
Gelincikler ana vatanı Asya, Avrupa ve Afrika olan tek yıllık (nadiren iki yıllık da olabilen), gelincikgiller familyasından bitkilerdir. Kıpkırmızı çiçeklerini haziran ortasında açmaya başlar. Haziran sonlarında ve temmuz başlarında aralıklarla büyük gruplar halinde çiçeklenirler ve bu çiçeklenme azar azar da olsa ekim sonuna kadar devam eder. Bir tek bitki 1-400 arası çiçek açar.

20-60 cm'yi bulan bir gövdesi, maviye çalan yeşil yaprakları vardır. Gövde üzerinde dört tane kızıl taç yaprağı ile çiçeği bulunur. Taç yaprakların dipleri siyah renklidir.
Gelincikler bilinen yabani otların en eskisi, en başarılısı ve tabiki en güzelidir. Mevsimi yakalanır da tam gelincik zamanı bir ovadan geçilirse sanılır ki tarlalara buğday değil de gelincik ekilmiştir.
Çiçeklenmeden 3-4 hafta sonra tohumlar oluşur. Her kapsül içinde 1360 tohum vardır. Bir gelincik bitkisi 10000-60000 arası tohum oluşturur. Hasat zamanından önce tohumunu toprağa atmayı başarabilen bu çiçekler insan evladının elinden soyunu bu sayede kurtarır ve bir sonraki sene yapacağı tarla işgallerine zemin hazırlar. Tohumlar yumuşak, kuru, kumlu, çakıllı toprakta hele de PH 6-8 arasındaysa bi güzel yeşerir serpilir ve buğday tarlalarını gelincik tarlalalrına çevirir.

Gene de yabani ot diyiverip bir haşere muamelesi etmemek lazım o güzelliğe tabi. Yeşil yapraklarını sebze gibi pişirip yiyenler var.

Rhoeadine adı verilen bir tür alkaloid içeren ve az iktarda alındığında sakinleştirici yatıştırıcı etkisi olan bitkiyi tüketmeyi de fazla abartmamak lazım tabi. Çünkü bu alkoloid fazla alınırsa tansiyon düşüklüğü, kalp atımlarının yavaşlaması, ağız kuruluğu, mide bulantısı, kusma gibi morfin zehirlenmesine benzer bulgulara neden olur. Tohumlarından elde edilen yağ ekmek ve kek hamurunu katıldığında hoş bir lezzet verir. Ve yaprakları ılık suda demlendikten sonra su cilde uygulandığında kırışıklıkları azaltır.
Bir de gelincik şerbeti var tabi. Bozcaada'nın gelincik şerbeti ünlüdür. Özellikle Marmara ve Ege bölgesinde bilinir.

Gelinciklerin kırmızı taç yaprakları toplanır, dibindeki taç yaprakları kesilir bir kavanoza koyulur, üzerine biraz limon ve bol su ilave edilir, güneş gören bir yerde bir hafta beklenir. (Bir gün diyenler de var) Yapraklar beyaza dönerken su koyu kırmızıbir renk alır. Sonra da içine zevke göre şeker yada limon koyularak içilir. Serinletici ve rahatlatıcı bir etkisi vardır.
Bu sefer Can Yücel'in Gelincik Şurubu isimli şiiriyle son veriyorum yazıma...
Yazımla gerekli düzelmtmeleri yapıp, ön sayfaya koyan editöre teşekkürü borç bilirim. Gönderdikten sonra bende kalan kopyada baya bir yanlış vardı çünkü
@baharali, iyi ki geldin. hafif sayende renkleniyor. Eskiden gülleri toplayıp gülsuyu yapılırdı. Gelincik şerbetini ilk kez duydum..
Aslına bakarsan ben gelinciklerin hayranıyım. Gelincik şerbetini ben de ilk defa bu yazı için araştırma yaparken duydum ama ilk fırsatta denemeyi düşünüyorum.
duydum ama hiç tadına bakmadım.
güzel paylaşım olmuş emeğinize sağlık.
aaa bende bilmiyordum.bide ziraatci olacağım güyaaa.. :)

Geçtiğimiz hafta Bozcaada'da denedim ilk kez Gelincik şerbetini, lakin bir süredir methedildiğini biliyordum. Yukarıdaki foto, gelincik şurubundan şerbet elde eden ve sunan Bozcaada'daki Ada kafe'den bir enstantanedir. Bildiğim kadarı ile önce yapraklar işlenerek şurup haline getirilmekte, daha sonra sulandırılarak şerbet şeklinde ikram edilmekte. Fazla tatlı gelmesine karşı yanında bir şişe de su ikram edilen şerbeti içerken, su ile desteklenilen ikramın son derece iddialı olduğunu düşünmedim değil zira son derece hafif, belli belirsiz bir aroması var, yeniden sulandırmanıza hiç gerek yok. Gezi ertesinde güzel yazınız nasıl da hoş bir tevafuk oldu, yüreğinize sağlık sevgili Baharalı.
hamiş: Şerbet içmek amacı ile biraz soruşturmamız ve merkezde dolaşmamız gerekti, sanırım ada halkınca düşündüğümüz kadar fazla önem atfedilmiyor gelincik şerbetine, çoğu esnaf cevaplayamadı nerede içebileceğimizi. Kaldı ki, yöredeki şarap üreticilerinin çokluğu, güzel üzümün varlığı nedeniyle bu uçucu tadın şarapçılık karşısında gölgede kalması gayet normal aslında.
Sevgili proksima sizin yazıya yaptığınız bu güzel katkı da benim için hoş bir süpriz oldu. Burada yazmanın en keyifli yanı da bu. Yazılan her duyguyu, her bilgiyi anında paylaşma ve geri dönüş alma lüksünüz var. Değerli katkınız için teşekkürler.

:)
Rica ederim sevgili Baharalı, ben teşekkür ederim.
hamiş: Yanlış görmediysem sarı gelinciğe çok benzeyen çiçeklerle de karşılaşmıştım geçen hafta Bozcaada'da. Böyle bir malumatı olan var mı acaba?

evet, bende ilk kez Antalya'da gördüm çok ilgimi çekti. Hatta yanımdaki arkadaşa gösterdim sarı gelincik diye..
Burada yazmanın en keyifli yanı da bu. Yazılan her duyguyu, her bilgiyi anında paylaşma ve geri dönüş alma lüksünüz var.
Harikasınız efendim, özellikle de üstte yazdığınız cümlelerden sonra çok manidar oldu verdiğiniz bilgiler :)
Çok teşekkürler Akoni ve Baharalı.
Rica ederim. Ben bu bilgilerin çoğunu yabancı sitelerden öğrendim. Şerbet hariç tabi. Sorduğun soru sayesinde sarı gelinciklerin türkiyede de olduğunu öğrenmiş bulunuyorum Akoni'den. Ben karadenizliyim. Bizim oralarda da çok olur gelincik ama tabi ege ve akdenizdeki çeşitliliğe izin vermez karadenizin iklimi.
gelincik çiçeklerin en nazlısı, en romantik olanı, en zarifi...
gelincik şerbetinin olduğunu bilmiyordum baharalı. bu bizler için harika bir bilgi. bilgiden öteye gidip denemek lazım... teşekkürler bizlerle paylaştığın için... bu da benden sana el emeği göz nuru bir armağan...
bir de sevgilisne 'güzel gelinciğim' diyen insanlar vardır ki, olaydır...
Eskiden türk gelinleri kırmızılar giyermiş. Bu narin,zarif, romantik çiçeklere de küçük küçük gelinlere benzedikleri için gelincik denmiş. Hediyen için teşekkürler lorein. İnanın böyle geridönüşler benim için çok kıymetli
buralarda gelincikler taç yapraklarını dökeli çok oluyor. Kaçırdık galiba vaktini. Ama gelebilirsem hiç değilse karşılıklı birer kahve içelim kırk yıl hatırı olanlardan. Gelincik şerbetini seneye gelincik mevsimini yakalayıp yaparız
oda olur
dediğin gibi kahve içelim
nasıl olsaallah ömür verirse en azından önümüzde 40 yılımız olur.:)
seyretmesi bile yatıştırıcı etki yaratan çiçek. gelinciği hep asi bulurum. rüzgarlı havalar da dahi incecik boynu ile bükülmeden dimdik durur.
Her sabah işe gelirken yol kenarında, tüm o gürültü ve pisliğe rağmen içimi aydınlatan, inatla açan gelincikler, her seferinde birşeyler yazmalıyım gelincikler hakkında diyip, sonrasında uçup gidiyordu aklımdan...
Teşekkürler baharalı...
Yazıyı okurken geçen ay yapıpta dolabın bir köşesine koyduğum gelincik şerbetini hatırladım,yazıyı okurken içmesi keyifli oldu.Çocukluğumdan beri neredeyse her sene yaparım.İçmeyenlere de tavsiye ederim.
Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler baharalı.
Herbalist bu arada şu gelincik şerbeti tarifini bir de yapan birisinden şöyle bütün ayrıntıları ve incelikleri ile öğrensek ne güzel olur. Sitelerde farklı farklı tarifler var. Kafam karıştı biraz.
benim tarifim şöyle;gelincik yapraklarını nazikçe yıkarım sonra onları bir şişe veya cam kavanoza koyarım biraz şeker eklerim gelinciğin çok hafif bir tadı olduğundan birazdaha aromalandırmak için karanfil,tarçın veya damla sakızı az miktarda ilave ederim çabuk bozulduğu için az miktarda limon tuzu koyarım güneş gören bir yerde 10 gün kadar bekletirim.iste hepsi bu. Bir de öksürük kesici ve göğüs yumuşatıcı maksatla hazırladığım gelincik şurubum var onun tarifi ise şöyle.gelincikleri zamanında sabah erken toplayıp kuruturum. 100 gr kuru yaprak için 500 ml kaynar su ve 2 kilo şeker.gelincik çiçeklerinin üzerine sıcak su dökülür ve kapalı kapta 6 saat bekletilir daha sonra şeker ilave edilip bir taşım kaynatılıp süzülür soğuyunca şişelenir.büyükler günde bir kaç defa 30,60 ml çocuklar ise yaşlarına göre 1.5 yaş5 ml., 3 yaş 10 ml,5 yaş 20ml,10 yaş 30ml şeklinde içebilir. zararsız ancak etkili bir öksürük kesici ve göğüs yumuşatıcıdır.
Ricamızı kırmadığın için teşekkürler.
Rumuzundan ve daha önce yazdığın bir yazıdan anladığım kadarı ile sen bitkilerle baya haşırneşirsin @herbalist
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.