"insan ne kadar akıllı olursa olsun, cahillerin yanında cahildir."
birçok insanımız ne yazık ki çok şekilci, damgalayıcı, yaftalayıcı bir eğitim (?) dehlizinden geçmiş durumda. onun için dini bütün, edepli, ahlaklı dişi asla ve kat'a mini etek giymez, emzirme enstrümanlarını bırak kenarından göstermeyi, belli olmasına bile izin vermez, daracık "kot" giyip de poposunu kesinlikle "çıkartmaz"... değil mi?
ama sıkmabaşlı hanımlar edepli edepli gezerken, ayak parmaklarını suratımıza suratımıza doğru sallamakta beis görmezler!
yahu ortalık ayak fetişisti dolu be! n'oluyoruz! ahlakın sadece kılık kıyafet kriteriyle standarta oturtulmaması konusunda epey yol alması gerekiyor insanlarımızın.
ne sıkmabaş ve "kapalı" kıyafet bir kişinin edebini, ahlağını bire bir yansıtır, ne de "kıçını başını açmış" birinin namussuzluğunun göstergesidir "açık" kıyafeti...
kişiler kendi kıyafet sınırlarını kendileri belirler aldıkları eğitim doğrultusunda, çevre ve beğeni düzeyleri çerçevesinde.
ama öyle berbat giyinenler de var ki...
iki çocuk dünyaya getirdikten sonra diriliğini gömen göbeğini açman şart mıdır? estetik hak getire! hadi, onu açtın... ayakların bakımsız... çıkmış ojelerinle, sağdan soldan fırlamış parmaklar... yeter mi? pazar malı t-shirt'leri de içi içe giymek moda ya, giymişsin iri vücuduna yufka gibi şeyleri...
tövbe tövbe!
bir de kırmızı-siyah, sarı-kırmızı, yeşil-sarı gibi çarpıcı renkler kullanılıyor... estetikten nasibini almayan hiçbir "nesne"ye bak(a)mıyorum. avner ziss'leri, ismail tunalı'ları boşuna mı okuduk!
kadınlarımız-kızlarımız giyinmeyi bilmiyorlar! bu kesin! kendi bedenlerini tanımıyorlar en başta. neresi "fazla", neresi "eksik" bihaberler...
böyle olunca da, bir curcuna, bir sakillik, bir mezbelelik... doğru dürüst kadın eli tutup, sevdiğinin göbeğini, göğüs arasını görmemiş, bedeninde gezdirdiği bakışlarıyla içi tutuşmamış bir "erkeg" de gezici karpuz sergisini bulursa her baktığı yerde, tabii ki bakar doğası gereği...
dağılmadan hadisenin püf noktasına gelelim: kişi (burada hep dişiler kastediliyor nedense) kıyafet seçiminde, bedenini bir arzu nesnesi (arzunun o belirsiz nesnesi!) gibi sergilemez de (mesela; iri göğüslü bir hanımın strech bir t-shirt giymesi abes değil midir? Bunu giymenin sonucu, her türden "erkeg" bakışına katlanmaktır maalesef!) kendi zevkine uygun ve vücudunun topografyasını bilerek giyinirse, cinsel açlığın hala doyurulamadığı bir memlekette rahatsız edilmez. acı da olsa, realite budur maalesef.
ama kıyafet tercihinden kalkıp da, o ahlaklıdır, bu edepsizdir, namussuzdur gibi bir sonuca ulaşmak da ahlaksızlığın ta kendisidir!
kadınlarımız-kızlarımız sokağa adım atmadan önce aynaya bakmıyorlar büyük ihtimalle.
teşhircilik ruhsal bir bozukluktur. tedavisi vardır. dileyen mini etek giyer, dileyen kara çarçaf altına sandalet... ama zengin müslüman hanımların tek renkten sıyrılıp, gökkuşağı renklerinde başları kapalı da olsa şık, belli bir beğeni seviyesi taşıyan uzun entariler içine renkli, modaya uygun t-shirt giyip "fusion" modasını sergiledikleri de görülmekte... geçelim...
kişi jazz dinliyor diye entellektüel olmaz! ki, o jazz dinleyen bey, akşamları karısına bir osmanlı tokadı aşkediyor mudur? kuvvetle muhtemel...
rock/metal dinleyen de dinsiz olmaz! ama dine bakışı, arap müslümalığına ve bizdeki paragöz din bezirganlarının cahiliye dönemindeki tavırlarına benzemez.
bu toplumda dine bakış, arap müslümanlığının ve derin bir dinsel şekilciliğin kolay kolay yıkılmaz taassubunda olduğu yerde saymaktadır. dinin toplumsal hayattaki belirleyiciliği tartışması... buyrunuz...
tam savaş ay'a göre... "milli kaynana" semra'yı da koydun mu! bir de "milli afrodit"imiz...
sahih hadisler masalıyla kutsal kitab'ta yazmayan bir sürü ıvır zıvır "din" adı altında körpe beyinlere işlene işlene bu hale geldik!
taharet esnasında da sol elin hangi parmaklarını kullanmamız gerekir, sağ elini kullananların yanma şekilleri nedir diye sorsak... yeni bir havanda su dövme uğraşına girer miyiz? bence gireriz...
bu memlekette erkeğin "namus"unun sorgulanmamasının yanı sıra erkeğin namusunun hangi organında aranması gerektiği sık sorulan bir soru mudur?
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.