Tarih boyunca kişisel gereksinim eşyaları arasında en önemli malzemelerden sayılan tarak için çok farklı modeller üretilmiştir. Kısa veya uzun dişli olanları, sık veya seyrek dişli olanları, sırt kısmı kavisli ve bombeli olanları gibi birçok örnek mevcuttur.
Eski Mısır'da yapılan örneklerde tarakların üzerine mitolojik kahramanların işlendiğini gözleriz.
Bugün hala bir elişi ürünü olmasına bağlı sanatsal bir yönü bulunduğu için ilkel yöntemlerle üretilen tahta taraklar vardır. Afrika’dan Asya’ya, Güney Amerika’dan Hint Okyanusu’nun egzotik adalarına kadar ise normal bir gereksinim öğesi olarak üretilmektedirler.
Osmanlı döneminden kalma tahta taraklarımız ise ülkemizin çeşitli yerlerinde yer alan etnografya müzelerinde gösterilmekte özel koleksiyonları süslemektedir. Bugün halen Bolu bölgesindeki köylerde tahta tarak yapımcılığı önem verilerek devam etmektedir.
Sırası gelmişken atalarımızın söylediği kel başa şimşir tarak deyiminin altında yatan gerçeği de şöyle açıklayabiliriz: Eski Yunanlılar zamanında başlanmış olan en güzel, en dayanıklı tarakların yapımında çok sağlam bir ağaç olduğu için kullanılırmış şimşir ağacı. Sağlamlık kavramına dayandırılan şimşir terimi ve kellik durumuyla arasında kurulan ironiyi çözmek bu durumu önceden bilmeyenler için artık daha kolay olacaktır.


pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.