şahsen çok istifade ettiğim bir yazı oldu, paylaşım için teşekkürler...
lakin yazı ile alakalı aklımda kimi soru işaretleri de oluşmadı değil;
şöyleki;
1) dünyaya kapalı bir ekonomi tasarlayan Kemalizm'i, piyasa ekonomisi, demokrasi ve küreselleşme tasfiye edecektir ve de etmektedir.
cumhuriyet tarihi süresince dünyaya kapalı bir ekonomi tasarlamaya değinen bu cümlenin, yazılı/sözlü bir kaydı, bir uygulaması var mı merak ediyorum...zira yazı genelde serbest piyasa ekonomisi vs kemalizm şeklinde aktığı için bunun açıklığa kavuşması yazıyı takip etmek açısından da anahtar niteliğinde bence..
2) soruyorum zira naçizane görüşüm yazıda bu soruya cevaben sadece;
Devlet kapısı dışında bir kazancın mümkün olduğunu gösteren pazar ekonomisi 'yurttaşları' özgürleştiriyor, devletin denetiminden çıkarıyor. cümlesinin zikredilmiş olması...
keşke sübjektif yorumlara kayılmadan, sosyo ekonomik tezini sayılar&rakamların dilinden seslendirseymiş diye içimden geçirmedim değil...
iktisadi açıdan yukarıdaki sorulara ilişkin yardımcı olabilecek arkadaş varsa cevaplarını dinlemeyi çok arzu ederdim...
ak parti burjuvası(!), yani muhafazakar burjuva yükünü tuttuktan sonra ne önünde kemalizm tanır ne de muhafazakarlık.
her iktidar kendi burjuvazisini yarattığı gibi kemalizm burjuvazisi şeklinde palazlanmaya çalışan burjuvalaşma hareketi de ekonomide parsayı akp burjuvazisine kaptırdığı için şimdi kemalizm gitti diye feveran edilmesi doğal.
şunu dikkatten kaçırmamak gerek; kemalizm ve atatürkçülük farklı şeylerdir.
geçen süre zarfında şu siteden ilkelere bir göz gezdirdim. Ekonomi ile en ilgili olabileceğini düşündüğüm devletçilikte şöyle bir tümce iliştirilmiş;
"Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim ve dağıtım araçlarını fertlerden alarak milleti büsbütün başka esaslar içinde düzenlemek amacını güden, özel ve kişisel ekonomik teşebbüse ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayalı kolektivizm, komünizm gibi bir sistem değildir. Özet olarak bizim güttüğümüz "devletçilik" ferdi çalışma ve faaliyeti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa eriştirmek için, milletin genel ve yüksek menfaatlerinin gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda, devleti fiilen ilgilendirmektir."
ve
Bir de ferdin kişisel faaliyeti, ekonomik gelişmenin esas kaynağı olarak kalmalıdır. Fertlerin gelişmesine engel olmamak, onların her bakımdan olduğu gibi özellikle ekonomik alandaki özgürlük ve teşebbüsleri önünde, devletin kendi faaliyeti ile bir engel vücuda getirmemesi, demokrasi prensibinin önemli esasıdır. O halde diyebiliriz ki, ferdî teşebbüs gelişmesinin bir engel karşısında kalmaya başladığı nokta, devlet faaliyetinin sınırını teşkil eder. Bu bakımdan genellikle belli zaman ve alanda sürekli bir özel nitelik gösteren ekonomik bir işi, devlet üzerine alabilir. ifadeleri yer almakta...her ne kadar ferdi teşebbüsün gelişiminde bir problem görüldüğü taktirde diye bir koşula bağlamış olsalar da hakkatten geçici süreli de olsa devletin ekonomiye dilediğince hükmetme yetkisi varmış yani..
tabi sorulması gerekli bir diğer soru, serbest piyasa ile karşılaştırılan hangi kemalizm? (atila ilhan kitap adına benzedi bu soru :P) herhalde.
zira ilkeler bütünündeki bir diğer önemli ilkenin de devrimcilik olduğu ve devrimcilikle alakalı şu sözlerin günümüz kemalizminde ne ölçüde geçerli olduğunu taktirinize bırakıyorum...
"Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılâbımızın asıl hedefi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye kadar milletin beynini paslandıran, uyuşturan ve bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Herhalde zihniyetlerde mevcut hurafeler tamamıyla kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyinlere gerçeğin ışıklarını sokmak imkânsızdır."
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.