Şu anda Türkiye’de hemen her kahvede, yemek masasında, içki masasında IMF konuşuluyor. IMF şu kadar kredi verdi şu kadar krediyi serbest bıraktı, Kemal Derviş IMF’le kredi pazarlığı yaptı vs. Hayatımıza bu kadar çok girmiş IMF’le olan ilişkimizin ne zamana dayandığını incelemeye çalıştım ve bunu sizinle paylaşmak istedim.
Türkiye IMF’ye 11 Mart 1947’de kabul edildi. Daha önce IMF’ye kabul edilebilmek için 7 Eylül 1946 yüzde 119 oranında develiasyon yapmıştık. O yıllaedan bu yana IMF ile tam 16 tane Stand-By (destekleme düzenlemeleri) yapıldı.
Dikkat edilirse 1947’den 1961’e ve 1984’den 1994’de kadar Türkiye IMF’yle stand-bye anlaşması yapmamıştır. Bu yıl içinde yapılan Stand-by anlaşmasının miktarı henüz kesin olarak belirlenemediği için bu konuda kesin bir rakam veremiyorum fakat bugüne kadar yapmış olduğumuz en yüksek Stand-by anlaşması olduğundan kuşku yoktur. Bu Stanns-by anlaşmasıyla birlikte IMF’ye dünyada en çok borcu olan ülke konumuna geldik. Şu anki siyasilerin izledikleri politikalara ve ülkedeki ekonomik tabloya da bakacak olursak bunun kısa sürede değişmesi de pek mümkün görünmemektedir. Şu anki hükümetin önümüze koyduğu bu acı reçete aslında yıllarca süre gelmiş hükümetlerin izledikleri yanlış ekonomi politikaların bir sonucu olduğu da gerçektir. Her zaman oy kaygısıyla hareket edip Türkiye’ye gülücükler dağıtan hükümetler, ekonomik gerçekleri görmemişler veya görmek istememişlerdir. Ve bugün Yaşanılan ekonomik krizin en büyük sebebi olan borç yükünü buralara getirmişlerdir. Aslında hükümetlerimizin yaptığı deve kuşu misali kafalarını kumun içine gömmekten başka bir şey değildi. Nitekim günümüzde deve kuşunun kafası da artık görünmüştür.
Aslında şu anki hükümetin yaptığı uygulamalarda kendi içinde tezatlar da içermektedir. Düşünün bir hükümetin Başbakanı genelge yayınlıyor ve diyor ki belli bir yaşın üzerindeki işçileri reysen emekli edeceğiz. Daha sonra zaten yeterince emekli olan oldu biz vazgeçtik diyor. Aslında rakamlara biraz bakacak olursak emekli olanların sayısında fazla bir artış olmadığı da görülüyor. O zaman biraz düşününce yapılan bu keskin dönüşün nedeninin sivil toplum örgütleri ve halkın yaptığı büyük baskı olduğu anlaşılıyor. Önümüzde duran bu garip ve içler acısı tablo karşısında sessiz kalmayıp eleştirilerde bulunan Cumhurbaşkanın Ahmet Nejdet Sezer’inde tarafsızlığını kaybettiğini öne sürüp yine kendilerinde hata aramıyorlar. Aslında dediğim gibi hala kafalarını kuma gömmeye çalışıyorlar.
Bu yazımda aslında IMF’nin nasıl bir ülkeyle Stand-by anlaşması yaptığını, bu anlaşmanın yapılmasına kadar geçen süreci anlatmaya çalışacaktım fakat bu yazıda buna pek değinemedim, başka bir yazımda bu süreci açıklamaya çalışacağım. En kısa sürede görüşmek üzere herkese mutlu bayramlar.
Bu ortamlarda hakikaten de politik konularin eksikligini cekiyorum. Iyi ki el atmissin bu konulara... Ama gel gor ki ne AB ne de IMF ye dair yazilarinda dise dokunur birsey gorebildim. Dost aci soyler, yeni bakish acilarindan bir hayli uzak, dogrulugu tartisilmaz sheyler, 2+2=4 tadinda saptamalar. Bunlarin hepsini NTV de dinlemishtim gibime geliyor.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.