Şan, şöhret, nakış, para, altın ihtişam,
nedir ki O’nun icin mevki makam,
görmüştü gerçegin gerçeğini tastamam,
bir ses duymuştu o, Sarayın damından..
Takırtılar geliyordu Sarayın tavanından,
çağırdı maiyetini sordurdu, aratti heman,
nerden bilsin ki bu sesler Hz. Hızır’dan,
henüz elbiseleri, giyindikleri ipek kafdan..
Hızır, seslendi tane tane yukardan,
-Devemi kaybettim onu arıyorum burdan,
-Devenin ne işi var burda bre adam;
-Sen de Allah’ı arıyorsun ya, atlas kaftanlardan..
Çıkmıyordu sanki Hz. Hızır saraydan,
Yoktu onun için bir farkı buranın handan,
Çabuk kavradı Ethem, anladı bu yaratandan,
Hemen Terkeyledi şanı şöhreti çıktı bu Saray’dan..
Ismail Bülbül
Ibrahim bin Ethem, bin Süleyman, bin Mansurülbelhii… Hicri ikinci asir.
ellerine sağlık.
yalnız benim dileğim , öyle bir kral olsun ki şanın şöhretin gelip geçeceğini bilerek yönetsin ülkesini..
Abdi İbrahim değilmiydi o :p
anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az nico abiciğim...
Yorumlariniz icin hepinize tesekkür ediyorum. Bu günlerde cok yogunum. Aranizda fazla bulunamiyorum. Insaallah hepiniz iyisinizdir? Ya da kim bilir hala kavgalar sürüyor. Umarim artik her sey bitmis huzur ortami hafif'e hakim olmustur. Öyle ya artik Ramazan'i Serif'de geldi. Artik birbirimizi kirmamaliyiz...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.