Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Küçük Kurbağa Küçük Kurbağa Kuyruğun Nerede?"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Ev kirasını on altı gün geciktirmiş ve gündüzleri eve uğrayamaz olmuştum. Ev sahibi geceleri kapıyı çalıyor ve bende ışıkları söndürmüş bir halde sessizce onun toz olmasını bekleyip kendime heyecan yaratıyordum. Ses çıkarmıyordum ama orada olduğumu biliyordu. Her defasında bağırıp çağırıp küfürler ederek uzaklaşıyordu. Ayak sesleri iyiden iyiye duyulmaz olduğunda müziğin sesini açıyordum. İstiklal Caddesinde dolaşmaya karar verdim ve toparlandım. Kazancı’nın ölümcül yokuşunda nefes nefese kaldım. Yokuşu çıkıp meydanı gördüğümde yüzüm ve sırtım terlemiş, yorgunluktan dolaşma isteğim bitmişti bile. Ceplerimi kontrol ettim ve dört Yeni Türk Lirası buluşturdum. İkisi arka cebimden, diğer ikisi montun iç cebinden çıktı, sevindim. Sigaram, içinde yalnızca nüfus kâğıdımın bulunduğu boş cüzdanım, cep telefonum ve akbil’im vardı bunların dışında. Her zaman gittiğim barın önünde dikildim, içeride ve dışarıda masalar vardı. Çay veya bira içilebiliyordu burada. Bir işim varmış gibi sağa sola bakındım. Dışarıda oturmuş güzelli çirkinli kızlar vardı. Cep telefonumu kulağıma tutarak biriyle konuşuyormuş gibi yaparak meşgul gözükmeye çalıştım. Sonra “hı hı” dedim kendi kendime ve kapatır gibi yaptım telefonu. Kızlara çaktırmadan baktım, hiç biri oralı olmamıştı ve konuşmalarına devam ettiler. Boş bir masa bulup oturdum ve servis yapan genç kız yanıma geldi. Cep telefonuma yapıştım ve mesaj çekiyor gibi yaptım. Servis yapan kızı gördüm sonra. O büyülü dudaklar… Masama doğru geliyordu beni heyecanlandırarak. “Bir şey içer misiniz?” diye sordu genç kız gülümseyerek. 35’lik bira söyledim az limonlu. “Hemen getiriyorum” diyerek uzaklaştı. İstem dışı kırıtıyordu, salınıyor ve süzülüyordu. İstem dışı seksi ve cazibeliydi. Bilincinde değildi bile çekiciliğinin. Ah o kumral saçlar ve sırtının müthiş kıvrımı, birayı servis edişi ve yüzünden hiç eksik olmayan muhteşem gülümsemesi. Bir kadından başka ne istenir ki? “Servis yapan bir kadın” diye geçirdim içimden, “hizmet eden bir dişi” kutsal çekimin dayanılmaz karşı konulmazlığı… Güzelli, çirkinli geveze kızların yanına kız başına iki erkek düşecek şekilde erkek arkadaşları geldi. Biz erkekler çoğaldıkça ortam çirkinleşiyordu. Marlboro paketinin içinden samsun sigarasını fark ettirmeden çıkartıp yaktım. Öksürdüm ve attım kibrit çöpünü küllüğe. O sırada biramın, güzel kızın ellerinde bana doğru geldiğini fark ettim. Heyecanlandım, yerimde duramıyordum, kalbim hızla çarpmaya başladı genç kız masama yaklaştıkça… “Tak” diye koydu birayı ve aniden başka bir masaya yönelip gülümsedi. Sağa sola bira dökülmüştü ve limon suyu yoktu biranın içinde. “Kadınlar” dedim içimden. Onlar hakkında bildiğim çok önemli bir şey vardı. Bütün erkeklerin bilmesi gereken şeydi bu. “Yatakta iyi olan bir kadından asla sadakat bekleme. Sadık bir kadın istiyorsan seks fantezilerini unut.” Biramı içmeye başladığımda bir dilenci geldi yanıma. Sarhoş ve pis kokuyordu. Benden çok parası vardı elinde. Üstüme düşer gibi oldu ve ağzıyla bir şeyler geveledi. Kötü kokuyordu ağzı. “Param yok” dedim ve başka tarafa baktım. Barın sahibi kolundan tuttu dilenciyi ve iğrenir gibi bakarak iteledi. Küfür etti dilenci, sadece kendisi anlayabileceği bir şekilde. Kalın paltosunun iç cebinden yarısı dolu şarap şişesi gözükmüştü barın sahibiyle boğuşurken. Ve o genç güzel kız geçti yanımdan. Biramdan bir yudum daha aldım. Ah o yumuşak elleri, bu sert ve soğuk şişeleri tutmaya layık değildi. Sigaramdan bir fırt daha çektim. Ah o öpülesi boynu, okşanası ensesi… Dilenci tekrar geldi ve Rusçaya benzeyen kelimeler çıktı sarhoş ağzından. Kovmadım bu kez biramdan verdim biraz. Susuzluktan ölürmüşçesine içti onu kâr bilip. Rüzgâr esmeye başladı ve uzaklaştı dilenci. Birayı dipledim ve kalktım. Hareketlendiğimi gören genç kız masama doğru geldi yeniden. Önce cüzdanı çıkarır gibi yaptım ve sonra hemen “bir saniye bozuk vereyim” diyerek ön cebimde bir araya getirdiğim dört yeni Türk lirasını çıkardım. Hepsini bıraktım masanın üzerine. Bir lira bahşiş oldu. Tebessüm ettim ve yürümeye başladım. Arkama bakmamak için zor tuttum kendimi. Emindim orada durmuş bana bakıyordu peşim sıra… O kahverengi iri gözleriyle beni süzüyordu emindim. Ama bakmadım taviz vermedim bu kadına da diğerleri gibi. Özgürdüm ben, karizma sahibiydim aynı zamanda. İstiklal caddesine çıktım ve köşeyi döner dönmez pala bıyıklı istiklal caddesi amcasıyla çarpıştım. Düşecek gibi olduk ve toparlandık. Hiçbir şey demeden baktı bana. Bende ona baktım uzun uzun. Yoluma devam ettim. Motosikletli zengin çocuklarının kendilerini tanıttıkları yere geldim. Kenarda gri bir kedi onca insanın içinde apış arasını yalıyordu. Rüzgar iyice sinirlenmişti, eve dönmek için Kazancı yokuşunun başına geldim. Sokağın sonunda uzakta birileri vardı, ev sahibini kelinden tanıdım ve geri dönüp diğer sokağa saptım.


5 ahkam var

Ahkâmlar

harika olmuş.

seviyorum böyle yazıları, çok güzel..

yazmaya devam

Çok keyifle okudum. Çok iyi bir diliniz var:) sevdim ben:)

by peripetty

Teşekkürler

hayatı HAFİF'e alın...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu