insan hayatı kendisinden doğan sebeplerle yahut çevresel faktörlerden dolayı ıskalanabilir. ama öncelik endişedendir. her doğan gün başımıza bir dert getirmiyor mu? hayatta her gün sıkıntı ve keder çekmiyor muyuz? ola ki ufak saf bir mutluluk yakaladığımız vakit burnumuzdan gelmiyor mu? şüphe yok ki artık çoğu kişi yaşantısının ne gecesinden ne gündüzünden bir tat alıyor. herkes üzgün. mutlu olanlar ise gibi yapıyorlar. didinme ile ömürler geçiyor. her gün kahrolası bir savaş veriyoruz. varolma savaşı. evde, otobüste, okulda.. peki bunlar ne için? daha çok dert ve sıkıntı için. bir devi yeniyoruz başka bir dev çıkıyor karşımıza onu indiriyoruz. durmadan dinlenmeden uykuda bile dövüşüyoruz. keşke her şey şirinler köyünde olduğu gibi olsa diye içimizden geçiriyoruz, hayal ediyoruz. hayallerimiz ölmüş vaziyette mekanik bir cesetten farkımız yok. konuştuğumuzu zannediyoruz konuşmuyoruz. güldüğümüzü zannediyoruz gülmüyoruz. ölümü bile biz seçemiyoruz. hepimz bezginiz, hepimiz yorgun ve hayata küskünüz ne yazık ki. hedeflerimizi kaybettik. varolma savaşında bir yudum mutluluk için kendimizi kölelik zincirine bağladık. hep verdik hep verdik ve sonunda? artık ne gelecek var, ne geçmiş ne bugün.. elimizde ne kaldı.. lafın özü şu hepimiz öyle yada böyle hayatı ıskaladık ve hala da devam ediyoruz..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.