Hint Okyanusu'nda 26 Aralık, 2004 tarihinde meydana gelen 9.3 büyüklüğündeki depremin yol açtığı tsunami 230 bin kişinin hayatını almıştır. Ancak bazı gözlem ve tespitler, hayvanların davranışlarına dikkat edildiğinde kayıpların çok daha az olabileceği konusunda hipotezlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Depremler her sene binlerce kişinin ölümüne neden olmaktadır. Ne yazık ki bilim daha depremin günü ve saati hakkında kesin bilgi verecek durumda değil. Ancak yapılan gözlem ve araştırmalar hayvanlarda yaklaşan felaketi sezimleme duygusunun olduğu yönündedir. Birçok araştırmacı, ilk çağlarda insanların da bu duyguya sahip oldukları,
evrim sürecinde bu özelliklerini kaybettikleri fikrindedir.
İnsanlar, hayvanların yaklaşan felaketi hissedebildiklerini çok eski zamanlardan beri bilmekteler. Konu ile ilgili ilk resmi tespitler
M.Ö. 373 yılına aittir,
Yunanistan’daki Helice depremi sırasında
Korinth liman kenti sular altında kalmadan birkaç gün önce
fare,
yılan ve
gelincikler kenti terk etmişlerdir. Ancak insanlar bu
fenomen hakkındaki bilgilere başvurmada acele etmemişler. İnsanlık tarihinde
hayvan davranışları gözlemlerinin büyük kayıpları engellediğinin kanıtı olarak gösterilebilecek pek fazla örnek yoktur.
1975 yılında
Çin'de yaşanmış olay ise en büyük örnektir.
1974 yılında Çin hükümeti yoğun deprem bölgesi olan
Liaoning eyaletinde
hayvanlarla deprem tahmini üzerine büyük çaplı bir deney yapma kararı almıştır. 100 bin gönüllü, 30 binlik nüfusu olan eyalette bilgilendirme işlemini yürütmüş, hayvanların davranışlarında
anormallik sezdiklerinde sahiplerinin kendilerine haber vermelerini rica etmişlerdir. Bunların dışında 20 bin gözlem grubu oluşturulmuş, olası deprem için tahliye planı ve hazırlık yapılmıştır.
Önceleri herhangi bir tehlikeli bilgi alınmamış, ancak bir süre sonra birden “yılanlar kış uykularından uyandı”, “ev kuşları huzursuzlaştı”, “Atlar ahırlardan kaçmaya çalışıyorlar”, “Fareler yuvalarını terkettiler” gibi mesajlar gelmeye başlamış. Bilim adamları ve hükümet temsilcileri, 4 Şubat, 1975 saat 11.00'de olası deprem tehlikesi sinyalini vermişlerdir. 8 saat sonra 7.3 büyüklüğünde bir deprem yaşanmıştır. Eyalette birçok bina yıkılmış ancak insani kayıplar çok az olmuştur (ölenler de tehlike sinyalini ciddiye almayan insanlardır). Hayvanların yardımı ile binlerce hayat kurtarılmıştır.
1948'de meydana gelen
Aşkabad depremini yaşayanlardan biri, gazeteci Peskov'a aşağıdaki şaşırtıcı hikayeyi anlatmıştır:
“Eşimle ikimiz Aşkabad'ta çalışıyorduk. O gece eve geç gitmiştik. Hemen yatmadık. Ben belgeleri karıştırıyordum, eşim kitap okuyor, kızımız da bebek arabasında uyuyordu. Birden köpeğimiz kızımızı ensesinden yakalayıp dışarı fırladı, kudurduğunu sandık. Biz de silahla peşinden fırladık. Arkamızdan evimiz yıkıldı”.
Nasıl oluyor da, hayvanlar depremi hissediyor?
Jeofizikçilerin düşüncesine göre, hayvanlar havadaki
radon gazı oranının arttığını farkedebilmekteler. Deprem öncesi yerin alt katmanlarından aktif bir şekilde
radon gazı çıkmakta ve gazın havadaki konsantrasyonu onlarca kez artmaktadır.
İtalyan biyofizikçi
Tribuch'un fikrine göre, yer kabuğunun deprem öncesi gerilimi, biriken elektrik akımlarının ortaya çıkmasına ve hayvanlarda aşırı heyecana neden olan
serotonin hormonunun salgılanmasına neden olmaktadır.
Bazı
hipotezlere göre, hayvanlar uzak mesafelerde bile yer kabuğu da dahil olmak üzere farklı malzemelerdeki
gerilimi hissetme özelliğine sahiptirler. Örneğin bazı köpeklerin, arada büyük mesafeler olmasına rağmen, sahiplerinin öleceklerini hissettiklerinde yemek yemedikleri, huzursuzlandıkları gözlemlenmiştir.
2004 yılının korkunç kayıplara neden olan Tsunami'sinden sonra da felaketin öncesinde hayvan davranışlarında ciddi değişiklikler yaşandığı konusundaki haberler gelmeye başlamıştır. Örneğin deniz feneri bekçisi, Tsunami'nin birkaç saat öncesinde
antilop sürüsünün hızla kıyıdan uzaklaştığını, yakındaki tepeliklere kaçtığını görmüştür. Filler de davranışları ile uyarıda bulunmuş hatta sadece uyarmakla kalmayıp, bazı insanları da kurtarmışlardır. Tsunami öncesinde turistleri sırtlarında gezdiren
filler emirlere uymayıp kıyıdan hızla uzaklaşmış, bu şekilde sırtlarında taşıdıkları turistleri de kurtarmışlardır. Bağlı olan filler de zincirleri kırıp tepeliklere kaçmışlardır. Bilim adamlarına göre, filler felaket sonucunda ortaya çıkan
infrasesleri duymuşlardır.
2004 felaketinde hareket özgürlüğü olan tüm yabani hayvanlar tehlikeli bölgeyi terketmiş, Tsunami'den kurtulmuşlardır. Örneğin, Tsunami'ye maruz kalan Hint milli parkındaki 2000 hayvandan sadece 1
yaban domuzu ölmüştür. Yine Tsunami dalgası altında kalan
Sri Lanka'daki
Yala milli parkında yüzlerce fil ve onlarca parstan hiçbiri ölmemiştir.
İlginç olan şu ki, hayvanlar sadece deprem ve
tsunaminin haberciliğini yapmamaktalar. Örneğin,
II. Dünya Savaşı esnasında İngilizler, hayvanların davranışlarından Almanların hava saldırılarını kesin olarak tahmin etmeyi öğrenmişlerdir.
Hayvanların algılarındaki felaket önsezisinin nedeni tam olarak tespit edilememiştir. Ancak tarih boyunca yaşanan olaylar ve gözlemler hayvanların bu özelliklerinin insanlık için daha yararlı bir biçimde
kullanılması gerektiğini göstermekte.