Ve kavga biter! ... havadaki boşlukta asılı kalmış kelimeler çoktan vücut bulmuştur. Savrulmuş harflerin tokat izleri azgın geceyi dondurmaya yeter de artar bile... Aksak masanın üstünden yere damlayan kansa, az önce yitirilmiş beklentilerin, şiddetli sancıyla doğurduğu hüsrandandır. Pelteleşmiş acıyı kıvamında bırakan isteksiz haykırış da artık yavaş yavaş gölgesini terk eder. Soluk alışlar o kadar hızlıdır ki nutkun tutulur nerdeyse, soğuk bir sızı başlar ve nefes aldırmaz sesine . Boğulmak üzere bırakılan acı sükunetle beslenir ve büyür sinsice kaderiymişçesine. Yük ağırlaşır kendini aşar ve çöker olduğu yere… Uzlaşmak mı bitkinlik mi bilinmez tırsak titrekliğin sebebi. Sonra Ampirik bir bilim adamı düşüncesi bürünür donukluk son çırpınışlara aldırmaksızın , boşlukta kaybolmaya mahkum izler teker teker yok olur… Seçim hakkı olmayan bir kabulleniştir bu yengiyi mecburiyetle birlikte. Son darmadağınıklık kalmıştır artık geride çaresizce….. Daha tüketemediğin ürkek hımbıllığı da omzuna alıp yavaşça aynadaki çatlak aksini okşarsın hüzünle… Kendinden vazgeçişle, süzülen tortulaşmış aciz tuzlu birikintiyi fütursuzca silip dikili verirsin yine de. Yakıcı soğukluk gecenin karanlığında belirir, hesaplaşmaya tek şahittir ama umarsız çatırtıdaki asi sessizlikle yandaş olup çekilir gerilere. Ve bilirsin artık ‘’ben‘’ bir başkasıdır gerçekte… Sarılıp, yarı uyuşuk bedenine hazırlanırsın yeni kavga hallerine. Kendini kandırma acizliğini yaşamak mı? yoksa vazgeçiş basamaklarına tutunarak çıkmak mıdır bu? Hangisi daha erdemli? Hangisi daha azlettirici? Kim bilir ve kimin umurundaki… Eziklik haline geçişlerin ulvi bir sebebi olabilir mi? Çaresizlik değil bu kabulleniştir aslında gerçeği, özgür bırakılmanın tek hali. Az biraz takatin de kaldıysa, tapınarak mecbur kalışlara, saygıyla eğil haykırışlara ve azat ed kendini kendinden, ayır,acıt ancak bütünlük ve özgürlük (sanırım) böyle sağlanır. Siz kaç kere vazgeçtiniz kendinizden, kaç kere yalan gerçeklere haykırdınız hıçkırıklarınızla düğümlüyken ve kaç kere döne bildiniz gerçekten özünüze, kendinize ? kolay olan zor olmayandır ya hani işte hep zoru mu seçiyoruz dersiniz bilinçsizce ???( bu hak revamıdır bize?) Meltemce:)
başlığı görünce hitlerle ilgili bir yazı sandım, ama gene de güzel olmuş. tebrik ederim.
Türkiye' de yasaklandı kavgam kitabı. Ben de bununla ilgili sandım önce:))
meltemce,
eline sağlık bu arada:)
belki ilerde yazarım Hitlerle ilğili... şimdilik meltemce idare ediyorum işte . teşekkürlerrrrrrrr..
sizin kendinizle kavganız ne alemde? :)
yazıyı tıkladım..meltemce bir yazı okuyacağımı sanıyordum..hitler le alaklı bır yazı cıkınca karşıma şok oldum..meltemce bir yazı beklerdim doğrsu :))
sahindennnn ... yeterince meltemce olmadıysa affola :) bidahaki sefere telafi etmeye çalışırım ...
estafurullah ,ama sıkışmış olan yazı degil biziz... biraz yalnızlık biraz ruhsal sadece insana özgü, kendinle kaldıgında kendinle verdiğin kavga. hanğimiz bu kavgayı vermedi ki ?
inanç bence kişiye özğüdür bazen doğru bazen yanıltıcıdır ama genellikle yansımalararın neyse onu çağrıştırıp onu yaşarsın ve inanmak istediğine inanırsın, sana çağrışım yapan yansımalar neler ? :)
İzdüşümsel yanılgılar olmadığı sürece; kanatları yanmaz meleklerin...
inandığın şey kendine, kendin tanrıya; tanrı da kalbine dönüşür...
Ama sorun şu ki inanmak bazen zordur bazende imkansız...
Kadehin içine biraz gözyaşı biraz gülümseme biraz sevab biraz günah koymalı insan sonrasıda kader ve özgür iradenin düeti olmalı... İçmeli içmeli ayılmalı...
evet inanmak bazen zordur bazende imkansız, birde inanıp yanılmak vardır sonunda acıtır bunu kabullenme çabası dahada acıtır. İzdüşümsel yanılgıların dışavurumsal tarafları da bu düetsel iradesizlikteki hayatın silbaştanlarını yaratır...(dediğn gibi döngüler.)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.