Değerli yazın ve düşünce adamı Uğur MUMCU'nun ölümünün ondördüncü yılında O'nu saygıyla anarken, değerli bir bilim ve siyaset adamımızı da yitirdik; İsmail CEM'i...
Yolu ışık olsun...
Kişiliği; yaşayan siyasetçilerimize örnek olsun...
24 Ocak Günleri; Ülkemize, ulusumuza acılar yaşatan 24 Ocak günleri...
İnsan kaynaklarımızdan kimleri yitirdiklerimizden başlarsak;
14 yıl önce Uğur MUMCU...
6 yıl önce Gaffar OKKAn...
24 Ocak 2007 günü de; İsmail CEM İPEKÇİ...
Ya 1980 sonrasında; 24 Ocak 1982'de yitirdiklerimiz?...
24 Ocak Kararları'yla bu ülkenin yurttaşlarının acımasız kapitalizmin kucağına itilişi ya da daha bilinen adıyla; küresel ekonominin...Bu kararlarla; dengesiz olan gelir dağılımının, iyice bozulması...
Evet; bir 24 Ocak'da Uğur MUMCU, bir başkasında Gaffar OKKAN vuruldu, ama bunlardan çok daha öncesindeki bir 24 Ocak'da da Türk Halkı vuruldu...
Her 24 Ocak'da; kurşunla vurulanlar ya da Sayın CEM gibi bir sayrılığa kurban olanlar için yürüyüşler, anma törenleri düzenlenecek, söylevler verilecek...Ama 24 Ocak Kararları'yla vurulan, işi bozulan, işi bozulduğundan dolayı da yuvası dağılan, bunalarak ölüme koşan, bu kararların uygulanmaya konduğu günden beri ülkesi giderek daha da çok borç batağına saplanan Türk Halkı için kimler ne söyleyecek?...
*Bir anımsatma: Bir zamanlar TÖ ve SD kapışırlardı; bu kararların mimarı kim diye?...
Evet, Uğur Mumcu' nun hatta 24 Ocak kararları adında bir kitabı da vardır. Okuma listesine aldığım bir kitap. Çok ilginç bir tespit ama Uğur Mumcu' nun 24 Ocak' ta öldürülmesiyle bu kitabın içeriği hakkında bir bağlantı olduğundan şüphe duyuyorum, kitabı okumadan bunu demek hata belki biliyorum. Okuduktan sonra görüşlerimi sizlerle paylaşırım ya da okuyan varsa bizi bilgilendirse...
Kitabın içeriği ya da arka kapak yazısı olsa gerek bunu bulabildim:
"Bir Anayasa ki basına güvenmez; yüksek yargıçlara, yargı kuruluşlarına güvenmez; bir anayasa ki işçilerine, memurlarına, köylülerine güvenmez; bir anayasa ki avukatlarına, mühendislerine, doktorlarına güvenmez; bunların yasal örgütlerini birer suç odağı gibi görür... Bütün hak ve özgürlüklere karşı devletin sınırlama yetkisini getiren ... anayasa, sıra özel sektöre gelince yumuşar. Toprak reformu ve kamulaştırma söz konusu olunca devletten kuşkulanmaya başlar. ... Toplumun büyük kesimlerine karşı kuşku, özel sektöre ve Cumhurbaşkanı’na duyulan güven, Aldıkaçtı Anayasası’nın temel ideolojisini oluşturmaktadır. (Cumhuriyet, 15 Ağustos 1982, Güvensizlik Belgesi)
Aldıkaçtı Anayasası, bir huzur anayasası olmaktan çok uzaktır. Tersine, çeşitli toplum kesimleri arasında uyuşmazlık tohumları atan bir anayasadır. Bu tohumların yeşermesi, yarın toplumu büyük bir kargaşanın içine sürükleyebilir. Türk halkı böyle bir anayasaya mahkum edilmemelidir. (Cumhuriyet, 1 Ağustos 1982, 24 Ocak Anayasası) Hukukun sosyal sınıflar arasındaki yarışmada yeri yoktur. ... Hukuk bütün sosyal sınıfları ... aynı güvencelerle donatmamışsa, herkese hakça ve eşitçe davranmamışsa, orada ideolojik niteliği ağır basan hukuk vardır. Ve orada, hukukçulara değil, emir kullarına rastlanır." (Cumhuriyet, 6 Ekim 1982, Hukukçu ve Görevi...)
Neden "buddhala" dersiniz kendinize?...Hiç de "buddhala" değilsiniz, eğer bir başka anlamı yoksa bu sözcüğün...
Ve Uğur MUMCU'nun olanak bulursanız tüm kitaplarını okuyunuz; o gerçekten de bir AYDINLANMA ADAMI'ydı, o gerçek bir AYDIN'dı, üstelik de Hukuk adamı kimliğiyle tam olarak örtüşmüş olarak...
Bu ismi kullanmamın sebepleri çok geniş. Buddha ile olan bağdan tutun, bazen kendimi budala hissetmeme kadar... Başlıkla alakası olmadığı için detaya girmek istemem mazur görün. Ama Uğur Mumcu konusunda hemfikiriz, param oldukça eserlerine ulaşmaya çalışıyorum o Aydın Adamın, Aydınlatıcının...
"budizm"le ilgili olduğunuzu da düşündüm kuşkusuz; ama günümüzde çevremizde sıkça gördüğümüz gibi, Türkçe sözcükleri yabancılaştırma girişimlerine ilişkin pek çok örnekler olduğundan, sizin de kendinize böyle bir takma ad seçtiğinizi düşündüğümden "neden" diye sordum...
Ve MUMCU'nun; "Sakıncalı Piyade" kitabının oyunlaştırılmışı...1976'da Ankara Sanat Tiyatrosu sahnelemişti...Kitabını okumanın yanısıra, keşke yine sahnelense ve oyunu izleme olanağı bulsa günümüz insanları...
Ve MUMCU; büyük olasılıkla RABITA konusunda yazdıklarıyla başlayan "din-siyaset-mafya" üçgenine ilişkin araştırmalarının sonlandırılması ve elde ettiği bulguların günyüzüne çıkmaması amacıyla öldürüldü...
Ve İsmail CEM'in bir kitabı, bu kitap da okunmalı:
SOSYAL DEMOKRASİ NEDİR, NE DEĞİLDİR?
Cem Yayınevi; İstanbul, 1984
Sayın Buddhala
Uğur Mumcu hayranı olmanız en az selmaelma kadar beni de sevindiridi. Bende Uğur Mumcu'nun tüm kitapları (Gazetede yazılan yazılarının bir araya getirildiği) ve diğer kitapları mevcut. Zaten zamam zaman Mumcu'nun yazılarını sayfamda yayınlanıyuorum. Her ne kadar telif haklarına saygısız oluyorsam da kaynak göstererek yer vermem sanırım yanlış olmaz Bilmem bu konuda selmaelma ne düşünür. Her şeyden önce kendisi bir gazeteci.
Ben öncelikle Rabıta ile ilgili kitabını kısaltılmış olarak sayfamda yer vereceğim. Bilmem ilginizi çekecek mi: Çünkü öncelikle okunması gereken kitap bu. Neyese sanatsız ve sinemasız kalmayın
Değerli "yurtsever" yazın dostum:
Çok doğru düşünülmüş bir girişim "RABITA"yı özetlemek, okumayanlara kitabı yansıtmak; Ülkemiz'de yaşanan pek çok olayın neden-sonuç ilişkisinin kurulmasında ve Sayın MUMCU'nun neden öldürüldüğünün gerekçesini düşünen beyinlerin sorgulaması bağlamında çok yararlı bir eylem olacaktır...
Şimdiden kolay gelsin...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.