güzel de;sen daha güzel şeyler yapabiliyosunkine!bırak gene başkaları yazsın bunları sen halledersin istanbulu.kitabın çıkınca gecinirsinde.olduğun yer iyiydi sen gelme buralara.hem edebi anlatımda da aceleye gelmiş.bu sefer böyle olmuş.herkesin hakkı var dağıtmaya bazen de biz cuma günü dağıtmıyormuyduk
4 milyar da kazansan sen geçinemezsin. insanlar, 400 milyon maaşla evlerine huzurla giriyor. çorbamız pişiyor diyor. herşeye heryere özenirsen geçinemezsin. şimdi baksak elinde 1 milyarlık telefon vardır ve gözün de yeni çıkan modellerdedir.
@nicholai hel, sosyal dertler sana göre değil diyorsun bana.tabi alıştın yazdığım tarza bunlar tuhaf gelmiştir sana. ama inana bana herşey aşk meşkte değil ya. onu insanlarla kolay kolay paylaşabılıyorsun da şu şehirde yaşamanın zorluğunu kolay kolay paylaşamıyorsun.(borç istesen kimse vermez, isteyemezsin o ayrı, borçtan nefret edersin o çok ayrı vs)ara sıra yazarım böyle, sen bakma bana:)
bu arada @siyuu denen zat,sanadır bundan sonraki sözlerim: elimde 1 milyarlık tlf yok.hiç almadım almam.zamanında migros varken pazar pazar alışveriş yapan bir ailenin çocuğuyum ben.ultra primada bağlamadılar .ıçımıza.(bezlerimiz yıkandı tekrar altımıza bağlandı) yeni çıkan telefon modellerine bakmam. 3 senedir bir tlf değiştiririm, o da makına bozulduğu için. beni tanıyanlara sor diyeceğim ama burda beni tanıyan yok. ama en azından yazılarımı takip edip beni az çok kanıksayan insanlar vardır ki kimse senin gibi bir ithamda bulunmadı. (kişi kendinden bilir işi diye bir laf vardır)
özenti hiç olmadım Allaha şükür.(özel okulda okuken bile üniveristede okuyorum derdim,okulum adını soylemezdım millet 'ovvvvv waoww' demesin diye) ayrıca okurken hep calıstım babama yardım etmek için. hala haftasonları ders verıyorum bu şehirde yaşamak bana yetsin diye, bi taraflarımı buyutmuyorum evde oturup.
Aldın sen mesajı!!
ya yarumları okumadım da istanbulun ne suçu var herşey için heryerde para vermen gerekirken yok efenim kahpe istanbul burada paran varsa burayı seversin paran yoksa üstüne üstüne gelir vb durumuna girmeye ne gerek var. darjeelin, para başka bir şey şehir başka bir şey. bunu aklınızdan çıkartmadan istanbula bok atar halinizden çok gurur duyacağınızı sanmıyorum. sonrasında para kazanmak başka bir şey sanat başka bir şey. nedense öyle içimden geldi.. size neler yapmanız gerektiğini söyleyecek doğruyu gösterecek donanımım yok hatta ben de benzer sorunlar yaşıyorum ama sebepler ve sonuçları daha iyi gözlemlemek gerekiyor. geçim sıkıntısından ona buna saracağınıza sıkıntınızın kaynağına inip oralarda birtakım düzenlemelerle daha yararlı bir sonuç gerçekleştirebilirsiniz...
izmire ben de gelmek istiyorum ya hayır illa da aç kalacaksak gidip izmirde aç kalalım ki izmir çok acayip yaa yemişim istanbulun tarihini ben izmiri istiyorum o kadar !
az parayla da güzel vakit geçirebilir insan, 3-4 milyar lafı senden çıkmış ve ayrıca eleştirilerimin tamamına cevap vermemişsin. neyse forum oldu burası.
Doğup büyüdüğüm şehir, arsalarında oynadığımız, ağaçlardan dut topladığımız, olmamış incirlerle savaş yaptığımız o günler çok geride kaldı, ben büyüdüm, İstanbul daha çok büyüdü. Kayıklarla haliçde bir kıyıdan bir kıyıya geçtiğim çocukluk günlerim hala aklımda, karaköyde ki balıkçı tekneleri de, tramwaylar da.. Sokaklarda tek tük arabanın park edildiği zamanları biliyorum ben, şimdi kendi evimizin önünde park yeri bulamıyoruz. Ne zaman gitsem uzaklara, özlerim kokusunu, dedim ya ben burda doğup büyüdüm, ama ne zaman sorsalar diyemedim İstanbulluyum diye, hala da diyemem, oysa annem de burda doğmuş büyümüş, sanki 7 göbek İstanbullu olmayınca olmuyor gibi geliyor bana:) İpi çekince açılan kapılar kalmadı artık buralarda, kendi evinde otururken korkuyor insan, gece kaç kere kalkıp evi dolaşıyorum bilseniz. Korku şehri oldu artık, ben dahil kapkaç yaşamayan kalmadı çevremde. Ama yine de seviyorum bu şehri, hep gitme planları yaptığım ama hiç kopamayacağım bir sevgili gibi... Çok sevdiğim bu İstanbul şiirini umarım siz de seversiniz:))
SEVEMEDİ İSTANBUL İKİMİZİ
Seninle hiç İstanbul'da olamadık
Göremedi İstanbul ikimizi...
Ne bir semaver tüketebildik
Ne Aşiyan'da hüzün...
Bir tepeden seyretmek için bu güzelim kenti
Ne Çamlıca kısmet oldu ne Piyer Loti...
Hiçbir vapur taşımadı bizi Marmara'da
Bir güvertede seni
Liseli aşıklar gibi dakikalarca öpemedim..
Ellerini avuçlarımda tutup da içimi dökemedim
Şöyle bir elimi atıp da omzuna
Kolun belimde
Yürüyemedim seninle Beyoğlu'nda
Bir sinema yada tiyatro koltuğunda
Parmak uçlarıma değmedi dudakların
Pasajda Arjintinleri çekip
Nevizade'de bir iki tek atamadık
Doyulmaz uykulara bir türlü yatamadık
Seninle İstanbul'da olamadık
Duyamadı İstanbul sesimizi
Sahaflar'da yorulup da kitaplara bakmaktan
Çınaraltı'nda mola veremedik
Karışıp çılgın kalabalığına Kapalı Çarşı'nın
Tadına varamadık bir öğlen rakısının
Ya da Sultanahmet'te bir müzeyi gezip
Dostlara uğrayamadık
Gülhane'den uzanıp Sarayburnu'na
İntiharı düşünemedik enine boyuna
Ne Laleli'den geçebildik sevgilim
Ne kendimizden
Bir çalgılı Kumkapı meyhanesinde
Ağlayamadım doyasıya sımsıcak göğsünde
Eski İstanbul'da gezdiremedim seni
Yemiş'te Asmaaltında
Ne kaldırımlarımı gördün ne çayhanelerimi
Ne çocukluğumu bildin ne gençliğimi
Seninle hiç İstanbul'da olamadık
Saramadı İstanbul hiç bizi
Çılgınlar gibi dolanamadık otobüslerle
Trenlere binemedik
Bırak bütününü bu koca kentin
Sadece bir tek semtin
İçinde bile olamadık
İstanbul hiç doymadı bize bitanemmm
Biz de O'na doyamadık
az parayla güzel zaman geçirilebilir ama başka şeyler de olursa ancak bu söylediğin gerçek olabilir. o da hissiyattır. herkes her zaman güzel hisler içinde olamaz. zaten insanoğlunun yüzde 70i hergünün birbirinin aynısı şeklinde yaşarken neden bazı günler mutlu bazı günler mutsuz oluyorlar bu buradan da anlaşılabilir
bak şimdi, linet'in yazdığı şiiri okuyunca da İstanbul'da yerleşesim geldi:)
aklıma eski bir sevgilim de geldi...henüz ben İstanbula yerleşmemişken İstanbula dair hayaller kurmuştuk onunla. Ortaköy'de bira içip, elele dolaşacaktık sabaha kadar...
hiç yapamadık.
sağlık olsun:)
istanbul onu sevenlerin olsun, İzmir sevenler İzmire gitsin...zez'in dediği gibi işte, nerede mutluysak orada olalım......şehirlerin ne suçu var? ruhun nereye aitse oraya gideceksin.
darjeeling bu yazın yüzünden dünden beri aklımda hain planlar var:) ve hatta babamı arayıp İzmirdeki iş ilanlarını takip etmesini istedim!!!sorumlusu sensin:))
ahh çilekçimmm ahhh:(((
o şiirin anlamını bilsennn:))))
linet (aman nerden çıktı şimdi geçmiş ola dedii:)
bilmesem de sanki tahmin eder gibiyimmm:)))
ahhhh ahhh, koy bi kadeh rakı, demlenelim bari hafif hafif.........
togepi, o zaman seni de götürüyoruz İzmire:)
ya da antalyaya taşınacaksın sen. bak orası geniş geniş caddeleri olan ama Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaktan şuurunu kaybedip sokağa çıplak fırlama ihtimalin olan bir şehir..tercih senin:)
Adana da öyle derler:)) Çilekçimm ben rakı içemem, içerdim de bir keresinde kantarın topuzunu fazla kaçırdım, rakıyı tekila içer gibi içtim ondan beri ağzıma süremiyorum, ben sana bir kadeh şarap ile eşlik edeyimm :)))
@togepi Samsun iyidir...yayla gibi sokaklar...su zaten gani gani orası idealdir senin için...
ama İstanbul...yarim İstanbul...ne gibi biliyormusunuz herhangi bir şehri seversiniz havasından, suyundan, tenhalığından, temizliğinden dolayı...ama o beğentide kalır ancak...İstanbul aşk tır aşk...ne kadar olumsuzluğu olsada küsemediğiniz sevgiliniz gibidir...
yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından...
Size de oluyor mu? Bazen böyle Dawson's Creek'teki gibi bir yerde yaşama özlemi oluyor mu? Sakin mütevazi bir göl kasabası. Dizinin son sezonunda şöyle bir diyalog vardı:
"Çarşıya McDonald's açılmış. Kasabamızı ele geçiriyorlar Dawson!"
Şimdi bu noktada ağır geyik yapardım ama darjeeling'in yazısına saygı açısından dağıtmayayım konuyu. :)
Ben çevremde İstanbul'u seviyorum ve ömrümü burada geçirmek istiyorum diyen sadece 1 kişi tanıyorum... Gerisi zamanı gelince taşınacağım buradan diyor. Ancak taşınanını hiç görmedim. Neden ve nasılsa, burası insanı kendine bağlıyor.
Adıma; İstanbul'u sevmiyorum. Kendime hedef olarak koydum, cidden gideceğim. Ay sayıyorum. Çünkü İstanbul, kendi ekosistemini yaratmış bir şehir. Herkes daha yırtıcı, herkes kimi s.kebilirim de biraz daha iyi yaşarım diye debelenip duruyor. Kendi kendimizin anaforunu oluşturuyoruz. Daha çok kazan ki daha iyi yaşa. Aslında fark etmediğimiz, ne kadar yükselirse hayat standardımız, o kadar da doyumsuz olduğumuz. Daha iyi bir eve geçip, o evin ve standardın gereği için daha çok çalışıyoruz. Giderek keyfini sürmek için daha az zamanımız kalıyor.
Boğaza nazır oturup da o boğazın keyfini çıkaran, gerçekten çıkaran kaç kişi vardır?
Hayatın, para kazanıp, popüler kültürün içinde dolanıp, debelenmekten ve hep gözü daha yükseğe dikmekten -daha yükseği neyse- daha anlamlı olması gerekiyor...
Ben dostluk diye bir şeyin olmayacağı fikriyle İstanbul'da büyüdüm. Buna inananların varlığının da, dostlarının da hep başka şehir kökenli olduğunu gözlemledim.
Gidiyorum ben. Kat'idir. Bizim gitmekten bahsettiğimiz her gün kimbilir kaç kişi buraya taşınıyor! Ben yıllardır oturduğum sokaklarda elimde biber gazı, kim neyimi çalacak diye korkmaktan, ticari hayatımda dolandırılmayayım diye ihtiyatlı olmaktan, gönülden bağlanacağım bir dostun varlığından şüphe duymaktan epey yoruldum. İçimde ölmeyen birşeyler varken kaçmalı. Yoksa kaçmanın da anlamı kalmayacak...
lisedeyken bir sevgilim vardı (hatta belki okur da ulaşır bana ne güzel olur). her hafta sonu bir bahane uydurup istanbul'a gelirdim cuma akşamından trene biner, cumartsi sabah saat 5 gibi haydarpaşa'da olurdum. o ancak öğlen 2 de falan izin alabilirdi. dünya gençlik merkezinin önünde buluşurduk. saat 7 de izni bitene kadar saçma sapan yerlere gider, apartman köşelerinde sevişirdik. 5 saat için gelirdim o kadar yolu hiç üşenmeden, her hafta sonu. Sonra haydarpaşadan geri dönüş başlardı. her zaman gar lokantası'na gider yürek ızgara yer bira içerdim. her seferinde o içtiğim 2 bardak bira beni sallardı ayrılmanın acısıyla belki de. bak hatırladım şimdi, biraz yumuşadım istanbul'a karşı :)
Az geldiğinde, bir de güzel hatıran varsa tadından yenmez de, uzaktan bakmak lazım :)
yok zaten, sonradan anladım ki ne sevgilim ne de istanbulmuş bana bunları yaptıran, benim gerizekalılığımmış :)
Ben İstanbul'u seviyorum kardeşim.
En büyük hayalim İstanbul'u terk etmek değil, terk edeceğim diyenlerin terk edip güzelim şehrimi bana bırakması.
Yerleşin hadi küçük şehirlere, hayat ucuz, insanlar sıcak kanlı, kimse İstanbul'daki gibi korku içinde değil. Niye yerleşmiyorsunuz?
Ben o söylemeye korktuğunuz şeyi söyliyeyim. SIKICILAR.
Her şey belli,güven içindesiniz vs vs ama sıkıcılar işte.
Hele Ankara, arkadaşınız yoksa dünyanın en sıkıcı kenti sanırım. Ruhsuz ötesi bir yer umarım bir daha kalmak zorunda kalmam. (en son bunu dediğimde gidip 6 ay askerlik yaptım orda)
İzmir'i görmedim, herhalde görmediğim tek büyük şehir, sadece hava alanını ve otogarı gördüm. Ama tüm çevremdeki İzmirliler ballandıra ballandıra anlatıyor, e diyorum ne güzel, böyle bir vatanınız var niye gitmiyorsunuz? İşte hık mık, iş güç vs. Kimsenin gerçekte net bir bahanesi yok.
Kimi efendin güneye yerleşeceğim der, kimi geldiğim kente döneceğim der, anasını sattığımın İstanbulunda onu seven bir tek ben varım. (Bir de redorackın arkadaşı varmış)
Yahu bu nasıl iş, görev sebebiyle, aile sebebiyle, iş zorunluluğu ile geleni anlarım ama okumaya gelip, kalıp, sonra da İstanbul şööle bööle diye kafamı şişiren arkadaşlarımı (kendi arkadaşlarımı, lafım buradakilere değil) anlamıyorum.
Darjeeling demiş, param yetmiyor, ona kimse bir şey diyemez gerçekten, insanlık hali bu, ama İstanbul'da herşeyin alternatifi var arkadaşlarım. Biranın 10 ytl olduğu yer de var, 2 ytl olduğu yerde. Hatta taksimde 3 çeşit yemek yiyip 3 ytl vereceğiniz yer bile var. (galatasaray lisesinin karşısındaki yola girin, bombalanan ingiliz sefareti solunuzda kalsın, yol sağa kıvrılınca hemen sağınızdaki küçük lokanta)
Hatta tatlı üzeri dondurma yiyip, dükkan sahibi 1.75 ytl dediği zaman ağzınızın açık kalacağı yer bile var (küçük çekmece)
Şöyle biraz ara sokalara girin, İstanbul'un nelerini keşfedeceksiniz.
Not: Ankaralı arkadaşlar kusura bakmasın...
Ağzınızdan bal damlamış yine sayın redogre :) Tespitinizin üzerine rahatlıkla ifade edebilirim ki ben de epey sıkıcıyım; o yüzden huzurla yaşayabilirim bir başka yerde... Bu şehri, bu şehre adam gibi bakacak insanlara seve seve de bırakırım ayrıca...
Bir de, Ankara doğumluyum esasen, acep serdeki sıkıcılık bundan mıdır?
redogre; askerlik yaptığın şehri sevebilmen biraz zor zaten. Ankara'nın istanbullulara sıkıcı geldiği doğrudur. buradaki alışkanlıklar çok farklı. mesela eğlenmeye çıkıyoruz burada, bir yerde 1 saat kalıp hooop hadi başka yere gidiyoruz diyor insanlar. bir gecede 6-7 yer dolaşılıyor. öyle alışmışlar, ankarada bunu yapamazsın tabii.
pahalının yanında ucuz olan yerler de var doğru; ama mesela dediğin gibi yemekten sonra tatlı yemek için beyoğlundan k. çekmeceye gideceksek bi de 4.75 üzerine yol parası koyacaksın :) (bira nerde 2 ytl? ben en ucuz 3 e içiyorum, orayı da yaz elin değmişken) tabii ki çok güzel yerleri var, her yanı ayrı bir tarih kouyor. ama faydalandırmıyor kendinden. çarpık kentleşme, kozmopolitlik, dengesiz gelir dağılımdan oluşan arzları karşlamak için değişik ama güvenilmez talepler...
bir keresinde (bundan yılar önce) galata köprüsünden geçiyorum; hava deli gibi sıcak. bi limonatacı gördüm, bir bardak limonata istedim, verdi. içtiğim şey, rengi dışında limonata değildi, o kesin; az şekerli su falan gibiydi. "Kaç para?" dedim; 500 bin abi dedi. sonra şöyle bir diyalog gelişti aramızda:
-bak birader; al paranı, ama bu içtiğim limonata değildi. neydi söyle bana, paran da helal olsun.
-şekerli suydu abi.
-e rengi sarı ama?
-gıda boyası katıyoz abi.
- e yahu sen nasıl stıyosun ki bunu? bir içen bir daha içmez ki bundan? anlaşılıyor ne olduğu?
- aman abicim (güldü) senin gibi her geçen bir bardak içse yeter. günde bırakıyor 200-300 (milyondan bahsediyor) allah bereket versin.
işte küçük yerde bunu yapamazsın. ne konuda hizmet veriyosan ver; bir kere kötü mal sattın mı, işlemez o dükkan. herkes bilir, duyar. Bu da güven yaratır. gece saat 4 de kokoreç yesen bile bilirsin ki, et-balıktan alınmıştır. İnsan olarak da erdemli olmalısın. değilsen de kendin gibilerden başkasıyla gezemezsin. mesela bir grup adam gördün yolda (ankarada), aralarında tanıdığın ve "pislik" olduğunu bildiğin bir adam var. Hemen verirsin notunu, şaşmaz hiç. bundan dolayıdır ki herkes birbirini bilir. kötü olan "iyiyim" diye nafile kandırıkçılık yapmaya çalışmaz. herkesin olayı bellidir.
İstanbullular der ki; "Ankara'nın bir tek İstanbul'a dönüş yolunu beğendim" doğrudur tabii onlara göre öyledir. Küçükten gelip alışmak lazım istanbula, başka türlü yenecek herze değil...
ankara-istanbul derken yediniz arada canım izmiri!
izmir ikisinin ortası işte: istanbul kadar güzel ve renkli, ankara kadar güvenli ve düzenli..
di mi ama?
euqon elbet askerde gelmedim ilk ankaraya, bir kaç kez gidip of ne sıkıcı dedikten sonra askerlik kapak oldu diyim :) ama tavacı recep usta için sırf bigün gidicem tekrar, en uzun öğle yemeği arası olarak :)
ha bira bakkalda 2 ytl, alıp km lerce boğazın herhangi bir köşesinde içebiliyorsun anlamında söyledim :)
Ankarada şarab içerken bakacak tek şey o acaip kule :)
ve sayın redorack zararın neresinden dönülse kardır
ve benbey sadece tutmakla olmuyor :)
zaten hiçkimse istanbul güzel değil demiyor ki..
gerçekten güzel memleket...fotolar muhteşem.
ama zor işte zor zor zor!
bir gün minibüste adamın tekiyle istanbulun zorluğunu konuşuyoruz. adam eski istanbullu..bana şu cümleyi kurmuştu: "istanbulla DOST OLMAK lazım...aksi takdirde çekemezsin. ama bir kere başarırsan dost olmayı, derdini de kaprisini de seve seve çekersin..." doğrudur belki ama biz sonradan gelenler, çok sonradan edinilen arkadaşlara benziyoruz işte. olmuyor, zorlanıyoruz tanımakta istanbulu.
Bilmiyorum içimde geldi ekledim fotorafları, dediğin gibi kimse güzel değil demiyor evet ama hayat böyle işte ne yaparsan yap istediğin gibi olmuyor işte...
bakın arkadaşlar, bu ara gaz bende feci etkiler yaratmakta!
eylüle size izmirden yazarsam şaşırmayın.
gözünü sevdiğimin izmiri ya...
canın sıkılır için daralır, atarsın kendini sahile..
yürürsün kordon boyu...
içersin bir bira kendine gelirsin.
herkes cıvıl cıvıl, rengarenk..
narlıdereye gider kahvaltı edersin denize karşı..
foçaya gider balık rakı yaparsın..........
offfffff offfffffffff
Bir de, Ankara doğumluyum esasen, acep serdeki sıkıcılık bundan mıdır?redorack
ESKİ SEVGİLİ
Geçen gece bir eski sevgilinin kapısını çaldım. Başımda dalgalar, ayaklarım yan gider,gözlerim ıslak.
Bir kaçamaklık , bir gecenin karanlığı kadar kısa zaman
Dünyalar benim ola ola, hayaller kura kura, ziptirik hovardalar gibi ağrısız ama ürkek.
Üzerinde parlak saten elbiseler vardı. Fısıldadım
"Sen misin"
"Benim"
"Adını değiştirmişsindir"
"Adım İstanbul"
"Senin için çok ağladım İstanbul ,ben sana aşıktım ,beni hatırladın mı"
Donuk gözlerle baktı, ellerini göz altlarındaki kırışıkları gizlemek ister gibi yanağında gezdirdi.
"Bilmem"
" Hani ben ben.. Ben Urfa doğumlu Mehmet Zeki Oğlu yıl 1970"
Daldı İstanbul ..
"Beni seven çok oldu sevgililerim vardı ünlü ünsüz, koşup koşup bana gelirlerdi, o zamanlar çok güzeldim hiçbir gecenin karanlığı benim güzelliğimi örtemezdi, şair sevgililerim benim için şiirler yazarlardı, romancılar romanlarımı. Benim için şarkılar yaptılar sazlar sabahlara kadar beni çalarlardı, sonra... Sonra hovardalar geldi"
Bir zamanlar beyaz mermer gibi olan bacaklarını gösterdi
"Bak bıçak yaraları"
"Niçin.....?"
"Yağmalandım soyuldum benliğimi ve kişiliğimi çaldırdım, her sabah uyandığımda Marmaranın sularına eğilip kendime baktım, baktım birazdaha çalmışlar beni"
Saten elbisesini sıyırıp omuzunu açtı
"Diş izleri kaldı..."
Onu avutmak için yanaklarımı silip sırıttım
"Ama boğazına iki tane kolyede takmışlar seni gidi seni...."
"Taklit, tenimi alıp boncuk kolyeler verdiler."
"Şimdi kiminlesin"
"İmam nikahı....."
Ağladı İstanbul.
Geçen gece bir eski sevgiliyi seyrettim yüreğimde kıyametler koptu.Başımı omuzlarına koyup uyumak istedim, yorgun fersiz gözlerle bakıp daldı gitti.
"Sen misin"
"Benim ben, İstanbul....."
gercekten guzelmis.
herkes eski Istanbul'un aşıgı..ben de gidecegim buralardan ilk fırsatta. hedef Izmir. yakındır isalah, var cabamız, niyetimiz. bizimki insan askı, aşıgınızda pek kalmadı onlardan. o sebeptendir kaçışlar, kaçma istekleri..asıgınıza kufurler, ahlar..!
çok şehir gördüm izmir gıbısı yok.bır keresınde öğrenci iken ailemin yanına gıdıyorum bır dolu kırlı çamaşır bavullarda.sallana sallana ve zorlada yürürken yolda köşeyi dönmeden yaşlı bı amca geldı yanıma kızım çok zor taşıyorsun yukun ağır durağa kadar yardım edeyım dedi.içim nasıl insan sevgısı ıle dolmuştu ogun.sonrada o şehırde başladım iş hayatına sankı orda doğmuş gıbı hıssederım kendımı konusu açılınca herkesten çok ızmırlı kesılıverırım.izmir in farkı orda yaşayan nufusun diğer şehırlerdekılere göre daha mutlu yaşamasıdır kanımca...
yani sadece geçinemıyorum cümlesine bu kadar yprum alabılıyorsa bu ülkede bir insa..demekki geçinemeyen ver geçinme skınıtsı yaşayan o kadar çok insan var..olmasa bu kadar yorum yapılmazdı..ha birde teselli vermeyin..teselli ile olmuyor bu işler :)
evet haklısın @sahinden. herkesin derdi var bu konuda. ne bir bardak biranın ucuz olması ne de boğazın güzelliği senin bazı gerçekleri görmeni engellemiyor.yaşamaya çalışacağız işte kaçana dek.
yani stres etme kendıne bu yuzden. stresli hayat daha feci. bilki herkes yanı durumda..bakma yukarda nasıhat edenlere :)
14 kasım bugün ve şöyle bir bakıyorum da 6 ayda hiçbirşey değişmemiş hayatımda :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.