Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "lindsay lohan ugly betty'de"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

\

Kara tahtalı, kara döşemeli tek bir sınıftan ibaretti tüm okulum. İçine bir kerenin dışında hiç girmediğim daha doğrusu giremediğim o garip tuvaletini saymıyorum tabii. Üst ceplerinden çıkardıkları beyaz mendillerinin üstüne ellerini koyup, tırnaklarını her sabah gösteren 60 kara önlüklü çocuktan biriydim sadece. Birleştirilmiş sınıfımın tahta döşemelerindeki deliklere düşmüş kokulu silgileri, her iki uçtan açılmış küçücük kalemleri arayacak kadar küçüktü ellerim.

O gün korkuyla girmiştim sınıfa. Kızamık yüzünden bir haftadır okula gelmemiştim çünkü. Öğretmene ne diyecektim şimdi? İnanır mı bana? Ya döverse? İçeri girdim ve üç arkadaşla paylaştığımız sırama oturup o anı beklemeye koyuldum.

— Ümit, yaptın mı lan ödevi?
— Çok zormuş sorular. Babam bile çözemedi.
— Baban ne anlar matematikten oğlum.
— Sus be! Benim babam var ya okuldayken…

“Ne! Bir de ödev mi var? Çoktan yanmışım ben. Kaçıp gitsem mi acaba? Ya beni kaçarken görürse öğretmen. İşte o zaman okul yüzü bir daha göremem.” diye düşünürken öğretmen içeri girdi. Sınıf esas duruşa geçip “günaydın” sözünü duyar duymaz “sağol” diye gürledi. Öğretmen yoklamayı aldığında cılız bir sesle “burda” dedim. Ama öğretmen gelmediğim günler için bana hesap sormadı. Sevinecek gibi oldum ama daha kötü bir şey yapacak fikri çoktan beynimi zehirlemişti bile.

Sobadaki tezeklerin çıtırtısı haricinde hiçbir ses yoktu ki:

— 3.sınıf! Defterlerinizi açın. Ödevleri imzalayacağım.

Sanki kalbim kulaklarımın içindeydi. Küt... Küt… Küt… İnfazını bekleyen bir idamlıktan farkım yoktu. O bekleyiş öldürüyordu insanı. “Ne olacaksa olsun artık, kurtulayım bu işkenceden.” diyordum içimden. Öğretmen, kiminin defterini imzalayıp bir “aferin” bahşediyordu. Kimine “Ben size böyle mi anlattım. Geri zekalı. Çık tahtaya. Çık çık!” diye öfkeyle bağırıyordu.

Bana sıra geldiğinde, önüme baktım. Yutkundum: “Ben has……” “Sen zaten hep sorunlusun. Kalk ayağa!!! Kalk! Tembel çocuk. Hayvan herif. Okuldan kaytar bir de ödevini yapma haaa. Eşşeoğluuuuu…..” diyerek kıçıma tekmeleri savurarak beni kara tahtanın önüne kadar sürükledi. Yüzüm siyaha boyanmıştı, tahta döşemelerin kara zifti yüzünden. Öyle bir acıydı ki ağlamayı bile beceremedim. Öylece donup kaldım. Hatta kara tahta önüne geçirilenlerle beraber ellerime, bacaklarıma vurulan üzerine koca harflerle “Ali Haydar” yazan sopa darbelerini hissetmedim bile.

Sırama oturdum. Yüzümü ellerimin arasına gömdüm. İçin için ağlamaya başladım, hiç durmadan ağladım, ağladım, ağladım… Eve yaklaşırken ağlamamın şiddeti gittikçe artıyordu. Ne de olsa "şefkat" beni bekliyordu.

(…)

“Kim bilir ne yapmışımdı.” “Öğretmendi döverdi de severdi de” “Bizim okumamız içindi” “Köyün tek öğretmeni 60 çocukla nasıl başa çıksındı” “Biz bile evdeki üç beş çocuğa kızıp dövebiliyoruzdu” “Vurduğu yerden gül biterdi”

(…)

O morlukları, canımın acısını, yürekçiğimde biriken korkuyla karışık nefreti, öfkeyi, hıncı nereye koyuyorsunuz peki?

Buraya mı? Şuraya mı? Nereye?

Ha… Bir de okul şarkılarına güvensizliğimi;

"Öğretmenim canım benim canım benim
Seni ben pek çok pek çok severim
Sen bir ana sen bir baba
Her şey oldun artık bana
Okut öğret ve nihayet
Yurda yarar bir insan et"


21 ahkam var
Önceki yazı: Zırrrr-Zırrrr....

Ahkâmlar

öğretmen kutsaldır ana gibi,
öğretmen kutsaldır baba gibi,
öpülesi elleri var,
şirin tatlı dilleri var,
öğretmen öğretir a, b, c,

ilk öğretmenin kim senin
kim öğretti alfabeyi

bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa
yirmi dokuz kere kırk yıl
kölesiyiz öğretmenin

<<< ars longa, vita brevis. >>>

Öğretmen milletini hiç sevmem, kompleksli olurlar..Çok azı kişisel anlamda geliştirmiş olur kendilerini..
Onlarla paylaşacak hiçbirşey bulamam..Muhabbetleri de sıkıcı olur hep..Yarım saat sonra çıkar giderim ortamlarından..

coğrafya öğretmenime aşıktım...

hayat suda başladı salus per aquam

"İlkem; küçüklerimi korumak,

Büyüklerimi saymak,

Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileriye gitmektir."

<<< ars longa, vita brevis. >>>

Yürü bakalım, Chattagush, ben yolunu kapamayayım..Çekildim..

ben de aşıktım öğretmenime!

Aşık Mahzuni Şerif ise öğretmeni böyle görüyormuş:

"ÖĞRETMENİM

Bütün karanlığın ulu güneşi,
Her gece gönlüme dol öğretmenim.
Kim ki çıkmak ister ömür dağına,
Ancak senden başlar yol öğretmenim.

Hep çürüsün sana küfreden diller,
Kökten kopsun sana taş atan eller,

Senden küçük güzellikler, güzeller,
Sendeki bir başka hal öğretmenim.

Satır satır düşüncemde kanımsın,
Kanımın içinde başka canımsın,
Yaradandan sonra küçük tanrımsın,
Sende hikmet, kudret bol öğretmenim.

Adaletin A harfini sen yazdın,
Zorlukları sen öğrettin, sen çözdün,
Hesabı keşfettin, atomu ezdin,
Sana tüm engeller kul öğretmenim.

Sen ağlarken ya ben nasıl güleyim?
Rehbersiz menzili nasıl bulayım?
Eline, gönlüne kurban olayım,
İşte bir canım var, al öğretmenim.

Mahzuni sızlanır övgüm az diye,
Benden neler çektin, oku, yaz diye,
Gene yatır dizlerine saz diye,
Beni ölene dek çal öğretmenim... "

<<< ars longa, vita brevis. >>>

ve bir şairin köy öğretmeni tarifi, yaptığı tarife göre benim hiç "köy öğretmenim" olmamış ne yazık ki...
neyse biz onu da dinleyelim:

"Ben bir köy öğretmeniyim,
Alnımda ışık,
Gözlerimde nur..
Alıp götürmeyin beni şehirlere,
Götürmeyin, ne olur..
Bir köy öğretmeniyim,
Katıksız duygular içinde yaşarım.
Çıplak ayaklar basar yüreğime,
Onları tutar, okşarım.
Bir köy öğretmeniyim,
Çaresizlik ekmeğim, keder gözyaşım,
Umut ve sevgiyim çarpan kalplerde,
Dağlardan daha çok yücedir başım.
Ben bir köy öğretmeniyim,
Evlerde motif, dillerde destan
Gölgesi düşer ay-yıldızın üstümüze,
Ve gönüllerde büyür vatan...

Göktürk Mehmet UYTUN "

<<< ars longa, vita brevis. >>>

Ve.... Can YÜCEL:

"ÖĞRETMENİN DÜŞÜ

Mavi bir ışık yandı gözlerimde,
Gökyüzü öyle yakın
Çocuklar doğacak çocuklarım
Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın
Ellerin bütün hayvanlar alemi,
Hangi ağacı çalsam açıyor
Uzaylar uslu,
Yönlerim yörük,
Sağduyularım sol duyu.

Mavi kalemlere yordum bu düşü,
Su resimleriyle öğrencilerin,
Göğerttik bozkırın sarı defterini,
Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi.

Geçen gün okudum söğütlerin tarihini,
Bi çiğdem var onlar kadar yiğit,
Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı,
Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları.

Korkuluklar ektiği kargaları biçsin,
Sevginin de kendi planları var,
Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları,
İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı,
Duvardı diyor, varım diyorum ben de,
Gitsin bütün okumuş filler Gülistana,
Ben Türk'üm bu bozkırda çalışmaya geldim...
"


Alkışlar... Alkışlar... Alkışlar...

<<< ars longa, vita brevis. >>>

Ziller Çalacak

Zil çalacak... Sizler derslere gireceksiniz bir bir
Zil çalacak, ziller çalacak benim için,
Duyacağım evlerden, kırlardan, denizlerden;
Ta içimden birisi gidecek uça ese...
Ama ben, ben artık gidemeyeceğim.

Zil çalacak... Siz geminize, treninize gireceksiniz bir bir
Zil çalacak, ziller çalacak benim için,
Duyacağım iskelelerden, istasyonlardan bütün;
Ta içimden birisi koşacak ardınızdan....
Ama ben, ben artık gelemeyeceğim.

Sonra bir gün bir zil çalacak yine
Hiç kimseler kimsecikler duymayacak,
Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz...
Ta içimden birisi kalacak oralarda
Ben gideceğim.

Zeki Ömer DEFNE

<<< ars longa, vita brevis. >>>

Öğretmenleri sevmem, özellikle bayan hocaları hiç sevmem cazgır olurlar genelde (sözüm meclisten dışarı) , öğretmenlerin dibinden ayrılmayan yağcıları sevmem, sınavda notu yükseltsin diye hocanın odasının kapısında nöbet tutanları sevmem, "üniversitede hocaların çok yetkisi var" diyenleri hiç sevmem. Bizim üniversitede karı koca matematik hocası, kadın bırakıyor öbür sene adam geçiriyor sınıfı. Ama adam tanıdığım tek iyi öğretmen ve inanılmaz zeki.

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

CAHİT KÜLEBİ'nin tadından yenmez realist yaklaşımına şapka çıkartmaktan başka çaremiz yok tabii:

"Köy Öğretmenleri

Yurdumuz uçsuz bucaksız
Gökte yıldız kadar köylerimiz var
Ama uzak ama harap ama garipsi
Alın benim gönlümden de o kadar

Uçsuz bucaksız köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç
Alın benim gönlümden de o kadar

Siz kara göklerin yıldızları
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu
Alın benim gönlümden de o kadar...

<<< ars longa, vita brevis. >>>

arada idealist öğretmenler de çıkmıyor değil .....yeğenim ilkokul 4.sınıfta ve öğretmeni o kadar başarılı ve hırslı bir öğretmen ki anlatamam...34 yaşına geldi ama hala " 5.sınıfı mezun etmeden çocuk doğuramam çünkü ne onları başkasına emanet edebilirim ne çocuğumu ..ya 35 kişiden vazgeçecem ya bir bebeğin gelişini geciktirecem..ben 35 kişinin başarısından duyacağım hazzı yeğledim " diyen bir kadın, ne diyeyim helal olsun vallahi....

Gerçek bendedir, sadece benim beynimdedir, benim mahremimdir, benimdir....

evet, eğitim hizmetleri idealist öğretmenlerin omuzlarında; sağlık hizmetleri idealist doktorların sırtında vs. yürütülmeye çalışılıyor.

sistem daha sağlıklı bir biçimde düzenlenebilirse(yaptırımlar, ödüller vb.) idealistlerin omuzlarındaki yük azalacak, sorumsuzlar ise bu denli rahat nefes alamayacaklar.

sistem... ah sistem...

<<< ars longa, vita brevis. >>>

yazıyı okuduğumda iğrendim...meslektaşlarım arasında böyle "öküzler" olduğunu duymak her zaman canımı sıkmıştır zaten.
ancak "genellemeler" hoş değil. Her meslekte olduğu gibi maalesef öğretmenlikte de, hasbel kader bu mesleğe bulaşmış, ne kadar büyük bir sorumluluk yüklendiğini bilmeyen, anlayamayan bir grup "insan bozması yaratık" var! Ancak inanın bu mesleği hakkıyla yapan bir çok değerli insan da var.
chattagush, anlattığın gibi bir öğretmenim olsa sanırım okumazdım. Ancak bunun sorumlusu o davranışa boyun eğen veliler ve idare biraz da...

Bak sözüm meclisten dışarı demiştim ben bu yüzden, alınmadın dimi çilek?

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

Ilkokul 4. sinifta Semiha ögretmenime asik olmustum. Kulaklari cinlasin. Insaallah yasiyordur...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

Okulu pek sevdiğim söylenemezdi.Ama şimdi keşke öğrenci olsaydım.Dayakmı ı ıh dayak yemeden.Harika anlatmışsın.Tuttum ellerine sağlık.

haberx3

hiç unutmam lise birdeyken 9 dersten ikmale kalmıştım toplam 11 ders vardı, geçtiklerin beden ve resimdi
örtmenler babama alın bunu okuldan okumaz bu demişler
hepsini geçtiğimde suratlarını görmenizi isterdim,
şimdi 3 şirkette ceo luk yapıyorum...

hayat suda başladı salus per aquam

:))
Hep 1 alırdım ortaokulda, ders çalışmazdım çünkü ama hiç karneme 1 gelmezdi. Hocalar kalır gözüyle bakardı son sınavda iki sayfa karıştırır alırdım 100 dengelerdim

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

lisedeki örtmenlerim benim bugünkü durumumu görseler dipleri düşer heralde

hayat suda başladı salus per aquam

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu