işten gözlerim kan çanağı halde çıkmışım. yorgunluktan uyku girmiyor gözlerime. yorgunluk berbat!
çoraplarım terden yapış yapış olmuş. çıkardım. kesif bir koku yayıldı odaya. karım yatmış, çocuklar da... adet dönemine ek, bir de kayınvalidenin vefatı... uçuşan her etek, siyah daracık kumaş pantolonlardaki her ebattaki popo önce ruhumu, sonra da içimi...
ütü yeri dümdüz olmuş diz kapak kısmı epriyen gri pantolonumu (commedia d'ellarte'den pantalone; şalvarlı yaşlı adamın ayağına geçirdiği giysi ama pantalon/pantolon tartışmasının baş aktörüdür) sıyırdım kılları iyice dökülen bacaklarımdan.
kuruldum bi güzel uzun sandalyeme... sağ elimi donuma sokup, youtube gediklisi birkaç ciddi, entel kanal spikerine denk geleyim dedim. hani şu; önüne gelenin şahsi sözlük açıp boşalma alanı yarattıkları sitelerde entel-abazanların hasta olduklarından... bulamadım. "feşın" da da bi halt yok. eskiden öyle miydi ya! sıfır bedenle balık eti karışımı moda endüstrisinin yapma bebeklerinin uzun topuklu ayakkabılardaki salınımları... n'apalım, hayalgücü idman yurdu sağ olsun!
bu sabah minibüs kuyruğunda, plaza çalışanı olduğuna kanaat getirdiğim esmer fıstığın siyah pantolununda belli belirsiz iz yapan külot çizgisini hayal ederek, sabah programlarının tekrarında, konuk manken-şarkıcı takımından "malzeme" aradım elime... ah elim, biçare elim! elim bir kazaya kurban verdiğim kayınvalidem... "kaim", birinin yerinde olan/bulunan demek. zamanla, söyleyiş kolaylığı neticesi "kayın" olmuş... kayınço, kayıntı da var... hay, sokiim etimolojisine gecenin bu saatinde!
osmanlıcada "el" kelimesini oluşturan harflerin ebced hesabiyle değeri 31'dir. "o yüzden her gece ben..." iç geçirerek kalktım ve loş ışıklı evlerin yatak odalarına odaklanıp daldım hayallere... ulan şu saatte... kim bilir kim, kimi... iyice çıldırdım.
pençiğe malzeme aramak için kanalları gezmeye başladım. sıkıntıdan mayasıl olan ayağımın altını yolmuşum da yolmuşum. başımı bir eğdim ki... parke ölü derilerle kaynıyor. hay içine ediim! fırladım ve topuklarıma basa basa yatak odasına gittim. bizimkine baktım. yorgan hafif açılmış, gecelik de tabii... ağda vaktim geldi diyordu ha bire... tüylü bacağına uzattım elimi yavaşça. otomatikleşmiş bir hareketle anında örttü yorganı. yutkundum. çıktım. namuslu'daki şener şen'in helali ayşen gruda'ya el uzatamaması misali... çocukların odasına daldım. ikisi de melekler gibiydi.
iş yerindeki flörtöz ilşkilere zor göğüs geriyordum. anlayışlı, şefkatli ağabey ya da iyi eş olarak görülmek yoruyordu beni... "seçilmiş erkek" tipi var ya...
iki ay tık yok... dile kolay! şimdi bir gecelik hormonal gevşeme yapsam bu eşimi aldatmak olur mu? tamam, işyerinde olmasın ama dışarda... erkeklere özel bir masaj salonu... ya da herhangi bir barda birkaç saatlik kaçamak... evde çocuklar, karım... annesi vefat etmiş karım... ne yapiim allahım! aldatmak değil ki bu! sağlıklı bir erkek bedeninin hormonal gevşemesi...
cicili bicili kılıflar (hem "vagina"da latince kılıç kını değil mi? kılıç ööle ortalarda gezsin de çoluğa çocuğa, ona buna zarar mı versin yani!) bulmak mıydı bu? minareyi koyacak kılıfı dikmek için biçki-dikiş kursunun en azimli talebesi miydim yoksa allahım!
günaşırı parkelerdeki öksüz spermleri kızımın "alcohol free" alt silme beziyle temizleme hüznünden daha mı beter olur yani halim be allahım! parkeyle halının birleştiği yerde soyulmuş ayak derilerine karışmış semen artıkları (ne kadar da boza kıvamında, kar yağmadan geçen bir kış mevsiminde sokaktan hile katılmamış bir boza bile içemeyecek şirin mi şirene kızım!) yara bantları, kokmuş çoraplar, cnn'de, ntv'de galip gürel'in ellerinden geçmesi elzem entel spikerlerle günah terapisi için koşturmaca... bıktım be!
:)... hayatın gerçek tadı... X kola... boş ver be usta... aynı dertten muzdarip bir yığın evli erkek var... biz kadınlarda konuşmaya geldi mi mangalda kül bırakmayız... doğru söylüyorsun ha... okudum yazını acı acı güldüm. ders çıkaralım hanımlar ders çıkaralım. adamlarımızı eve bağlamak zor değil aslında... evlilikler biraz da bu yüzden yürümüyor dieyim ben size... robot gibi yatan kadın... aslında hormonları zorlamasa ona sarılmayı bile içi kaldırmayan erkekler var... ooooooffffff ne diyeyim kadında erkekde kendini bırakmamlı yahu... kızmayın işte kafam allak bullak oldu...
Çok Mark Twain gördüm sizi sayın Mefkud? :)
başınız sağolsun öncelikle, ama lorien'in de dediği gibi, bu çoğumuzun ortak sorunlarından. her zaman bize atfedilen "ruhsuz", "duygusuz", "amsalak" gibi yakıştırmalar, böyle zamanlarda kendimizi sorgulamızı engelleyemiyor maalesef. Hani bazan ben de düşünüyorum; bir çok kadının haksız tenkitlerine hak verip mantığımızla davranmasaydık da böyle sizinki gibi hassas, kırılgan bir durumda olsun bir kerecik duygularımızın bizi sürüklediği yere gidiverseydik ne olurdu acaba?
hehheeee, şimdi bu yazıya yorumda bulunsam, yok olmaz be üstat. siz bu sefer (sinemasever gibi) bir kitaptan alıntı vs. olduğunu, yada gençlerin cinsellik olunca koştuğunu vs söyleyecksiniz, biz mosmor olacaz. nereye baksan, iki ucu boklu değnek.
burası "monarşik" bir yapıda çiftetelli oynasa da,
görece özgür bir platform sayın devinim71.
gönlünüzden geçeni yazınız mirim. ben, burbon içmirim.
ağınıza düştüm; cevap veriyorum!
bir kitaptan alıntı kati surette değil. "meyd in mefkud".
yoo, gençler, tabii ki cinselliğe koşacak, pervaneye pike yapan titrek kamikazeler gibi tavana fışkıran libidolarıyla...
ben, sadece, ha babam de babam "cinselliğe" takık olmayı
tasdiklemiyorum...
hoş, beni kim ipler, o da ayrı bir oradan oraya oda oratoryosu...
al boşaa!
yok, benim "Mark Twain" göndermem yanlış anlaşıldı sanırım açıklayayım; Mark Twain bir röportajında "Sağ elimi çok seviyorum, bana hiçbir zaman bahaneler uydurmuyor" demiştir. mastrubasyonu da çok sevdiğini ve herkes için sağlıklı olduğunu (onun zamanlarında amerikada büyük bir cinsel devrim yaşanıyordu, okullarda sağlık dersi konulup konulmaması tartışılıyordu falan) her fırsatta vurgular. Ben bunu kastederek o göndermeyi yaptım, alıntı falan yapıldığını ima etmedim. yanlış anlaşıldıysam özür dilerim.
acidan ve izdiraptan alisilmis monotonluktan arada cikmak isteyen vücüdun mantik ve ic sesiyle yaptigi konusma gibi olmus üstaddttttttttt vücüt ruhla kapisir ,mantikla kapisir...her an bir kavga halinde yasamiyormuyuz ...?
sayın EUQON,
tekamül eden ruhsal tözümüz bu kabil tespitlere gönül kırıklığıyla mukabele etmeyecektir tabii ki...
mart twain tespitinize "eyvallah" deyip geçmiştim, devinim71 beyin yorum yazma hususunda maruz kaldığı "devinim"sel yalpalamalar ise iki aradaki derenin boy verme kararsızlığında ayyuka çıkmış müstehzi bir dokundurmadır nihayetinde... varsın olsun!
baki selamlar...
aziz nesin'in "zamazingo"su aklıma geldi, yarrak mı, penis mi? hesabınıza takılınca. the virgin suicides aristokrasisi serpen hafif ahâlisi keyfiyetimize eyvallah:)
"dalgametre" veya "kobretti" aksiyondan vazgeçemez gibi çiğ bir kahvehane geleneğimiz ünlemi meyillisi olmamadan dolayı, tercihim esâsında "takıl aabi" olaya, modunda:)
insan vebde salınır da ossbire garantili malzeme bulamaz mı? :)
merâmınız trasgredire beklentili; kendi gibilerini kaşıma ve mümkünse toplayıp tokatlama ihtiyacınız fikriyatını oluşturdu bende. yazmak da, çizmek de boza kıvamında salgıların arayışına omuz verir ne de olsa:) buradaki (hafif) pornografi ve masumiyet daha keyifli gel gelelim :)
genel olarak; ay ay, liiiiiy! etkisi oluşturan yazılar arasında kalsın bu da :)
ek: gecikmiş olarak da, avatar iltifâtınıza teşekkür :)
her ne kadar da evli olsa erkek ,>en nihayetinde erkek,>onu bunu bahaneye yok gerek,>kalkdımi baboş donu indir direk,>)))))))) bir de şu namuslu geçinen orospular yokmu, uyuz eder beni,>> herkesle her türlü boku yerler,,,,,,bize gelince sen evlisin derler...... nerden evlendiysek!
"ay, ay, iiiiiiiy" etkisi alınabiliyorsa/alımlanabiliyorsa ne mutlu
mefkud'a!
avatar için asıl ben teşekkür ederim benbey!
bir miktar daha ete kemiğe büründüm
"mefkud" diye göründüm :)
Sen beni güldürdün Allahta seni güldürsünde benim evimin balkonu yok en çok Balkon atmış olduğun şezlongu anlattığın kısım etkiledi beni mefkud insanı,Şimdi dedim ilerde bir balkonlu eve taşınıp balkonda domatesler biberler ekip, bir televizyon koyup balkona her akşam hava kararırken casablancayı izleyip bir tek atmak vardı.. Hani insan sadece işine geleni anlarmış yaaa vesselam...
KİTABINI YAZ
Adam burada başka birşey anlatmak istiyor, onu mu anladın? Yaşam bu, sıkıntı, anlık yaşananlar. Saklamak, aman tu kaka demek niye? O da var yaşamımızda. Dışlamak niye? inkar değil mi bu? Bir kere adamın anlatım tarzı, türkçeyi kullanımı -eğri oturalım, doğru konuşalım- taktir edilmeli. BUnu diyorum, bu dil çok uzun çok güzel öyküler , romanlar yazabilir. Okur musun bir RECAİ'yi sevgili nilayg. Sonrasında konuşalım.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.