Hani derler ya 'Sabaha çıkacağımız belli değil' diye. İşte başımdan geçen tam böyle bir olay.
Her normal insan gibi vakit gelince bende yatmıştım o gece uyumak için. Duamı ettim, duvara döndüm ve gözlerim kapanmaya başladı. Sıkıntılı bir rüya görmüş olucam ki saat 03.00'te yatağıdan kalkıp koşmaya ve çığlık atmaya başlayınca evde herkes uyanmış. Bir tek ben uyuyormuşum hala. Annemler deprem oluyor sanmış, kardeşim sonunda ablam aklını kaçırdı diye düşünürken ben annemin tokatlarıyla kendime geliyorum. Aptal gibi hissetmemem için hiçbir neden yok. Herkes başıma üşüşmüş bi ton soru soruyor. Benimse sağ dizim ve sol ayak bileğimde yanma var. Hiçbirşey yok deyip tekrar yatmamla, sol ayak bileğimi şişmiş görmem aynı anda oluyor. Sabaha gideriz diye kimseye söylemeyip tekrar uyuyorum, bu arada hala şaşırıyorum nasıl tekrar aynı yatağa yatabilmişim. Herneyse ertesi sabah herkes görüyor ve apartopar hastaneye gidiyoruz, ayağımı alçıya alıyorlar dizime de pansuman yapıp beni evime yolluyorlar. 2 hafta boyunca sırt üstü yatıp tv arası zap yapmak ve gazete dergi okumak gerçekten çok sıkıcıymış. Yani bir iki gün belki güzel ama sonrası artık bayıyor. Değnekler bir süre sonra kollarınızda kas oluşturuyor. Kollarınız acıyor. Tek güzel tarafı kardeşinizin etrafınızda pervane olması. Gerçekten çok sıkıcı. Küçükken 2 defa da sol kolum kırılmıştı. Ben doğarkende yine sol kolum omzumdan çıkık doğmuşum (salak hemşireler yüzünden). Bu son olaydan sonra 4 etti. Ya ben gerçekten yaramaz falan değilim. Yaramazlıklar hep beni buluyor. Umarım 5.si gerçekleşmez.
ya bi saniye şimdi bu olayla karabasan'ın ne alakası var. sana geçmiş olsun bu arada. belli ki kabus görmüşsün ve etkisinden sıyrılamamışsın bir müddet. o velvele esnasında da ayağına bi kenar köşeye çarpışsın. karabasanlık bi mevzu değil yw.
karabasan denen olay, beynin geç uyanmasıdır. yani verdiğim komutları bir süre gerçekleştiremiyosun ve sanki felç olmuşçasına üzerinde bi ağırlık hissediyorsun. bu olayla panikleyenler cin'e şartlanıp, karanlık ev içerisinde gölge gördüklerini sanıyorlar, öcüler gelmiş gibi oluyo, ben öyle biliyorum.
ama ters biliyorsun, beynin geç uyanması eğil, tam tersi. aslında bir "geç" kavramı saçma olur; bedenin, beyin uyanmasına rağmen uyanamaması durumu. bahsettiğin olaylar gerçekleniyor sonra, farklı şeylerde olabiliyor. aslında kasların ve beyin dışında tüm metobalizmanın uyanma durumuda var. uyurgezerlik olabiliyor, daha tehlikeli durumlarda. alakanın ne olduğu açık, karabasan yüzünden kırılmış loth. alçıya imza atma olayı çileden çıkartıyor beni.
Bunu, beynin rüya sırasında insanın hareket etmesini engellemek için salgıladığı bir sıvıya bağlıyorlar. Bu sıvı kasları bir nevi felç ediyormuş ve rüya sırasında uyandığında vücudun hareket etmesine engel oluyormuş. Bu şekilde düşündüğümüzde karabasanı bir kabus olarak değerlendirebiliriz, fakat kabus görürken uyanıyoruz ve hareket edemiyoruz. Bu rüyada hareket etmememizi evrime bağlayanlar da var daha doğrusu doğal seleksiyona şöyle ki; insanların ağaçta uyuduğu dönemlerde rüya sırasında kendini tutamayanlar ağaçtan düşüp öldüler, bizim atalarımız ise rüyada koşmaya çalışmayanlar. Kulağa biraz komik geliyor ama...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.