
Şiirde, polis baskınından kendi bilgisi dışında 'ingiliz miss' sayesinde sağ kurtulan devrimcinin dostlarından kafasına yediği taşların en çok yüreğini kanatması üzerine aldığı karar şudur;
'madem suçsuzluğumu kendime bile kanıtlayamıyorum, madem davaya bir katkım olmayacak bu durumda nefes almanın anlamı yok'
Gitmek, bu durumda erdem dersek eğer, kalıbımızı bir kente, bir işe, bir aşka, uzun süreli alışkanlığa kolayca uydurabilir miyiz?
'Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem' diyen Sezen Aksu'nun, ropörtajlarında anlattığı gibi, her sevgilinin ardından halıları tırmalayarak ağlaması, sahiplenme boyutunda yaşadığı bitirememeden mütevellit sıkıntı bu çerçevede erdemin hangi boyutunda ele alınmalıdır?
Aynı yolun tersinden arşınlanması olasılığı giderkenki gözyaşına, kalp kırıklığına, burukluğa, umuda birer merhem ya da panzehir olabilir mi?
Hepimizin, '9-6 yollarında boğazında hissettiği zincir' gitme düşünün en büyük ivmesidir. Bir kez gelinen dünyada bir ömrün bir hayata eşitliği sözkonusu olduğunda duyulan iç sıkıntısının en büyük geçirgeni olan gitme edimi, sahiplenme güdümüz ile ters orantılıdır.
Bir kez akla not düşüldüğünde ustanın dediği gibi istemek de güzeldir
Giden de eşiktedir kalan da bir nevi.
Erdemliliğin hangi boyutunda yer alır bu iş bilemem
Ama bir daha hiçbirşey eskisi gibi olmaz..
:)
Yok o kadar büyük değilim:)
Sizin için yazmamıştım,genelde koyu ve italik fontta yazıyorum,problem mi oluyor bu şekilde,o zaman neden yazı font ayarları konmuş buraya?
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.