Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Chrome IE 8 karşılaştırması"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle mütareke dönemi İstanbul’unda işgal kuvvetlerinin ve
Rum-Ermeni komitacılarının gayretleriyle (!) idam edilen bir mülki amirdir, Boğazlıyan Kaymakamı “milli şehit” Kemal Bey. Yıl 1919.
Halkımızın hafızası balık hafızasıyla yarışır. En okkalı gündem maddesi 1 hafta yaşar ve ölür bu coğrafyada. Öldürülür.

14 Ekim 1922’de Büyük Millet Meclisi, çıkardığı özel bir kanunla “milli şehit” payesiyle Kemal Bey'in aziz ruhuna saygıda bulunmuştur.

ASALA ise 1975-1985 arasında 42 Türk diplomatını öldürerek, tarih sahnesindeki rolünü gayet kanlı bir biçimde sergilemiştir senaryo boşlukları ileride doldurulmak üzere. Hrant Dink’in öldürtülmesi bu boşlukların doldurulacağının işaret fişeği olarak görülebilir.

Komplo teorilerinin ucu bucağı yok! Görsel ve yazılı
basının içinde bulunduğu, Yılmaz Özdil'den ödünç aldığım ifadeyle, "derin medya"nın içinde yer aldığı bu
"kanlı panayır" da, önceki cinayetler gibi sis perdesi klişesine yenilecek ve giden gittiğiyle kalıp, acılı ailesi ve sevenleri her gün ölmeye mahkum bir halde yaşamaya çalışacaklardır,
ne, neden, niçin, kim sorularına cevap bulamamanın
kavurucu acısı içinde.

Molla Kabız, Lâri Mehmet Efendi, İsmail Mâşuki, Hamza Bâli neyse ki bu yüzyılda yaşamıyorlar! Her olguya "din"i ve "milliyetçilik"i karıştırmanın varacağı nokta budur işte!

"Milliyetçilik" ve "sıkı imanlılık" ne biliyor musunuz?
"Yaradanı hoş gör yaradandan ötürü"yü ruhuna yedirmek demek!

Milliyetçilik ne biliyor musunuz? Seçim zamanını fırsat bilip de tarihi, kültürel Osmanlı mirasını kıytırık gecekondularla paçavraya çevirmemek demek!

Müslüman olmak ne demek biliyor musunuz? Cuma namazından çıktıktan sonra, dükkânının önüne attığın tabureye oturup sattığın marulun fiyatına %40 kâr koymamak, kırmızı bibere kiremit tozu, lahmacuna pırasa,
tereyağına patates, sucuğa tavuk kemiği karıştırmamak demek!

Müslümanlık ne biliyor musunuz? Fatih Sultan Mehmet’in “Hiç kimse bu insanların [Boşnaklar] hayatlarına, mallarına ve kiliselerine saldırmasın, hor görmesin veya tehlikeye atmasın. Bu insanlar başka ülkelerden birisini getirirse onlar da aynı haklara sahiptir.” fermanını bilmek ve cana kasdetmemek demek!

Müslümanlık ne biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz.
Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Şeyh Gâlib’i, Hoca Dehhani’yi bilmesine imkân tanınmayan biri, tabii ki, Hasan Sabbah’ın tırnağı olmaktan uzak biçarenin beşinci sınıf “bilinci naylon leğende yıkama tekniklerine” küfrü basamayacaktır.
Daha doğrusu, olan bitene kafası basmayacaktır!

Kof, hamasi dini-milli nutuklar atmakla bir adım ileri gidemeyiz.
Yazmaktan korkmayalım: Bu memleketin büyük bir çoğunluğu cahildir. Çok kolay güdülür.
Dini, millî duyguları çok kolay sömürülür, evrensel bir dünya görüşünde biçimlenen ahlak, vicdan, adalet altyapısı geliştirilmemiştir, pohpohlanmaya bayılır, hassas mefhumlarını sorgulaması öğretilmemiştir fincancı katırları ürkmesin diye.

Osmanlıyı, "Baltacı-Katerina" özelinde ve boyalı basının “Helga, döşediğim boruya bayıldı” haberinde cisimleşen içeriğinde bellemiştir, belletilmiştir.
O yüzden, memleketimize avdet eden her "sarı gacı"nın kıllı kollarına kendini bırakacağını zanneder.
Olmazsa, punduna getirip "kabaran" duygularını zorbaca "indirir münasip bir yerde! Ama hakim bey, mini etek giymişti; nefsim kabardı!

Bestekâr, şair, hattat padişahlardan bîhaberdir.
III. Selim'in suzidilara makamını bulduğunu bilen biri,
Yunus Emre’ninkine değil de, tuttuğu takımın “sambacı”sının göbek adına varana değin türlü detaya vakıf ise “adam vurur"!

Bir "millet"in harcı "milliyetçilik" ve/veya "din" olabilir.
Ancak, bu harcın mayası her tür "karşı" fikre de tolerans dolu olmalıdır. Abazanlıktan düz duvara tırmanma merhalesine gelmiş azgın kediler misali her fikre de "atlamamalı" abdest aldıktan sonra!

Tolerans ya da hoşgörü ya da fikre fikirle mukabele... Adına ne dersek diyelim; muhkem ve "aklî" bir dini yöneliş ile kudretli "aklî" ve içi dolu milliyetçilik hâkim değilse bir topluluğa, bu ve buna benzer ilkellik gösterileri her zaman en pis şekliyle sahnelenecektir maalesef...


4 ahkam var

Ahkâmlar

Aziz dostum,kavram kargaşalarına "açıklık"getiren yazınızı memnuniyetle okudum,elinize sağlık...Ancak,Osmanlı padişahları ve bürokrasisi için de "olumsuz" şeyler söylemek mümkün elbette...Güzelliği,bozmak istemiyorum...Şu gerçeği de göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum; Bu gün olduğu gibi,güçlü bir orta sınıfa ve "batılı" anlamda burjuvaziye dayanmayan Osmanlı imp.Bu mirasını cumhuriyet dönemindeki kadrolara bırakmıştır...Bu miras gerek tek partili gerekse çok partili dönemin Türkiye'sinde ekonomik ve sosyal dinamizmin bir türlü sağlanamamasında önemli bir etken olmuştur...Anlatmak istediklerimin Osmanlı'yı küçümsemek şeklinde anlaşılmamasını hasseten rica ederim...saygılar...

"Millet Kütüphanesi" - Ali Emiri Efendi

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

kıymetli koza 68, "yorum"unuza katıldığımı bilmenizi isterim.
lütfettiğiniz güzel sözler için de teşekkür ederim.
bilmukabele...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu