GİRİŞ:
HaberTürk, “medya patronlarına isyan bayrağı çekerek Türkiye’de
özgür
haberciliği göstermeye çalışan bir avuç kahraman” izlenimi vermeye çalışan, olaya internet sitesiyle adım atıp, sitenin tutmasından sonra televizyon ve onun ardından tamamen bir fiyasko olan “Gazete Habertürk”ü çıkarmış olan bir medya kuruluşudur.
Gazete Habertürk projesinin bir fiyasko olmasından sonra, gazete departmanında yeniden yapılanmaya giden kuruluş, eski magazincilerden Tevfik Yener’in yönetiminde YARIN ismiyle yeni bir çizgiyle yayınına devam ediyor... Çıktığı günlerde 100000 lira olması (şu an ne kadar bilemeyeceğim), önceye göre daha sansasyonel manşetler kullanması, ve diğer gazetelerde 1250000 liraya verilen haftasonu eklerini inatla 4-5 hafta üst üste bedava vermesiyle (bana göre, tutulmasının başka bir sebebi yok, çünkü anlayışta bir değişiklik yok) birlikte, 30-40 bin ortalamayla satan bir gazete, 200 binin üzerinde satan bir YARIN devini ortaya çıkarmış durumda...
Habertürk grubu genel olarak, “en iyi haber, en fazla rating alandır” mantalitesiyle “habercilik” yapan ve “haber kovalayan” bir kurum.. Gazetede verdiği bazı manşetlere dikkat edecek olursanız, “duyum”u bol, ama ayrıntısını arayınca hayal kırıklığı yaşayacağınız tarzda haber veriliyor.
GELİŞME:
Bu yazıyı yazmayı uzun süredir düşünüyordum ama, asıl tetikleyicisi şu haber oldu esasında...
Habertürk- DMG işbirliği haberi MedyaTava’da şöyle yayınlanmış:
HABERTÜRK GRUBU YİNE AYNI BİNASINDA
23.06.2003 13:28
Yarın Gazetesi malum Doğan Grubu'yla anlaştı. Gazetenin dağıtımını artık Doğan Grubu yapacak. Ama Habertürk Grubu'nun bulunduğu binanın sahibi hala Turgay Ciner.. Peki Habertürk'ün patronu Ufuk Güldemir Ciner'in kiracısı olmayı nasıl başardı?
Gazetenin dağıtımı için doğan Grubu'yla anlaşan Ufuk Güldemir Turgay Ciner'le de ilişkilerini bozmadı. Yeni sezon için de Ciner'le anlaşma yeniler Güldemir Habertürk Grubu'nun içinde bulunduğu binada kiracı olarak kalmaya devam edecek. Böylece gazete Doğan Grubu tarafından çıkartılırken binası Ciner'lerde kalarak ilginç bir manzaraya imza atılmış olacak.
Ufuk Güldemir’in sahibi olduğu kuruluş, her tür gruba yaranmaya çalıştığı için, bu tür davranışları ona hoş görmek ve garipsememek gerekir. Ama, olay “yaranma”nın ötesinde çok garip bir stratejik ortaklıktır... CNNTürk’den görüntü alamadığı için Doğan Medya Grubu (DMG) ile iyi geçinmeye çalışan, TRT’den ve NTV’den görüntüler aldığı için bu kuruluşlara “geçirme haber” yapamayan bir kuruluştan söz ediyorum size.
Karamehmet’ler (bkz. Çukurova grubu) tarafından (Gazete Habertürk 30-40 bin satarken bile) DMG karşısında ayakta kalabilsin diye Çukurova’nın reklamlarına boğulan, Turgay Ciner’le yürüttüğü “iyi ilişki” sayesinde eski binasından, Sabah’ın bugünlerde düzenlemesini yaptırdığı Sefaköy’deki binalarından birine taşınarak, binada bedava kaldığı iddia edilen bir kurumdur Habertürk.
Çukurova Grubu ve Sabah Grubu DMG’nin tekel olmasını önlemek amacıyla bu kadar destek verip dururken, hangi akla hizmet bir “işbirliği” içerisine girmiştir acaba Habertürk, DMG’yle?! Açıkçası, bu sorunun cevabı, cidden kolay açıklanacak gibi görünmüyor bana...
Bi de, Uzan Grubu’yla olan sıkı ilişkisinden bahsetmek istiyordum aslında ama.. Açıkçası midem bulanıyor düşündükçe... Siz, “Özgür” olduğunuzu iddia ederek bir çıkış yapacaksınız, birbirine “genel itibariyle” tamamen düşman olan 4 büyük grupla birden maddi işbirliği içerisinde olacaksınız... Nasıl olacak bu?! Habertürk, bundan sonra bu 4 grupla ilgili olumsuz bir haber yapabilecek mi sizce? Asla!
Geçenlerde yapılan operasyon neticesinde el konulan Kepez ve Ç.E. ve sonrası yaşanan polemikte, tamamen bir StarMedya ürünü gibi davranarak, yeterince komik durumlara düştü... En azından ben, Cem Uzan’ın son mitinglerinden birinde bu olaydan bahsedeceği haberini vermesi ve mitingi canlı yayınlaması, canlı yayın esnasında bir iki köşeyazarına “aninda yorum” tarzında birşeyler yaptırması ile fazlasıyla güldüm Habertürk’e... (Ağlanacak halimize güldüm sanırım)
Türk medyası, inanılmaz derecede seviyesizliklerin döndüğü bir ilişki yumağı. İnsanın bunu bilmesine rağmen hala bazı şeylere kafası bas(a)mıyor.
Ufuk Güldemir’le ilgili bir kaç ayrıntı:
- Habertürk’ün girişine, “Bu işyerinde şortla çalışmak serbesttir. ÖzgürTürk” şeklinde yazı yazdıran, ama kendisi sigarayı bıraktıktan sonra içeride sigara içilmesini yasaklayan bir zat-ı muhterem...
- Televizyon bölümünde çalışan elemanlardan birisi (eleman oturuyor, Güldemir her zamanki gibi bina içerisinde, stüdyoda filan dolaşıyor) “Selam Ufuk Bey, nasılsınız?” dediğinde, o kadar çalışanın gözü önünde çocuğa bağırıp “Sen kim oluyorsun da bana selam veriyorsun, hal-hatır soruyorsun?!” diyerek “çalışma arkadaşı”nı yerin dibine geçiren bir zat-ı muhterem. “Çalışma arkadaşı” diyorum, çünkü kamera önünde geldiği noktadan bahsederken bu “medya emektarı” insanlardan söz ederek çok duygulu(!) konuşmalar yaptığına sık sık şahit oldum...
- “Gazeteci, siyasetçilere eşit mesafede olmalıdır” gibi bir ülküsü olduğu izlenimi veren, ama her bir siyasetçiyle “hadi len!” dedirtecek cinste samimi olan bir şahıs... (Örnek; Siyasetçilerin stüdyoda herhangi bir programa katılmasından sonra, Ufuk Güldemir ve/veya Hakan Aygün’ün, o siyasetçiyle “40yıllık dostmuşcasına” kucaklaşmaları)
Habertürk Grubu, “ABD’nin Irak operasyonu’nda dünya çapında medyaya ayırdığı propoganda bütçesi” iddiasıyla, Türkiye’de en fazla zan altında kalan medya kuruluşudur. Operasyon döneminde yaptığı haberlerle, “eh bu kadarı da abartı” denilecek cinste taraflı davrandığı, sanırım kimsenin gözünden kaçmamıştır...
Bu kadar maddi ilişkiden bahsettim, ama bu ilişkiler sadece üst kesimin yararına oluyor. Çalışanların maaşları adam gibi ödenmiyor. “Bugün git yarın gel” şeklinde bir davranışla, maaş tarihleri devamlı erteleniyor. Maaş verilse de yarısı veriliyor bazen, “geriye kalanı, şu tarihte” diyerek baştan savılıyor. İşsizler ordusunda önemli bir yüzde teşkil eden Medya çalışanları da, başka yerde iş bulamadığı için yada kaç aylık alacakları olduğu için işlerine devam ediyor. Maaş konusunda sorun çıkaranlara ise, “senin yerinde olmak isteyen dışarıda bir sürü insan var” diye üstü kapalı imalarda bulunuluyor...
Son bir inci:
Haber bülteninde Ankara Temsilcisi Taki Doğan’la “Ankara’yla bağlantı” diyerek telefon görüşmesi yapılıyor. Taki Doğan, İstanbul’daki stüdyoyu sık sık ziyaret ettiği için telefon bağlantılarından bazıları, adam bina içerisindeyken kuruluyor. Bültende Taki Doğan’a bağlanarak Ankara’yla ilgili bilgi alınıyor, burası tamam. Ama, aranan numara dahili bir numara oluyor...
SONUÇ:
Size kalmış!
ya bırakın şu dev puntolu gerzekleri utanmaz herif borsada ucuz mal almak için 1 ay içinde ecevit'i 3 defa mefta etmekten çekinmemişti gerçi halkımız da süzme dangalak olduğu için inanıyor her halta internet alemine 32 puntoyla içerek yaratan kurum olarak tarih sayfalarında kahverengi sayfalarda yer alacalar
en son hatırladığım bir sitedeki habere göre logosu yüzünden bir gazete ile mahkemelik olduğu idi. arada sırada sitesine giriyorum beni affetsinler.. :)
Anlayamadığım şey, bütün yüzeyselliğine ve bariz taraf olmasına rağmen Habertürk'ü neden bu kadar ciddiye alıyorlar? Merak ettiğim şey, Habertürk'ün kendine ait muhabiri var mıdır? Varsa kaç tanedir?
Şöyle cevap veriyim; internet gazeteciliğini tam tanımıyla yapan birkaç siteden birisidir, Habertürk.com. Tamam, sitenin tasarımı iğrençtir, haberleri taraflıdır. Ama, bir olayı, haberi televizyondan da önce ilk olarak haberturk.com yayınlar Türkiye'de. Hem de 24 saat. Hiçbir haber sitesi 24 saat yayın yapmıyor.
Gerçi, benim gibi çoğu kişi de, "öyle site olacağına ve 24 saat haber yayını yapacağına, NTVmsnbc.com gibi kaliteli olsun" diye düşünüyorsunuz. Ama, bir olayla ilgili detayları anında öğrenmek istiyorsanız, habertürk.com'u es geçemiyorsunuz.
Kendi muhabiri var mı diye soruyorsunuz..
Gece ve gündüz editörleri, muhabirleri (gazete ve tv'de de aynı muhabirler görevli), kameramanları tabii ki var. Ama, bir başka medya kuruluşunda olandan çok daha az bu kurumda çalışanların sayısı...
Hafif uyku, haklı olarak edit edilince tekrar moderasyona koyma diye bir olay yapmışsınız ama, bu çok komik bir durum olmuş. Ben sadece, bir cümledeki anlam bozukluğunu düzelteyim demiştim...
Hakan Aygün, ortağı olduğu Habertürk'ten kovuldu.. Bu haberi çok kişi duydu sanırım. Kurumun kendisine verdiği arabaya ve özel haklara derhal el koyan Ufuk Güldemir, kovma bahanesi olarak ise, "basında ikinci bir Zafer Mutlu istemiyoruz" dedi. Merak edenler gerçek sebebini ise yakında öğrenir.
Merak edilecek bir durum değil gerçi, Hakan Aygün de kim!? Ama, adamın kurumdaki ortaklık payı açısından olayı düşünecek olursak, böyle kovulmasıyla, medya sistemindeki çarpıklık arasında bir bağ kurabiliriz.
Hakan Aygün AKP'ye çok yakın, parlak isimlerden biriyle sıkı arkadaş. AKP'ye yakın bu isimle anlaşan Aygün bir televizyon kurmak için çalışmalara başlamış. bu çalışma Ufuk Güldemir'i çok rahatsız etmiş. ayrica ufuk guldemir , hakan aygun ub pc sini karıştırdı ve yazışmaları buldu. (SKY TURK Spikeri Özge ile ) azcık aşk azcık iş olan bu yazışmlardan soona ufuk ta hakan aygun u kowmuşşş...
madem, Aygün'ün evli olduğunu ve daha önce de Özge ile basılıp, karısı tarafından affedildiğini söyleyiverseydin...
İhanet açısından ise, kendini beğenmiş, çalışanlarını mağdur eden bir tip olarak anlattığım Güldemir, çok daha fazlasını da haketti bence... Yılbaşına kadar olacak olan gelişmeleri hep beraber göreceğiz.......
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.