
6 yıl radyoculuk yapmış biri olarak bazı diyalogları sizinle paylaşmak istiyorum. Bu konuşmalar, yayın dışı yaptığım ön görüşmelerde geçiyor. Sondaki diyalog ise yayın içinde gerçekleşiyor ve o dialog sırasında-bilmeden kırdığım potu aylar sonra öğreniyorum.
YAYIN DIŞI DİYALOGLAR
Radyocu: Buyurun.
Bayan Dinleyici: Sizinle görüşelim radyocu. Programların çok güzel.
Radyocu: Buyurun görüşelim
Bayan Dinleyici: Ben de radyocuyum. … Radyosunda çalışıyorum. Yani dışarıda görüşelim.
Radyocu: Tamam bir gün sizi radyonuzda ziyaret edeyim.
Bayan dinleyici: Hayır radyoda değil de dışarıda görüşelim.
Radyocu: Nerde yani?
Bayan Dinleyici: Bir kafede ne bilim yemek yiyebiliriz.
Radyocu: Tamam numaranızı bırakın, ben siz arayayım.
Bayan dinleyici: Olur tamam. Numaram ----.
(Aramadım)
---------------------------------------------------
Radyocu: Buyrun
Bayan Dinleyici: Sizinle arkadaş olalım mı?
Radyocu: Nasıl yani?
Bayan Dinleyici: Yani, arkadaş.
Radyocu: Nerden arıyorsunuz?
Bayan dinleyici: Manisa’dan.
Radyocu: Nasıl arkadaş olucaz?
Bayan Dinleyici: Telefonla görüşürüz.
Radyocu: Tamam kim arayacak?
Bayan dinleyici: Ben numarayı veririm. Ararsın.
Radyocu: Süper fikir! Arkadaş olunca ne olacak, bu olay nereye gidecek?
Bayan dinleyici: Ya ne bilim arkadaş olucaz işte.
Radyocu: Senle arkadaş olmayı çok isterdim. İlginç olurdu. Ben seni ararım bay.
(Aramadım)
---------------------------------------------------
Radyocu: Buyrun
Erkek Dinleyici: Allah Belanı versin!
Radyocu: Ama Ben ne yaptım?
Erkek Dinleyici: Senin de programının da -----.
Radyocu: Söyleyecekleriniz bitti mi?
Erkek dinleyici: Evet
Radyocu: Peki size iyi günler.
----------------------------------
Radyocu: Buyrun
Dinleyici: Yayına katılabilir miyim?
Radyocu: Elbette. Ama daha programım başlamadı.
Dinleyici: fark etmez.
Radyocu: Peki daha önce bu programı dinlediniz mi?
Dinleyici: Hayır. Sonra dinlerim siz yayına alın bir.
Radyocu: Yabancılık çekersiniz.
Dinleyici: Yabancılık çekmem ben. Siz alın yayına.
Radyocu: Tamam Verin numaranızı, yarım saat içinde aramazsak beklemeyin.
Dinleyici: Arayın ama.
Radyocu: Size iyi geceler.
(Aramadım)
---------------------------------------------------
Radyocu: Buyrun
Dinleyici: Yunus Emre’den bir ilahi istiyorum.
Radyocu: Programı dinlediyseniz ben yabancı müzik dinletiyorum size.
Dinleyici: Fark etmez. Yunus Emre’de çalın.
Radyocu: Ben de Yunus emre İlahileri dinlerim. Ama onlar, bu programın tarzına uygun değil.
Dinleyici: Ne olur yani bir kere çalsanız.
Radyocu: Siz başka bir programı arayın olmaz mı?
Dinleyici: Ne olur çalsanız?
Radyocu: Size iyi akşamlar.
---------------------------------------------------
Radyocu: Buyrun
Dinleyici: Kardeşim orası neresi?
Radyocu: Burası --- radyosu.
Dinleyici: Benim hanım niye sizi arıyor? Telefonda arananlar listesinde numaranız var.
Radyocu: Belki bir istek yapmıştır? Belki programa katılmıştır.
Dinleyici: Senden ne isteyecek birader?
Radyocu: Radyodan ne istenebilir ki?
Dinleyici: Ya ben anlamıyorum bu işleri.
Radyocu: Telaşlanmayın burası ulusal radyo. Kurum burası.
Dinleyici: Tamam sağol birader.
Radyocu: Size iyi geceler.
------------------------------------
YAYINDAKİ BİR GÖRÜŞME VE BİLMEDEN KIRDIĞIM POT
Radyocu: Buyurun Selami Bey sizi dinliyorum.
Dinleyici: Radyocu, sana katılmıyorum bu konuda. Bence konu o kadar basit değil.
Radyocu: Elbette. Siz anlatın bakış açınızı.
Dinleyici: İnsanların okumaması sadece devletle ilgili değil. Biz de arayış içinde değiliz.
Radyocu: Doğru bunun da payı var.
Dinleyici: Buna da değinin. Olmaz mı?
Radyocu: Neden olmasın. Size bir şarkı hediye ediyorum: Deep Purple’dan “When A blind Man Cries” (Kör Bir Adam Ağladığında)
Dinleyici: Teşekkür erdim.
Radyocu: Görüşelim.
Aylar sonra bir yemekte bir araya geldik ve bu dinleyicinin görme engelli olduğunu öğrendim. Bana telefonlarında bundan hiç söz etmemişti.
-------------------
www.radyocu.com
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.