
Oysa istiridye hayvanı, mutlu mesut yaşarken birgün, kabuğundan içeri o kum tanesi kaçıvermiştir. Olay böyle başlar.
O kum taneciği zamanla istiridyeyi öyle bir acıtır ki; karşılığında acısını biraz olsun hafifletmek için istiridye, sedefimsi bir salgı salgılamaya başlar. Kum taneciğinin yüzeyi bu salgı ile yavaş yavaş, katman katman, adeta ince bir işçilik ile kaplanır. Zamanla hayatın kendisine yaratmış olduğu bu stresten istiridye kurtulur, ama o hayat darbesinden bir güzellik, bir değer, bir olgunluk ve olmuşluk çıkıverir.
Günümüzde, bu güzelliğin ticaretini yapmak adına, inci istiridyesi çiftlikleri kurarak ve istiridyelerin içine kum tanecikleri yerleştirerek, insanoğlu, fikrinin ince güllerini de ortalığa saçmıştır. Artık ticaretten kaçamaz ne istiridye hayvanı, ne inci, ne de o güzelliğin büyüsüne kapılan kadın ve erkekler...
Öte yandan, bu hayvancığın biraderleri de insanoğlunun libidosuna hizmet etmek için yetiştirilirler. Yine ticari çiftliklerde bu biraderler birbirlerine selam verirler, sessiz, sedasız kabuklarını açarak ve kapayarak... Çünkü insan bir kez farkına varmıştır o istiridye hayvanının biraderinin çinko zengini olduğunun... İnsancık da maalesef elinde olmayarak, başlamıştır nefsinin alabildiğince istiridye tüketmeye... Sonra bu enerji birikimini skorlara döker...
Tüketim dedik de, eski zamanlardan günümüze taşınan bir söylence de vardır. İngilizce söylenişine göre; "içinde 'R' harfi olmayan aylarda (may, june, july, august), istiridye yenmez" diye! Bunun sebebi, istiridyenin çabuk bozulan bir mamul oluşudur. Eskiden yapılan istiridye taşımacılığı frigorifik değildi. Söz konusu aylarda da doğal olarak, istiridye çabuk bozulmaya müsaitti. Günümüz teknolojisi sayesinde yılın 12 ayı istiridye yemek ve skor yükseltmek mümkündür.
Söylence sayesinde, İngilizce deyimler sözlüğüne "there is an 'R' in the month" diye bir deyim de girmiştir. "Hava soğuk" anlamına gelir.
Bu zat-ı muhteremlere, deminden beri, hayvan deyip duruyorum. Vallahi de yumuşakçagiller familyasından olmaları yüzündendir. Hayvanın kabukları simetrik değildir. Bir kabuğu diğerine göre daha çukurdur ki bu sayede hayvan kendini kuma gömer ve iyice sabitler. Diğer kabuğu ise hayvana kapak vazifesi görür, oradan soluk alıp verir. Sürüler halinde ılıman iklimlerde 10 yıldan fazla yaşayabilirler. Kalpleri ve sinir sistemleri vardır, acıyı bu yüzden hissederler. Güzelim inciyi bilmeden oluşturan, bu sistemleridir. Çoğu hermafrodittir. Bunun da sebebi bir zaman erkek şeklinde yaşamaları sonra dişiye dönerek yumurtlamaya yüz tutmalarıdır. Milyonlarca yumurtayı gri bir toz şeklinde denize salarlar ve döllenme denizde gerçekleşir. Döllenen yumurtalar kısa sürede sert bir zemin bularak yapışırlar ve hayatları boyu aynı noktada mutlu mesut yaşamayı dilerler.
Bu mesut yaşamlarını zedeleyen insanoğlu birgün gelir ve bir tek inci tanesi bulabilmek için belki aralarından bin tanesini avlayıp, açıp içlerine bakar. Neyse ki; Amerika bu canlının çilesine çile katmamak adına inci tarama röntgen tekniğini geliştirmiştir. İçinde inci olmayan istiridyeleri tekrar denize bırakırlar.
Lafı fazla uzatmayacağım; eğer izlemek isterseniz bir de duygusal komedi yapmış adamlar; bir erkek, bir kadın ve istiridyeden... Ben mi? Ben, yaz bitmeden, buralardan şöyle bir uzaklaşıp, kalp ve sinir sistemimi, vücudumun kum tanecikleri ile teması sayesinde biraz harekete geçireyim diyorum...
aşk
bir kum tanesi kaçan
ak gerdana
leke...zaman izafi...
arsız arzuların beşiğikapanır dudaklarım
bu gün siyah bir iş günü daha yaşıyorumdum inciler beni kendime getirdi hem takmasını,hem hikayesını severim.
Güzel anlatım gerçekten keyifle okudum.
İncilerin birbirlerine temas ettiklerinde(tabii 1 saniyede değil) çoğaldıklarını duymuştum,mısır gibi patlıyorlarmış:)
Herşey bir yana
İnci kolye kadar,bir bayanın ince narin boynuna yakışan bir başka aksesuar var mı?
;)
inan6666 özlemiştik seni, bol bol andık adını, en son hande yeneri nikah massasından çekip kurtardığını okuduk gazetelerde.
duygulandım..bu istiridyeleri koruyor mu hayvan dernekleri acaba diye düşünüyorum,eh kürk,fil boynuzu derken neden olmasın,yazık yaa;(
Bir kadının en güzel aksesuarıdır inci kolye, küpeleriyle daha çok zarifleştirir, çirkini bile güzelleştirir. Gidip te tozunu alayım..
Teşekkür ederim pilli pati verdiğin bilgiler için...
arkadaş incinin artık fabrikasyona uğramasından vede bir incinin stres sonucu çektiği acıdan kurtulmak için çabalaması sonucu oluştuğunu anlatmış
ama bayanlar bu kısmı atlamış :)
Şimdi buna engel olan bir mekanizma var mı..Biz ne yaparsak yapalım bu inci oluşacak..
Gözyaşım inci olacaksa oturup ağlayayım istiridyenin çilesine..
Nikola Tesla'nın yuvarlak olmasından dolayı incilerden, hele inci küpe takan kadınlardan iğrendiğini hatırladım. Ne zaman inci küpe görsem o geliyor aklıma artık.
Nicola Tesla, aseksüel ve saplantılı bir kişilik..
Kadını da yuvarlak hatlarından dolayı sevmiyor olabilir..=)
tatilden döndüm efenim. eklenen görseller, verilen bilgiler, savrulan aforizmalarla yazı, inci gibi parlamış.
eksik olmayınız...
istiridyelerin kaderini paylaşan o kadar çok insan var ki bu dünyada @zoey... bu şarkı da o insanları anlatıyor. kalplerinin tam ortasına düşmüş olan taşla yaşamak zorunda olan insanlar...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.