-Dans edelim mi ?
-Neden olmasın..
Muazzam bir aşk yaşanmıştı, gül bahçelerinde.. Herbirimiz, ayrılan gül yapraklarının, farklı diyarlara savrulup gitmiş birer parçalarıydık..
O küçük çiftlik evine geldiğimiz yıllarda, irili ufaklı sekiz adet yeğen ve kuzenlerdik. Ailemiz, büyük bir aileydi.
Gözlerin beni seçmişti, ellerim seni seçmişti.
Sen de yaz tatili için geldiğin o yıllarda, bilmem ki ''Çalıkuşu’’ nun kaçıncı şekliydik. Sabahlara kadar uyumaz, ağaç dallarında asılı kalır, baykuş taklidi yapardık. Sen, her defasında, en güzel sesi çıkaranın, ben olduğumu söylerdin.. Beni böyle övdükçe, bütün gece dişi bir baykuş gibi, sana kur yapardım.
Babamın teyzesinin oğluna deli gibi aşıktım.. Her yaz tatilini iple çeker, bütün yazı birlikte geçireceğimizi düşündükçe sevinçten çıldırırdım.
Beni ilk öptüğün günü hatırlar mısın, sana ''dudakların sümük gibi’’ demiştim.. Ama yüzümü tam üç gün yıkamamıştım, tükürüğün bende kalsın diye.. Sen de çok sinirlenip ''Seni bir daha, asla öpmeyeceğim, Aslı'yı öpeceğim’’ demiştin.. Sudan bir bahane bulup, Aslı yı döverken üç kişi zor ayırmıştı, beni ondan..
Polonezköy deki o çiftlik evinin duvarlarında yankılanan kahkahalarımız, geceleri söylediğimiz şarkılar, hayatımın en mutlu geçen yılları olmuştu..Biliyor musun, artık oraya gitmiyorum seninle karşılaşmamak için.
O -Zaten bana eskisi gibi sarıl mıyorsun..
Ben -Oysaki Amerika ya gitmeden önce dünyanın neresinde olursan ol ,seni bırakmayacağım, demiştin.
O -Düğünüme gelmedin ama..
Ben -Burada değildim ki..,
O -Olur mu, uçak biletini düğüne gelmemek için 2 hafta önceye aldırdığını duydum..
Ben -Çinlisi, Amerikalısı bir sürü kız arkadaşın olduğunu duymuştum.
O -Ama, bana hiç yazmadın, hislerini hiç belli etmedin..
Ben -Aileme karşı çıkmak zordu..
O -Yoğurtçular kralıyla evleneceğini duyduğum gün, berbat oldum, niye vazgeçtin?
Ben -Yapamadım, gerçekten sevmemiştim, senin kadar..
Ben -Babam akşam yemeğinde ellerimizi masanın altından birleştirdiğimizi gördüğünde, beni odaya çağırıp tokat atmıştı, hatırladın mı?
O -Hatırlamaz mıyım, kahrolmuştum söylediğinde..
Ben -Neden bizim evlenmemize karşı çıkmışlardı, biliyorsun değil mi..
O -Evet, akrabayız diye çocuklarımızın sakat olmasından korkmuşlardı..Ama ben, seni bir an bile sevmekten vazgeçmedim..,
Ben -Keşke bu davete hiç katılmasaydım ve seni hiç görmeseydim, Müzik bitti oturalım mı herkes bize bakıyor..
O -Son bir soru, sen küçük hikayeler yazardın ve ben çok gülerdim, hala komik şeyler yazıyor musun ve beni hiç yazdın mı?
Ben -Evet, şimdi bir sitede yazıyorum, seninle ilgili var, bir tane..
O -Adı ne sitenin?
Ben -Bir site işte..
O -Adıııııııııııııııı?
Ben -Kendine iyi bak.
Hafif .org dememek için kendimi zor tutmuştum.
Ben -Hoşçakal, küçük oğlun aynı sana benzemiş, gözlerini çok sevdim dedim ve uzaklaştım, boğazdaki dalgalar eşliğinde..
Nefis ... akıcı... tebrikler.
It was many and many a year ago,
In a kingdom by the sea,
That a maiden there lived whom you may know
By the name of Annabel Lee;
And this maiden she lived with no other thought
Than to love and be loved by me.
She was a child and I was a child,
In this kingdom by the sea,
But we loved with a love that was more than love
I and Annabel Lee
With a love that winged seraphs of Heaven
Coveted her and me.
And this was the reason that, long ago,
In this kingdom by the sea,
A wind blew out of a cloud by night
Chilling my Annabel Lee;
So that her highborn kinsmen came
And bore her away from me,
To shut her up in a sepulchre
In this kingdom by the sea.
The angels, not half so happy in Heaven,
Went envying her and me:
Yes! that was the reason (as all men know,
in this kingdom by the sea)
That the wind came out of the cloud, chilling
And killing my Annabel Lee.
But our love it was stronger by far than the love
Of those who were older than we
Of many far wiser than we
And neither the angels in Heaven above
Nor the demons down under the sea,
Can ever dissever my soul from the soul
Of the beautiful Annabel Lee:
For the moon never beams without bringing me dreams
Of the beautiful Annabel Lee;
And the stars never rise but I see the bright eyes
Of the beautiful Annabel Lee;
And so, all the night-tide, I lie down by the side
Of my darling, my darling, my life and my bride,
In her sepulchre there by the sea
In her tomb by the side of the sea.
vasat bir tercümesi;
Seneler,seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekden başka beni.
O çocuk ben çocuk,memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırdı bizi.
Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,_
Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.
Sevdadan yana ,kim olursa olsun,
Yaşça başca ileri
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökdeki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.
Ay gelip ışır hayalin eşirir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim,uzanır beklerim
Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni.
Tea, ben teşekkür ederim, beğendiğin için..
Doxa, hoşgeldin, Türk Filmleri nin hala siyah beyaz olanlarını izlerim..
Fevkulbeser, bu kadar olur, yazmış olduğun şiiri dönüp dönüp okurum hep..
Hazır mevsimide gelmişken ziyaret etmeli Polenezköy'ü...
Okul dönemlerinde evdekilerden saklayarak gidip, denize girdiğim. Tenimin renginin değişip, eve dönüşlerimde; babamın kolumu emerek, tuzu fark edip hayıflandığı günlere götürdüğü bir hikaye...
Sonralarında balıkçılık ve piknik şölenlerine tanıklık eden Polenezköy... Güzel hikaye Pbk...
Bazen doğru bildiklerimizden şaşmak için kendi ayaklarımıza kapanıyoruz.
Yazı çok hoş, tebrikler..
Pelitas, Polonez den Riva ya giderdik, yoksa sende mi...
''Bazen doğru bildiklerimizden şaşmak için kendi ayaklarımıza kapanıyoruz..''
Dej, tam olarak anladığım gibi mi, açıklarsan sevinirim..
Polenezköy'den gidilmese bile, kimi hafta sonları Riva'ya gidişlerde oluyordu tabi ki...
Yukarı koylara çıkmadan, ilk görünen plajın kafesli girişinde bekleyen kelli felli abiye "plaj ücreti" vermek zorunda kaldığım zamanları iyi bilirim:) birde o plajdan geçen dere, sahilde güneşlendiğimiz kumsalı her geçen yıl biraz daha bitirirdi. Şimdi nasıl olmuştur bilmem...
Akoni, merak etme bir iki kalp çarpıntısı, biraz gözlerin dolması, bir de ay ışığında yazılan bu yazı, unuttum bile..:)
Yazıda ince bir anı yakaladım ve ona istinaden yazdım, doğru anlamışsındır.
Allahın bana laneti midir, lütfu mudur bilinmez hiçbir şeyi unutmuyorum ama herşeyi hatırlamıyorum !
Bitti
Pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini
Camlar buğulanmaz arkandan ve silinmez sevdan
Pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini
El sallayamam hiç sana ve yuvarlanır dünya
O son noktanın öncesinde, sonrasında sonra
Olmadığın zamanlara bak tepetaklak
Sana 'git' diyen kimdi, milyonlarca benden birisi mi
Gözlerime baksana gözlerime,gözlerimize
Sana 'bitti' diyen kim, ben sadece git demiştim
Hangi yıldızı görüp seçersen göklerden ona git
Gül kokulu odamda kim gülümser uyanışıma
İpek geceliğinde kaç çığlığını duyarım daha
Daha kaç gün dayanır bu köhne yürek sürgitlere
Nereye gidersen git ama sakın 'bitti' deme
Pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini
El sallayamam hiç sana ve yuvarlanır dünya
Pencerem boşluğa kapanır, yüreğim dolu dolu
Camlar buğulanmaz bir zaman , hatıra olur sevdan
Sana 'git' diyen kimdi, milyonlarca benden birisi mi
Gözlerime baksana gözlerime,gözlerimize
Sana 'bitti' diyen kim, ben sadece git demiştim
Hangi yıldızı görüp seçersen göklerden ona git
Gül kokulu odamda kim gülümser uyanışıma
İpek geceliğinde kaç çığlığını duyarım daha
Daha kaç gün dayanır bu köhne yürek sürgitlere
Nereye gidersen git ama sakın 'bitti' deme
Gün batar usul usul kararır gece
Bardaktan boşanır yağmur sel olur gider.
Gündüzler geceler ne zaman biter?
Şu batan güneş nereye gider?
Buharlaşır yeniden dökülen su,
Bulutları sil pencerenden sevgi devrialemi bu,
Yeniden doğar herşey,
'herşey bitti' dediğin anda bir gül kök salar damarlarında,
Herşey biter bir şey bitmez
Herşey biter bir şey bitmez
Bitti
İlhan İrem
Ama bazende hatırlamak iyidir akonim, tekerrür etmemesi gereken şeyler vardır insan yaşantısında. Aynı duygularla üzülmek gibi
UNUTMAK YOK
Nerelerdeydin diye sorarsan
"Hep eskisi gibi", diyeceğim.
Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
ablamı.
Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden
günler
yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? Neden ölüler?
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.
Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
yaşlarla kaplı yüzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan şey:
aşınmış bir günün karanlığı
acıyı kanımızda tatmış bir günün.
İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
bize sevinç veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karşılık vereceğimi bilemem:
öyle çok ki ölüler,
ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.
Pablo NERUDA
Mehteran takımı gibi yaşanmaz, iki ileri bir geri.
Her an yükseliyoruz, biraz daha ayaklarımız yerden kesiliyor sağlam kararlar almak istedikçe. Düş savaşı başlıyor ama unutuyoruz hayatın ileride olduğunu
Neyi unutacağını kendine hatırlatmamakla başla
Çekeceksek çekelim, öleceksek ölelim..
Sessiz bir liman olalım bazen
Bazen açık denizler kadar dalgalı..
Niko giderken rehin mi aldı nedir:)
Unutmak bir yana da,
Çok değerli bir arkadaşım sormuştu
Nasıl kazanılır bir kadının kalbi, diye
Pbk bu sözüne imzamı atıyorum izninle
Sana kızamam ben....
senin gülüşüne sızılandım,
ve seni bildiğim o gün,
ansızın yitirişime hazırlandım...
bana hep hüznümü yaşarken dokunuyorsun...
biliyorum, senin açmamış bir gülün var,
ve yakınlaştıkça, o gülün özünle kokuyorsun......
alıntı
Gözlerin beni seçmişti, ellerim seni seçmişti.
kaçırılmaması gereken bir hikaye. korkaklığı kuşanıldığı zamanlarda. arkada kalanın kefenlediği bir kalp ve sonrası...
Kesinlikle Zorkedi,
Yazar bu eksik yanıyla, mutsuzluğu seçerken, sahte aşklara yelken açmasının, hayatta yaşadığı başarılarını, kefenlediği gibi..
Sağlık olsun..
doğru sağlık olsun. sağlık olması gerektiği gibi yeni aşklara karşı duyarlı olsun. hapsetmesin kendisini yere düşmüş bakışların topraklarına...
böyle güzel duyguları yaşattığı için o zata teş.etmelısın.yoksa bu kadar güzel yalın ve doğal ıfade edebileceğin bır yazıyı şu anda buradan okuyor olamıyacaktık.her ıkınızınde duygularına ve gözlerıne sağlık.
Kop astigmat, keratokonus, hipermetrop, miyop, blefarit
hangisisin acep??
yine ne oldu kop?
Bunlar sana hitap etmiyor mu?
Dej, acayipsin, sabah sabah, işlerimi toparlayamadan girdim, hafif e
Orlandooo.. Boşver, gül Bahçelerini..
e o zaman sevinmelisin kop ne istiyorsun:)
Pbk, sabah sabah içimiz açılsın istedim, pazartesi başka türlü geçmez.
Bundan sonra her pazartesi sabahı böyle bir süpriz yapalım
dejavu bir ara andy garcia' nın da resmini iletebilir misin?
yakışıklılık demek o adam demek zira...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.