Gitme isteği, zaman zaman yükselir, zaman zaman sıfırlanır. Memnuniyet durumuna/hissiyatına bağlı olarak, bu istek yoğunluğu, salıngan bir grafik çizebilir. Eğer grafik yönü, uzun zamandır sürekli olarak yukarıya çıkıyorsa, yani gitme isteği hat safhalara ulaşmışsa, gitme vakti gelmiştir.
Ancak, özlem endişesinin zerresini taşıyan, emin değildir henüz. Emin olmayan gitmemelidir. Özlem hastalık gibidir, baş etmesi güç bir illettir.
Gitmek, kimi zaman kaçmak içindir. Etraftan kaçmak, işten kaçmak, yoğunluktan/yorgunluktan kaçmak, kendine ait olmayan hayattan kaçmak, kendinden kaçmak içindir. Oysa ki şanslıysa varacağı yer; kendisidir. Kimi zaman da sedece kendine varmak için gidilir. En güzel gidiş, ve en keyifli varış, bu amaçla olandır. Gitmek genelde mola içindir. Ancak, bazen temelli gider insan, çok cesurların, kimine göre ise, korkakların işidir bu. Her ne şekilde ve her ne sebeple olsun, gitme isteği coşku ve heyecan barındırır. Coşku, ne derece yoğun ise gidebilme gücü, o derece yeterlidir.
Doğru amaçlı, keyifli, verimli ve özlemsiz gitmeler ''akl-ıselim''lerin işidir.
arkada kalanlar, giden gitmekten, vardigi yerden mutluysa mutlu olur zaten..ozlese de gideni..giden somut ya da soyut gitmis olsa da..
arkada kalanlar, vay onların haline.
arkada bırakılan yar ise ve giden de özlüyor ise, kalan garibim kavuşma umuduyla yanar tutuşur, aşkı mesnetli/mesnetsiz büyür de büyür, bir bağımlının uyuşturucudan mahrum kalması gibi çırpınırda çırpınır. yani bu durumda kalanların işi gidenlerden daha zordur.
giden bir akl-ı selim ise, yani özlemi yanında görtürmeyen ise, o vakit arkada kalanda bi zaman sonra aslında kendininde özlemediğini farkedecektir. ne kadar zaman sonra olduğu, onun zekasına ve görmüş geçirmişliğine bağlıdır. vay ki saf bir toyun haline...
ardında kalan dostun ise anne-baba-kardeş ise özleyecek fakat kavrulmayacaktır hiç kimse...
Şu kitabı okuyorsunuz. Sonra hiçbiryere kaçamadığınızı, aynı zamanda hiçbiryere dönüş olmadığını anlıyorsunuz, sonra depresyona giriyorsunuz.
gitmek ama kısa süreliğine gitmek herzaman için iyi gelmiştir bana. bişeyler daha değerli daha anlamlı hale gelmiş oluyo döndüğümde. özlemle ve kafayı toparlayıp dinlenip dönmemle alakalı bir durum sanırım.ama sonuçları hep iyi olmustur.
giden gidişini hazırladığı için bir nebze katlanabilir duruma, kalan ise şappadanak kalır ortada, çok da zor gelir.
aydındil giden dönse de geri kaldığı yerden devam etmez eskisi gibi olmaz hiç bir şey... kopanisti kaldığın oldu ama bu senin için zor değil miydi?
Oruç Aruoba şu kitabında "beklenen daha gelmemiştir, özlenen artık gitmiştir" der. yani beklenen ile özlenenin üzerine farklı kimlikler yükler.
yoksunlukdur başetmeye çalıştığın. kavuşamadıkca büyüttüğüne olan özlemin, hızla aşağıya çeker seni ve sen yüzeyde soluklanmak için sanki sadece ona muhtaçsındır. bu halin geçişi, ortalama altı aydır. limbik sistemini uyarmadığın sürece (görmediğin(resmini dahi), duymadığın, koklamadığın, dokunmadığın sürece), altı ayda halledersin. fakat bir ömürde geçse yok edemezsin.
@kopanisti,
eğer özlenen dönmeyi seçmişse onun cebinde de artık ya bir parça özlem ya bir parça pişmanlık ya da alışkanlığın vazgeçilmesi zor gizli tembelliği vardır. bu noktadan sonra dengelerin değişmesi ise kaçınılmazdır. çünkü artık eskiden özleyen de değişecektir. nitekim, gidiş ve dönüşü kapsayan süre zarfında, onun da ceplerinde birşeyler birikmiştir.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.