Evet nerde kalmıştık. Hah tamam tekneyi Saipaltı barınağında emniyete aldıktan sonra Karaburun’a iniyoruz. Belediye Başkanı minübüs ile ring seferi organize etmiş, hazır olanları İskele’deki pansiyonlara transfer ediyor. Sıcak su ile duş almak iyi geliyor, temiz kıyafetler giyip kokular sıkarak dışarıya atıyoruz kendimizi, iskelede biraz yürüyüp dağları yeşilliği seyrediyoruz. Karaburun birkaç özel şeyle çok meşhurdur.


Akşam yemeği için restorana yürüyoruz, karınlar açıkmış, rakı, balık, salata düşünmekten helâk olmak istemiyoruz. Restoran teknedeki kişi adetlerine göre her tekne için masalar hazırlamış, akıllı restorancı Saipaltı’na gelip her teknede kaç kişi olduğunu kontrol ederken gözümden kaçmamıştı. Yerlerimize oturuyoruz, sohbet başlıyor, Buzdolabını hemen yanında kasanın bulunduğu bir masa var, masada bir yazar kasa ve bilgisayar. Kasadaki kadının bembeyaz bir teni var, yüzünde hiç makyaj yok, uzun siyah saçları, kot pantalonu ve boğazlı mavi kazağı ile modern ve enerjik bir görünümü var. Güzelliğine diyecek yok. Fırıncı masalara yeni çıkardığı pide ekmekleri ve lavaşları yolluyor, herkes mezelere ve rakıyla dalarken ben gözlerimi kasadakinden ayıramıyorum.
Restoran sahibi kıpır kıpır bir adam, sarışın mavi gözlü olsa da burun yapısından Karadenizli olduğunu ele veriyor, 2 garson ile beraber masalar arasında fır dönüyor mezeleri , lavaşları dağıtıyorlar, buz ve su yetiştirmeye çalışıyorlar. Mezelere ve rakıya ilk taarruzdan sonra ortalık sakinliyor, ızgarada pişen balıkların kokusunu alıyoruz.

Pazar günü 35 millik zorlu bir offshore yarış var ama muhabbet de çok güzel, gece yarısını az geçe restorandan çıkıp pansiyona doğru yürüyoruz.
Pazar sabahı erken uyanıyoruz. Karaburun dağları mis gibi yemyeşil.
Dünyanın hiç bi yerinde zeytin ağaçta olgunlaşmaz ancak Karaburun’da hurma zeytin diye bir tür dalında olgunlaşır ve daldan toplanıp yenir, son derece sağlıklı ve lezizdir,
Tabağa koyarsınız, üstüne bol zeytinyağı ve dağ kekiği serpersiniz, sıcak çay ve köy ekmeği ile tadına doyum olmaz. Kahvaltıdan sonra servisi beklerken iskelede yürüyüş yapıyoruz, dükkanların önlerinde ufak tezgahlar, yeni kesilmiş enginar, hurma zeytin, zeytinyağı, kuru üzüm, kuru incir, taze kekik ve nergiz satılıyor. Nergiz de bu yörede bi başka güzeldir. Sarı beyaz renkte ve misler gibi kokan bir çiçektir.
Karaburun dağları zeytin ve incir ağacı doludur. Köylüsü; nergis, enginar, bakla yetiştirir, hurma zeytin toplar, kekik toplar, üzüm yetiştirir, Taze incir üzüm satar. Sattığını satar satamadığını kurutur mevsimi dışında kurusunu satar. Velhasıl kendi yağıyla kavrulur hayatını yaşar, bir kısmı balıkçılık yapar, restorancılık ve pansiyonculuk yapar.
Karaburun’a karayolundan ulaşım İzmir’den 110 km.dir Çeşme otoyoluna girdinizmi 20 dakika sonra kavşaktan çıkar Karaburun yoluna girersiniz buradan Karaburun 55 km dir ama yok çok dar ve tırnak içinde 850 tane virajı olduğundan ulaşmanız 1 saatten az olamaz, bu yol nedeniyle fazla kalabalığa maruz kalmayan Karaburun doğal güzelliğini korumuş ve yazlıkçı tatilci akınıyla naturasını kaybetmemiş bir yerdir, dağlarında üzüm bağları ve zeytin ağaçları arasında çok güzel taş evlerde oluşan köyleri gezmeye görülmeye değerdir. Köylüsü size yakın davranır.
Servis geliyor, Saipaltı’na tekneye varıyoruz. Hava hafif sert hava cenoasını çıkarıp daha büyük olan hafif hava ceonasını takıyoruz. Balon yelkenleri elleyip torbalarına dolduruyoruz, Rüzgârın durumuna bakılırsa Çeşme’ye kadar rüzgârımız iğnecikten esecek. Bu nedenle balon yelkenleriniz kullanılacak, baloncu ben olduğuma göre en çok yorulan ben olacağim. Bir tanesi sert hava için asimetrik balon, bir tanesi hafif hava için asimetrik büyük balon, bir tanesi de simetrik büyük balon, bunları rüzgâr durumuna göre değiştire değiştire kullanabiliriz.

kopp varyaaa gıcıkkksınnnnn....
offf yaa burda tatil hayalleri kurmama sebep olduğun içinn, böyle tatlı tatlı yediklerini, içtiklerini gördüklerini anlattığın için sana sinir oldum:) Peki tamam kıskandımm hemde çokkk...
Not: Anlatım çok güzel insanı içine çekiveriyor yazdıkların, duru ve güzel.. Şımarmaaa hala sinir olduğunu düşünüyorum:))
öyle güzellik müzellik bilmiyorum affedemicem senii, burda tıkılıp kaldım zatenn, hava güzel, ben güzel eee otur çalış olacak iş mi??:))
iş deil valla, bas istifayı çarp müdürün suratına hadi eyvallah de çık ordan,
@kop, inan ki süper bi yazı olmuş . duurrr şey soracaktım yemeğe zeytin yağını ne zaman dökecez unutmuşsun yazmayıı. bide ben senin yazılarını tutamıyorum neden acaba?
piştikten sonra dökecen diye yazdık orda,
yazıyı tutamıyosan elimden tut
ya ciddiyim, senin yazılarını tutamıyorum. @shane'ye söylesem bakar herhalde
elini deniz kenarında tutacağım, romantik olsun
yaw tutmuşun ya bi bak alt tarafa hasta etme adamı, dedik ya yazıyı tutma elimden tut diye
aaa o zaman biri düzelti. Çünkü dün de diğer yazını tutacaktım tutamadım. kaç kez denedim nihayet olmuşşş ee güzel, ne bariyon kii, herkes duyacak..
sen öyle bil, sağır sultan bile duymuş
benim canım çipura çekti ne olcek şimdi
Alahhhhh! zeybek var tutmayın beniii...!
ama dizimi yere fazla vurmuşum. doktor çağırın...
kalkamıyorummmm:))
@teacher, zeybek havasını da biliyon garii
Ben aslında çiftetelliye güzel oynarım, ama zeybek duyunca dayanamadım...:))
enginar ayıklamak çok zor henüz bu sezon ayıklamak istemedim, ayıklanmış olarak kavonozda aldım, kapağı açılmıyor:(( enginar şanssızlığı!
''Karaburun doğal güzelliğini korumuş ve yazlıkçı tatilci akınıyla naturasını kaybetmemiş bir yerdir, dağlarında üzüm bağları ve zeytin ağaçları arasında çok güzel taş evlerde oluşan köyleri gezmeye görülmeye değerdir. Köylüsü size yakın davranır.''
Süper..
koop, yenilimanda, hemen deniz kenarında bir kahvehane vardır..kadınların erkeklerle birlikte oturabildiği ender köy kahvelerinden biri olmalı burası..ege sahillerinde bu duruma birkaç kez rastladım..türkiyenin başka bir yerinde olası değil bu..işte o kahvede oturmuştuk, gecenin 11'inde..
sahiden çok cana yakındır halk, ama dışardan kimselerin gelip yerleşmesini pek kabul etmezler..
aa benim köyümde bile kadın erkek bir oturuyor kahvede hemde deniz kenarında aynı yerden bahsetmiyoruz demiii...onlar çok eskidendi..@absence birde İstanbul'da bildiğim bir kahve var hatta 90 lı yıllarından beri kadın ve erkek bir arada oturur okey bile oynarlar, eğer ki İstanbul'a gelirsen mutlaka uğra çok cici, şirin bir köy. Ömerli barajı yamaçlarında şu an sit alanı sayılıyor ve yapılanmaya izin verilmiyor. Adı Kurnaköy
benim kokuşmuş yemek tarifleri ajnadamdan ne ara arakladın yau enginar tarifimi :/
şu geçen akşam mangal keyfinden sonra hani tutturdun közde kahve diye ben kahvenin başında közlenirken o ara kaybolmuştun bii
anladım şimdi nerde olduğunu o ara
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.