
Bu kısacık ısınma turundan sonra konumuza geçebiliriz. Meşhur Kamkars Kardeşleri Harbiye Açıkhava’da dinlediğimde çok şaşırmıştım. Kanuna benzeyen bir alet çalıyorlardı. Tınısını çığlığa benzetmiştim. İnsan çığlığı değildi bu ses. Hayatın, çocukluğun, doğanın çığlığıydı. Sonra birkaç hafta önce İstiklal Caddesinde yürürken bir gruba rastladım. Felaket yağmur yağıyordu ve buna rağmen santuru çalmaya devam ediyorlardı. Sonra Feyruz'un şarkılarında santuru duymaya başladım. Santur en eski çalgılardan biri ve vurmalı çalgılar arasında yer alan bir enstürman.
Biçim yönünden “Kanun”a benzeyen bu çalgı, Osmanlı müziğinde uzun yıllar kullanılmış. Ancak Türkiye’de, belki de müzik sistemimize uygun bulunmaması gerekçesiyle bir dönem unutulmuş. Yirminci yüzyılın başlarından sonra bu çalgıya bir ilgi olmuş ancak bu da oldukça sınırlı kalmış.
Bu çalgının her iki tarafı da tabiri caizse yamuktur. Ön taraf daha kısa, arka taraf daha geniştir. Santur ahşaptan yapılır ve gerdirilmiş üçerli ses gruplarından oluşur. Uçlarına kauçuk bağlanmış, küçük çekiçlerin tellere vurulması ile de çalınır. Santur'un tarihsel gelişimi hakkında pek çok farklı görüş mevcut. Tarih içindeki uzun yolculuğunda birçok asya ve Avrupa ülkelerinde çalınmış ve değişik isimler almıştır. Ayrıntılı bilgi şurada. Santurun, kanunun bulunuşundan sonra Orta Çağ'da şekil değiştirerek doğuya ve batıya doğru yayıldığı rivayet ediliyor. Kanuna benzerliğiyle dikkat çeken santurun, Orta Asya Türkleri'nin kullandığı Yatugun, Cattugan ve Yatıg isimli enstrümanlardan türediği de, rivayetlerden. Santur ile ilgili başka bir iddia da MS 900 yıllarında Filistin’de ortaya çıktığı ve daha eski saz olan Psaltery ile akraba olduğudur. Bu sazın da Tevrat’daki ismi Psanterin. Santurunda bundan türediği öne sürülüyor. Bu teoriyi doğru kabul edersek, İbranilerin çalgısı olan santur 11. yy’dan sonra Avrupa’ya yayılmıştır. Günümüzde ise ağırlıklı olarak İran ve Uzakdoğu müziğinde kullanılmaktadır.

Santurî Ethem Beyden santur dersi alan Ziya Santur (1862-1952), ki daha önce ney çalarmış, bu sazda bir takım değişiklikler yapmış ve 1914 de ilk Santur metodunu yazmış. Bu metodu 1947 de tekrar elden geçirerek neşretmeye çalışan Ziya Santur, birçok defalar orijinallerinin kaybolması nedeniyle metodunun basıldığını göremeden 1952 de 85 yaşında vefat etmiş. Ziya Santur, o zamana kadar kucakta çalınan Santura sehpa yapmış ve saza 6 adet ses eklemiş. Ve bu sayede taksim yapılabilecek hale geldiğini söylemiş. Ziya Santur’un talebeleri arasında Cevdet Kozanoğlu, Hüsnü Tüzüner, Zühtü Bardakoğlu, Mustafa Sunar, Osman Güvenir ve Vecdi Seyhun bulunuyor.
İngilizce kısa bir bilgi daha. Video isteyenler dinleyeceğim bu nedir diyenler buraya.
Santur çalan müzisyenlere santuri deniyor. Santurilerden biri olan Dr. Ümit Mutlu’nun son 15 yıldır sürdürdüğü çalışmalarla bu sazı tekrar canlandırmaya uğraşıyor. Ümit Mutlu kanunu bırakarak, sadece santur ile ilgilenen bir müzisyen. 1967’de İran’dan getirdiği bir santurla çalışmaya başlamış. Türk musikisi sistemine uyumunu sağlamak için akord düzenini değiştirip mandal ekleyerek geliştirdiği İran santurunu, Türk musikisinin bütün makamlarını icra edebilecek bir çalgı haline getirmiş.
Peki santur çalmaya karar verdiniz. Ne yapacaksınız? İlk problem santur alırken yaşayacaksınız. Bu noktada başvurulacak bir ağaç ustası var. Şurada yine Ziya Santur hakkında bir bilgi var. Bir göz atın derim.
Son olarak intiharın müziğidir, santur.
doğunun sesidir. sesi çok ilginç gelir bana, çok sık karşılaşmıyoruz malesef. ankara sakaryada yada karanfilde bazı insanlar bunu çalarak para kazanıyor. ;)
kibris sehitleri'nde de vardi bi abi bunu calan.. aha lan adam kanunu bagetle caliyor der gulerdik, adam sanatci cikti bak..
Ellerine sağlık nevdalist insanı. Ayrıca www.radiodarvish.com adresinden santur sevenler dinleyebilir. Sadece santur çalınmasada radyo da sürekli çıkıyor. Ardahan kamkar da süperdir özellikle darya parçasını öneririm...
Şimdi bigboned, harcamışsın abiyi :)
Yazıda geçen Ziya Santur'da ilginç. Santuru o kadar çok seviyor ki, soy adı olarak alıyor.
Son dönemde taksim'de bir sürü farklı kişi gördüm, santur çalan. Belki yeniden popülerleşiyordur, kimbilir.
beşiktaş'ta kadıköy iskelesinin önünde de çalarak para kazanlar da mevcut.
Ufopilotu, doğunun sesidir demiş: Bence de santur'un türk müziğinden kaybolmasının en büyük sebebi budur. Batılılaşma hareketleri içinde santur çok doğu kaldığından ilgiyi yitirmiş olabilir. Tabii felsefe yapıyorum. Belki bununla hiç alakası yoktur:)
Merhaba, yazınız hoşuma gitti ve pilliye katıldım, sağolun. Farsça bir sözcük olan Santur, yüz gergi anlamına geliyor. Hindistan'ın en eski enstrumanlarındandır, Sanksritçe'deki karşılığı Shata Tantri Veena; yüz telli ut.
İlginç, dün gece eşimle beraber fotoğrafıma ve ismime ne koyalım diye düşünürken aklıma eski Hint yazıtı Veda'larda bahsedilen bilgi tanrıçası Sarasvati geldi. Sarasvati veenasını çalarak farklı seviyelerdeki maddi ve manevi yaradılışlar hakkında ebedi bilgiler veren Vedik ilahiler söyler. Etkili ve derin performansı dinleyenleri ebedi gerçeğin sesine daldırır.

Yazı ve yorumlarımla ben de ebedi bilgi anlayışımı derinleştirmeyi, sizlerden öğrenmeyi ve paylaşmayı diliyorum.
SiyaSiyaBend vardı Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul'da. Orada gördüğümde çalgının tınısı çok hoşuma gitmişti ama kanuna benzeyen bu aletin adını dahi öğrenememiştim. Buydu evet.
ben de tunele inerken santurun çekiciliğine kapılıp konser yerinin önünde biraz mola verenlerdenim. karagüneş adlı grubu "dağlar, dağlar..." sözleriyle başlayan şarkısında santurla tanıştım. o gece rakı içesim vardı, hemen kaptırıp kendimi "evet evet, arkada bu şarkılar çalmalı!" dedim. bu olayın üstünden bi ay sonra iranlı bi adamla tanıştım barda. yarı ingilizce yarı türkçe yarı farsça sohbet ederken konu santura geldi hemen. yemin ederim hatırlamıyorum nasıl geldiğimizi. hayyam ile açılmıştı konu, kapanış konuşması santurla oldu. velhasılkelam santur güzeldir ve şu sıralar daha çok gündeme gelmeye başladı. sağ ol nevdalist...
eski bir yazıyı hortlatmışsın buddhala. ben bu yazıyı nedense çok seviyorum. aramızda gönül bağı var:)
yazıdaki düşüncem aynen devam ediyor. çığılığın sesidir, santur. dün kamkarsları dinledim youtube'de. nasıl böyle çalarlar, anlayamıyorum.
harika bir enstrüman.. ne mutlu ki hortlamış benim de görme şansım oldu bu güzel yazıyı.. şu aralar zaten vurmalı çalgılar işindeyim, ben de çok ilginç bir enstrüman tanıtabilirim size =)
arada bir hortlatmaya değer bi yazı:)
inan,
sana uzakdoğu yolu gözüktü. tayland'ta gözlerimle gördüm, santur çalan kadınlar var. hatta bir grubu dinlemişliğim. sen yola karar ver, ben sana gerekli adresleri vereceğim. yolun 10 saat civarı sürdüğünü de ekleyeyim.
hakkaten, santur çalan kadın yok.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.