

Antik çağ insanlarının optik camlar hakkında bilgileri olduğu biliniyor. Girit'te yapılan kazılarda M.Ö 1000 yılına ait büyüteç bulunmuş. Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu ise muammasını koruyor. Bilinmeyen bu şahsa teşekkür mü etmek gerek yoksa kızmak mı gerek bilemiyorum. Zira gözlük icad edilmeseydi belki lazer ameliyatlara çok daha önceden başlanabilirdi. Bu da garip bir yaklaşım oldu galiba.
Gözlüğü bulan kişi bilinmese de Venedik'te yaşamış birisi olduğu düşünülüyor. Zira ortaçağda Venedik cam üretimiyle çok ünlenmişti. 13. yy’a doğru unutulup giden renksiz cam yapma tekniğini Venedikli cam ustaları yeniden canlandırmıştı.
İtalya'da cam sanayiinin giderek güçlenmesinde renksiz cam yapma tekniğinin yeniden ortaya çıkarılmasının etkisi büyüktür. İtalyanlar Murano adasında bu tekniği yaşatıyorlardı. Murano'da yapılmasında hem tekniği gizli tutmak hem de yangın tehlikesini azaltmak amacı güdülüyordu. O zamanlar bu teknik o kadar kıymetliydi ki soylulara tanınan ayrıcalıklar bu cam ustalarına tanındı. Venedik’ten ayrılmaları ise yasaklandı. Bu cama Venedik camı ismi verildi. Duru, saydam ve renksiz bir camdı bu. Son derece de pahalı bir camdı. Venedik camı çok çabuk sertleşiyordu ama biçimlendirmesi de bir o kadar kolaydı. Bu da cam sanayiii için tercih nedeni oluyordu.

İlk gözlüklerin mercekleri konveksti (dışbukey). Sadece hipermetrop olanların sorununu çözüyordu. Miyopların sorununu çözecek konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için 100 yıl daha geçmesi gerekecekti. Miyop sorununu düzelten gözlüklerin yapımının ancak 15. YY’da tamamlanabildiği biliniyor. Bunda içbükey (konkav) mercek imalinin zor ve pahalı olmasının yanı sıra, gözlük kullanımının genelde kitap okumak için gerekmesi, uzağı göremeyen (miyop) insanların çok da önemsenmemesi rol oynamış. Papa Leo X’nun bu gözlükleri (miyop) taktığı biliniyor.
Marko Polo 1270 yılında Çin’de yaşlıların gözlük kullandığından bahsediyor. Bacon ise yaşlıların gözlük kullanması gerektiğini söylüyor. Gözlüğü bulanın Bacon olduğu bile tevatürler arasında. Benjamin Franklin (1784) ise bifokal camları bulmuş. Kepler prizmaları yapmış (1611). Gözlüklü birinin ilk portresini Tommasa Da Modena yapmış (1352).
Gözlük icad edilmesine edildi bilinmeyen bir şahıs tarafından ancak bir de bunu düşürmeden gözün önünde, burnun üstünde tutmak gerekiyordu. İşte bunu başarmak da 350 yıl aldı. Bu buluş gözlük tarihinin belki en önemli buluşuydu. Öyle ya, takamayacaksan ne işe yarayacak ki gözlük? Edward Scarlett isimli şahsın 1730 yılında Londra’da ilk gözlük sapını icad ettiği biliniyor. Bu ilk gözlük çerçeveleri kurşun, bakır veya tahtadan oluşuyordu. Kösele, boynuz, kemik kullanıldığı da oldu çerçevelerde. Sonraları hafif çelik çerçeveler tercih edildi.
İnsanlık tarihine büyük hizmet bu. Göremeyen insanların da sosyal hayata katılımını sağladı gözlük. Hele hele matbaanın icadından sonra kitap ve gazete basımının da artması gözlüğe olan talebi artırdı.

Peki cam nasıl yapılıyor acaba? Mezopotamyalılar kum ve külü karıştırıp ısıtınca cama dönüştüğünü görmüşler. O zaman nasıl isimlendirdiler camı ayrı hikaye tabii. Ancak bu yöntemle cam elde edebilmek için külde bol miktarda sodyum karbonat ve potasyum karbonat olması lazım. İşte bu mucid Mezopotamyalılar çok geçmeden camın sıcakken şekillendirilebildiğini, soğukken de toz olarak öğütüldüğünü anladılar. Sıcak camı incecik yapıp çamur kalıbının çevresine dolayıp sonra kalıbı kırarak kap yapmayı öğrendiler.

Camın hammaddesi ne olursa olsun hammaddeyi oluşturan bütün maddeler eriyip birbirine karışacak. Macun kıvamında bir hamur elde edilecek. Bu hamura istenilen şekil verildikten sonra soğumaya bırakılacak. Yalnız soğutma işleminin yavaş yavaş yapılması yani tavlanması gerekiyor. Aksi takdirde gerilmeden dolayı kırılma olabiliyor. Tavlama fırını denilen uzun tünelden cam geçirilecek. Sıcaklık derece derece son derece dikkatli bir şekilde düşürülecek. İşte camın kumlu, küllü, yüksek ateşli hikayesi.
Nacak, tüm yazılarınızı okuyamıyorum ama bu aralar, ama yaptığınız çalışmalar gözden kaçmıyor.
KahramanÇayırlı , Galanthus ,
Ayrı ayrı teşekkür ediyorum . Ben de sizleri ilgiyle ve zevkle okuyorum fazla yorum yazamasam da
Yaş 50 geçince gözde sorunlarda başlıyor.. Her ne takarsanız takın, gözlüksüz hayata bakmak bir ayrıcalıkmış..
Güneş gözlükleri ve ameliyat edilmesi sakıncalı göz hastalıkları haricinde taşınan gözlükler son derece yük, insan yüzü için, göz ameliyatlarında teknoloji son derece ileri seviyede şu anda..
pillibebek lazerle erken yaşta yapılan ameliyatlar ileride katarakt açısından büyük sorun, doktorlar yanaşmıyorlar pek, çünkü ileride katarakt olursan göz çok hassas olduğu için ikinci bir lazerle ameliyat çok riskli deniliyor.
en azından benim doktorlar bunun gibi şeyler söyleyip lazerle ameliyat yapmaya pek yanaşmıyorlar.
nacak DİYOR Kİ, (05 Haziran 2009 11:11)
Thing sana kötü bir haber 2 yıl olan süre 3 yıla çıkmış en son
4 yıldan, 2 yıla inmişti ne zaman çıktı:)
gözlük kırmak kadar fena birşey yoktur bence. üstüne oturursun bir oturur, gözlük yere düşmüştür farketmezsin biri basar. vidası düşer...sonunda tamirciye götürmekten sıkılırsın ve lend imdadına yetişir
5-6 senedir lend kullanıyorum gayet temiz ama bu aralar kurluk oluşturdu gözlerimde suni göz yaşı damlası kullanıyorum. o da bazen yeterli gelmiyor bende miyop miyop dolaşıyorum bazen. zevkli oluyor.
Galanthus , ben de lensten enfeksiyon kaptım miyop miyop seyreyliyorum dünyayı sencileyin. Pek güzel hakkaten . Görmek istediklerini görüyosun kimse de sana kızmıyor görmediklerinden dolayı.
Akonı bana gözlük satan eczacılar söylemişti ama demek yalanmış . Ama sanırım bir tarih meselesi var . Belli bir tarihten sonra alınan gözlükler için 3 yıl olabilir. Ben eczacının yalancısıyım.
Nacak, teşekkür ederim, birilerinden bunu duymak güzel. enfeksiyon kaptıysan uzun süre aynı kaderi paylaşacağımız anlamına geliyor.
Geçmiş çağları araştırınca, o devir insanlarının beyinlerinin daha fazla bölümünü kullandıkları belli.
Çok ilginç bir iddia, bana hiç mantıklı gelmedi. Kendi iddianız mı, yoksa bir kaynak var mı?
NOT: çalışanın kendisi 4 yıl, eşi ve çocukları 2 yıl.(garip ddeğil mi?ama öle)
emekli kendisi eşi ve çocukları 2 yıl.
bu arada gözlüğünüzün camını her 6 ayda bir değiştirebilirsiniz.numarası değişmiş olması şartı ile.
Lunrfarsde, piramitlerin sırrının hala çözülememesi gibi. Bugunkü teknolojiyle ancak yapılabilecek tonlarca ağırlıktaki taşlar köleler tarafından taşınmış. Halen kimse anlayamıyor nasıl yapıldığını. Çin seddini de düşünebilirsin. Sanatlı sütunları, kiliselerdeki figürleri vs sayısız örnek var. Yani sanat, resim, müzik, edebiyat, bilim (varsa günümüzde Einstein, Galileo, Newton, Curiler, Kepler, Kopernik, Piri Reis -nasıl çizmiş acaba görmeden dünyayı- örnek ver) felsefe .....aklına gelen her alanda günümüz insanından geri kalır tarafları yok. Bir de şu andaki teknolojiye sahip olsalar ne yaparlardı bu insanlar bilemiyorum. Unutma ki bugünkü teknolojik ilerlemeler asıl temeli oluşturan geçmiş devirlerin icadları üzerine kurulu. Geliştirmek icad etmekten daha kolay sanırım. O zaman ki imkansızlıkları düşünürsen bir de.
mucizemsin DİYOR Kİ, (06 Haziran 2009 00:29)
NOT: çalışanın kendisi 4 yıl, eşi ve çocukları 2 yıl.(garip ddeğil mi?ama öle)
emekli kendisi eşi ve çocukları 2 yıl.
bu arada gözlüğünüzün camını her 6 ayda bir değiştirebilirsiniz.numarası değişmiş olması şartı ile.
@mucızenin dedikleri doğrudur.. mühürü bastımm
yazının tarihine ve içeriğine bakınca biraz ekleme biraz eksiltme ve biraz da yorumlamayla şuradan yürütülmüş olabileceğini düşünüyorum.
aynı şeyleri tam da az önce yine @nacak'ın wiki'den cümlelerine kadar tamamiyle kopya olan yazısına diyecektim ki yetişemedim yazı tedavülden kalktı... wiki'den yürütülen yazının konusu "aborjin"lerdi...
bu kopya "aborjinler" yazısı üzerine şu yazarın diğer yazılarına bakayım kesin onlarda çakmadır dedim ki karşıma bu yazı çıktı,
ama yine de kutlamak lazım ki yazıyı okuyup kendine göre yontmuş gerçi anlatım açısından daha kötü olmuş.
buyrun yazının orijinal versiyonunu buradan okuyun:
Şüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur. 13. Yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi 4 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Halta milattan önce l000 yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit'teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.
Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik'te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünkü 13. Yüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya'da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.
İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.
Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancak 15. yüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.
Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730'da Londra'da sabit gözlük sapını icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.
Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.
14. Yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı 'mercimek' anlamında 'lenticchie' adını verdiler. İngilizcesi de 'lentis' olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan 'lens' adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.
İlk gözlükçü dükkanı 1783'de Philadelphia'da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.
İlk güneş gözlüklerinin 1430'lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş'ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya'dan Çin'e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.
umarım yazarımızın diğer yazıları da böyle değildir!?*....
Bravo. Yememişsin, içmemişsin hatta uyumamış olmanın da verdiği etkiyle nasılda hafiyeliğe soyunmuşsun? Acaba sayın kutup ayısı ne yazmamı arzu ederdiniz? Güneş gözlüğünü Çinlilerin bulması yerine Japonlar mı deseydim orjinal olsun diye? Yoksa gözlük sapını Edward değil de bedeviler mi buldu deseydim orjinal olsun diye? mercimeğin ingilizce karşılığı lentis değil de kutupis olsaydı değil mi sırf değişik olsun çalıntı demesinler diye. Ne bekliyosun araştırma yazısında anlamadım ki? Tarihin bilinenlerini değiştiremem ya bir uykusuz kutup ayısı nickli arkadaş böyle bir şey diliyor diye. 100 tane kaynağa da baksan aşağı yukarı aynı cümleleri görürsün. Nerenle baktığın da önemli tabi bu mevzuda.
Walla optik gözlükleri bilmem ama Allah şu güneş gözlüğünü icat edenden gani gani razı olsun.
Birde şu güneş gözlüklerinin lens şeklinde olanlarını yapsalar ne kadar mutlu olacağım bilemezsiniz.
Evet, gözlük takmayı sevmiyorum ama güneş gözümü çok rahatsız ediyor.
O yüzden en çok beklediğim icatlardan biriside lens şeklinde güneş gözlüğü (polarize ve antirefle özelliği olsun mümkünse)
Kısa bir not,çalışan yakını , amcası , eniştesi ayrımı yok.Gözlüğünüzü 2008den önce almışsanız 2 sene,daha sonrasında adıysanız 3 seneyi beklemeniz lazım.Yarın bir gün yine değişir bu.Cam değişimi de 6 ayda bir olabilir ancak numaranızın en az 0,50 dioptri değişmesi gerekir.
bu haftasonu İstanbula gittimdi çok sevdiğim güneş gözlüğümü kaybettim.(oturduğumuz kafede olduğundan da emindim) Ama şunu söyledi herkes "bu şehirde kaybettiğini bulamazsın".doğruymuş. oysa aynı gözlük 2 defa bulundu İzmirde.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.