Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Uzman'ın yaptığı ilginç bir araştırmanın beni nekadar etkilediğinden bahsederek başlamak istiyorum ilk yazıma...

Hani sana bana kalan o masum çocukluk nerede..
avutuyoruz ya kendimizi
aah çocukluk yılları
vaah çocukluk yılları
özlem duyuyoruz içten içe değil mi?
ozaman neden
neden ben hata yaptığımda
bilemediğimde
beni yeriyor,utandırıyorsunuz?
büyüklük bu muydu...
bırakın ozaman ben çocuk kalayım...
Birgün bi kadın gördüm,gözlerinde morluklar vardı,belki dayak yemişti ama gözleri bundan çok daha fazlasını anlatıyordu..."belki birgün bende normal bir kadın olabilir,eşimin elini tutup sokakta yürüyebilirim,ya da çocuk sahibi olabilirim ve bunu isteyerek yapabilirim,çocuğum benden utanmaz,değil mi?"
Sonra sigarasını söndürdü ve düşündüklerine kendi bile inanmamışcasına oturduğu kaldırımdan kalktı ve ıslak gözlerini silerek karanlık bir sokağa doğru yol aldı...


sessizliğimin sebebini sormayın...
yeterince konuşan var
ben susayım.
birgün öldüğümde içimi açın
bir sessizlik demetinin içinden
sözler çıkacak
alınmayın...

sözlerin anlamsız kaldığı bir yaraya değinmişsiniz.
dinlerken bile insanın sinirlerini harap eden bu olayların kişilerce gerçekten yaşarken nelere yol açtığını tahmin edebilmek güç.
bir de bu tür olaylarda hep dikkatimi çeken "herşeyin ve herkesin" kötü olması durumudur...kadının hayatı çocukluğunda cinsel tacizle ya da ensest ilişkiyle kararmaya başlar ve bu durum düzelmez...ısrarla kötü insanlar çıkar karşılarına. aksi olan durum sanırım oldukça az.
bazı insanlar için doğmuş olmak bir şanssızlık galiba...
telafisi, tedavisi, dinmesi zor acılar..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.